Eğer kız seninle gelmek istemezse, içtiğin ant seni bağlamaz. Yalnız, oğlumu oraya götürme.››وان لم تشإ المرأة ان تتبعك تبرأت من حلفي هذا. اما ابني فلا ترجع به الى هناك.
Eğer kız seninle gelmek istemezse, içtiğin ant seni bağlamaz. Yalnız, oğlumu oraya götürme.››倘 若 女 子 不 肯 跟 你 來 、 我 使 你 起 的 誓 就 與 你 無 干 了 、 只 是 不 可 帶 我 的 兒 子 回 那 裡 去
Eğer kız seninle gelmek istemezse, içtiğin ant seni bağlamaz. Yalnız, oğlumu oraya götürme.››倘若 女子 不 肯 跟 你 來 、 我 使 你 起 的 誓就 與 你 無干了 、 只是 不可帶 我 的 兒子 回 那 裡去
Elbette, oğlum çevresindeki dilden zengin ortamdan öğreniyor, ama o ortam da ondan öğreniyor.A fiam természetesen a nyelvi környezetén keresztül tanul, de a környezet is tanul tőle.
Elbette, oğlum çevresindeki dilden zengin ortamdan öğreniyor, ama o ortam da ondan öğreniyor.Bineînțeles, fiul meu învață din mediul său lingvistic, dar și mediul învață de la el.
Elbette, oğlum çevresindeki dilden zengin ortamdan öğreniyor, ama o ortam da ondan öğreniyor.Claro, mi hijo está aprendiendo de su entorno lingüístico pero el entorno está aprendiendo de él.
Elbette, oğlum çevresindeki dilden zengin ortamdan öğreniyor, ama o ortam da ondan öğreniyor.물론, 제 아들은 그의 언어적 환경에서 배우고 있었지만, 그 환경도 그에게서 배우고 있었습니다.
Elbette, oğlum çevresindeki dilden zengin ortamdan öğreniyor, ama o ortam da ondan öğreniyor.Natürlich lernt mein Sohn von seinem sprachlichen Umfeld, aber das Umfeld lernt von ihm.
Elbette, oğlum çevresindeki dilden zengin ortamdan öğreniyor, ama o ortam da ondan öğreniyor.Natuurlijk, mijn zoon leert van zijn linguïstische omgeving, maar die omgeving leert van hem.
Elbette, oğlum çevresindeki dilden zengin ortamdan öğreniyor, ama o ortam da ondan öğreniyor.Oczywiście mój syn uczy się ze swojego środowiska językowego, ale środowisko uczy się od niego.
Elbette, oğlum çevresindeki dilden zengin ortamdan öğreniyor, ama o ortam da ondan öğreniyor.Ovviamente mio figlio sta imparando dal suo ambiente linguistico, ma l'ambiente sta imparando da lui.
Elbette, oğlum çevresindeki dilden zengin ortamdan öğreniyor, ama o ortam da ondan öğreniyor.Samozrejme, môj syn sa učí od svojho lingvistického prostredia, ale zároveň sa jeho prostredie učí od neho.
Elbette, oğlum çevresindeki dilden zengin ortamdan öğreniyor, ama o ortam da ondan öğreniyor.Samozřejmě, můj syn se učí z lingvistického prostředí, ale to prostředí se učí i od něho.
Elbette, oğlum çevresindeki dilden zengin ortamdan öğreniyor, ama o ortam da ondan öğreniyor.Tất nhiên, con trai tôi đang học từ môi trường ngôn ngữ của nó, nhưng môi trường đang học từ nó.
Elbette, oğlum çevresindeki dilden zengin ortamdan öğreniyor, ama o ortam da ondan öğreniyor.Tentu saja, anak saya sedang belajar dari lingkungan bahasanya, namun lingkungan juga belajar darinya.
Elbette, oğlum çevresindeki dilden zengin ortamdan öğreniyor, ama o ortam da ondan öğreniyor.Φυσικά ο γιος μου μαθαίνει από το γλωσσικό του περιβάλλον, αλλά το περιβάλλον μαθαίνει από αυτόν.
Elbette, oğlum çevresindeki dilden zengin ortamdan öğreniyor, ama o ortam da ondan öğreniyor.Звісно, мій син черпає знання з свого мовного середовища, а середовище - від нього.
Elbette, oğlum çevresindeki dilden zengin ortamdan öğreniyor, ama o ortam da ondan öğreniyor.Конечно, мой сын учится у своей лингвистической среды, но и среда учится у него.
Elbette, oğlum çevresindeki dilden zengin ortamdan öğreniyor, ama o ortam da ondan öğreniyor.Разбира се, синът ми се учи от своето лингвистично обкръжение, обкръжението му се учи от него.
Elbette, oğlum çevresindeki dilden zengin ortamdan öğreniyor, ama o ortam da ondan öğreniyor.כמובן, בני לומד מהסביבה הלשונית שלו, אבל הסביבה גם לומדת ממנו.
