Bu yüzden çocuklar bu konuda zorluk çekmiyorlar. Bunu kendi oğlumda da gördüm. Ona bir kitap vermiştim.Затова при децата е по-лесно, отидох при сина ми и му дадох тази книга.
Canım istedi o kadar. Evald bir zamanlar benim oğlumdu.Evald råkar vara min son.
Canım istedi o kadar. Evald bir zamanlar benim oğlumdu.Pelkkä päähänpisto, ei muuta.
Çiçek gibi, onun tarafından deflowered. Ölüm oğlum-in-law, ölüm benim mirasçısı;그녀가 꽃으로, 그와 첫 경험. 죽음이 내 아들 - 사위에, 죽음은 내 후계자이다;
Çiçek gibi, onun tarafından deflowered. Ölüm oğlum-in-law, ölüm benim mirasçısı;פרח כמוה, שבתוליה על ידי אותו. המוות הוא חתנו שלי, המוות הוא היורש שלי;
Çiçek gibi, onun tarafından deflowered. Ölüm oğlum-in-law, ölüm benim mirasçısı;فيما كانت زهرة ، مفتض من قبله. الموت هو ابنه في القانون الخاص بي ، والموت هو وريث بلدي ؛
Çiçek gibi, onun tarafından deflowered. Ölüm oğlum-in-law, ölüm benim mirasçısı;私の娘は彼に執着かれらの:私は死んでしまう。と彼のすべてを残し、生命、生活を、すべては死のです。
Çocuklarım, Davey ve Henry. Oğlum, Davey, otelde iki gece önce.Мої діти, Дейві та Генрі. мій син Дейві, два дні тому у готелі.
‹‹Çocukluğunda sevdim İsraili, Oğlumu Mısırdan çağırdım.Cînd era tînăr Israel, îl iubeam, şi am chemat pe fiul Meu din Egipt.
‹‹Çocukluğunda sevdim İsraili, Oğlumu Mısırdan çağırdım."Cuando Israel era muchacho, yo lo amé; y de Egipto llamé a mi hijo
‹‹Çocukluğunda sevdim İsraili, Oğlumu Mısırdan çağırdım.Da Israel jung war, hatte ich ihn lieb und rief ihn, meinen Sohn, aus Ägypten.
‹‹Çocukluğunda sevdim İsraili, Oğlumu Mısırdan çağırdım.Da Israel var ung, hadde jeg ham kjær, og fra Egypten kalte jeg min sønn.
‹‹Çocukluğunda sevdim İsraili, Oğlumu Mısırdan çağırdım.Jeg fik Israel kær i hans Ungdom, fra Ægypten kaldte jeg min søn
‹‹Çocukluğunda sevdim İsraili, Oğlumu Mısırdan çağırdım.Když dítětem byl Izrael, miloval jsem jej, a z Egypta povolal jsem syna svého.
‹‹Çocukluğunda sevdim İsraili, Oğlumu Mısırdan çağırdım.Keď bol Izrael dieťa, miloval som ho a z Egypta som povolal svojho syna.
‹‹Çocukluğunda sevdim İsraili, Oğlumu Mısırdan çağırdım.Khi Y-sơ-ra-ên còn thơ ấy , ta yêu_dấu nó ; ta gọi con_trai ta ra khỏi Ê - díp-tô .
‹‹Çocukluğunda sevdim İsraili, Oğlumu Mısırdan çağırdım.Khi Y-sơ-ra-ên còn thơ ấy, ta yêu dấu nó; ta gọi con trai ta ra khỏi Ê-díp-tô.
‹‹Çocukluğunda sevdim İsraili, Oğlumu Mısırdan çağırdım.이스라엘의 어렸을 때에 내가 사랑하여 내 아들을 애굽에서 불러내었거늘
‹‹Çocukluğunda sevdim İsraili, Oğlumu Mısırdan çağırdım.Ko je bil Izrael mlad, sem ga ljubil, in iz Egipta sem poklical sina svojega.
‹‹Çocukluğunda sevdim İsraili, Oğlumu Mısırdan çağırdım.Kun Israel oli nuori, rakastin minä sitä, ja Egyptistä minä kutsuin poikani.
‹‹Çocukluğunda sevdim İsraili, Oğlumu Mısırdan çağırdım.Mikor még gyermek volt Izráel, megszerettem õt, és Égyiptomból hívtam ki az én fiamat.
‹‹Çocukluğunda sevdim İsraili, Oğlumu Mısırdan çağırdım.När Israel var ung, fick jag honom kär, och ut ur Egypten kallade jag min son.
‹‹Çocukluğunda sevdim İsraili, Oğlumu Mısırdan çağırdım.Quand Israël était jeune, je l`aimais, Et j`appelai mon fils hors d`Égypte.
