Oyun, 12 saatten daha kısa sürede Kickstarter'daki 500.000 dolarlık hedefine ulaştı.Проект на Kickstarter достиг своей цели в 50 тысяч долларов США менее чем за десять минут.
Saldırı yerel saatte 21:30'da meydana gelmiştir.Убийство произошло около 21:30 по местному времени.
Video klip yayımlanmasının ardından ilk 24 saatte neredeyse 13 milyon izlenmeye ulaşmıştır.За первые 24 часа клип посмотрели около 13 млн раз.
24 saatten oluşan günü ö.ö.В сутках 24 часа.
Günde iki-üç saatten fazla uyumamaktadır.Чтобы все успеть, спать приходилось не более двух-трех часов в сутки.
2 saatten fazla süren hıçkırıklarda, doktora başvurmak gerekir.Если запор длится более семи дней, необходимо проконсультироваться с врачом.
1935 - Utah'da Malcolm Campbell, bir araba ile erişilebilen en yüksek hıza ulaştı: saatte 304.331 mil.В 1934 году Леарко Гуэрра одержал победу с наибольшей средней скоростью — 30,531 км/ч.
"60 saatte çözüldü".Наводка была завершена через 60 часов.
Bu dozlar gerektiğinde 4-6 saatte bir tekrarlanır.При необходимости повторяют инъекции через каждые 3—4 ч.
Metro, 2 dakikada bir yapılan seferlerle, saatte 41 bin, yılda 150 milyon yolcu taşıma kapasitesine sahiptir.Метрополитен позволит перевозить 41 000 человек в час или 150 млн человек в год.
Simonyi'nin 2000 saatten daha fazla uçuş tecrübesi vardır.Так, у Игоря даже насчитывается опыт полёта в 4 тысячи часов.
Saatte 640 kişi kapasitelidir.Вместительность — 460 человек.
Caféler çok erken saatte açılır, akşam 9:00 civarında kapanırlar.Избирательные участки открылись в 9 часов утра, а закрылись в 4 часа вечера.
Saatli Camii, adını çan kulesi üzerindeki saatten almaktadır.Сахат-Тепе получил своё название потому, что на нём стояла часовая башня.
İstasyonda 2.000 saatten fazla bilimsel deney çalışması yapılmıştır.На станции было произведено более 23 000 экспериментов.
Kont Gaston de Chasseloup-Laubat, elektrikli otomobili Le Duc de Jeantaud ile saatte 63.158 km. hız yapmıştır.Установил граф Гастон де Шаслу-Лоба на электромобиле конструкции Шарля Жанто на дистанции 1 км.
"Bu saatten sonra sende fırtına kopsa bende yaprak oynamaz."Но если укоснеешь еще за сим вещанием, то никакой уже пощады не ожидай».
Ancak bu saatte üç Anzak bölüğü taarruzu, takımı geri atmıştır.Только к ночи остальные бригады корпуса вернулись на свои позиции.
Hat saatte yaklaşık 240 yolcu taşır.За сутки перевозится более 300 тыс. пассажиров.
Eserinin ilk temsillerinde bu bale yarım saatten uzun sürmekteydi.Он впервые в своей карьере пробежал эту дистанцию быстрее 13 минут.
Her mum tamamen 4 saatte ve her işaret 20 dakikada yanmaktadır.تحترق كل شمعة كاملةً في أربع ساعات تماماً، مما يجعل كل إشارة 20 دقيقة.
Limanın yükleme hızı saatte 350 ton, boşaltma hızı ise saatte 250 ton'dur.وسرعة تحميل في الميناء تستغرق 350 طن في الساعة وأما سرعة التفريغ تصل إلى 250 طن في الساعة.
Film setleri sürerken Watson ve akranları günde 5 saatten fazla özel ders aldı.وفي فترات تصويرها للأفلام كانت واتسون تأخذ الدروس الخصوصية مع أقرانها لأكثر من 5 ساعات في اليوم.
Sıvının yarısı ilk 8 saatte, gerisi ise sonraki 16 saatte verilmelidir.يتم إعطاء النصف الأول من هذه الكمية خلال 8 ساعات من حدوث الحرق، ويتم إعطاء المتبقي في الساعات الـ 16 المقبلة.
Ardından, kan şekeri ölçüm sıklığı, değerler <49 mg/dL (2.7 mmol/L) olana kadar her saatte bir artırılır.ثم، يتم زيادة وتيرة قياس مستوى السكر في الدم لكل ساعة حتى يصل <49 ملغ / ديسيلتر (2.7 مليمول / لتر).
En başlarda Knut'un yiyeceği, iki saatte bir verilen, balık yağı karışımlı bir şişe bebek sütünden ibaretti.وكان طعام كنوت الرئيسي عبارة عن زجاجة حليب أطفال مخلوطة بزيت السمك تُعطى له كل ساعتين.
Saatte 640 kişi kapasitelidir.بلغت القدرة 640 حصاناً.
Dört saatten daha kısa bir süre içinde Roma ordusu imha edildi.في غضون ساعات، سُحق الجيش الروماني.
Uluslararası Af Örgütü'ne göre, saldırılar birkaç dakika ila bir saatten fazla sürüyor.طبقاً للجامعة الدولية لحقوق الإنسان، فإن المحاكمة استمرت فقط لبضعة دقائق.
Özellikle saatte 4 km ile 10 km. arasında hız sınırlamalarını içeren ilk trafik işaretleri ortaya çıkar.وأعلنت البلدة إشارات المرور الأولى بما في ذلك الحد الأقصى للسرعة مابين 4كم، 10كم على وجه الخصوص.
Saldırı yerel saatte 21:30'da meydana gelmiştir.تمت مهاجمة النقطة القوية واقتحامها الساعة 21:30 نفس اليوم.
Video klip yayımlanmasının ardından ilk 24 saatte neredeyse 13 milyon izlenmeye ulaşmıştır.في غضون الأربع وعشرون ساعة الأولى من نشره، وصل عدد المشاهدين للفيديو إلى ما يزيد عن 2 مليون مشاهدة.
Açlık başlayınca ilk önce glikojen depoları kullanılır ve yaklaşık 24 saatte tüketilir.عندما يتم التوقف عن تناول الطعام، فأن مخزون الجليكوجين يستهلكة الجسم في حوالي 24 ساعة.
Kont Gaston de Chasseloup-Laubat, elektrikli otomobili Le Duc de Jeantaud ile saatte 63.158 km. hız yapmıştır.وقدم غاستون دي سرعة 63,158كم\الساعة بسيارة كهربائية دوك دو جينتيود.
Simonyi'nin 2000 saatten daha fazla uçuş tecrübesi vardır.كان لدنفر نحو 2700 ساعة خبرة من الطيران.
Bu araç on iki kişiyi taşıyabilmekte ve saatte 40 km hız yapmaktaydı.ويمكن أن تحمل هذه السيارة مايصل إلى 12 شخصاً وتسير أكثر من 40 كيلو متر في الساعة.
Şehir oldukça rüzgârlıdır; rüzgârın ortalama hızı saatte 17 km dir.تعصف الرياح بالمدينة على الدوام، ويصل معدل سرعة الرياح فيها إلى 18 كيلومتر في الساعة (11 ميل في الساعة).
Fakat hazırlık topçu bombardımanı, sadece bazı kesimlerde iki saatten fazla sürdürüldü.مما تسببت الحرائق في كل من الأبراج إلى انهيار في غضون أقل من ساعتين.
Güneş battığı zaman ve gece yarısı hamama girilmez, çünkü bu saatte İye kendisi yıkanır.وذلك حتى تعمل في النهار ولا ينقطع نومك بسبب الحاجة إلى دخول الحمام.
Denizde, saatte 10 deniz mili hızla yüzebilirler.تستطيع السباحة مدة عشر ساعات بسرعة 13 كيلو مترا في الساعة ..
Bir saatte en çok: 305 mm (12,0 in) in 42 minutes.Uma hora: 305 mm (em 42 minutos).
Her mum tamamen 4 saatte ve her işaret 20 dakikada yanmaktadır.Cada vela queimava completamente em quatro horas, dando portanto a cada marcação 20 minutos.
Sıvının yarısı ilk 8 saatte, gerisi ise sonraki 16 saatte verilmelidir.Metade da solução é administrada nas primeiras 8 horas e o restante durante as 16 horas seguintes.
Uzay tutmasının süresinin değişke olmasına rağmen 72 saatten fazla sürmediği görülmüştür.A duração do mal-estar espacial varia, porém em nenhum caso ela durou mais de 72 horas.
Günde iki-üç saatten fazla uyumamaktadır.Aqui não podemos esperar mais de dois ou três dias.
Şarkının kaydı tam üç saatte tamamlanmıştır.O clipe da canção foi gravado em 3 dias.
Video klip yayımlanmasının ardından ilk 24 saatte neredeyse 13 milyon izlenmeye ulaşmıştır.O vídeo ganhou quase 13 milhões de visualizações nas primeiras 24 horas de seu lançamento.
24 saatten oluşan günü ö.ö.Lavras 24 Horas.
Final günündeki şiddetli rüzgarlar nedeniyle, etkinlik bir saatten fazla gecikti.O início da rodada final foi adiada em mais de uma hora devido aos fortes ventos.
Kent dışında otomobillerin hızı saatte 30 kilometreyi geçmeyecektir.Obriga ao motorista a não ultrapassar 30 km/h.
Saldırı yerel saatte 21:30'da meydana gelmiştir.Um amigo verificou perto de 21h30.
Bir uçuş görevi 10 saatten uzun sürebilmekteydi.A viagem poderia ser feita em 10 horas.
Oyun, 12 saatten daha kısa sürede Kickstarter'daki 500.000 dolarlık hedefine ulaştı.«O Jogo de Videogame a Alcançar Mais Rapidamente 1 Milhão de Dólares no Kickstarter».
Akşamları belli saatten sonra kişilik hatta beden değiştiriyor gibi gelirdi bana.Os sintomas variam de pessoa pra pessoa, ou até mesmo de um dia para outro.
Bütün roman, 24 saatten kısa bir süre içinde geçer.A versão em inglês é divulgada com uma pequena defasagem de cerca de 24 horas.
Perşembe günleri saat 21:30 tekrarları ise cumartesi aynı saatte yayınlanmıştır.Quarta-feira, às 15hs, com reapresentação no sábado em mesmo horário.
Hat saatte yaklaşık 240 yolcu taşır.No total, viajavam cerca de 460 passageiros.
Uçaklar, Atlantik'i normal koşullarda 3 saatte aşabiliyordu.O tempo estimado de viagem terrestre é de 3 horas em condições normais da estrada.
Doktorlar, öldüğünü ilan etmeden önce bir saatten fazla bir süre Aguayo'yu canlandırmaya çalıştılar.Ele, algumas vezes, agonizava por horas antes de dizer alguma coisa.
Etodolak oral yoldan alındığında iyi absorbe olur ve yaklaşık 1 saatte plazma pik konsantrasyonuna ulaşır.Absorvido rapidamente pela via oral, atinge pico de concentração plasmática em 1 ou 2 horas.