Elbette, oğlum çevresindeki dilden zengin ortamdan öğreniyor, ama o ortam da ondan öğreniyor.بالطبع، ابني يتعلم من بيئته اللغوية، و لكن هذه البيئة تتعلم منه أيضا
Elbette, oğlum çevresindeki dilden zengin ortamdan öğreniyor, ama o ortam da ondan öğreniyor.学習している一方で 言語環境も 息子から学習しているのです 言語環境 つまり人が 堅固なループに加わり
Er - bekle, oğlum!Er - aspettare, ragazzo mio!
Er - bekle, oğlum!Er -, aşteptaţi, băiatul meu!
Er - bekle, oğlum!Er - Attendez, mon garçon!
Er - bekle, oğlum!Er - chờ đợi, cậu bé của tôi!
Er - bekle, oğlum!Er - czekać, mój chłopcze!
Er - bekle, oğlum!Er - Odota, poikani!
Er - bekle, oğlum!Er - počakaj, moj fant!
Er - bekle, oğlum!ER - Počkajte, chlapče!
Er - bekle, oğlum!ER - Počkejte, chlapče!
Er - bekle, oğlum!ER - te wachten, mijn jongen!
Er - bekle, oğlum!Er - tunggu, Nak!
Er - bekle, oğlum!ER - Vänta, min gosse!
Er - bekle, oğlum!Er - Várj, fiam!
Er - bekle, oğlum!Er - vent, min dreng!
Er - bekle, oğlum!Er - warten, mein Junge!
Er - bekle, oğlum!ER - περιμένετε, αγόρι μου!
Er - bekle, oğlum!Er - подождите, мой мальчик!
Er - bekle, oğlum!Er - почекайте, мій хлопчик!
Er - bekle, oğlum!Er - чакайте, моето момче!
"Eşcinsel olan oğlumun eğer bir erkek arkadaş bulursa cehenneme gitmemesi için kafasını kestim."Como eu sabia "que o meu filho 'gay' ia para o inferno, se arranjasse um namorado, "cortei-lhe a cabeça.
"Eşcinsel olan oğlumun eğer bir erkek arkadaş bulursa cehenneme gitmemesi için kafasını kestim."Como sé que mi hijo gay iba a ir al infierno si encontraba un novio le corté la cabeza.
"Eşcinsel olan oğlumun eğer bir erkek arkadaş bulursa cehenneme gitmemesi için kafasını kestim.지옥에 갈 것을 알기 때문에,
"Eşcinsel olan oğlumun eğer bir erkek arkadaş bulursa cehenneme gitmemesi için kafasını kestim.יילך לגהינום אם ימצא חבר,
"Eşcinsel olan oğlumun eğer bir erkek arkadaş bulursa cehenneme gitmemesi için kafasını kestim.وانا اعلم انه ذاهب للجحيم ان مارس الشذوذ
"Eşcinsel olan oğlumun eğer bir erkek arkadaş bulursa cehenneme gitmemesi için kafasını kestim.首を切り落としてあげた" と言えるでしょう
Eşimle de bizimle yaşayan bir oğlumuz var. Biyolojik babası benim, taşıyıcı annesi deA tak máme spolu dcéru, matka s dcérou žijú v Texase.
Eşimle de bizimle yaşayan bir oğlumuz var. Biyolojik babası benim, taşıyıcı annesi deCosì lei ed io abbiamo una figlia, e madre e figlia vivono in Texas.
Eşimle de bizimle yaşayan bir oğlumuz var. Biyolojik babası benim, taşıyıcı annesi deIk bedacht dat men van welk kind dan ook kon houden als men het echt wilde.
Eşimle de bizimle yaşayan bir oğlumuz var. Biyolojik babası benim, taşıyıcı annesi deMamy razem córkę, która mieszka z matką w Teksasie.
Eşimle de bizimle yaşayan bir oğlumuz var. Biyolojik babası benim, taşıyıcı annesi deMit ihr habe ich also eine Tochter, und Mutter und Tochter leben in Texas.
Eşimle de bizimle yaşayan bir oğlumuz var. Biyolojik babası benim, taşıyıcı annesi deΚαι έτσι έχουμε μία κόρη, και η μητέρα και η κόρη ζουν στο Τέξας.
Eşimle de bizimle yaşayan bir oğlumuz var.그녀와 저는 함께 딸을 가졌습니다.
Eşimle de bizimle yaşayan bir oğlumuz var.Và tôi có một con gái với cô ấy.
Eşimle de bizimle yaşayan bir oğlumuz var.Тому у нас з нею є дочка.
Eşimle de bizimle yaşayan bir oğlumuz var.У нас с ней есть дочь.
Eşimle de bizimle yaşayan bir oğlumuz var.אז לה ולי יש בת,
Eşimle de bizimle yaşayan bir oğlumuz var.فأنا وهي لدينا طفلة،
Eşimle de bizimle yaşayan bir oğlumuz var.彼女と娘はテキサスで暮らしています