Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.› Böylece eğlenmeye başladılar.이 내 아들을 죽었다가 다시 살아났으며 내가 잃었다가 다시 얻었노라 하니 저희가 즐거워하더라
Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.› Böylece eğlenmeye başladılar.lebo tento môj syn bol mŕtvy a ožil; bol ztratený a našiel sa. A začali sa veseliť.
Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.› Böylece eğlenmeye başladılar.Mert ez az én fiam meghalt, és feltámadott; elveszett, és megtaláltatott. Kezdének azért vígadni.
Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.› Böylece eğlenmeye başladılar.Nebo tento syn můj byl umřel, a zase ožil; byl zahynul, a nalezen jest. I počali veseli býti.
Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.› Böylece eğlenmeye başladılar.porque este meu filho estava morto, e reviveu; tinha-se perdido, e foi achado. E começaram a regozijar-se.
Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.› Böylece eğlenmeye başladılar.vì con ta đây đã chết mà bây giờ lại sống, đã mất mà bây giờ lại thấy được. Ðoạn, họ khởi sự vui mừng.
Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.› Böylece eğlenmeye başladılar.vì con ta_đây đã chết mà bây_giờ lại sống , đã mất mà bây_giờ lại thấy được . Ðoạn , họ khởi_sự vui_mừng .
Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.› Böylece eğlenmeye başladılar.zakaj ta sin moj je bil mrtev, in je oživel, in izgubljen je bil, in se je našel. In začno se veseliti.
Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.› Böylece eğlenmeye başladılar.διοτι ουτος ο υιος μου νεκρος ητο και ανεζησε, και απολωλως ητο και ευρεθη. Και ηρχισαν να ευφραινωνται.
Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.› Böylece eğlenmeye başladılar.бо сей син мій мертвий був, та й ожив; згинув був, та й знайшов ся. І почали веселитись.
Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.› Böylece eğlenmeye başladılar.защото този мой син бе мъртъв, и оживя, изгубен бе, и се намери. И почнаха да се веселят.
Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.› Böylece eğlenmeye başladılar.ибо этот сын мой был мертв и ожил, пропадал и нашелся. И начали веселиться.
Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.› Böylece eğlenmeye başladılar.כי זה בני היה מת ויחי ואובד היה וימצא ויחלו לשמח׃
Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.› Böylece eğlenmeye başladılar.لان ابني هذا كان ميتا فعاش وكان ضالا فوجد. فابتدأوا يفرحون.
Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.› Böylece eğlenmeye başladılar.因 為 我 這 個 兒 子 、 是 死 而 復 活 、 失 而 又 得 的 。 他 們 就 快 樂 起 來
Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.› Böylece eğlenmeye başladılar.因為 我 這個 兒子 、 是 死 而 復活 、 失 而 又 得 的 。 他 們 就 快樂起來
Çünkü bu aslında çocuk işçiliği. Oğlum ve eşi yıllarca bunu geliştirmek için kapanıp uğraştılar.Môj syn a jeho žena sedeli za svojimi stolmi veľa rokov a vyvinuli toto.
Daha sonra bunu oğlum Dr.Apoi am încercat cu fiul meu, Dr.
Daha sonra bunu oğlum Dr.이후, 제 아들인 Dr.
Daha sonra bunu oğlum Dr.Luego lo probamos con mi hijo, el Dr. Tim Fischell,
Daha sonra bunu oğlum Dr.Poi abbiamo provato con mio figlio, il Dottor Tim Fischell,
Daha sonra bunu oğlum Dr.Wir probierten es mit meinem Sohn, Dr. Tim
Daha sonra bunu oğlum Dr.ואז ניסינו אותו עם בני, ד"ר טים פישל,
Daha sonra bunu oğlum Dr.ثم جربناها مع ابني الدكتور تيم فشل
Daha sonra bunu oğlum Dr.ステントを入れなくてはならない患者さん何人かに 試しました
Dedi ki, "Dinle, seninle gerçekten gurur duyuyoruz oğlum, fakat bir lisans derecesi ile ne yapacaksın?A spus, "Fiule, suntem foarte mândri de tine, dar ce ai de gând să faci cu diploma de licență?
Dedi ki, "Dinle, seninle gerçekten gurur duyuyoruz oğlum, fakat bir lisans derecesi ile ne yapacaksın?Azt mondta: "Fiam, nagyon büszkék vagyunk rád, de mit fogsz kezdeni ezzel a diplomával?
Dedi ki, "Dinle, seninle gerçekten gurur duyuyoruz oğlum, fakat bir lisans derecesi ile ne yapacaksın?Disse: "Ascolta, siamo molto orgogliosi di te, ma cosa hai intenzione di fare con questa laurea?
Dedi ki, "Dinle, seninle gerçekten gurur duyuyoruz oğlum, fakat bir lisans derecesi ile ne yapacaksın?Ele disse: "Ouve, estamos mesmo orgulhosos de ti, filho, "mas o que é que vais fazer com um bacharelato?
Dedi ki, "Dinle, seninle gerçekten gurur duyuyoruz oğlum, fakat bir lisans derecesi ile ne yapacaksın?Han sade, "Hör på, vi är verkligen stolta över dig, men vad ska du göra med en kandidatexamen?
