Aslında şu noktaya değinmek istiyorum ki bu herşeyini kendisi halledecek bir süreç değil.Penso sia importante chiarire che in realtà questo non è qualcosa che può fare tutto per suo conto.
Aslında şu noktaya değinmek istiyorum ki bu herşeyini kendisi halledecek bir süreç değil.Tôi nghĩ thật quan trọng để chỉ ra là đây không phải là chuyện tự nó có thể hoàn thành được.
Aslında şu noktaya değinmek istiyorum ki bu herşeyini kendisi halledecek bir süreç değil.Е, мисля, че наистина е важно да се изтъкне, че всъщност това не е нещо, което ще направи всичко само.
Aslında şu noktaya değinmek istiyorum ki bu herşeyini kendisi halledecek bir süreç değil.Я думаю, будет уместно с самого начала подчеркнуть, что без внешней поддержки весь объём работ не реализовать.
Aslında şu noktaya değinmek istiyorum ki bu herşeyini kendisi halledecek bir süreç değil.ובכן, אני חושב שזה מאוד חשוב להעלות את הנקודה שבעצם אתם יודעים, זה לא משהו שהולך להיעשות בכוחות בעצמו.
Aslında şu noktaya değinmek istiyorum ki bu herşeyini kendisi halledecek bir süreç değil.と言っておいたほうが良いようですね 私たちの活動には コペンハーゲン合意などの国際立法が必要です
Atmosfere giriş hızımızın %99'unu kaybettik. Bu nedenle, ulaşmak istediğimiz noktaya %99 varmış durumdayız.Chúng tôi đã giảm 99% vận tốc ban đầu, cũng như đã đi được 99% quãng đường muốn đến.
Ayak kumda bir yere adım atar, tekerlekse oraya kadar olan her noktaya değmek zorundadır.Aceste picioare calcă peste nisip, iar roata atinge solul de dedesubt.
Ayak kumda bir yere adım atar, tekerlekse oraya kadar olan her noktaya değmek zorundadır.A láb azonban átmegy a homokon, a keréknek meg hozzá kell érnie folyton a talajhoz a távolságok között.
Ayak kumda bir yere adım atar, tekerlekse oraya kadar olan her noktaya değmek zorundadır.Ces pattes marchent sur le sable, tandis que la roue reste en contact permanent avec le sol.
Ayak kumda bir yere adım atar, tekerlekse oraya kadar olan her noktaya değmek zorundadır.Dan kaki-kakinya hanya menginjak pasir, dan roda harus menyentuh seluruh bagian tanah di antaranya.
Ayak kumda bir yere adım atar, tekerlekse oraya kadar olan her noktaya değmek zorundadır.En de poten stappen gewoon over het zand, en het wiel moet elk stukje grond ertussen aanraken.
Ayak kumda bir yere adım atar, tekerlekse oraya kadar olan her noktaya değmek zorundadır.발은 모래 위로 내딛는 반면 바퀴는 모든 지면과 접촉해야 해죠.
Ayak kumda bir yere adım atar, tekerlekse oraya kadar olan her noktaya değmek zorundadır.Mentre i piedi scavalcano la sabbia, la ruota deve toccare ogni millimetro di suolo.
Ayak kumda bir yere adım atar, tekerlekse oraya kadar olan her noktaya değmek zorundadır.Nohy piesok prekračujú, zato koleso sa musí dotknúť zeme po celej trase.
Ayak kumda bir yere adım atar, tekerlekse oraya kadar olan her noktaya değmek zorundadır.Os pés simplesmente pisam a areia enquanto a roda tem de tocar em cada pedaço do chão nos intervalos.
Ayak kumda bir yere adım atar, tekerlekse oraya kadar olan her noktaya değmek zorundadır.Tutaj stopy po prostu kroczą ponad piaskiem, a koło musi być w ciągłym kontakcie z podłożem.
Ayak kumda bir yere adım atar, tekerlekse oraya kadar olan her noktaya değmek zorundadır.Và đôi bàn chân chỉ việc bước trên cát, và các bánh xe phải chạm vào từng tấc đất ở chính giữa
Ayak kumda bir yere adım atar, tekerlekse oraya kadar olan her noktaya değmek zorundadır.Y las patas simplemente pisan sobre la arena, mientras que la rueda tiene que tocar cada parte del piso.
Ayak kumda bir yere adım atar, tekerlekse oraya kadar olan her noktaya değmek zorundadır.Zatímco chodidlo přes písek překračuje, kolo se musí mezitím dotknout každého kousku povrchu země.
Ayak kumda bir yere adım atar, tekerlekse oraya kadar olan her noktaya değmek zorundadır.Τα πόδια απλά περπατάνε στην άμμο, ενώ ο τροχός πρέπει να αγγίξει κάθε κομμάτι του εδάφους ενδιάμεσα.
Ayak kumda bir yere adım atar, tekerlekse oraya kadar olan her noktaya değmek zorundadır.А лапы просто перешагивают часть песка, в то время как колесу приходится соприкасаться всё время с дорогой.
Ayak kumda bir yere adım atar, tekerlekse oraya kadar olan her noktaya değmek zorundadır.Докато краката, стъпват просто върху пясъка, при колелото се докосва всяка част от земята.
Ayak kumda bir yere adım atar, tekerlekse oraya kadar olan her noktaya değmek zorundadır.והרגליים פשוט דורכות על החול, והגלגל צריך לגעת בכל פיסה של האדמה ביניהן.
Ayak kumda bir yere adım atar, tekerlekse oraya kadar olan her noktaya değmek zorundadır.والأقدام تخطو من فوق الرمال بينما الكفر عليه ملامست كل جزء من الأرض بينهما
Ayak kumda bir yere adım atar, tekerlekse oraya kadar olan her noktaya değmek zorundadır.車輪は地面との間を全ての面が触れなくてはなりません そこで車輪の開発から5000年後
Aynı noktada üretip aynı noktada kullanmak.. Umarım bu noktaya ulaşırızכך שכאשר נשתמש באנרגיה גם ניצור אותה באותה מהירות,
Aynı noktaya geri dönmek derken buradaki noktayı kastetmiyorum. -A když říkám přesně zpět na ten samý bod, tenhle bod se nepočítá.
Aynı noktaya geri dönmek derken buradaki noktayı kastetmiyorum. -Und wenn ich sage genau derselben Punkt, dann zählt dieser Punkt hier nicht.
Aynı noktaya geri dönmek derken buradaki noktayı kastetmiyorum. -И когато казвам точно същата точка обратно, тази точка не се брои.
Aynı noktaya geri dönmek derken buradaki noktayı kastetmiyorum. -כשאני אומר בדיוק לנקודה הזאת, הנקודה הזאת היא לא אותו דבר.
Aynı noktaya geri dönmek derken buradaki noktayı kastetmiyorum. -عندما أقول ترجع إلى نفس النقطة , فإن هذه النقطة لا تحتسب
Ayrıca bu kutsal noktaya Amerika'ya şiddetli aciliyeti hatırlatmak için geldik.Nós também viemos a este lugar satificado para lembrar a América da feroz urgência.
Ayrıca bu kutsal noktaya Amerika'ya şiddetli aciliyeti hatırlatmak için geldik.Nous venons également en ce lieu sanctifié pour rappeler à l'Amérique l'urgence absolue de l'heure présente.
Ayrıca bu kutsal noktaya Amerika'ya şiddetli aciliyeti hatırlatmak için geldik.Siamo venuti in questo santuario anche per ricordare all'America quanto sia pressante questa urgenza ora.
Ayrıca bu kutsal noktaya Amerika'ya şiddetli aciliyeti hatırlatmak için geldik.Έχουμε επίσης έρθει σε αυτόν τον καθεγιασμένο τόπο για να θυμίσουμε την Αμερική της άγριας ανάγκης του τώρα.
Ayrıca bu kutsal noktaya우리는 또한 미국인들에게 현재의 격렬한 긴박함을
Aziz Augustine tam olarak aynı noktaya işaret etti.Dokładnie to samo powiedział Święty Augustyn.
Aziz Augustine tam olarak aynı noktaya işaret etti.성 어거스틴 역시 정확하게 일치하는 이야기를 했습니다.
Aziz Augustine tam olarak aynı noktaya işaret etti.Saint Augustin était exactement du même avis.
Aziz Augustine tam olarak aynı noktaya işaret etti.Sankt Augustin machte genau die gleiche Aussage.
Aziz Augustine tam olarak aynı noktaya işaret etti.Santa Agustina mengatakan hal yang sama.
Aziz Augustine tam olarak aynı noktaya işaret etti.Sant'Agostino giunse alla stessa conclusione.
Aziz Augustine tam olarak aynı noktaya işaret etti.Santo Agostinho fez exatamente a mesma afirmação.
Aziz Augustine tam olarak aynı noktaya işaret etti.Sfântul Augustin a spus exact același lucru.
Aziz Augustine tam olarak aynı noktaya işaret etti.Sint Augustinus beweerde precies hetzelfde.
Aziz Augustine tam olarak aynı noktaya işaret etti.Svätý Augustín tvrdil presne to isté.
Aziz Augustine tam olarak aynı noktaya işaret etti.Szent Ágoston ugyanezt hangsúlyozta ki.
Aziz Augustine tam olarak aynı noktaya işaret etti.Ο Άγιος Αυγουστίνος ισχυρίστηκε ακριβώς το ίδιο.
Aziz Augustine tam olarak aynı noktaya işaret etti.Свети Августин е направил абсолютно същото пояснение.
Aziz Augustine tam olarak aynı noktaya işaret etti.אוגוסטינוס הקדוש טען בדיוק אותו דבר.
Aziz Augustine tam olarak aynı noktaya işaret etti.هذا ولقد اشار القديس أوغسطين إلى نفس النقطة.
Aziz Augustine tam olarak aynı noktaya işaret etti.「聖書が教えるのは 他ならぬ慈悲の心であるから
Bana doğru gelen kedi ve köpekler görüyorum. Belli bir noktaya geliyor ve duruyorlar.Koty i psy zbliżały się do mnie i zatrzymywały w pewnej odległości.
Bana doğru gelen kedi ve köpekler görüyorum. Belli bir noktaya geliyor ve duruyorlar.Ze komen op een bepaald punt en stoppen dan.
‹‹Batıda Levo-Hamatın karşısındaki noktaya dek Akdeniz sınır oluşturacak. Batı sınırı bu olacak.A occidente, il Mar Mediterraneo, dal confine sino davanti all'ingresso di Amat. Questo il lato occidentale
‹‹Batıda Levo-Hamatın karşısındaki noktaya dek Akdeniz sınır oluşturacak. Batı sınırı bu olacak.Hotarul de apus va fi marea cea mare, pînă la locul unde apucă spre Hamat: acesta va fi hotarul de apus.
‹‹Batıda Levo-Hamatın karşısındaki noktaya dek Akdeniz sınır oluşturacak. Batı sınırı bu olacak.In zahodna stran bodi veliko morje od južne meje do tja, koder se pride nasproti Hamatu. To je zahodna stran.
‹‹Batıda Levo-Hamatın karşısındaki noktaya dek Akdeniz sınır oluşturacak. Batı sınırı bu olacak.서방은 대해라 남편 지계에서부터 맞은편 하맛 어귀까지 이르나니 이는 그 서방이니라
‹‹Batıda Levo-Hamatın karşısındaki noktaya dek Akdeniz sınır oluşturacak. Batı sınırı bu olacak.Og på vestsiden skal det store hav være grensen og gå fra sydgrensen til midt imot Hamat. Dette er vestsiden.