Evet oğlum, işte bu kadar iyi biriyim.Да, момче, защото съм толкова добър.
Evet oğlum, işte bu kadar iyi biriyim.כן, בנאדם, כי אני נחמד ככה.
Evet oğlum, işte bu kadar iyi biriyim.نعم، يا صبي، لأنني بتلك اللطافة.
Evet, oğlum. İstediğin her şeyi yapabilirsin.Tu peux etre tout ce que tu veux.
Evet, oğlum.Ja jongen.
Evet, oğlum.Ja Junge.
Evliliğimden 15 yaşında bir oğlum var.저는 결혼해서 15살 아들을 두고 있습니다
Evliliğimden 15 yaşında bir oğlum var.Ich habe einen 15-jährigen Sohn aus meiner Ehe.
Evliliğimden 15 yaşında bir oğlum var.Jag har en femtonårig son. Från mitt äktenskap.
Evliliğimden 15 yaşında bir oğlum var. Not ortalaması 4.0. (A.B.D'de en yüksek ortalama)Pochwalę się, że mam 15-letniego syna z małżeństwa, który ma średnią 4.0.
Evliliğimden 15 yaşında bir oğlum var.У меня есть сын, которому сейчас 15 лет.
Evliliğimden 15 yaşında bir oğlum var.יש לי ילד בן 15
Evliliğimden 15 yaşında bir oğlum var.لديّ صبي في عمر الـ ١٥ من زواجي.
Evliliğimden 15 yaşında bir oğlum var.成績は優秀です
Fakat oğlum Max gibi liberal üniversite kasabasında büyüme koşulunda그런데 자유로운 대학촌에서 자라고 있는 제 아들 맥스의
Fakat oğlum Max gibi liberal üniversite kasabasında büyüme koşulundaMůj syn Max vyrůstá v liberálním prostředí.
Fakat oğlum Max gibi liberal üniversite kasabasında büyüme koşulundaNhưng khi con trai Max của tôi lớn lên trong khuôn viên một trường đại học,
Fakat oğlum Max gibi liberal üniversite kasabasında büyüme koşulundaPero mientras mi hijo Max crece en un pueblo universitario liberal,
Fakat oğlum Max gibi liberal üniversite kasabasında büyüme koşulundaאולם בעוד בני מקס גדל בעיירת קולג' ליברלית
Fakat oğlum Max gibi liberal üniversite kasabasında büyüme koşulundaلكن كما يشب إبني ماكس في مدينة جامعية ليبرالية ,
Fakat oğlum Max gibi liberal üniversite kasabasında büyüme koşulundaどう改訂されていくでしょう?
Fakat oğlumun o sorgulu bakışları bütün bunlar toplandığında, benim karar anımdı.Aber diese fragenden Augen meines Sohnes waren mein Moment der Wahrheit, an dem alles zusammentraf.
Fakat oğlumun o sorgulu bakışları bütün bunlar toplandığında, benim karar anımdı.Ale pytające oczy syna były chwilą prawdy, wtedy wszystko nabrało sensu.
Fakat oğlumun o sorgulu bakışları bütün bunlar toplandığında, benim karar anımdı.Ale tázavé oči mého syna byly můj moment pravdy, kdy se všechno propojilo.
Fakat oğlumun o sorgulu bakışları bütün bunlar toplandığında, benim karar anımdı.Ale tie zvedavé oči môjho syna boli mojim momentom pravdy, v ktorom sa to všetko spojilo.
Fakat oğlumun o sorgulu bakışları bütün bunlar toplandığında, benim karar anımdı.Dar ochii întrebători ai fiului meu mi-au vestit momentul adevărului, când toate s-au legat.
Fakat oğlumun o sorgulu bakışları bütün bunlar toplandığında, benim karar anımdı.De a fiam kérdő szemei voltak az igazság pillanata, amikor minden összeállt.
Fakat oğlumun o sorgulu bakışları bütün bunlar toplandığında, benim karar anımdı.하지만 궁금증이 가득한 제 아들의 눈망울이 제게 다가왔을 때 그 순간이 제게는 큰 시련이었습니다.
Fakat oğlumun o sorgulu bakışları bütün bunlar toplandığında, benim karar anımdı.Maar die vragende ogen van mijn zoon waren mijn moment van de waarheid, waarop het allemaal samenkwam.
Fakat oğlumun o sorgulu bakışları bütün bunlar toplandığında, benim karar anımdı.Ma gli occhi di mio figlio in quel momento richiedevano da me verità, quando tutto venne fuori.
Fakat oğlumun o sorgulu bakışları bütün bunlar toplandığında, benim karar anımdı.Mas aqueles olhos interrogadores do meu filho foram o meu momento de verdade, quando tudo fez sentido.
Fakat oğlumun o sorgulu bakışları bütün bunlar toplandığında, benim karar anımdı.Men min sons undrande ögon blev mitt eldprov, när alla bitar föll på plats.
Fakat oğlumun o sorgulu bakışları bütün bunlar toplandığında, benim karar anımdı.Nhưng đôi mắt nghi hoặc của con đã làm tôi nhận ra sự thật khi mà tất cả mọi thứ lại cùng lúc xảy ra.
Fakat oğlumun o sorgulu bakışları bütün bunlar toplandığında, benim karar anımdı.Pero esos ojos inquisitivos de mi hijo fueron mi momento de verdad, cuando todo se juntó.
Fakat oğlumun o sorgulu bakışları bütün bunlar toplandığında, benim karar anımdı.Tapi pandangan bertanya anak saya adalah saatnya dimana semuanya menyatu.
Fakat oğlumun o sorgulu bakışları bütün bunlar toplandığında, benim karar anımdı.Αλλά αυτά τα γεμάτα απορία μάτια του γιού μου ήταν η στιγμή της αλήθειας μου, όταν όλα έγιναν ένα.
Fakat oğlumun o sorgulu bakışları bütün bunlar toplandığında, benim karar anımdı.Но тези питащи очи на сина ми бяха момента на истината, когато всичко се подреждаше.
Fakat oğlumun o sorgulu bakışları bütün bunlar toplandığında, benim karar anımdı.Но этот вопрошающий взгляд моего сына стал для меня моментом истины, в котором сошлось всё.
Fakat oğlumun o sorgulu bakışları bütün bunlar toplandığında, benim karar anımdı.Та очі мого сина, у яких стояло німе запитання, стали моїм моментом істини, коли усе раптом звелося в одне.
Fakat oğlumun o sorgulu bakışları bütün bunlar toplandığında, benim karar anımdı.אבל העיניים השואלות האלו של בני היו רגע האמת שלי, כשהכל התחבר יחד.
Fakat oğlumun o sorgulu bakışları bütün bunlar toplandığında, benim karar anımdı.ولكن عيون ابني المتسائلة كانت تلك هي لحظة الحقيقة بالنسبة لي، عندما اجتمعت كل الأشياء مع بعضها.
Fakat oğlumun o sorgulu bakışları bütün bunlar toplandığında, benim karar anımdı.その瞬間こそ私にとって 正念場だったといえます 私は 投獄された経験を持つサウジ人女性です
Fakat onun düşüncelerine ve benimkinleri toplamaya yeltendim. bu kitabı oğlum için bıraktım.저는 아버지의 생각과 제 생각을 편집해서 제 아들을 위해서 출판한 책을 남겨주려고 결심했습니다.
Fakat onun düşüncelerine ve benimkinleri toplamaya yeltendim. bu kitabı oğlum için bıraktım."tentando emergir de novo, com pés firmes, "para continuar a lutar e a florescer, "tal como me ensinaste.
Fakat onun düşüncelerine ve benimkinleri toplamaya yeltendim. bu kitabı oğlum için bıraktım.אבל אני מחוייבת לקבץ את מחשבותיו עם שלי לכדי ספר, ולהשאיר את הספר הזה לבני.
Fakat onun düşüncelerine ve benimkinleri toplamaya yeltendim. bu kitabı oğlum için bıraktım.لكني ملتزمة بترجمة أفكاره وأفكاري في كتاب، وترك ذلك الكتاب المنشور لولدي
Fakat onun düşüncelerine ve benimkinleri toplamaya yeltendim. bu kitabı oğlum için bıraktım.息子に残すことを誓いました 私が父の火葬の時に書いた詩で、
Fotoğraftaki, oğlum Oliver.- Acesta este fiul meu, Oliver. -
Fotoğraftaki, oğlum Oliver.Dat is mijn zoon, Oliver.
Fotoğraftaki, oğlum Oliver.Đây là con trai tôi, Oliver.
Fotoğraftaki, oğlum Oliver.Ez itt Oliver fiam.
Fotoğraftaki, oğlum Oliver.이 아이는 제 아들 올리버입니다.
Fotoğraftaki, oğlum Oliver.On dirait qu'ils n'ont pas le vertige, contrairement aux humains.
Fotoğraftaki, oğlum Oliver.Questo è mio figlio, Oliver.
Fotoğraftaki, oğlum Oliver.Sie scheinen nicht unter derselben Höhenangst zu leiden wie Menschen.
Fotoğraftaki, oğlum Oliver.To mój syn, Oliver.
Fotoğraftaki, oğlum Oliver.Това е синът ми, Оливър.
Fotoğraftaki, oğlum Oliver.Это - мой сын, Оливер.
Fotoğraftaki, oğlum Oliver.זה בני, אוליבר.
Fotoğraftaki, oğlum Oliver.هذا إبني، "أوليفر".