Ana içeriğe geç
Sözlük

oğlum ile cümle

oğlum kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Fotoğraftaki, oğlum Oliver.子どもというのは 人間なら普通怖くなるような高さでも平気なのです
Friar Bu benim iyi oğlum, ama nerede Sen edilmiş hast?Anh em Đó là con trai tốt của tôi: Chúa Cha đã được sau đó?
Friar Bu benim iyi oğlum, ama nerede Sen edilmiş hast?Brat To mój dobry syn: ale gdzie ty masz już to?
Friar Bu benim iyi oğlum, ama nerede Sen edilmiş hast?Calugar Asta e fiul meu bun: dar de unde-ai fost atunci?
Friar Bu benim iyi oğlum, ama nerede Sen edilmiş hast?CAPUCIN C'est mon bon fils: mais où as-tu été alors?
Friar Bu benim iyi oğlum, ama nerede Sen edilmiş hast?FRADE Esse é o meu bom filho, mas onde tu tens sido, então?
Friar Bu benim iyi oğlum, ama nerede Sen edilmiş hast?Fraile que es mi hijo bien: pero ¿dónde has estado, entonces?
Friar Bu benim iyi oğlum, ama nerede Sen edilmiş hast?FRATE E 'il mio buon figlio: ma dove sei stato allora?
Friar Bu benim iyi oğlum, ama nerede Sen edilmiş hast?FRIAR Das ist mein guter Sohn: aber wo warst du denn?
Friar Bu benim iyi oğlum, ama nerede Sen edilmiş hast?Friar Dat is mijn goede zoon: maar waar zijt gij dan geweest?
Friar Bu benim iyi oğlum, ama nerede Sen edilmiş hast?Friar Det er min gode søn: men hvor har du været så?
Friar Bu benim iyi oğlum, ama nerede Sen edilmiş hast?Friar Itu anak yang baik saya: tapi di mana engkau telah lalu?
Friar Bu benim iyi oğlum, ama nerede Sen edilmiş hast?Friar Αυτό είναι καλό ο γιος μου: αλλά όταν εσύ έχεις γίνει τότε;
Friar Bu benim iyi oğlum, ama nerede Sen edilmiş hast?KAPUCINUS Ez az én jó fiú: de hol voltál te már akkor?
Friar Bu benim iyi oğlum, ama nerede Sen edilmiş hast?수사 그건 내 좋은 아들 :하지만 어디에 너는 그때 있었 나이까?
Friar Bu benim iyi oğlum, ama nerede Sen edilmiş hast?Mních To je môj syn dobrý, ale kde si bola potom?
Friar Bu benim iyi oğlum, ama nerede Sen edilmiş hast?Mnich To je můj syn dobrý, ale kde jsi byla pak?
Friar Bu benim iyi oğlum, ama nerede Sen edilmiş hast?Munkki Se on minun hyvä poika: mutta missä sinä olet ollut silloin?
Friar Bu benim iyi oğlum, ama nerede Sen edilmiş hast?Patra To je moj sin dobro: ampak, če si ti bil potem?
Friar Bu benim iyi oğlum, ama nerede Sen edilmiş hast?TIGGARMUNK Det är min goda son men var har du varit då?
Friar Bu benim iyi oğlum, ama nerede Sen edilmiş hast?Брат Это мой хороший сын: а где ты был тогда?
Friar Bu benim iyi oğlum, ama nerede Sen edilmiş hast?Монах Това е моят добър син: но къде си ти бе след това?
Friar Bu benim iyi oğlum, ama nerede Sen edilmiş hast?נזיר זה הבן שלי טוב: אבל איפה אתה עשית כבר אז?
Friar Bu benim iyi oğlum, ama nerede Sen edilmiş hast?الراهب هذا ابني حسن : ولكن أين أنت لم يمتلك بعد ذلك؟
Friar Bu benim iyi oğlum, ama nerede Sen edilmiş hast?ロメオは、私は汝が再び私に尋ねるなたにEREを教えてあげる。
Fumiko, oğluma iyi bak.Fumiko, je te confie mon fils.
Geçmiş hakkında özellikle göremediğiniz ilginç bir nokta var ki, bunu bana geçenlerde oğlum sordu,Egy érdekes dolog a múltról, hogy azt kiváltképp mi nem látjuk.
Geçmiş hakkında özellikle göremediğiniz ilginç bir nokta var ki, bunu bana geçenlerde oğlum sordu,Ena od zanimivosti preteklosti je, da je vi sami še posebej ne vidite. Zadnjič me je sin vprašal:
Geçmiş hakkında özellikle göremediğiniz ilginç bir nokta var ki, bunu bana geçenlerde oğlum sordu,Jedna z věcí, čím je minulost zajímavá je to, že není vidět. Můj syn se mě jednou zeptal:
Geçmiş hakkında özellikle göremediğiniz ilginç bir nokta var ki, bunu bana geçenlerde oğlum sordu,과거에 대해 재미있는 것은 특히 그것을 볼 수 없다는 것입니다. 요전에 제 아들이 제게 물었습니다.
