Ama bunu oğullarımıza da borçluyuz.De a fiainknak is tartozunk ezzel.
Ama bunu oğullarımıza da borçluyuz.게다가 우리의 아들들에게도 빚을 졌구요.
Ama bunu oğullarımıza da borçluyuz.Le-o datorăm și fiilor noștri.
Ama bunu oğullarımıza da borçluyuz.Mais nous le devons aussi à nos enfants.
Ama bunu oğullarımıza da borçluyuz.Nhưng chúng ta cũng nợ điều đó với con trai chúng ta.
Ama bunu oğullarımıza da borçluyuz.Pero también se lo debemos a nuestros hijos.
Ama bunu oğullarımıza da borçluyuz.Siamo in debito anche con i nostri figli.
Ama bunu oğullarımıza da borçluyuz.Αλλά επίσης το χρωστάμε στους γιους μας.
Ama bunu oğullarımıza da borçluyuz.Но ещё это и наш долг перед нашими сыновьями.
Ama bunu oğullarımıza da borçluyuz.אבל זו גם חובתנו כלפי הבנים שלנו.
Ama bunu oğullarımıza da borçluyuz.ولكن نحن أيضاً مدينون بذلك لأبنائنا.
Ama bunu oğullarımıza da borçluyuz.選んだわけではないのに
Ama kadın gebe kaldı ve bir yıl sonra, Elişanın söylediği günlerde bir oğul doğurdu.Ale žena počala a porodila syna v určený čas, podľa času života, na čas, ktorý jej predpovedal Elizeus.
Ama kadın gebe kaldı ve bir yıl sonra, Elişanın söylediği günlerde bir oğul doğurdu.A tak poczęła niewiasta, i porodziła syna o onymże czasie po roku, jako jej był powiedział Elizeusz.
Ama kadın gebe kaldı ve bir yıl sonra, Elişanın söylediği günlerde bir oğul doğurdu.A žena spočne in rodi sina ob tem času, ko se je ponovilo leto, kakor ji je bil rekel Elizej.
Ama kadın gebe kaldı ve bir yıl sonra, Elişanın söylediği günlerde bir oğul doğurdu.És teherbe esék az asszony és fiat szült abban az idõben, a melyet megmondott volt Elizeus.
Ama kadın gebe kaldı ve bir yıl sonra, Elişanın söylediği günlerde bir oğul doğurdu.Femeia a rămas însărcinată, şi a născut un fiu chiar pe vremea aceea, în anul următor, cum îi spusese Elisei.
Ama kadın gebe kaldı ve bir yıl sonra, Elişanın söylediği günlerde bir oğul doğurdu.여인이 과연 잉태하여 돐이 돌아오매 엘리사의 말한대로 아들을 낳았더라
Ama kadın gebe kaldı ve bir yıl sonra, Elişanın söylediği günlerde bir oğul doğurdu.Mas a mulher concebeu, e deu � luz um filho, no tempo determinado, no ano seguinte como Eliseu lhe dissera.
Ama kadın gebe kaldı ve bir yıl sonra, Elişanın söylediği günlerde bir oğul doğurdu.Men Kvinden blev frugtsommelig og fødte en Søn Året efter ved samnme Tid, således som Elisa havde sagt hende.
Ama kadın gebe kaldı ve bir yıl sonra, Elişanın söylediği günlerde bir oğul doğurdu.Men kvinnan blev havande och födde en son följande år, just vid den tid som Elisa hade sagt henne.
Ama kadın gebe kaldı ve bir yıl sonra, Elişanın söylediği günlerde bir oğul doğurdu.Og kvinnen blev fruktsommelig og fødte en sønn det følgende år nettop på den tid som Elisa hadde sagt henne.
Ama kadın gebe kaldı ve bir yıl sonra, Elişanın söylediği günlerde bir oğul doğurdu.Ora la donna rimase incinta e partorì un figlio, proprio alla data indicata da Eliseo
Ama kadın gebe kaldı ve bir yıl sonra, Elişanın söylediği günlerde bir oğul doğurdu.Pero la mujer concibió y dio a luz un hijo al año siguiente, por el tiempo que Eliseo le había dicho
Ama kadın gebe kaldı ve bir yıl sonra, Elişanın söylediği günlerde bir oğul doğurdu.Und die Frau ward schwanger und gebar einen Sohn um dieselbe Zeit über ein Jahr, wie ihr Elisa geredet hatte.
Ama kadın gebe kaldı ve bir yıl sonra, Elişanın söylediği günlerde bir oğul doğurdu.Zatím počala žena a porodila syna v času jistém vedlé času života, kterýž předpověděl jí Elizeus.
Ama kadın gebe kaldı ve bir yıl sonra, Elişanın söylediği günlerde bir oğul doğurdu.И женщина стала беременною и родила сына на другой год, в то самое время, как сказал ей Елисей.
Ama kadın gebe kaldı ve bir yıl sonra, Elişanın söylediği günlerde bir oğul doğurdu.Но жената зачна и роди син на другата година по същото време, както й рече Елисей.
Ama kadın gebe kaldı ve bir yıl sonra, Elişanın söylediği günlerde bir oğul doğurdu.ותהר האשה ותלד בן למועד הזה כעת חיה אשר דבר אליה אלישע׃
Ama kadın gebe kaldı ve bir yıl sonra, Elişanın söylediği günlerde bir oğul doğurdu.فحبلت المرأة وولدت ابنا في ذلك الميعاد نحو زمان الحياة كما قال لها اليشع.
Ama kadın gebe kaldı ve bir yıl sonra, Elişanın söylediği günlerde bir oğul doğurdu.婦 人 果 然 懷 孕 、 到 了 那 時 候 、 生 了 一 個 兒 子 、 正 如 以 利 沙 所 說 的
Ama kadın gebe kaldı ve bir yıl sonra, Elişanın söylediği günlerde bir oğul doğurdu.婦人 果然 懷孕 、 到 了 那 時候 、 生了 一 個 兒子 、 正如 以利沙 所 說的
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.Ale nie chodzili synowie jego drogami jego; lecz udali się za łakomstwem, i brali dary, a wywracali sąd.
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.Fiii lui Samuel n'au călcat pe urmele lui; ci se dădeau la lăcomie, luau mită... şi călcau dreptatea.
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.그 아들들이 그 아비의 행위를 따르지 아니하고 이를 따라서 뇌물을 취하고 판결을 굽게 하니라
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.Men hans sønner vandret ikke på hans veier, men søkte bare egen vinning og tok imot gaver og bøide retten.
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.Nechodili pak synové jeho po cestách jeho, ale uchýlili se po lakomství, a berouce dary, převraceli soud.
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.No, jeho synovia nechodili po jeho cestách, ale sa podali za ziskom a brali úplatok a krivili súd.
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.Но сыновья его не ходили путями его, а уклонились в корысть и брали подарки, и судили превратно.
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.ולא הלכו בניו בדרכו ויטו אחרי הבצע ויקחו שחד ויטו משפט׃
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.ولم يسلك ابناه في طريقه بل مالا وراء المكسب واخذا رشوة وعوّجا القضاء.
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.他 兒 子 不 行 他 的 道 、 貪 圖 財 利 、 收 受 賄 賂 、 屈 枉 正 直
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.他 兒子 不 行 他 的 道 、 貪圖 財利 、 收受 賄賂 、 屈枉 正直
Ama seninle bir antlaşma yapacağım. Oğulların, karın, gelinlerinle birlikte gemiye bin.그러나 너와는 내가 내 언약을 세우리니 너는 네 아들들과 네 아내와 네 자부들과 함께 그 방주로 들어가고
Ama seninle bir antlaşma yapacağım. Oğulların, karın, gelinlerinle birlikte gemiye bin.Maar Ik beloof u dat u in het schip veilig zult zijn met uw vrouw, uw zonen en hun vrouwen.
