Evet ama bu saatte yedikten sonra göreceğimiz kabusları dert etsek iyi olur.Ja, én azon aggódom hogy fogunk aludni ilyen tele hassal.
Evet ama bu saatte yedikten sonra göreceğimiz kabusları dert etsek iyi olur.Sim... mas provávelmente preocupamo-nos nos sonhos.
Evet ama bu saatte yedikten sonra göreceğimiz kabusları dert etsek iyi olur.We moeten ons waarschijnlijk zorgen maken over onze dromen.
Evet ama bu saatte yedikten sonra göreceğimiz kabusları dert etsek iyi olur.و لكن يجب أن نقلق بالأحلام
Evet, ilk adım bir saatte kaç metre gittiğimizi bulmaktır.5km毎時を取り出して、
Evet, ilk adım bir saatte kaç metre gittiğimizi bulmaktır.Baiklah, pertama hitunglah berapa meter yang ditempuh dalam 1 jam.
Evet, ilk adım bir saatte kaç metre gittiğimizi bulmaktır.Ett första steg är väl att tänka om hur många meter vi reser i en timme.
Evet, ilk adım bir saatte kaç metre gittiğimizi bulmaktır.Jak to możemy zrobić? Najpierw dowiedzmy się ile metrów pokonujemy w godzinę.
Evet, ilk adım bir saatte kaç metre gittiğimizi bulmaktır.첫번째 스텝은 한시간에 몇 미터를 가는지 알아내는 거에요
Evet, ilk adım bir saatte kaç metre gittiğimizi bulmaktır.Nun ja, als erstes, müssten wir uns überlegen, wieviele Meter wir in 1 Stunde zurückgelegt haben.
Evet, ilk adım bir saatte kaç metre gittiğimizi bulmaktır.První krok je vědět, kolik metrů urazíme za hodinu.
Evet, ilk adım bir saatte kaç metre gittiğimizi bulmaktır.Спочатку нам потрібно знати скільки метрів ми пройшли за годину.
Evet, ilk adım bir saatte kaç metre gittiğimizi bulmaktır.דבר ראשון, היינו בודקים כמה מטרים אנחנו נוסעים בשעה.
Evet, ilk adım bir saatte kaç metre gittiğimizi bulmaktır.الخطوه الأولى يجب أن نكتشف كم متر نسير في ساعه
Finlandiya’da zaman çizelgelerine uymak da önemlidir. İşe, tam belirlenen saatte gelmek gerekir.准时也非常重要。员工应当准时上班。8点上班意味着8点准点上班,而并非8点10分。迟到意味着其他同事必须等待迟到者,这是很不礼貌的行为。如果不能准时上班,请通知您的上级领导。
Gece geç saatte nerede dolaşıyordun?Gdzie się szlajałaś po nocy?
Gece geç saatte nerede dolaşıyordun?Kemana kamu berkeliaran malam malam?
Gece geç saatte nerede dolaşıyordun?Où rôdais tu comme ça en pleine nuit ?
Gece geç saatte nerede dolaşıyordun?Pe unde umblai asa tarziu noaptea?
Gece geç saatte nerede dolaşıyordun?Που τριγυρνούσες αργά την νύχτα;
Gece geç saatte nerede dolaşıyordun?Где ты бродишь ночью?
Gece, haftanın son günü, şehrin bu çeyrekte bu saatte kanıtladı ama ıssız.A cette heure de la nuit, le dernier jour de la semaine, ce quartier de la ville prouvé tous, mais déserte.
Gece, haftanın son günü, şehrin bu çeyrekte bu saatte kanıtladı ama ıssız.A essa hora da noite, do último dia da semana, que bairro da cidade provou tudo, mas deserta.
Gece, haftanın son günü, şehrin bu çeyrekte bu saatte kanıtladı ama ıssız.A quest'ora della notte, del giorno della settimana, quella parte del paese provato tutti, ma deserta.
Gece, haftanın son günü, şehrin bu çeyrekte bu saatte kanıtladı ama ıssız.En esta hora de la noche, el último día de la semana, que la cuarta parte de la ciudad resultó casi desierta.
Gece, haftanın son günü, şehrin bu çeyrekte bu saatte kanıtladı ama ıssız.Ilyenkor az éjszaka, az utolsó nap a héten, hogy negyed a város bizonyultak, de elhagyott.
Gece, haftanın son günü, şehrin bu çeyrekte bu saatte kanıtladı ama ıssız.그날 밤, 일주일의 마지막 날, 마을의 분기이 시간에 증명 제외한 모든 도망쳤다.
Gece, haftanın son günü, şehrin bu çeyrekte bu saatte kanıtladı ama ıssız.La această oră din noapte, din ultima zi a săptămânii, că sfert din oraş s-au dovedit toate dar pustii.
Gece, haftanın son günü, şehrin bu çeyrekte bu saatte kanıtladı ama ıssız.Ob tej uri na noč, na zadnji dan v tednu, to četrtletje mesta izkazal vse prej kot zapuščeno.
Gece, haftanın son günü, şehrin bu çeyrekte bu saatte kanıtladı ama ıssız.Pada jam malam, hari terakhir dalam seminggu, bahwa seperempat dari kota terbukti semua tapi sepi.
Gece, haftanın son günü, şehrin bu çeyrekte bu saatte kanıtladı ama ıssız.På denne tid af natten, den sidste dag i ugen, at fjerdedel af byen vist alle, men forladt.
Gece, haftanın son günü, şehrin bu çeyrekte bu saatte kanıtladı ama ıssız.Tähän aikaan yöstä, viimeisen viikonpäivän, että neljännes kaupungin osoittautunut kaikki mutta autio.