Geçmiş hakkında özellikle göremediğiniz ilginç bir nokta var ki, bunu bana geçenlerde oğlum sordu,Một trong những điều thú vị về quá khứ là ta không thể thấy được nó. Một ngày nọ con trai tôi hỏi tôi,
Geçmiş hakkında özellikle göremediğiniz ilginç bir nokta var ki, bunu bana geçenlerde oğlum sordu,Едно от интересните неща в миналото е, че особено не виждаш - синът ми ме попита за това оня ден:
Geçmiş hakkında özellikle göremediğiniz ilginç bir nokta var ki, bunu bana geçenlerde oğlum sordu,אחד הדברים המעניינים בקשר לעבר הם דברים שספציפית אינך יכול לראות. הבן שלי שאל אותי,
Geçmiş hakkında özellikle göremediğiniz ilginç bir nokta var ki, bunu bana geçenlerde oğlum sordu,واحدة من الأشياء المثيرة للاهتمام عن الماضي هو أنك تحديداً لا تستطيع رؤيته، إبني طلب مني هذا في أحد الأيام،
Geçmiş hakkında özellikle göremediğiniz ilginç bir nokta var ki, bunu bana geçenlerde oğlum sordu,数日前 私の息子がこう聞きました 「2歳のボクを覚えてる?」
Geleceğini tahmin ediyordum, oğlum Greed.Arvelinkin, että tulisit, poikani Greed.
Geleceğini tahmin ediyordum, oğlum Greed.Calculei que aparecesses, meu filho, Greed.
Geleceğini tahmin ediyordum, oğlum Greed.Greed, ya imaginé que vendrías, hijo mío.
Geleceğini tahmin ediyordum, oğlum Greed.Immaginavo che saresti venuto, figlio mio, Greed.
Geleceğini tahmin ediyordum, oğlum Greed.Jag förväntade mig att du skulle komma, min son Greed.
Geleceğini tahmin ediyordum, oğlum Greed.Jeg regnede med, at du ville komme, min søn Greed.
Geleceğini tahmin ediyordum, oğlum Greed.Wiedziałem, że możesz przyjść, Greed, mój synu.
Geleceğini tahmin ediyordum, oğlum Greed.Σκεφτόμουν ότι ίσως έρθεις, Γκριντ, γιε μου.
Geleceğini tahmin ediyordum, oğlum Greed.Я ждал тебя, сын мой, Жадность.
Gel ve bana yardım et, oğlum!Λεγόταν Πάμβε. Κάποτε φύτεψε ένα ξερό δένδρο στο βουνό...
Gerçekten günün sonunda oğlumu savuşturacak kadar bir acelem var mıydı?" diye düşündüm.Bin ich denn so sehr in Eile, dass ich bereit bin, meinen Sohn abends mit ein paar Silben abzuspeisen?"
Gerçekten günün sonunda oğlumu savuşturacak kadar bir acelem var mıydı?" diye düşündüm.Czy naprawdę tak mi się spieszy, że jestem gotów zbyć syna kilkoma słowami na zakończenie dnia?"
Gerçekten günün sonunda oğlumu savuşturacak kadar bir acelem var mıydı?" diye düşündüm.¿Estoy realmente en un apuro tal que soy capaz de engañar a mi hijo con un resumen al final del día?"
Gerçekten günün sonunda oğlumu savuşturacak kadar bir acelem var mıydı?" diye düşündüm.Har jeg virkelig så travlt, at jeg er klar til at affeje min søn med en lydbid, ved dagens slutning?".
Gerçekten günün sonunda oğlumu savuşturacak kadar bir acelem var mıydı?" diye düşündüm.Jsem opravdu v takovém spěchu, že jsem připraven podvést svého syna ke konci dne?
Gerçekten günün sonunda oğlumu savuşturacak kadar bir acelem var mıydı?" diye düşündüm.나는 정말로 너무 바빠서, 하루를 마무리하는 시간에서까지 내 아들에게 이야기 대신 요약본으로 때워야겠다 라고 할 정도인 걸까?"
Gerçekten günün sonunda oğlumu savuşturacak kadar bir acelem var mıydı?" diye düşündüm.Naozaj sa ponáhľam až tak veľmi, že som pripravený odbiť večer svojho syna pár strohými vetami?"
Gerçekten günün sonunda oğlumu savuşturacak kadar bir acelem var mıydı?" diye düşündüm.Sunt chiar atat de grabit incat sunt gata sa-mi expediez fiul doar cu un sunet la sfarsitul zilei?"
Gerçekten günün sonunda oğlumu savuşturacak kadar bir acelem var mıydı?" diye düşündüm.Tényleg ennyire sietek, hogy kész vagyok egy hang-bájttal megtéveszteni a fiamat a nap végén?"
Gerçekten günün sonunda oğlumu savuşturacak kadar bir acelem var mıydı?" diye düşündüm.Наистина ли съм толкова забързан, че съм готов да пробутам на сина си нещо на бързо накрая на деня?"
Gerçekten günün sonunda oğlumu savuşturacak kadar bir acelem var mıydı?" diye düşündüm.Невже я справді так спішу, що готовий задурити свого сина кількома словами перед сном?"
Gerçekten günün sonunda oğlumu savuşturacak kadar bir acelem var mıydı?" diye düşündüm.האם אני באמת ממהר כל-כך שאני מוכן לרמות את הבן שלי בסוף היום?"
Gerçekten günün sonunda oğlumu savuşturacak kadar bir acelem var mıydı?" diye düşündüm.هل أنا حقا في هذه العجلة أني مستعد أن أخدع ابني بمقطع صوت في نهاية اليوم؟ "
Gerçekten günün sonunda oğlumu savuşturacak kadar bir acelem var mıydı?" diye düşündüm.スピードを重視する必要があるのか その時 飛行機に乗っていましたが
Gitme, oğlum!Nu merge, fiul meu!
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod