Ana içeriğe geç
Sözlük

oğlum ile cümle

oğlum kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
‹‹Babası ona, ‹Oğlum, sen her zaman yanımdasın, neyim varsa senindir› dedi.Az pedig monda néki: Fiam, te mindenkor én velem vagy, és mindenem a tiéd!
‹‹Babası ona, ‹Oğlum, sen her zaman yanımdasın, neyim varsa senindir› dedi.Då sade han till honom: 'Min son, du är alltid hos mig, och all mitt är ditt.
‹‹Babası ona, ‹Oğlum, sen her zaman yanımdasın, neyim varsa senindir› dedi.Entonces su padre le dijo: "Hijo, tú siempre estás conmigo, y todas mis cosas son tuyas
‹‹Babası ona, ‹Oğlum, sen her zaman yanımdasın, neyim varsa senindir› dedi.Er aber sprach zu ihm: Mein Sohn, du bist allezeit bei mir, und alles, was mein ist, das ist dein.
‹‹Babası ona, ‹Oğlum, sen her zaman yanımdasın, neyim varsa senindir› dedi.,Fiule`, i -a zis tatăl, ,tu întotdeauna eşti cu mine, şi tot ce am eu este al tău.
‹‹Babası ona, ‹Oğlum, sen her zaman yanımdasın, neyim varsa senindir› dedi.Gli rispose il padre: Figlio, tu sei sempre con me e tutto ciò che è mio è tuo
‹‹Babası ona, ‹Oğlum, sen her zaman yanımdasın, neyim varsa senindir› dedi.아버지가 이르되 얘 너는 항상 나와 함께 있으니 내 것이 다 네 것이로되
‹‹Babası ona, ‹Oğlum, sen her zaman yanımdasın, neyim varsa senindir› dedi.'Maar jongen', zei de vader, 'jij en ik zijn altijd samen. Alles wat van mij is, is van jou.
‹‹Babası ona, ‹Oğlum, sen her zaman yanımdasın, neyim varsa senindir› dedi.Men han sagde til ham: Barn! du er altid hos mig, og alt mit er dit.
‹‹Babası ona, ‹Oğlum, sen her zaman yanımdasın, neyim varsa senindir› dedi.Men han sa til ham: Barn! du er alltid hos mig, og alt mitt er ditt;
‹‹Babası ona, ‹Oğlum, sen her zaman yanımdasın, neyim varsa senindir› dedi.Mon enfant, lui dit le père, tu es toujours avec moi, et tout ce que j`ai est à toi;
‹‹Babası ona, ‹Oğlum, sen her zaman yanımdasın, neyim varsa senindir› dedi.Người cha nói rằng : Con ơi , con ở cùng cha luôn , hết_thảy của cha là của con .
‹‹Babası ona, ‹Oğlum, sen her zaman yanımdasın, neyim varsa senindir› dedi.Người cha nói rằng: Con ơi, con ở cùng cha luôn, hết thảy của cha là của con.
‹‹Babası ona, ‹Oğlum, sen her zaman yanımdasın, neyim varsa senindir› dedi.Niin hän sanoi hänelle: `Poikani, sinä olet aina minun tykönäni, ja kaikki, mikä on minun omaani, on sinun.
‹‹Babası ona, ‹Oğlum, sen her zaman yanımdasın, neyim varsa senindir› dedi.Replicou-lhe o pai: Filho, tu sempre estás comigo, e tudo o que é meu é teu;
‹‹Babası ona, ‹Oğlum, sen her zaman yanımdasın, neyim varsa senindir› dedi.Ο δε ειπε προς αυτον Τεκνον, συ παντοτε μετ' εμου εισαι, και παντα τα εμα σα ειναι
‹‹Babası ona, ‹Oğlum, sen her zaman yanımdasın, neyim varsa senindir› dedi.А той му каза: Синко ти си винаги с мене, и всичко мое твое е.
