O halde Vantablack, daha yüksek sıcaklıklara dayanamayan malzemeler üzerinde büyütülebilir.従って、ベンタブラックは、高温に耐えられない物質の上にも成長させることができる。
Böylece bin kadar eser bestelediği halde, bunların çoğu kendisi tarafından bile unutulmuştur.なぜなら創作物の多くは聴衆の娯楽のために供されたためである。
Bu hâlde ikimizin bir araya gelmesi mümkün mü?はたして、ふたりは仲直りができるのだろうか。
Ateşin kendisinden meydana gelen şey değiştiği halde, ateşin kendisi değişmez.風などでは蝋燭が消えることが無いが、酸素を絶たれる(水没する)ようなことがあると火は消える。
O halde, en iyi cümle nedir?どちらが最善の選択だろうか?
Kafatası neredeyse bütün halde bulunmuştur.中でも頭蓋骨はほぼ完全であった。
Bilip durdukları halde, Allah hakkında yalan söylerler.自覚がないのは、主に否認によるものである。
John Stoen, Jonestown’da Jim Jones’un kulübesinde zehirlenmiş halde bulunmuştur.ジョン・ストーンはジョーンズタウンのジム・ジョーンズのキャビンの中で中毒死した遺体となって発見された。
“O halde, olmayan şeyler hiçbir yerde mevcut değildir?”(否定推量) なぜいかないのか。
Okuyup yazması olmadığı halde güzel ve içli şiirleri vardır.諱の長慶は「ちょうけい」と有職読みをすることもある。
Çok çatallı bir hâlde bulunur.少々頑固な所がある。
Susanna ve Kontes birbirlerinin elbiselerini değişip giymiş halde salona girerler.スザンナと伯爵夫人が衣装を交換してやってくる。
Bu halde olasılık kütle yoğunluk fonksiyonu demeyiz ama X için olasılık yoğunluğu 1/360 olur.確率質量関数の代わりに、X の確率密度を考えると、幅1度の確率密度は 1/360 である。
Ancak bu sürümde Roxie, suçu işlemediği halde işlemekle suçlanmaktaydı.ただしこの版ではロキシーは無実の罪を着せられている。
Kalan 0 ise veri doğru aksi halde hata oluşmuştur.もし r が 0 でなければ、符号 s は正もしくは負である。
Bu sırada gözler yumulu olduğu halde caminin içinin nurla dolduğu da hissedilir.それを見たお縫はいきなり太平次に切りつける。
Oğlu Ümit, okuldan, dersten sıkılmış bir halde sürekli sulu oyunlar ve taklitler yapmaktadır.子を思ふ故にや、をや(親) つき(槻)の木の弓をもて、学文せざりし子に をしへ(教え)たり。
Kışı ergin halde çeşitli bitkiler üzerinde geçirirler.冬には若干海岸から離れるようである。
Büyücülerse iki gruba ayrılmış halde.様々な魔術を扱うことができる。
O halde sadece istenilen sinyali geçmesine izin verecek özel bir filtre uygulayabiliriz.すると、適切なフィルタを適用することにより欲しい信号のみを通すことができる。
O'nun bir eşi olmadığı halde nasıl bir çocuğu olabilir?しかしまこと愛児よ、どうしてそのようなことがありえようか」と〔父は〕いった。
Aksi halde mesajın yolda değiştirilmiş ya da hasara uğramış olduğu anlar.但し此の通信が途中で消えたか、或いは如何に扱はれたかは自分は知らんのである。
Steve de o halde devam et, çünkü ben senin her zaman yanındayım der.そこでソラは「俺はいつでも側に居るよ。
Dünyaya tekrar gelsem, her hâlde yine asker olurdum.都に戻ると再び吏部郎中となる。
'Eee?' demiştik: Ne duruyoruz o halde?”一人称は「We(俺たち)」である。
O halde Allah'a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız."(Al-i İmran 123) "Ey iman edenler!寧(むしろ)あなたは、アッラーを畏れるのが本当であった。
Bir avuç kadar oldukları halde biraz şirindirler.ただし الله のようにシャッダの上に小アリフの付くことはある。
Dışkıyı çok kuru bir halde atarlar.完全に乾燥させる。
Bu durumda su sıvı hâlde olur.この場合、溶媒が水ならとなる。
Bazıları ise nem miktarı arttığı halde fazla segatife ihtiyaç göstermezler.ただし一度に数を増やすには不向きである。
Bu bakımdan vücut yapısı gelişmiş bir haldedir.これを奉天にも造ろうというわけである。
O halde Axe6 yazacağız.ユーヤ 第6話に登場。
Şahitler, yapmamaları söylendiği halinde halde olayla ilgili konuştular.生存者は何が起こったかについて語らないよう命じられた。
Başlangıçta, ayakkabılar birer halde elle imal edilmekteydi.ここで彼は、手はじめにゴム靴を作った。
Şu halde ben Muaviye'ye biat ettim.中山博道に敗れる。
İo hamile bir halde eski haline kavuşur.しかし、妊娠がかなり進んだ時期に流産してしまう。
Seyirciler ve sahne arkası şaşkın halde olayı izlemektedirler.応援団や観客は、このステージを取り囲むように着席する。
O halde, yukarıdaki f fonksiyonu modellenen sistemdeki enerjiyi temsil edecekti.この場合、函数 f の値はモデル化されるシステムのエネルギーを表す。
Şu dünyayı sefil halde terk etmek istemiyorum.全てはこの悪しき世界で絶滅しない為に。
Genç bir kovboy, açık bir arazide izole halde bulunan bir bankayı soymak ister.若いカウボーイが、草原に孤立する銀行へ強盗に入ると、そこには老人の銀行員が一人いるだけである。
Katı haldeki maddeler için katı hal fiziği enerji şeridi modeli kullanılır.固体物質の場合、固体物理学のエネルギーバンドモデルを用いる。
İşte sahte korelasyon üçüncü halde ortaya çıkar.アニメでは第3期に登場。
Şu halde 360 derecelik yıldız gününün süresini bulmak için bir orantı kurmak yeterlidir.恒星日 - 天体が360°自転するのに要する時間である。
İstisna, yalın hâlde "-us"la biten ikinci-deklinasyon isimler.オール・アメリカン・リジェクツ(The All-American rejects)の略称、愛称
Tam açık halden tam geriye açılı hale geçmek 30 saniyeden kısa sürmekteydi.30分帰りが遅かったら直下だった。
İnsanların toplu halde hareket ettikleri her yerde çatışmanın olması kaçınılmazdır.したがって、遭遇戦は各部隊が全体として運動中であるために戦闘の経過は極めて流動的である。
Aksi halde kan şekeri çok yüksek düzeylere çıkar.また血算では血小板が高値となる。
Cesedi uçurumdan yuvarlanmış halde iken yakınları tarafından bulundu.遺体は家の外、自殺したレディの近くで発見された。
A sınıfı yıldızlardan daha bol oldukları halde, ışınımları o kadar güçlü değildir .α星と同じ等級の星がある場合、α星が最も明るいとは限らない。
Fakat asıl heyelan kütlesi, su ile hamurlaşmış halde değildir.但し、旧中の湯温泉の湯が引湯されているわけではない。
Ayrıca istasyonun iki uzayaracıyla kenetlenmiş halde son derece güvenli olduğu sonucuna vardılar.彼女は2人の最後の日に駅まで彼に伴っていったことが十分であったと信じていた。
Yanar haldeki bir Hanukiya hareket ettirilmez.左右方向にしか炎を出さない。
Adanalı, İdil'i fena halde gıcık eder.障り達はキレたいろり(くろがね)を主に恐れている。
O halde üçüncü bir dil kullanmak yakışık almazdı.つまり本来は、第三者が使うべき言葉ではないとも言える。
O halde taradığımız sayılardan birisi C sayısı olmalı.この場合、ある数 C が定数であることを意味する。
Tek bir malzemenin ayrı fazlar oluşturabilen çeşitli farklı katı halde olabilir.数多くある物の中から1つだけ形が違う物をつかむ。
Sordukları soruların yanıtlarını bilmediğimi söyleyince beni çıplak halde klimalı soğuk bir odaya attılar.想いを寄せている有人が自分にその気がないことを知り、女子更衣室で有人に襲われたと騒ぎを起こす。
Rus birlikleri ve halkı yaşananların işgal olup olmadığını anlayamaz haldeydi.ロシア軍は先住民が一人も居ないことを知って驚かされた。
O halde, öldükten sonra dirilme inancı yanlıştır" der.「最初に死に次に復活すると言う人々は間違っている。
Nötr haldeki bir atom indirgendiğinde (−) değerlikli bir iyona dönüşür.逆に彼女が主人公に優しくされるとムキになる。