‹‹Çocukluğunda sevdim İsraili, Oğlumu Mısırdan çağırdım.Quando Israele era giovinetto, io l'ho amato e dall'Egitto ho chiamato mio figlio
‹‹Çocukluğunda sevdim İsraili, Oğlumu Mısırdan çağırdım.Quando Israel era menino, eu o amei, e do Egito chamei a meu filho.
‹‹Çocukluğunda sevdim İsraili, Oğlumu Mısırdan çağırdım."Toen Israël nog een kind was, hield Ik ervan als van een zoon en haalde het volk uit Egypte.
‹‹Çocukluğunda sevdim İsraili, Oğlumu Mısırdan çağırdım.TUHAN berkata, "Aku mengasihi Israel sejak ia masih kecil, Kupanggil anak-Ku itu keluar dari Mesir
‹‹Çocukluğunda sevdim İsraili, Oğlumu Mısırdan çağırdım.Οτε ο Ισραηλ ητο νηπιον, τοτε εγω ηγαπησα αυτον και εξ Αιγυπτου εκαλεσα τον υιον μου.
‹‹Çocukluğunda sevdim İsraili, Oğlumu Mısırdan çağırdım.Когато Израил бе младенец, тогава го възлюбих, И из Египет повиках сина си.
‹‹Çocukluğunda sevdim İsraili, Oğlumu Mısırdan çağırdım.На заре погибнет царь Израилев! Когда Израиль был юн, Я любил его и из Египта вызвал сына Моего.
‹‹Çocukluğunda sevdim İsraili, Oğlumu Mısırdan çağırdım.כי נער ישראל ואהבהו וממצרים קראתי לבני׃
‹‹Çocukluğunda sevdim İsraili, Oğlumu Mısırdan çağırdım.لما كان اسرائيل غلاما احببته ومن مصر دعوت ابني.
‹‹Çocukluğunda sevdim İsraili, Oğlumu Mısırdan çağırdım.以 色 列 年 幼 的 時 候 我 愛 他 、 就 從 埃 及 召 出 我 的 兒 子 來
‹‹Çocukluğunda sevdim İsraili, Oğlumu Mısırdan çağırdım.以色列 年幼 的 時候 我 愛他 、 就 從 埃及 召出 我 的 兒子來
"Çok güzel, oğlum," dedi."Baiklah, anakku," katanya.
"Çok güzel, oğlum," dedi."Bardzo dobrze, mój chłopcze", powiedział.
"Çok güzel, oğlum," dedi."Dobre, chlapče," povedal.
"Çok güzel, oğlum," dedi."Dobře, chlapče," řekl.
"Çok güzel, oğlum," dedi."Erittäin hyvin, poikani", hän sanoi.
"Çok güzel, oğlum," dedi."Foarte bine, băiatul meu," a spus el.
"Çok güzel, oğlum," dedi."Heel goed, mijn jongen," zei hij.
"Çok güzel, oğlum," dedi."Jól van, fiam," mondta.
"Çok güzel, oğlum," dedi.그것을 사임했다. "아주 잘, 내 아들이있다"고 말했다.
"Çok güzel, oğlum," dedi."Meget godt, min dreng," sagde han.
"Çok güzel, oğlum," dedi."Molto bene, ragazzo mio," ha detto.
"Çok güzel, oğlum," dedi."Mycket bra, min gosse", sa han.
"Çok güzel, oğlum," dedi."Rất tốt, cậu bé của tôi," ông nói.
"Çok güzel, oğlum," dedi."Sehr gut, mein Junge", sagte er.
"Çok güzel, oğlum," dedi."Très bien, mon garçon", at-il dit.
"Çok güzel, oğlum," dedi."Zelo dobro, fant moj," je dejal.
"Çok güzel, oğlum," dedi."Πολύ καλά, αγόρι μου", είπε.
"Çok güzel, oğlum," dedi."Дуже добре, синку," сказав він.
"Çok güzel, oğlum," dedi."Много добре, момчето ми", каза той.
"Çok güzel, oğlum," dedi."Очень хорошо, мой мальчик," сказал он.
"Çok güzel, oğlum," dedi.استقال لذلك. "جيد جدا ، ابني" ، قال.
"Çok güzel, oğlum," dedi."何- O!"Bickyは言った。
Cumartesi oğlum geliyor. Oğlunuz mu?En fait, ce samedi, mon fils va venir à Tokyo.
Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.› Böylece eğlenmeye başladılar.Albowiem ten syn mój umarł był, a zasię ożył; zginął był, i znaleziony jest; i poczęli się weselić.
Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.› Böylece eğlenmeye başladılar.căci acest fiu al meu era mort, şi a înviat; era pierdut, şi a fost găsit.` Şi au început să se veselească.
Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.› Böylece eğlenmeye başladılar.For denne min sønn var død og er blitt levende igjen, var tapt og er funnet. Og de begynte å være glade.