Dedi ki, "Dinle, seninle gerçekten gurur duyuyoruz oğlum, fakat bir lisans derecesi ile ne yapacaksın?Hij zei, "Hoor eens jongen, we zijn echt trots op je, maar wat moet je met een bachelor's graad?
Dedi ki, "Dinle, seninle gerçekten gurur duyuyoruz oğlum, fakat bir lisans derecesi ile ne yapacaksın?Il m'a dit : "Écoute, fiston, nous sommes très fiers de toi, mais qu'est-ce que tu vas faire avec un bac?
Dedi ki, "Dinle, seninle gerçekten gurur duyuyoruz oğlum, fakat bir lisans derecesi ile ne yapacaksın?아버지께서 하신 말씀은 "아들아, 네가 정말 자랑스럽다. 하지만 그 학위로 뭘 할거니?
Dedi ki, "Dinle, seninle gerçekten gurur duyuyoruz oğlum, fakat bir lisans derecesi ile ne yapacaksın?Ông nói : "Nghe này con trai, cha mẹ rất tự hào về con, nhưng con sẽ làm gì với tấm bằng cử nhân này?
Dedi ki, "Dinle, seninle gerçekten gurur duyuyoruz oğlum, fakat bir lisans derecesi ile ne yapacaksın?Povedal, "Počúvaj, naozaj sme na teba veľmi hrdý, syn môj, ale čo budeš robiť s bakalárskym titulom?
Dedi ki, "Dinle, seninle gerçekten gurur duyuyoruz oğlum, fakat bir lisans derecesi ile ne yapacaksın?Powiedział: "Słuchaj, jesteśmy z ciebie, synu, naprawdę dumni, ale co zamierzasz zrobić z tym licencjatem?
Dedi ki, "Dinle, seninle gerçekten gurur duyuyoruz oğlum, fakat bir lisans derecesi ile ne yapacaksın?Řekl mi: "Poslouchej, jsme na tebe vážně pyšní, synu, ale co budeš dělat s bakalářským titulem?
Dedi ki, "Dinle, seninle gerçekten gurur duyuyoruz oğlum, fakat bir lisans derecesi ile ne yapacaksın?Y dijo, "Oye, estamos realmente orgullosos de ti, hijo, pero ¿qué vas a hacer con un título de pregrado?
Dedi ki, "Dinle, seninle gerçekten gurur duyuyoruz oğlum, fakat bir lisans derecesi ile ne yapacaksın?"Ние наистина се гордеем с теб сине, но какво ще правиш с тази диплома?"
Dedi ki, "Dinle, seninle gerçekten gurur duyuyoruz oğlum, fakat bir lisans derecesi ile ne yapacaksın?Он сказал: "Слушай сынок, мы очень гордимся тобой, но что ты собираешься делать с этим дипломом?
Dedi ki, "Dinle, seninle gerçekten gurur duyuyoruz oğlum, fakat bir lisans derecesi ile ne yapacaksın?הוא אמר, "תשמע, אנחנו ממש גאים בך, בן אבל מה תעשה עם התואר הזה?
Dedi ki, "Dinle, seninle gerçekten gurur duyuyoruz oğlum, fakat bir lisans derecesi ile ne yapacaksın?ثم قال،" اسمع يا ولدي، نحن حقا فخورون بك ولكن ما الذي يمكن أن تفعله بشهادة البكالوريوس
Dedi ki, "Dinle, seninle gerçekten gurur duyuyoruz oğlum, fakat bir lisans derecesi ile ne yapacaksın?でもその学位で何をしようとしてるんだ? お前は車にも乗らないししゃべりもしない
Dedim ki, "Oğlum nerede?""Gdzie mój syn?"
Dedim ki, "Oğlum nerede?""Hol van a fiam?"
Dedim ki, "Oğlum nerede?""Kde je můj syn?"
Dedim ki, "Oğlum nerede?""Missä poikani on?"
Dedim ki, "Oğlum nerede?""Onde é que está o meu filho?"
Dedim ki, "Oğlum nerede?""Waar is mijn zoon?"
Dedim ki, "Oğlum nerede?""Wo ist mein Sohn?"
Dedim ki, "Oğlum nerede?"Zic, "Unde-i fiul meu?"
Dedim ki, "Oğlum nerede?"Zídem dole, pozerám:
Dedim ki, "Oğlum nerede?"Ρωτάω, "Που είναι ο γιος μου;"
Dedim ki, "Oğlum nerede?"И говорю: "Где мой сын?"
Dedim ki, "Oğlum nerede?"И попитах, "Къде е сина ми?"
Değil mi? Oğlumuzla gurur duyuyorum.-Olen kovin ylpeä pojastamme.
Değil mi? Oğlumuzla gurur duyuyorum.Ναι, είμαι πολύ υπερήφανη για το γιο μας.
Demek öyle. Oğlumu koruduğunuz için sağ olun.Bene, grazie per aver badato a mio figlio.
Demek öyle. Oğlumu koruduğunuz için sağ olun.Bom, obrigado por cuidarem do meu filho.
Demek öyle. Oğlumu koruduğunuz için sağ olun.Dziękuję za opiekę nad synem.