Her yönden çoktur. İlk olarak, Tanrının sözleri Yahudilere emanet edilmiştir.Paljonkin, kaikin tavoin; ennen kaikkea se, että heille on uskottu, mitä Jumala on puhunut.
Her yönden çoktur. İlk olarak, Tanrının sözleri Yahudilere emanet edilmiştir.Wielki z każdej miary. Albowiem to najpierwsza, iż im zwierzone były wyroki Boże.
Her yönden çoktur. İlk olarak, Tanrının sözleri Yahudilere emanet edilmiştir.Πολλη κατα παντα τροπον. Πρωτον μεν διοτι εις τους Ιουδαιους ενεπιστευθησαν τα λογια του Θεου.
Her yönden çoktur. İlk olarak, Tanrının sözleri Yahudilere emanet edilmiştir.Велика на всякий спосіб: найперше бо, що їм були звірені словеса Божі.
Her yönden çoktur. İlk olarak, Tanrının sözleri Yahudilere emanet edilmiştir.Великое преимущество во всех отношениях, а наипаче в том , что имвверено слово Божие.
Her yönden çoktur. İlk olarak, Tanrının sözleri Yahudilere emanet edilmiştir.הרבה מכל פנים בראשון כי הפקדו בידם דברי אלהים׃
Her yönden çoktur. İlk olarak, Tanrının sözleri Yahudilere emanet edilmiştir.كثير على كل وجه. اما اولا فلانهم استؤمنوا على أقوال الله.
Her yönden çoktur. İlk olarak, Tanrının sözleri Yahudilere emanet edilmiştir.凡 事 大 有 好 處 . 第 一 是 神 的 聖 言 交 託 他 們
Her yönden çoktur. İlk olarak, Tanrının sözleri Yahudilere emanet edilmiştir.凡事 大有 好處 . 第一 是 神 的 聖言 交託 他們
Her yönden parçacıklar içeri giriyor, ayrılan parçacık ise yok. -Gdzie z każdej strony masz cząsteczki, które się zbiegają nic się nie rozbiega.
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.Chúng tôi bị ép đủ cách, nhưng không đến cùng; bị túng thế nhưng không ngã lòng;
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.Chúng_tôi bị ép đủ cách , nhưng không đến_cùng ; bị túng_thế nhưng không ngã_lòng ;
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.Em tudo somos atribulados, mas não angustiados; perplexos, mas não desesperados;
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.Estamos atribulados en todo, pero no angustiados; perplejos, pero no desesperados
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.Gdy zewsząd uciśnieni bywamy, ale nie bywamy potłoczeni; powątpiewamy, ale nie zwątpimy.
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.idet vi alltid er i trengsel, men ikke kuet, tvilende, men ikke mistvilende,
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.Kami diserang dari segala pihak, namun kami tidak terjepit. Kami kebingungan, tetapi tidak sampai putus asa
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.우리가 사방으로 우겨쌈을 당하여도 싸이지 아니하며 답답한 일을 당하여도 낙심하지 아니하며
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.ktorí sme tiesnení zo všetkých strán, ale nie sovrení: sme v rozpakoch, ale nie cele bezradní;
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.Me olemme kaikin tavoin ahdingossa, mutta emme umpikujassa, neuvottomat, mutta emme toivottomat,
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.Mindenütt nyomorgattatunk, de meg nem szoríttatunk; kétségeskedünk, de nem esünk kétségbe;
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.Od vseh strani nas stiskajo, ali nismo na tesnem; v zadregah smo, ali ne obupujemo;
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.Siamo infatti tribolati da ogni parte, ma non schiacciati; siamo sconvolti, ma non disperati
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.Sîntem încolţiţi în toate chipurile, dar nu la strîmtoare; în grea cumpănă, dar nu desnădăjduiţi;
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.Vi äro på allt sätt i trångmål, dock icke utan utväg; vi äro rådvilla, dock icke rådlösa;
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.vi, som trænges på alle Måder, men ikke stænges inde, ere tvivlrådige, men ikke fortvivlede,
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.Wir haben allenthalben Trübsal, aber wir ängsten uns nicht; uns ist bange, aber wir verzagen nicht;
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.κατα παντα θλιβομενοι αλλ' ουχι στενοχωρουμενοι, απορουμενοι αλλ' ουχι απελπιζομενοι,
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.Затова ние не се обезсърдчаваме: но ако и да тлее външният наш човек, пак вътрешният всеки ден се подновява.
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.Мы отовсюду притесняемы, но не стеснены; мы в отчаянных обстоятельствах, но не отчаиваемся;
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.У всьому горюємо, та не нарікаємо; трівожимось, та не теряемо надїї,
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.נחלצים אנחנו בכל ולא נדכאים דאגים ולא נואשים׃
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.مكتئبين في كل شيء لكن غير متضايقين. متحيّرين لكن غير يائسين.
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.我 們 四 面 受 敵 、 卻 不 被 困 住 . 心 裡 作 難 、 卻 不 至 失 望
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.我 們四面 受敵 、 卻 不 被 困住 . 心裡作難 、 卻不至 失望
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.A Abrahám bol starý, pošlý vekom. A Hospodin požehnal Abraháma vo všetkom.
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.A Abraham był stary i podeszły w leciech, a Pan błogosławił mu we wszystkiem.
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.Abraham era ya anciano y muy avanzado en años, y Jehovah había bendecido a Abraham en todo
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.Abraham était vieux, avancé en âge; et l`Éternel avait béni Abraham en toute chose.
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.Abraham pa je bil starček prileten, in GOSPOD je bil blagoslovil Abrahama v vsem.
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.Abraham pak již byl starý a sešlého věku; a Hospodin požehnal mu ve všech věcech.
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.Abraham sudah tua sekali, dan ia diberkati TUHAN dalam segala hal
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.Abraham var blevet gammel og til Års, og HERREN havde velsignet ham i alle Måder.
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.Abraham var nu gammal och kommen till hög ålder, och HERREN hade välsignat Abraham i alla stycken.
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.Abraham var nu gammel og langt ute i årene, og Herren hadde velsignet Abraham i alle ting.
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.Abraham ward alt und wohl betagt, und der HERR hatte ihn gesegnet allenthalben.
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.Abraham was een oud man geworden en de HERE had hem in alle opzichten gezegend.
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.Abramo era ormai vecchio, avanti negli anni, e il Signore lo aveva benedetto in ogni cosa
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.Avraam era bătrîn, înaintat în vîrstă; şi Domnul binecuvîntase pe Avraam în orice lucru.
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.Ja Aabraham oli vanha ja iälliseksi tullut, ja Herra oli siunannut Aabrahamia kaikessa.
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.아브라함이 나이 많아 늙었고 여호와께서 그의 범사에 복을 주셨더라
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.Ora, Abraão era já velho e de idade avançada; e em tudo o Senhor o havia abençoado.
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.rahám pedig vén élemedett [ember] vala, és az Úr mindenben megáldotta vala Ábrahámot.
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.Vả , Áp - ra-ham đã già , tuổi đã cao ; trong mọi việc Ðức_Giê - hô-va đã ban phước cho người .
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.Vả, Áp-ra-ham đã già, tuổi đã cao; trong mọi việc Ðức Giê-hô-va đã ban phước cho người.
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.Ητο δε ο Αβρααμ γερων προβεβηκως την ηλικιαν και ο Κυριος ευλογησε τον Αβρααμ κατα παντα.
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.Авраам был уже стар и в летах преклонных. Господь благословил Авраама всем.
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.А когато Авраам беше стар, напреднал във възраст, и Господ беше благословил Авраама във всичко,
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.ואברהם זקן בא בימים ויהוה ברך את אברהם בכל׃
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.وشاخ ابراهيم وتقدم في الايام. وبارك الرب ابراهيم في كل شيء.