İsa onların kötü niyetlerini bildiğinden, ‹‹Ey ikiyüzlüler!›› dedi. ‹‹Beni neden deniyorsunuz?Ma Gesù, conoscendo la loro malizia, rispose: «Ipocriti, perché mi tentate
İsa onların kötü niyetlerini bildiğinden, ‹‹Ey ikiyüzlüler!›› dedi. ‹‹Beni neden deniyorsunuz?Men da Jesus mærkede deres Ondskab, sagde han: "I Hyklere, hvorfor friste I mig?
İsa onların kötü niyetlerini bildiğinden, ‹‹Ey ikiyüzlüler!›› dedi. ‹‹Beni neden deniyorsunuz?Men Jesus märkte deras ondska och sade: »Varför söken I att snärja mig, I skrymtare?
İsa onların kötü niyetlerini bildiğinden, ‹‹Ey ikiyüzlüler!›› dedi. ‹‹Beni neden deniyorsunuz?Men Jesus merket deres ondskap og sa: Hvorfor frister I mig, hyklere?
İsa onların kötü niyetlerini bildiğinden, ‹‹Ey ikiyüzlüler!›› dedi. ‹‹Beni neden deniyorsunuz?Mutta Jeesus ymmärsi heidän pahuutensa ja sanoi: "Miksi kiusaatte minua, te ulkokullatut?
İsa onların kötü niyetlerini bildiğinden, ‹‹Ey ikiyüzlüler!›› dedi. ‹‹Beni neden deniyorsunuz?Pero Jesús, entendiendo la malicia de ellos, les dijo: --¿Por qué me probáis, hipócritas
İsa onların kötü niyetlerini bildiğinden, ‹‹Ey ikiyüzlüler!›› dedi. ‹‹Beni neden deniyorsunuz?Znaje pak Ježíš zlost jejich, řekl: Co mne pokoušíte, pokrytci?
İsa onların kötü niyetlerini bildiğinden, ‹‹Ey ikiyüzlüler!›› dedi. ‹‹Beni neden deniyorsunuz?Γνωρισας δε ο Ιησους την πονηριαν αυτων, ειπε Τι με πειραζετε, υποκριται;
İsa onların kötü niyetlerini bildiğinden, ