Ana içeriğe geç
Sözlük

oğul ile cümle

oğul kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Nathan O'Toole (1-2. sezon) ve Alexander Ludwig (2. sezon) - Björn, Ragnar ve Lagertha'nın oğulları.Ztvárněn Nathanem O'Toolem (1.-2., 4 řada) a Alexanderem Ludwigem (2. řada-dosud) Syn Ragnara a Lagerthy.
26 ) (Adı ve unvânı bilinmiyor; Bilge Ḳaġan'ın oğullarından biri).Stala se v pořadí jeho druhou manželkou (jméno první, s níž měl syna Hairana, není známo).
Abdullah'ı ve oğullarını yakaladı.Bach a jeho synové.
Bu arada, başka oğulları ve kızları da oldu.I Šét měl další syny a dcery.
Ron 1 Mart 1980'de doğan Arthur ve Molly'nin 6. ve en genç erkek oğullarıdır.Ron se narodil 1. března 1980, je nejmladší syn Arthura a Molly Weasleyových.
10 Eylül 2006) adında bir oğulları oldu.10. září 2006 porodila syna jménem Nate.
Her ikisi de oğullarıyla gurur duymaktadırlar.Děti jsou rozzlobené na oba.
7 - Fëanor'un Oğulları, Doğu Beleriand'a gider.Fëanorovi synové bránili východní přístup do Beleriandu.
1931 yılında oğulları David doğdu.V roce 1933 se jim narodil syn Robert.
Haziran 2017 itibariyle, iki oğul hiç tanışmadı.V roce 2017 se podařilo odchovat dvě mláďata.
Üç kızından sonra ilk oğullarıydı.Byl první ze tří dětí.
Onun oğulları Kırım'da ayrı bir Hanlık kurmayı başarmışlardır.Proč vezli Babišova syna na Krym?
2010 yılının başlarında oğulları Harry doğdu.Jejich první syn se narodil na začátku roku 2010.
Lea dört oğul doğurmuştu fakat Rahel'in henüz bir çocuğu bile olmamıştı.Nejprve Jákob zplodil čtyři syny s nemilovanou Leou, zatímco Ráchel zůstávala bezdětná.
Burada Şimon'un oğulları içinde "Kenanlı bir kadının oğlu Şaul"dan bahsedilir.To je také jediné "svědectví" o Kafkově synovi.
Hemen takip eder ki Oğul henüz ortada yok iken, Baba hala Tanrı'ydı.Vtělením Bůh přestává být Otcem, nanebevstoupením přestává být Synem.
Oğulları Hunter'ın odası hariç bütün ev darmadağın olmuştur.Ušetřen je pouze Hunterův pokoj.
Kadının kucağındaki çocuk ise çiftin oğulları Kabil'dir.Dívky jsou svým budoucím ženichům rodinou prodány, a to i ve věku kojence.
Oğullarını alarak babasının yanına gitti.Do Děčína jel podle svých slov za kamarádem.
Ayrıca ulak Taruhsu'yu da gönderdi ve (Taruhsu) Hantili ve oğullarını öldürdü.Přivolala své a Atliho syny Erpa a Eitila; a řekla jim, že je chce zabít, a tím se pomstít Atlimu.
İkilinin David isimli bir oğulları oldu.Syn dostal jméno David Lee.
Babalarınız var, oğullarınız var.Ale ty, říkají, máš mnoho synů.
Ya kocalarını, sevgililerini, babalarını ve oğullarını kaybedenler?Zabijeme vás, vaše ženy, vaše děti, vaše rodiče.
En küçük oğulları “Nils” 1953 doğumludur.Nejmladší syn Milan (1935) se narodil v Praze.
Clovis'in 511 yılında ölümünden sonra krallık oğulları arasında bölüşülür.Tak po smrti Chlodvíka roku 511 se Franská říše rozdělila mezi jeho syny.
Savaş tanrısı Ares'in oğullarından birisidirJsou zasvěcení bohu války Areovi.
Büyük oğul Johann Rudolf ise çikolataların imalathanesini aldı.Starší Johann Rudolf dostal továrnu na výrobu čokolády.
Cüzler Hanın oğulları tarafından yönetiliyordu.Vedení továrny převzali jeho synové.
Evliliklerinden Claudius Drusus adında bir oğulları olmuştu.Urgulanilla Claudiovi porodila syna jménem Claudius Drusus.
I. Kılıç Arslan'ın oğullarındandır.Jiný Argos byl synem Arestora.
Oğullarının velayeti Alfonsoya verildi.Během obléhání mu Elvíra porodila syna Alfonse.
1990'da Triplett oğullarını doğurdu.V roce 1990 se jim narodil syn Finlay.
John Wiley ve Oğulları.Herrmann & synové.
Büyük kız (Lea) büyük oğul (Esav) ile ve küçük kız (Rahel) küçük oğul (Yakup) ile evlendirilecekti."Jedinou radost jí přináší její (a vodníkovo) malé dítě.
Baba ve oğul arasında kısa sürede bir arkadaşlık kurulur.Mezi rodičem a dítětem tím vzniká odtažitý vztah.
Morg (1912) ve diğer şiirler Oğullar.Bramborová hora (1962), básně pro nejmenší pro děti.
Oğullarının ölüm haberleri annelerine gözyaşı ve hüzün vermezler.Eržina dcera nemá pro matčiny starosti a radosti vůbec pochopení.
Çoban ve oğulları devlet hazinesini istedikleri gibi harcıyorlardı.I vdovy a sirotci nosili své peníze do státní pokladny.
Karın Elizabet sana bir oğul doğuracak, adını Yahya koyacaksın.Elisabeta, soția ta, îți va naște un fiu și-i vei pune numele de Ioan.
Sonunda Geumhwa'nın oğulları onu kıskanmaya başladı ve Jumong, Dongbuyeo'dan ayrılmak zorunda kaldı.În cele din urmă, fii lui Geumwa au devenit geloși, iar Jumong a fost forțat să părăsească Dongbuyeo.
Beni İsrail oğullarıyla (yahudilerle) mezhep çatışmasından dolayı anlaşamazlar.Lasă-i să plece cu noi pe fiii lui Israel, nu-i mai chinui.
Lavan ve oğulları peşlerine düştü.Vollmer și copiii săi l-au urmat.
Baba ve oğul 253 yılında isyancı birlikler tarafından Interamna'da öldürüldü.A fost ucis de armată împreună cu tatăl său în 253, la Interamna.
2. (Türkçede müfred olarak kullanılır) oğul; kız; çocuk.Mother and Child, (Mamă și copil).
Kral Taejo'nun, oğullarını doğuran iki eşi vardı.Regele Taejo avea două soții și ambele aveau fii.
15. yüzyıldan bu yana genellikle İngiltere ve Britanya) hükümdarlarının ikinci oğullarına verildi.Începând cu secolul al XV-lea, de obicei a fost acordat celui de-al doilea fiu al unui monarh britanic.
Oğul (d.Fiu (n./d.
Oğullarıyla tartıştı.El îi susține pe copii.
Cengiz Han’dan sonra Moğol İmparatorluğu oğulları arasında paylaşılır.Înainte de moarte, Genghis Han a împărțit Imperiul Mongol între cei patru fii ai săi.
William Omar Landrón Rivera, William Landrón ve Luz Antonia Rivera'nın oğulları olarak San Juan'da doğmuştur.William Omar Landrón este cel mai mare fiu al lui William Landrón și al Antoniei Luz Rivera.
Oğullarından Ahmed Cemâl ünlü gazeteci Hasan Cemâl’in babasıdır.Nepotul său, Hasan Cemal, fiul lui Ahmed Cemal, este un cunoscut ziarist și scriitor turc.
Üç kızından sonra ilk oğullarıydı.A fost primul băiat din familia sa, după nașterea celor trei surori mai mari ale sale.
VIII. Henry ve üçüncü karısı Jane Seymour'un tek oğullarıydı.A fost fiul regelui Henric al VIII-lea și al celei de-a treia soții, Jane Seymour.
Dizinin önemli konularından biri anne ve oğul arasındaki ilişkidedir.Legătura maternă este relația dintre o mamă și copilul său.
395 yılında ölümünün ardından imparatorluğu oğulları Arcadius ve Honorius arasında bölüştürüldü.Teodosie a murit în 395, lăsând Imperiul să fie împărțită între cei doi fii ai săi, Arcadius și Honorius.
Canterbury'de yaşayan ayakkabıcı John Marlowe ve Katherine çiftinin oğullarıdır.A fost fiul unui pantofar prosper din Canterbury, numit John Marlowe și al Katherinei.
Aegon iki kız kardeşiyle de evlenmiş ve her ikisinden de birer oğul sahibi olmuştu.Abbath a fost căsătorit cu una dintre cele două surori ale lui Demonaz și are un fiu cu ea.
Ya kocalarını, sevgililerini, babalarını ve oğullarını kaybedenler?Le omoară copiii, soțiile, părinții și prietenii părinților lor.
Bu durumu ancak geriye kalan iki oğul Gabriel ve Gideon düzeltebilir.La lucru îl ajută deja cei doi fii mai mari, Gabriele și Carletto.
Oldukça anlamlı olarak oğulları bu emri geri almamışlardır.Urmașii săi nu i-au îndeplinit această dispoziție.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod