Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.Andando elas, iam em qualquer das quatro direções sem se virarem quando andavam.
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.Cînd mergeau, alergau pe toate cele patru laturi ale lor, şi nu se întorceau deloc în mersul lor.
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.Cuando se desplazaban, lo hacían en cualquiera de las cuatro direcciones, y no viraban cuando se desplazaban
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.de kunde derfor gå til alle fire Sider; de vendte sig ikke, når de gik.
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.Dengan demikian roda-roda itu dapat menuju keempat jurusan
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.En cheminant, elles allaient de leurs quatre côtés, et elles ne se tournaient point dans leur marche.
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.Jártukban négy oldaluk felé mentek vala; meg nem fordulnak vala jártukban;
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.Kadar so šla, so šla na svoje štiri strani; niso se obračala, ko so šla.
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.Keď išly, išly na svoje štyri strany; neobracaly sa, keď išly.
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.Khi đi tới , thì đều đi bốn phía mình : khi đi không phải xây lại .
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.Khi đi tới, thì đều đi bốn phía mình: khi đi không phải xây lại.
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.행할 때에는 사방으로 향한 대로 돌이키지 않고 행하며
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.Mając iść na cztery strony swoje chodziły, a nie obracały się, gdy chodziły.
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.Na čtyři strany své jíti majíce, chodila, a neuchylovala se, když šla.
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.När de skulle gå, kunde de gå åt alla fyra sidorna, de behövde icke vända sig, när de gingo.
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.Ne kulkivat neljään eri suuntaansa, kun kulkivat.
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.Potevano muoversi in quattro direzioni, senza aver bisogno di voltare nel muoversi
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.Til alle fire sider gikk de når de gikk; de vendte sig ikke når de gikk.
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.Zij konden in alle richtingen bewegen zonder van stand te veranderen.
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.Οτε εβαδιζον, εκινουντο κατα τα τεσσαρα αυτων πλαγια δεν εστρεφοντο ενω εβαδιζον.
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.Когато вървяха, вървяха към четирите си страни; не се обръщаха като вървяха.
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.Когда они шли, шли на четыре свои стороны; во время шествия необорачивались.
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.על ארבעת רבעיהן בלכתם ילכו לא יסבו בלכתן׃
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.لما سارت سارت على جوانبها الاربعة. لم تدر عند سيرها.
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.輪 行 走 的 時 候 、 向 四 方 都 能 直 行 、 並 不 掉 轉
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.輪 行走 的 時候 、 向 四 方 都能 直行 、 並不掉轉
Hatırlayalım: bir vektör büyüklük ve yönden oluşuyordu기억하세요, 벡터는 크기와 방향 모두를 가지고 있는 것입니다.
Hatırlayalım: bir vektör büyüklük ve yönden oluşuyorduNhớ rằng véc tơ luôn có độ lớn và hướng.
Hatırlayalım: bir vektör büyüklük ve yönden oluşuyorduOnthoud, een vector is iets dat een grootte en een richting heeft.
Hatırlayalım: bir vektör büyüklük ve yönden oluşuyorduPrvní věc, kterou udělám, je vizuální znázornění toho, jak funguje sčítání vektorů ve dvou dimenzích.
Hatırlayalım: bir vektör büyüklük ve yönden oluşuyorduRecuerden, qun vector es algo que tiene tanto magnitud como dirección.
Hatırlayalım: bir vektör büyüklük ve yönden oluşuyorduזכרו שווקטור זה משהו שיש לו ערך וגם כיוון.
Hatırlayalım: bir vektör büyüklük ve yönden oluşuyorduتذكر, المتجه هو شئ له كمية و إتجاه
Her iki yönden de sonsuza dek ilerliyor.Certo!
Her iki yönden de sonsuza dek ilerliyor.Den fortsætter uendeligt i begge retninger, så en linje ser sådan her ud.
Her iki yönden de sonsuza dek ilerliyor.Ea nu are un punct de început și unul de sfârșit.
Her iki yönden de sonsuza dek ilerliyor.직선은 시작점과 끝점이 없습니다 양 방향으로 계속 연장됩니다
Her iki yönden de sonsuza dek ilerliyor.Nemá začiatok ani koniec. V oboch smeroch ide do nekonečna.
Her iki yönden de sonsuza dek ilerliyor.Nie ma początku ani końca.
Her iki yönden de sonsuza dek ilerliyor.No tiene un punto de comienzo y un punto final.
Her iki yönden de sonsuza dek ilerliyor.Sie hat keinen Startpunkt und keinen Endpunkt. Sie geht unendlich in beide Richtungen.
Her iki yönden de sonsuza dek ilerliyor.Una "retta" prosegue in entrambi i versi.
Her iki yönden de sonsuza dek ilerliyor.Valahogy így néz ki.
Her iki yönden de sonsuza dek ilerliyor.Тя няма начална точка, нито крайна точка. Тя продължава безкрайно и в двете посоки.
Her iki yönden de sonsuza dek ilerliyor.لا يمتلك نقطة بداية ونقطة نهاية. انه يستمر الى ما لا نهاية بكلا الاتجاهين، اذاً
Her yönden çoktur. İlk olarak, Tanrının sözleri Yahudilere emanet edilmiştir.Fürwahr sehr viel. Zum ersten: ihnen ist vertraut, was Gott geredet hat.
Her yönden çoktur. İlk olarak, Tanrının sözleri Yahudilere emanet edilmiştir.Grande, sotto ogni aspetto. Anzitutto perché a loro sono state affidate le rivelazioni di Dio.
Her yönden çoktur. İlk olarak, Tanrının sözleri Yahudilere emanet edilmiştir.Ích lớn đủ mọi đàng . Trước_hết là điều nầy : ấy_là lời phán của Ðức_Chúa_Trời đã phó cho dân Giu-đa .
Her yönden çoktur. İlk olarak, Tanrının sözleri Yahudilere emanet edilmiştir.Ích lớn đủ mọi đàng. Trước hết là điều nầy: ấy là lời phán của Ðức Chúa Trời đã phó cho dân Giu-đa.
Her yönden çoktur. İlk olarak, Tanrının sözleri Yahudilere emanet edilmiştir.Il est grand de toute manière, et tout d`abord en ce que les oracles de Dieu leur ont été confiés.
Her yönden çoktur. İlk olarak, Tanrının sözleri Yahudilere emanet edilmiştir.Jo, ett stort företräde, på allt sätt; först och främst det, att de hava blivit betrodda med Guds löftesord.
Her yönden çoktur. İlk olarak, Tanrının sözleri Yahudilere emanet edilmiştir.범사에 많으니 첫째는 저희가 하나님의 말씀을 맡았음이니라
Her yönden çoktur. İlk olarak, Tanrının sözleri Yahudilere emanet edilmiştir.Meget alle Måder; først nemlig dette, at Guds Ord ere blevne dem betroede.
Her yönden çoktur. İlk olarak, Tanrının sözleri Yahudilere emanet edilmiştir.Meget i alle måter; først og fremst det at Guds ord blev dem betrodd.
Her yönden çoktur. İlk olarak, Tanrının sözleri Yahudilere emanet edilmiştir.Minden tekintetben sok. Mindenek elõtt, hogy az Isten reájok bízta az õ beszédeit.
Her yönden çoktur. İlk olarak, Tanrının sözleri Yahudilere emanet edilmiştir.Mnogo vsekakor. Najprvo, da so se jim zaupali izreki Božji.
Her yönden çoktur. İlk olarak, Tanrının sözleri Yahudilere emanet edilmiştir.Mnohý všelikterak. Přední zajisté ten, že jest jim svěřen Zákon Boží.
Her yönden çoktur. İlk olarak, Tanrının sözleri Yahudilere emanet edilmiştir.Mucho, en todo sentido. Primeramente, que las palabras de Dios les han sido confiadas
Her yönden çoktur. İlk olarak, Tanrının sözleri Yahudilere emanet edilmiştir.Muita, em todo sentido; primeiramente, porque lhe foram confiados os oráculos de Deus.
Her yönden çoktur. İlk olarak, Tanrının sözleri Yahudilere emanet edilmiştir.Oricum, sînt mari. Şi mai întîi de toate, prin faptul că lor le-au fost încredinţate cuvintele lui Dumnezeu.