Bunun bu denli iyi bir fikir olduğunu sanmıyorum.I don't think this was such a good idea.
Bu denli sevdiği işini kaybetmesi Meryem'e büyük bir darbe oldu.Losing the job she loved so much was a severe blow for Mary.
Bu denli küçük bir gecikme birçok insanın yaşamını kurtarabilirdi.The delay caused by the mines probably saved many lives.
Kimse benim ne denli Atatürkçü olduğumu sorgulayamaz.Nobody warned me that I would be the focus of so much attention.
Bunu bildiğim için benim o denli sağlam görünmeyen ikinci sığınağı seçmem gerekmez mi?Will I soon find the calm I so badly need?
Ancak, ilk kez bu denli uzun süreliğine kiralandı.It's the first time it's happened for such a long time.
Bu yüzden de birliktelik fikri -- bence bunun ne denli önemli olduğunu pekiştiriyor.So the notion of collaboration -- I think this reinforces how important that is.
Bu denli kültürel değil mi?Isn't that exhaustively cultural?
Ama Galapagos'u bu denli özel kılan nasıl olştuğu değil,nerede oluştuğudurBut it's not just how these islands are born but where they're born that makes Galapagos so special
Öyleyse soru şu: Neden bu kadar çok kişi bu denli önemli bir konuda yanılıyor?So the question is, why are so many people so wrong about something so important?
Yüz hatlarınızın kırışıklıkları ve görünüşü de o denli iyileşecektir. en azından bir süreliğine.If increasing the moisture content of your skin can slightly increase its volume\'85 \ \
Pazarlamada, bir marka ne kadar büyük olursa, onun konumunu değiştirmekte o denli zor olmakta.The marketing is, the bigger a brand, the more difficult it is to reposition it.
Bu denli başarılı olmamızın 3 anahtar sebebi var.The reasons why we're so successful are because of three things.
Ana akım medyanın ne denli kontrol edildiğini bilirim.I know how highly controlled the mainstream media is.
Siz psikologlar, neden kökler bu denli önemli?I'm a psychologists -- why do origins matter so much?
Neden bir şeylerin nereden geldiğinin bilgisine dayanarak bu denli tepki veriyoruz?Why do we respond so much to our knowledge of where something comes from?
Şu halde soru şu, beyin, bu denli verimliliği nasıl elde ediyor?So the question is, how is the brain able to achieve this kind of efficiency?
Bu size zirvenin etrafında koşulların ne denli çetin olduğuna dair bir fikir verir.That gives you an idea of just how severe things are near the summit.
Hatta o denli yaygın ki, kanıta dayalı tıp uygulamalarına ciddi zarar veriyor.In fact it's so prevalent that it cuts to the core of evidence-based medicine.
İlk üç yılın ne denli kritik olduğunu bilmiyorduk.We didn't know how critical those first three years were.
Bazı hisler bile, o denli güç algılanır ve incedirler ki, isimleri bile yoktur.Even some sensations, they are so subtle, there are no names for them.
Kenya gibi düşük gelir düzeyine sahip ülkelerde halen bu denli yerleşmiş bir organizasyon yok.No -- low-income countries like Kenya still don't have that level of organization.
Amerika'daki profesyonel olmayan çevrelerde ise o denli düşmanlık uyandırmakta ki -- (Kahkahalar)But in non-professional circles within America, it arouses so much hostility -- (Laughter)
Tanrı yeryüzüne baktı ve her şeyin ne denli bozulduğunu gördü. Çünkü insanlar yoldan çıkmıştı.God saw the earth, and saw that it was corrupt, for all flesh had corrupted their way on the earth.
RAB diyor ki, ‹‹Şimdi harekete geçeceğim, Ne denli yüce ve üstün olduğumu göstereceğim."Now I will arise," says Yahweh; "Now I will lift myself up. Now I will be exalted.
Bakın, size kendi elimle ne denli büyük harflerle yazıyorum!See with what large letters I write to you with my own hand.
Bazı örnekler durumun hâlâ ne denli yetersiz olduğunu gözler önüne seriyor.Particular examples dramatize just how unsatisfactory the situation still remains.
Sorunun tarihi boyutunu inceleyene kadar, niçin bu denli önemli olduğunu anlamamıştım.I did not quite understand why it was so important until I got into the history of it.
Hükümet, IMF’nin bulgularından memnun kalırken, muhalefet partileri o denli etkilenmedi.While the government was pleased with the IMF's findings, opposition parties weren't so thrilled.
Ülkede açılan yeni bir merkez, hoşgörünün ne denli gerekli olduğunu güçlü kanıtlarla ispatlıyor.A new facility provides powerful evidence of the need for tolerance.
Makedonya bu konuda tam olarak ne denli katkıda bulundu?Exactly how much did Macedonia contribute?
“Elbette Kıbrıs sorunu konusunda bu denli sert çıkışlarda bulunmak risklidir."Of course it is risky to show such harsh reactions concerning the Cyprus issue.
Bu denli büyük bir başarı elde etmeyi bekliyor muydunuz?Have you expected such a big success?
Atılacak adımlar bu denli belirgin ve ciddi olmayabilir, fakat bu onları daha önemsiz yapmaz.The steps ahead may be less so, but this does not diminish their importance.
Cihaz sıcaklığı, o anda yapılan işlemin ne denli yoğunlukta olduğuna göre artar.Temperature changes create thermally induced mechanical stress.
Gözlerine ne kadar derin baksam bir o kadar hayatın ne denli güzel olduğunu anlıyorum.Je tiefer ich in deine Augen schaue, umso mehr merke ich, wie schön das Leben wirklich ist.
(Not: Bu rakamların ne denli sağlıklı olduğu bilinemez.)(Sag mir, wie viel es kostet.)
Uyguladığı şiddet o denli yoğundu ki küçük Bruno bir ara sağır olmuştu.Mitten im Fluss wurde der kleine Junge so drückend, dass Reprobus fast zusammenbrach.
Aslında Kızıl Ordu kuvvetlerinin bu denli yaklaşması, bu ayaklanmayı teşvik etmişti.Durch den Einmarsch der Roten Armee wurde der Aufstand niedergeschlagen.
Bu denli bir riski göze alamayız' demiştir.Das wollte ich nicht riskieren“.
O da Rusya gibi yanderedir ancak Rusya'yı bile korkutacak denli korkunç bir yanderedir.Elle semble être la seule personne plus inquiétante que Russie, au point d'effrayer ce dernier.
Birinci Pön Savaşı'ndan önce Roma donanması yok denecek denli küçüktü.Avant la première guerre punique, la marine romaine est insignifiante.
Bu durum Pers istilasının ne denli ürkütücü göründüğünü göstermektedir.Elle nous montre à quel point la population du bourg était pieuse.
Örnek: Adam ayakta duramayacak denli yaşlı ve hasta.Exemple : Il est si malade qu’il ne peut pas se lever.
Bu denli bir riski göze alamayız' demiştir.Elle déclare : « C'était un terrible risque à prendre.
Ancak, ilk kez bu denli uzun süreliğine kiralandı.C'est la première fois qu'il reçoit un tel honneur.
Peki, nasıl olur da bu denli başarılı bir teorinin kritik bir felsefesinden söz edilebilir?Quale più grande prova può essere data ad un filosofo come lei, signore?
Bu denli küçük bir gecikme birçok insanın yaşamını kurtarabilirdi.Le sue azioni da quel momento in poi contribuirono probabilmente a salvare molte vite.
Artık bir amacı kalmamış, ne denli büyük yanlışlar yaptığının farkına varmış ve yaşama isteğini kaybetmiştir.Lei ancora una volta si lamenta perché lavorano troppo e dovrebbe godersi di più la vita.
Bu denli bir riski göze alamayız' demiştir.«Не могу сказать, что излишне рисковал».
Kimse benim ne denli Atatürkçü olduğumu sorgulayamaz.Никто не догадывается, насколько мне тяжело.
Gelgelelim hayat, bu denli uzak olduğu üniversiteyle bir şekilde buluşturmuştur onu.Одновременно она чувствует особую связь с ним, как будто они уже встречались в другой жизни.
Tasvirlerin bu denli güzel ve etkili olmasının sebebi budur.Эта виртуозная пьеса изящна и эффектна.
Düşmanlarının sayısını ve ne denli tehlikeli olduklarını bilmemektedirler.لا يعرف بالضبط عدد أطفالهم أو ما حدث لهم جميعا.
Ancak geride bıraktığı materyal, bu denli büyük bir proje için yeterli değildi.No entanto, não havia material suficiente para terminar de montar um projeto tão grande.
Bu denli bir riski göze alamayız' demiştir.Não, nós não pensamos que isso seria arriscado.
O günden sonra tüm küreyi tek bir fotoğraf karesine sığdıracak denli Dünya'dan uzaklaşan bir insan olmamıştır.Sindsdien zijn er geen mensen meer veraf genoeg geweest om de hele aarde in één foto te kunnen vangen.
Bu denli küçük bir gecikme birçok insanın yaşamını kurtarabilirdi.Een vroege toepassing van deze ontdekking zou miljoenen levens hebben kunnen redden.
Ancak geride bıraktığı materyal, bu denli büyük bir proje için yeterli değildi.Jednak nie było na tyle gotowego materiału na tak ogromny projekt.
Bu denli küçük bir gecikme birçok insanın yaşamını kurtarabilirdi.Ta decyzja uratowała później życie wielu pasażerom.