Ana içeriğe geç
Sözlük

oda ile cümle

oda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Odaya girdim, insanlarla doluydu.I entered the room, which was full of people.
Odayı paylaştığım kişi olan Tom dağınıktır.Tom, with whom I am sharing a room, is messy.
Tom, onunla bir odayı paylaştığım adam, dağınık.Tom, the guy I'm sharing a room with, is messy.
Hamala bagajımızı odamıza kadar taşıttık.We had the porter carry our luggage to our room.
Kapıcıya bagajımı odama kadar taşıttım.I had the porter carry my luggage to my room.
Masa odada çok yer kaplamıyor.The table doesn't take up much room.
Yatak odası penceresini açık bırakma.Don't leave the bedroom window open.
Oda dumanla kaplanmış.The room is shrouded in smoke.
Mary maymuncuk kullanarak Tom'un odasına girdi.Mary broke into Tom's room using a lockpick.
Tom'un evinin üç tane yatak odası var.Tom's house has three bedrooms.
Tom'un yatak odası penceresinin dışında ayak izleri vardı.There were footprints outside Tom's bedroom window.
Tom'un odası, evdeki en büyük odaydı.Tom's room was the largest one in the house.
Tom üniversitede John'un oda arkadaşıydı.Tom was John's roommate in college.
Odada başka kimse yoktu.No one else was in the room.
Tom'un odası büyük bir taneydi.Tom's room was a large one.
Bir boş oda var.There is one vacancy.
Birçok oda var.There are many rooms.
Herkes odaklanmış.Everybody is focused.
Tom odaklanmıştı.Tom was focused.
Onlar yatak odamızı yağmaladılar.They ransacked our bedroom.
Polis odadaki herkesi tutukladı.The police arrested everyone in the room.
Odadaki herkes tutuklandı.Everyone in the room was arrested.
Tom kendi odasına geri döndü ve uzandı.Tom went back to his own room and lay down.
Mary ziyarete geldiğinde, Tom odasını temizlemeye henüz başlamıştı.Tom had just started to clean his room when Mary came over to visit.
Annem eve dönmeden önce oturma odasını temizlemek zorundayız.We've got to clean the living room before mom gets home.
Oda çok temizdi.The room was very clean.
Odamın rengini beğenmiyorum.I don't like the color of my room.
Odaya girdik ve Tom ile Mary'yi dans ederlerken gördük.We went in the room and saw Tom and Mary dancing.
Tom neyin yapılması gerektiği konusuna odaklanmakta sorun yaşadı.Tom had trouble focusing on what needed to be done.
Tom ödevini yaparken yatak odasındaydı.Tom is in his bedroom doing his homework.
Tom, Mary odaya girer girmez Fransızcaya döndü.Tom switched to French as soon as Mary entered the room.
Tom odaya girdiğinde herkes konuşmayı bıraktı.Everyone stopped speaking when Tom entered the room.
Tom çekinmeden odaya girdi.Tom entered the room without hesitation.
Göz yaşartıcı gaz odayı doldurdu.Tear gas filled the room.
Daha iyi olmaya odaklanmanız gerekir.You need to focus on getting better.
Tom üniversitede oda arkadaşımdı.Tom was my roommate in college.
Yatak odam karanlık.My bedroom is dark.
Odayı gözden geçirdim.I scanned the room.
Bu, Tom'un kendini öldürdüğü oda.This is the room where Tom killed himself.
Birkaç kişi yan odada uyuyorlar.Several people are sleeping in the next room.
Tom'un odaklanma sorunu vardı.Tom had trouble focusing.
Oda hafifçe ısındı.The room warmed slightly.
Alice odasında uyuyor.Alice is sleeping in her room.
Oda arkadaşı onun nerede olduğunu bilmiyordu.Her roommate didn't know where she was.
O, yeni bir oda arkadaşı buldu.She found a new roommate.
Çalışmalarına odaklanması gerekiyordu.She needed to focus on her studies.
O, odayı diğer iki kız kardeşiyle paylaştı.She shared the room with two other sisters.
Dikkatinizi gerçekten önemli şeyler üzerinde odaklayın.Focus your attention on the really important things.
Tom odaya gitti ve Mary'nin nerede olduğunu sordu.Tom walked into the room and asked where Mary was.
Odadaki herkes katılıyor gibi görünüyordu.Everyone in the room seemed to agree.
Tom bütün gün odasında hiçbir şey yapmadan oturuyor.Tom is sitting all day in his room accomplishing nothing.
Odadan ayrıldığınız zaman ışıkları kapatırsanız enerjiden tasarruf edebilirsiniz.You can save energy by turning off the lights when you leave a room.
Ben sık sık yatak odamın penceresinin dışında güvercinlerin öttüğünü duyabiliyorum.I can often hear pigeons cooing outside my bedroom window.
O ağlayarak odasına koştu.She ran to her room, crying.
Sen odandaki mumları yaktın.You lit candles in your room.
Ne mutfakta ne de oturma odasında.She is not in the kitchen, nor is she in the living room.
Tom Mary'nin odasından hiçbir değerli şey almadı.Tom took nothing of value from Mary's room.
Tom sessizce Mary'nin odasına emekledi.Tom crawled silently into Mary's room.
Tom, Mary'nin odasını araştırdı.Tom searched Mary's room.
O, odadaki tek kişiydi.He was the only one in the room.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod