Ellerinin üstünü, ensesinin kılsız yerini oğlak derisiyle kapladı.Elle couvrit ses mains de la peau des chevreaux, et son cou qui était sans poil.
Ellerinin üstünü, ensesinin kılsız yerini oğlak derisiyle kapladı.I -a acoperit cu pielea iezilor mînile şi gîtul, care era fără păr.
Ellerinin üstünü, ensesinin kılsız yerini oğlak derisiyle kapladı.Ia membalutkan juga kulit anak kambing pada lengan dan leher Yakub yang tidak berbulu itu
Ellerinin üstünü, ensesinin kılsız yerini oğlak derisiyle kapladı.in s kožicami kozličev obleče roke njegove in gladino vratu njegovega.
Ellerinin üstünü, ensesinin kılsız yerini oğlak derisiyle kapladı.또 염소 새끼의 가죽으로 그 손과 목의 매끈매끈한 곳에 꾸미고
Ellerinin üstünü, ensesinin kılsız yerini oğlak derisiyle kapladı.Men skinnene av kjeene hadde hun om hans hender og om den glatte del av hans hals.
Ellerinin üstünü, ensesinin kılsız yerini oğlak derisiyle kapladı.Mutta vohlain nahat hän kääri hänen käsiinsä ja paljaaseen kaulaansa.
Ellerinin üstünü, ensesinin kılsız yerini oğlak derisiyle kapladı.Och med skinnen av killingarna beklädde hon hans händer och den släta delen av hans hals.
Ellerinin üstünü, ensesinin kılsız yerini oğlak derisiyle kapladı.rồi người lấy da dê con bao hai tay và cổ , vì tay và cổ Gia-cốp không có lông .
Ellerinin üstünü, ensesinin kılsız yerini oğlak derisiyle kapladı.rồi người lấy da dê con bao hai tay và cổ, vì tay và cổ Gia-cốp không có lông.
Ellerinin üstünü, ensesinin kılsız yerini oğlak derisiyle kapladı.Skindene af Gedekiddene lagde hun om hans Hænder og om det glatte på hans Hals,
Ellerinin üstünü, ensesinin kılsız yerini oğlak derisiyle kapladı.Y puso las pieles de los cabritos sobre las manos y sobre el cuello, donde no tenía vello
Ellerinin üstünü, ensesinin kılsız yerini oğlak derisiyle kapladı.και με τα δερματα των εριφιων εσκεπασε τας χειρας αυτου, και τα γυμνα του τραχηλου αυτου
Ellerinin üstünü, ensesinin kılsız yerini oğlak derisiyle kapladı.а руки его и гладкую шею его обложила кожею козлят;
Ellerinin üstünü, ensesinin kılsız yerini oğlak derisiyle kapladı.И зави ръцете му и гладкото на шията му с ярешките кожи.
Ellerinin üstünü, ensesinin kılsız yerini oğlak derisiyle kapladı.ואת ערת גדיי העזים הלבישה על ידיו ועל חלקת צואריו׃
Ellerinin üstünü, ensesinin kılsız yerini oğlak derisiyle kapladı.والبست يديه وملاسة عنقه جلود جديي المعزى.
Ellerinin üstünü, ensesinin kılsız yerini oğlak derisiyle kapladı.又 用 山 羊 羔 皮 、 包 在 雅 各 的 手 上 、 和 頸 項 的 光 滑 處
Ellerinin üstünü, ensesinin kılsız yerini oğlak derisiyle kapladı.又 用 山羊 羔皮 、 包在 雅各 的 手上 、 和 頸項 的 光滑處
Ey güzeller güzeli, Bilmiyorsan, Sürünün izine çık, Çobanların çadırları yanında Oğlaklarını otlat.Jestliže nevíš, ó nejkrašší mezi ženami, vyjdi po šlepějích ovcí, a pas kozlátka svá podlé obydlí pastýřů.
Ey güzeller güzeli, Bilmiyorsan, Sürünün izine çık, Çobanların çadırları yanında Oğlaklarını otlat."Jos et sitä tiedä, sinä naisista kaunein, käy lammasten jälkiä ja kaitse vohliasi paimenten telttapaikoilla."
Ey güzeller güzeli, Bilmiyorsan, Sürünün izine çık, Çobanların çadırları yanında Oğlaklarını otlat.여인 중에 어여쁜 자야 네가 알지 못하겠거든 양떼의 발자취를 따라 목자들의 장막 곁에서 너의 염소 새끼를 먹일지니라
Ey güzeller güzeli, Bilmiyorsan, Sürünün izine çık, Çobanların çadırları yanında Oğlaklarını otlat.Vet du det ikke, du fagreste blandt kvinner, så gå ut i fårenes spor og vokt dine kje ved hyrdenes hytter!