Gece, haftanın son günü, şehrin bu çeyrekte bu saatte kanıtladı ama ıssız.Vid den här tiden på natten, den sista dagen i veckan, det kvartalet av staden visade sig alla utom öde.
Gece, haftanın son günü, şehrin bu çeyrekte bu saatte kanıtladı ama ıssız.V tuto hodinu v noci, v poslední den v týdnu, který čtvrti města dokázal téměř opuštěná.
Gece, haftanın son günü, şehrin bu çeyrekte bu saatte kanıtladı ama ıssız.V túto hodinu v noci, v posledný deň v týždni, ktorý štvrti mesta dokázal takmer opustená.
Gece, haftanın son günü, şehrin bu çeyrekte bu saatte kanıtladı ama ıssız.W tej godzinie w nocy, ostatniego dnia tygodnia, w tym kwartale miasta okazały się wszystkie, ale puste.
Gece, haftanın son günü, şehrin bu çeyrekte bu saatte kanıtladı ama ıssız.В този час на нощта, на последния ден от седмицата, че тримесечие на града се оказа, но безлюден.
Gece, haftanın son günü, şehrin bu çeyrekte bu saatte kanıtladı ama ıssız.В этот час ночи, в последний день недели, что четверть города доказал всем, но пусты.
Gece, haftanın son günü, şehrin bu çeyrekte bu saatte kanıtladı ama ıssız.У цю годину ночі, в останній день тижня, що чверть міста довів усім, але порожні.
Gece, haftanın son günü, şehrin bu çeyrekte bu saatte kanıtladı ama ıssız.בשעה זו של הלילה, היום האחרון של השבוע, כי ברבעון העיר אבל כל הוכחה נטוש.
Gece, haftanın son günü, şehrin bu çeyrekte bu saatte kanıtladı ama ıssız.في هذه الساعة من الليل ، في اليوم الأخير من الأسبوع ، وذلك الربع من المدينة ولكن ثبت عن المهجورة.
Gece, haftanın son günü, şehrin bu çeyrekte bu saatte kanıtladı ama ıssız.すべての証明が逃亡。 が、現在私は、ロー&ワイドビルから煙の光の進むようになった
Geçen sene Bangalore'da birkaç millik mesafeyi birkaç saatte aldım.Ich brauchte Stunden, um dort einige wenige Kilometer voranzukommen. ›Stadt‹ heißt auch Verstopfung, Dreck,
Geçen sene Bangalore'da birkaç millik mesafeyi birkaç saatte aldım.Il m'a fallu quelques heures pour faire quelques kilomètres à Bangalore, l'an dernier.
Geçen sene Bangalore'da birkaç millik mesafeyi birkaç saatte aldım.단지 몇 마일을 가는데 두어 시간이나 걸렸습니다.
Geçen sene Bangalore'da birkaç millik mesafeyi birkaç saatte aldım.Me tomó un par de horas avanzar pocos kilómetros en Bangalore, el año pasado.
Geçen sene Bangalore'da birkaç millik mesafeyi birkaç saatte aldım.Mi ci sono volute un paio d'ore per percorrere pochi chilomentri a Bangalore l'anno scorso.
Geçen sene Bangalore'da birkaç millik mesafeyi birkaç saatte aldım.Tôi phải mất hàng giờ đế nhích được vài dặm ở Bangalore năm ngoái.
Geçen sene Bangalore'da birkaç millik mesafeyi birkaç saatte aldım.Trvalo mi niekoľko hodín prejsť pár míľ, keď som bol minulú rok v Bengalúre.
Geçen sene Bangalore'da birkaç millik mesafeyi birkaç saatte aldım.Μου πήρε δύο ώρες να διασχίσω λίγα χιλιόμετρα στην Μπανγκαλόρ πέρυσι.
Geçen sene Bangalore'da birkaç millik mesafeyi birkaç saatte aldım.לנוע כמה ק"מ בבנגלור בשנה שעברה.
Geçen sene Bangalore'da birkaç millik mesafeyi birkaç saatte aldım.لقطع أميال قليلة في بانجالور العام الماضي.
Geçen sene Bangalore'da birkaç millik mesafeyi birkaç saatte aldım.都市には渋滞と汚染
Geç saatte ayakta olduğum için doğru düşünemiyordum, bir önerge üzerinde çalışmaya başladım.Bylo pozdě, neměl jsem jasnou hlavu a začal jsem připravovat návrh.
Geç saatte ayakta olduğum için doğru düşünemiyordum, bir önerge üzerinde çalışmaya başladım.Como era muy tarde, no podía pensar correctamente, pero comencé a trabajar en una moción.
Geç saatte ayakta olduğum için doğru düşünemiyordum, bir önerge üzerinde çalışmaya başladım.Como já era muito tarde, não estava a pensar bem, comecei a trabalhar num requerimento.
Geç saatte ayakta olduğum için doğru düşünemiyordum, bir önerge üzerinde çalışmaya başladım.Då jag var uppe sent tänkte jag inte helt klart, och jag började skriva på det här yrkandet.
Geç saatte ayakta olduğum için doğru düşünemiyordum, bir önerge üzerinde çalışmaya başladım.En omdat het laat was, en ik niet helder nadacht, begon ik te werken aan een motie.
Geç saatte ayakta olduğum için doğru düşünemiyordum, bir önerge üzerinde çalışmaya başladım.És mert késő volt, nem gondolkoztam tisztán, elkezdtem dolgozni egy előterjesztésen.
Geç saatte ayakta olduğum için doğru düşünemiyordum, bir önerge üzerinde çalışmaya başladım.저는 너무 피곤해서 제대로 생각을 못하는 상태에서 명령신청을 작성하기 시작했죠.