‹‹Babası ona, ‹Oğlum, sen her zaman yanımdasın, neyim varsa senindir› dedi.Він же рече йому: Дитино, ти: все зо мною єси, і все, що моє, твоє;
‹‹Babası ona, ‹Oğlum, sen her zaman yanımdasın, neyim varsa senindir› dedi.Он же сказал ему: сын мой! ты всегда со мною, и все мое твое,
‹‹Babası ona, ‹Oğlum, sen her zaman yanımdasın, neyim varsa senindir› dedi.ויאמר אליו בני אתה תמיד עמדי וכל אשר לי לך הוא׃
‹‹Babası ona, ‹Oğlum, sen her zaman yanımdasın, neyim varsa senindir› dedi.فقال له يا بنيّ انت معي في كل حين وكل ما لي فهو لك.
‹‹Babası ona, ‹Oğlum, sen her zaman yanımdasın, neyim varsa senindir› dedi.父 親 對 他 說 、 兒 阿 、 你 常 和 我 同 在 、 我 一 切 所 有 的 、 都 是 你 的
‹‹Babası ona, ‹Oğlum, sen her zaman yanımdasın, neyim varsa senindir› dedi.父親對 他 說 、 兒阿 、 你 常 和 我 同在 、 我 一切 所有 的 、 都 是 你的
‹‹Bağın sahibi, ‹Ne yapacağım?› dedi. ‹Sevgili oğlumu göndereyim. Belki onu sayarlar.›A tak rzekł Pan onej winnicy: Cóż uczynię? poślę syna mego miłego, snać gdy tego ujrzą, zawstydzą się.
‹‹Bağın sahibi, ‹Ne yapacağım?› dedi. ‹Sevgili oğlumu göndereyim. Belki onu sayarlar.›Chủ vườn nho bèn nói rằng : Ta làm thể_nào ? Ta sẽ sai con_trai yêu_dấu ta đến ; có_lẽ chúng_nó sẽ kính_nể !
‹‹Bağın sahibi, ‹Ne yapacağım?› dedi. ‹Sevgili oğlumu göndereyim. Belki onu sayarlar.›Chủ vườn nho bèn nói rằng: Ta làm thể nào? Ta sẽ sai con trai yêu dấu ta đến; có lẽ chúng nó sẽ kính nể!
‹‹Bağın sahibi, ‹Ne yapacağım?› dedi. ‹Sevgili oğlumu göndereyim. Belki onu sayarlar.›Disse allora il padrone della vigna: Che devo fare? Manderò il mio unico figlio; forse di lui avranno rispetto
‹‹Bağın sahibi, ‹Ne yapacağım?› dedi. ‹Sevgili oğlumu göndereyim. Belki onu sayarlar.›Disse então o senhor da vinha: Que farei? Mandarei o meu filho amado; a ele talvez respeitarão.
‹‹Bağın sahibi, ‹Ne yapacağım?› dedi. ‹Sevgili oğlumu göndereyim. Belki onu sayarlar.›Entonces el señor de la viña dijo: "¿Qué haré? Enviaré a mi hijo amado; quizás a éste le tendrán respeto.
‹‹Bağın sahibi, ‹Ne yapacağım?› dedi. ‹Sevgili oğlumu göndereyim. Belki onu sayarlar.›포도원 주인이 가로되 어찌할꼬 내 사랑하는 아들을 보내리니 저희가 혹 그는 공경하리라 하였더니
‹‹Bağın sahibi, ‹Ne yapacağım?› dedi. ‹Sevgili oğlumu göndereyim. Belki onu sayarlar.›Niin viinitarhan herra sanoi: `Mitä minä teen? Minä lähetän rakkaan poikani; häntä he kaiketi kavahtavat.`
‹‹Bağın sahibi, ‹Ne yapacağım?› dedi. ‹Sevgili oğlumu göndereyim. Belki onu sayarlar.›Stăpînul viei a zis: ,,Ce să fac? Am să trimet pe fiul meu prea iubit; poate că îl vor primi cu cinste.``
‹‹Bağın sahibi, ‹Ne yapacağım?› dedi. ‹Sevgili oğlumu göndereyim. Belki onu sayarlar.›Tedy řekl Pán vinice: Co učiním? Pošli svého milého Syna. Snad když toho uzří, ostýchati se budou.