Ey güzeller güzeli, Bilmiyorsan, Sürünün izine çık, Çobanların çadırları yanında Oğlaklarını otlat.Ако ти не знаеш, хубавице между жените, Излез по дирите на стадата И паси яретата си при шатрите на овчарите.
Ey güzeller güzeli, Bilmiyorsan, Sürünün izine çık, Çobanların çadırları yanında Oğlaklarını otlat.Кобылице моей в колеснице фараоновой я уподобил тебя, возлюбленная моя.
Ey güzeller güzeli, Bilmiyorsan, Sürünün izine çık, Çobanların çadırları yanında Oğlaklarını otlat.אם לא תדעי לך היפה בנשים צאי לך בעקבי הצאן ורעי את גדיתיך על משכנות הרעים׃
Ey güzeller güzeli, Bilmiyorsan, Sürünün izine çık, Çobanların çadırları yanında Oğlaklarını otlat.ان لم تعرفي ايتها الجميلة بين النساء فاخرجي على آثار الغنم وارعي جداءك عند مساكن الرعاة
Ey güzeller güzeli, Bilmiyorsan, Sürünün izine çık, Çobanların çadırları yanında Oğlaklarını otlat.你 這 女 子 中 極 美 麗 的 、 你 若 不 知 道 、 只 管 跟 隨 羊 群 的 腳 蹤 去 、 把 你 的 山 羊 羔 、 牧 放 在 牧 人 帳 棚 的 旁 邊
Ey güzeller güzeli, Bilmiyorsan, Sürünün izine çık, Çobanların çadırları yanında Oğlaklarını otlat.你 這 女子 中極美麗 的 、 你 若 不 知道 、 只管 跟 隨 羊群 的 腳蹤 去 、 把 你 的 山 羊羔 、 牧放 在 牧人 帳棚 的 旁邊
Git süründen bana iki seçme oğlak getir. Onlarla babanın sevdiği lezzetli bir yemek yapayım.Du-te de ia-mi din turmă doi iezi buni, ca să fac din ei tatălui tău o mîncare gustoasă cum îi place;
Git süründen bana iki seçme oğlak getir. Onlarla babanın sevdiği lezzetli bir yemek yapayım.Hãy ra ngoài bầy , bắt hai dê con tốt , rồi mẹ sẽ dọn cho cha_con một món ngon , tùy theo người sở_thích ;
Git süründen bana iki seçme oğlak getir. Onlarla babanın sevdiği lezzetli bir yemek yapayım.Hãy ra ngoài bầy, bắt hai dê con tốt, rồi mẹ sẽ dọn cho cha con một món ngon, tùy theo người sở thích;
Git süründen bana iki seçme oğlak getir. Onlarla babanın sevdiği lezzetli bir yemek yapayım.염소떼에 가서 거기서 염소의 좋은 새끼를 내게로 가져오면 내가 그것으로 네 부친을 위하여 그 즐기시는 별미를 만들리니
Git süründen bana iki seçme oğlak getir. Onlarla babanın sevdiği lezzetli bir yemek yapayım.Va me prendre au troupeau deux bons chevreaux; j`en ferai pour ton père un mets comme il aime;
Git süründen bana iki seçme oğlak getir. Onlarla babanın sevdiği lezzetli bir yemek yapayım.לך נא אל הצאן וקח לי משם שני גדיי עזים טבים ואעשה אתם מטעמים לאביך כאשר אהב׃
Git süründen bana iki seçme oğlak getir. Onlarla babanın sevdiği lezzetli bir yemek yapayım.اذهب الى الغنم وخذ لي من هناك جديين جيّدين من المعزى. فأصنعهما اطعمة لابيك كما يحب.
Git süründen bana iki seçme oğlak getir. Onlarla babanın sevdiği lezzetli bir yemek yapayım.你 到 羊 群 裡 去 、 給 我 拿 兩 隻 肥 山 羊 羔 來 、 我 便 照 你 父 親 所 愛 的 、 給 他 作 成 美 味
Git süründen bana iki seçme oğlak getir. Onlarla babanın sevdiği lezzetli bir yemek yapayım.你 到 羊群 裡去 、 給我 拿兩 隻肥 山 羊羔 來 、 我 便 照 你 父親所愛 的 、 給他 作成 美味
İşte bu çocuk benimle gelecek! Bilmiyorum, hiç oğlak sesi duydunuz mu ya da gördünüz mü?Alors ce gars est venu avec moi, et je ne sais pas si vous avez déjà entendu une chèvre, ou même vu une,
Manoah, ‹‹Seni alıkoymak, onuruna bir oğlak kesmek istiyoruz›› dedi.Da sagde Manoa til HERRENs Engel: "Vi vilde gerne holde dig tilbage og tillave dig et Gedekid!"
Manoah, ‹‹Seni alıkoymak, onuruna bir oğlak kesmek istiyoruz›› dedi.Da sa Manoah til Herrens engel: Kan vi ikke få dig til å bli en stund her, sa vi kan lage til et kje for dig!
Manoah, ‹‹Seni alıkoymak, onuruna bir oğlak kesmek istiyoruz›› dedi.Então Manoá disse ao anjo do Senhor: Deixa que te detenhamos, para que te preparemos um cabrito.
Manoah, ‹‹Seni alıkoymak, onuruna bir oğlak kesmek istiyoruz›› dedi.Entonces Manoa dijo al ángel de Jehovah: --Permítenos detenerte y preparar para ti un cabrito del rebaño
Manoah, ‹‹Seni alıkoymak, onuruna bir oğlak kesmek istiyoruz›› dedi.In Manoah reče angelu GOSPODOVEMU: Prosim, rada bi te pomudila, da ti pripraviva kozliča.
Manoah, ‹‹Seni alıkoymak, onuruna bir oğlak kesmek istiyoruz›› dedi.Ja Maanoah sanoi Herran enkelille: "Salli meidän pidättää sinua valmistaaksemme sinulle vohlan".
Manoah, ‹‹Seni alıkoymak, onuruna bir oğlak kesmek istiyoruz›› dedi.마노아가 여호와의 사자에게 말씀하되 구하옵나니 당신은 우리에게 머물러서 우리가 당신을 위하여 염소 새끼 하나를 준비하게 하소서
Manoah, ‹‹Seni alıkoymak, onuruna bir oğlak kesmek istiyoruz›› dedi.Manoach disse all'angelo del Signore: «Permettici di trattenerti e di prepararti un capretto!»
Manoah, ‹‹Seni alıkoymak, onuruna bir oğlak kesmek istiyoruz›› dedi.Manoach dit à l`ange de l`Éternel: Permets-nous de te retenir, et de t`apprêter un chevreau.
Manoah, ‹‹Seni alıkoymak, onuruna bir oğlak kesmek istiyoruz›› dedi.Manoah a zis Îngerului Domnului: ,,Îngăduieşte-mi să Te opresc, şi să-Ţi pregătesc un ied``.
Manoah, ‹‹Seni alıkoymak, onuruna bir oğlak kesmek istiyoruz›› dedi.Manoah sprach zu dem Engel des HERRN: Laß dich doch halten; wir wollen dir ein Ziegenböcklein zurichten.
Manoah, ‹‹Seni alıkoymak, onuruna bir oğlak kesmek istiyoruz›› dedi.Tedy řekl Manue andělu Hospodinovu: Medle, nechť tě pozdržíme, a připravímeť kozlíka.
Manoah, ‹‹Seni alıkoymak, onuruna bir oğlak kesmek istiyoruz›› dedi.Tedy rzekł Manue do Anioła Pańskiego: Daj się proszę zatrzymać, a nagotujemy przed cię koźlątko z stada.
Manoah, ‹‹Seni alıkoymak, onuruna bir oğlak kesmek istiyoruz›› dedi.И сказал Маной Ангелу Господню: позволь удержать тебя, пока мы изготовим для тебя козленка.
Manoah, ‹‹Seni alıkoymak, onuruna bir oğlak kesmek istiyoruz›› dedi.Тогава Маное каза на ангела Господен: Моля, нека те задържим, за да ти сготвим яре.
Manoah, ‹‹Seni alıkoymak, onuruna bir oğlak kesmek istiyoruz›› dedi.ויאמר מנוח אל מלאך יהוה נעצרה נא אותך ונעשה לפניך גדי עזים׃
Manoah, ‹‹Seni alıkoymak, onuruna bir oğlak kesmek istiyoruz›› dedi.فقال منوح لملاك الرب دعنا نعوقك ونعمل لك جدي معزى.
Manoah, ‹‹Seni alıkoymak, onuruna bir oğlak kesmek istiyoruz›› dedi.瑪 挪 亞 對 耶 和 華 的 使 者 說 、 求 你 容 我 們 款 留 你 、 好 為 你 豫 備 一 隻 山 羊 羔
Manoah, ‹‹Seni alıkoymak, onuruna bir oğlak kesmek istiyoruz›› dedi.瑪 挪亞對 耶和華 的 使者 說 、 求 你 容 我 們 款留 你 、 好為 你 豫備 一 隻 山 羊羔
Neyse 13'e girdiğimde, oğlak öldürme sırası bana gelmişti.그래서 제가 13살이 되었을때, 제가 염소를 죽여야 하는 차례가 왔습니다.
Neyse 13'e girdiğimde, oğlak öldürme sırası bana gelmişti.Assim, quando fiz 13 anos, era a minha vez de matar uma cabra.