Oğluna götürmüş.So he brought it back.
Benim evimde yaptık ki, bu, üç yaşındaki oğlumWe built it at my home, which means that
Burada yapay ayağa sahip bir Amerikan vatandaşı ve oğlu var.Here is an American citizen and his son having an artificial foot.
Keşişin cevabıysa; zenginleşip, yerlileri köleleştirenin şeytanın oğlu olduğuydu.The theologian argued that Indians were natural-born slaves.
Seni her zaman oğlum gibi sevdim. Her zaman.Always thought of you as a son.
- Oğlum.- My son.
Birkaç gün içinde oğlum doğmuş olacak.So in a few days, my son's gonna be born.
Düşünmeden edemiyorum, "Oğlum ne tür bir dünyaya geliyor?"I find myself wondering, "What kind of world is he entering?"
Bize yazan bir baba gibi, oğlu beyin felci geçirmiş ve normal klavye kullanamıyormuş.Like this dad who wrote us, his son has cerebral palsy and he can't use a normal keyboard.
Bir oğlum var.I have a son.
Aslında benim oğluma olan katkım bu genlerin yarısının rastgele bir şekilde toplanmışı olacak.Well, my contribution to my son is going to be a random collection of half of these genes.
Yani 2 üzeri 23 farklı versiyonu ben oğluma veya kızıma aktarabilirim.So 2 to the 23 different versions that I can contribute to any son or daughter that I might have.
Ama son kralın tek oğluydu.But he was the only son of the late king.
Babam yok benim. <i>Benim oğlum değilsin. Kölemden doğan kölemsin.</i>He's still your father.
Sen benim oğlum olmana rağmen, beni gerçekten şaşırtıyorsun.Though you're my son, you really amaze me.
Baek Su Chan herzaman oğluyla övünüyordu, ama görüyorum ki haklıymış.Baek Su Chan was always busy bragging about his son, but I see it was all true.
Adem oglugunu Adem'in cocuklarini."The bani Adem the children of Adem."
Sen gerçekten oğlunu tanımıyor musun?You really don't know your son?
Seung Jo benim oğlum ancak yine de söylemeden edemeyeceğim, huyu çok fenadır, yorar insanı.He is my son, but Seung Jo has a very tiring temper.
Ha bir şey daha diyeyim.. Kadınlara karşı da hiç iyi değildir tavırları oğlumun.More than that, he is not good to women.
Sen benim oğlumsun.You are my son.
Benim oğlum olduğundan, O'nu tanıdığımdan, en sonunda HaNi'den mutlaka hoşlanacağını düşünmüştüm.Since he is my son I believed that he would eventually come to like her.
"Yürüyordum ve oğlu sıtma hastası olan çok eski bir arkadaşımla karşılaştım ... ..."I was walking and met a long-time friend whose son was sick with malaria.
Allah kötü nefsimize uydurmasın oğlum.Nothing. May Allah not make us follow our dirty ego, O son.
Oğlum ve eşi yıllarca bunu geliştirmek için kapanıp uğraştılar.My son and his wife sat in a closet for many years and developed this.
Ve küçük oğlum Pekin'de Çince okudu.And my youngest son, who studied Chinese in Beijing.
Pekin'de okuyan küçük oğlumun uzun vadeli bir bakış açısı vardı.And my son, youngest son who studied in Beijing, in China, he got a long-term perspective.
Google'da çalışan büyük oğlum ise üç ayda ya da yarım yılda geliştirmeli.Whereas when my oldest son, who works for Google, he should develop by quarter, or by half-year.
Tipki biz onun oglunun ayaklarini alirken, o kadinin benim ayaklarimi opmeye calistigi gibi.Just as that woman tried to kiss my feet when we were taking her sons.
Biz insan oğlunun hikayesini gerçekten çok severiz.We really like the human being story a lot.
İnsan oğlunun, dünya çapında, günümüzdeki ortalama değeri 90$ civarında.The average price of a human being today, around the world, is about 90 dollars.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.Behind him there was a child, his son, red in the face in an effort to push the father.
Ama Mahmut ve oğlu zaten oradaydı.But Mahmoud and his son were already there.
Mahmut oğlunu kaptı, ben başkasını kaptım.Mahmoud grabbed his son, I grabbed someone else.
Mahmut ve oğlunun beraber yürüdüğünü ve boş tekerlekli sandalyeyi ittiklerini.Mahmoud and his son walking together pushing the empty wheelchair.
Oğlunu sordum.I asked about his son.
Oğlum sabit bir roket tasarladı -- bir golf topu roketi.My son designed a rocket that became stable, a golf ball rocket.
Piyanodaki oğlu, ismi Pierre Matisse, yıl 1916.SPEAKER 2: Yes. SPEAKER 1:
Oğlum Muhammed'in şu günlerde sınavları var.My child, Mohammed, has his exams these days.
Oğlumu öldüren askere söylüyorum:"Kesin olarak bilmeli ki o masum bir çocuğu öldürdü."To the soldier that shot my son, he has to know that he killed an innocent child.
Kıymetli oğlunu elinden aldığım için beni kötülüyor.She's bad mouthing me for stealing her precious son.
Nasıl bir anne, oğlunun sevgilisini küçük düşürür ki?What kind of mother humiliates her son's lover?
Gerçek bir anne oğlunu büyütüp... ...dünyaya salmaktan memnun olur. Seni kaltak.Any real mother would be pleased to raise her son and send him into the world. you bitch!
'Gençlik,' William Baba, oğluna cevap'In my youth,' Father William replied to his son,
Hapşırdığı zaman 'Ben oğlum için ağır konuşan, onu yenmek;'I speak severely to my boy, I beat him when he sneezes;
Beş yaşında bir oğlum ve iki yaşında bir kızım.I have a five-year-old son and a two-year-old daughter.
Ve işte oğlu, Rafe.This is his son, Ralph.
"İki küçük oğlum var, hayatlarında bir gün olsun çalışmadılar.""I've got these two little boys never worked a day in their lives."
"Oğlunuzun ölümcül bir beyin kanseri var, ve yapabileceğiniz hiçbirşey yok."Your son has terminal brain cancer, and there's nothing you can do.
Bu benim küçük oğlum.That's my little son.
Ayrıca bir oğlum da var.At that point, I also had a son.
Kızım için böyle bir macerayı uygun buluyorum ve oğlum için de.I like that kind of quest for my daughter, and I like that kind of quest for my son.
Bu oğlumun odasının bir fotoğrafı değil, onunki daha dağınık.This is not an actual photograph of my son's room; his is messier.
Evliliğimden 15 yaşında bir oğlum var.I have a 15-year-old son from my marriage.
- Oğlum!- My son!
Oğlum eve dönmüş!My son's home!
Oğlum, kendini hazırla, tamam mı?Son, brace yourself, okay?
Ama ikinizin de birer oğlu oldu.But you two had only sons.
Güçlü ol, oğlum.Be strong, son.
İşte o yüzden Sangmin'in babasına kendi oğlummuş gibi baktım.That's why I took care of Sangmin's father like my own son.