Ama seninle bir antlaşma yapacağım. Oğulların, karın, gelinlerinle birlikte gemiye bin.Men jeg vil oprette min Pagt med dig. Du skal gå ind i Arken med dine Sønner, din Hustru og dine Sønnekoner:
Ama seninle bir antlaşma yapacağım. Oğulların, karın, gelinlerinle birlikte gemiye bin.Nhưng ta sẽ lập giao ước cùng ngươi, rồi ngươi và vợ, các con và các dâu của ngươi, đều hãy vào tàu.
Ama seninle bir antlaşma yapacağım. Oğulların, karın, gelinlerinle birlikte gemiye bin.Nhưng ta sẽ lập giao_ước cùng ngươi , rồi ngươi và vợ , các con và các dâu của ngươi , đều hãy vào tàu .
Ama seninle bir antlaşma yapacağım. Oğulların, karın, gelinlerinle birlikte gemiye bin.S tebou však učiním smlouvu svou; a vejdeš do korábu, ty i synové tvoji, žena tvá i ženy synů tvých s tebou.
Ama seninle bir antlaşma yapacağım. Oğulların, karın, gelinlerinle birlikte gemiye bin.Но с тебе ще поставя завета Си; и ще влезеш в ковчега ти, синовете ти, жена ти и снахите ти с тебе.
Ama seninle bir antlaşma yapacağım. Oğulların, karın, gelinlerinle birlikte gemiye bin.והקמתי את בריתי אתך ובאת אל התבה אתה ובניך ואשתך ונשי בניך אתך׃
Ama seninle bir antlaşma yapacağım. Oğulların, karın, gelinlerinle birlikte gemiye bin.ولكن اقيم عهدي معك. فتدخل الفلك انت وبنوك وامرأتك ونساء بنيك معك.
Ama seninle bir antlaşma yapacağım. Oğulların, karın, gelinlerinle birlikte gemiye bin.我 卻 要 與 你 立 約 、 你 同 你 的 妻 、 與 兒 子 、 兒 婦 、 都 要 進 入 方 舟
Ama seninle bir antlaşma yapacağım. Oğulların, karın, gelinlerinle birlikte gemiye bin.我 卻 要 與 你 立約 、 你 同 你 的 妻 、 與兒子 、 兒婦 、 都 要 進入 方舟
Amramın çocukları: Harun, Musa, Miryam. Harunun oğulları: Nadav, Avihu, Elazar, İtamar.-18-Figli di Keat: Amram, Izear, Ebron e Uzzièl
Amramın çocukları: Harun, Musa, Miryam. Harunun oğulları: Nadav, Avihu, Elazar, İtamar.Amrám gyermekei: Áron, Mózes és Miriám; Áron fiai pedig: Nádáb, Abihu, Eleázár és Ithamár.
Amramın çocukları: Harun, Musa, Miryam. Harunun oğulları: Nadav, Avihu, Elazar, İtamar.Amrams barn voro Aron, Mose och Mirjam. Arons söner voro Nadab och Abihu, Eleasar och Itamar.
Amramın çocukları: Harun, Musa, Miryam. Harunun oğulları: Nadav, Avihu, Elazar, İtamar.Amrams Børn: Aron, Moses og Mirjam. Arons Sønner: Nadab, Abihu, Eleazar og Itamar.
Amramın çocukları: Harun, Musa, Miryam. Harunun oğulları: Nadav, Avihu, Elazar, İtamar.Amrams kinderen waren Aäron, Mozes en Mirjam. Aärons zonen waren Nadab, Abihu, Eleazar en Ithamar.
Amramın çocukları: Harun, Musa, Miryam. Harunun oğulları: Nadav, Avihu, Elazar, İtamar.A synovia Amramovi: Áron, Mojžiš a Mirjam. A synovia Áronovi: Nádab a Abíhu, Eleazár a Itamár.