‹‹Bağın sahibi, ‹Ne yapacağım?› dedi. ‹Sevgili oğlumu göndereyim. Belki onu sayarlar.›Vtedy povedal pán vinice: Čo urobím? Pošlem svojho milovaného syna, dozaista, keď uvidia toho, budú sa hanbiť.
‹‹Bağın sahibi, ‹Ne yapacağım?› dedi. ‹Sevgili oğlumu göndereyim. Belki onu sayarlar.›Рече ж пан виноградинка: Що робити? пішлю сина мого любого: може, того побачивши, посоромлять ся.
‹‹Bağın sahibi, ‹Ne yapacağım?› dedi. ‹Sevgili oğlumu göndereyim. Belki onu sayarlar.›Тогава стопанинът на лозето рече: Що да сторя? Ще изпратя любезния си син; може него да почетат.
‹‹Bağın sahibi, ‹Ne yapacağım?› dedi. ‹Sevgili oğlumu göndereyim. Belki onu sayarlar.›ויאמר בעל הכרם מה אעשה אשלחה את בני את ידידי כראותם אותו אולי יגורו מפניו׃
‹‹Bağın sahibi, ‹Ne yapacağım?› dedi. ‹Sevgili oğlumu göndereyim. Belki onu sayarlar.›فقال صاحب الكرم ماذا افعل. أرسل ابني الحبيب. لعلهم اذا رأوه يهابون.
‹‹Bağın sahibi, ‹Ne yapacağım?› dedi. ‹Sevgili oğlumu göndereyim. Belki onu sayarlar.›園 主 說 、 我 怎 麼 辦 呢 . 我 要 打 發 我 的 愛 子 去 . 或 者 他 們 尊 敬 他
‹‹Bağın sahibi, ‹Ne yapacağım?› dedi. ‹Sevgili oğlumu göndereyim. Belki onu sayarlar.›園主說 、 我 怎麼辦 呢 . 我 要 打發 我 的 愛子 去 . 或者 他 們 尊敬 他
Bağışlanacak bişey yok , oğlum.Der er ikke noget at tilgive, min søn.
Bağışlanacak bişey yok , oğlum.Det finns inget att förlåta, min son.
Bağışlanacak bişey yok , oğlum.Es gibt nichts zu vergeben, mein Sohn.
Bağışlanacak bişey yok , oğlum.Il n'y a rien à pardonner, mon fils.
Bağışlanacak bişey yok , oğlum.Não há o que perdoar, filho.
Bağışlanacak bişey yok , oğlum.Nemám ti čo odpustiť, môj synu.
Bağışlanacak bişey yok , oğlum.- Není, co odpouštět, můj synu.
Bağışlanacak bişey yok , oğlum.Nie ma czego wybaczać, synu.
Bağışlanacak bişey yok , oğlum.Nincs mit megbocsátani, fiam.
Bağışlanacak bişey yok , oğlum.Non c'è niente da perdonare, figlio mio.
Bağışlanacak bişey yok , oğlum.No tengo nada que perdonarte, hijo.
Bağışlanacak bişey yok , oğlum.Δεν υπάρχει τίποτα να συγχωρέσω, γιε μου.
Bağışlanacak bişey yok , oğlum.Мне нечего тебе прощать, сын мой.
Bağışlanacak bişey yok , oğlum.そなたはドゥネダインの支え
"Bak oğlum, sana bir çift sözüm var."Also gut, Sohn, ich erzähle es dir.
"Bak oğlum, sana bir çift sözüm var."Con trai, mẹ sẽ nói con nghe.
"Bak oğlum, sana bir çift sözüm var."Ei bine, fiule, îţi voi spune.
"Bak oğlum, sana bir çift sözüm var."Fiam, elmondom.
"Bak oğlum, sana bir çift sözüm var. Yaşamım pürüzsüz bir merdiven olmadı."Bene, figliolo, te lo dirò: la vita per me non è stata una scala di cristallo.
"Bak oğlum, sana bir çift sözüm var. Yaşamım pürüzsüz bir merdiven olmadı."Bien, hijo, te voy a contar, mi vida no ha sido una escalera de cristal.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod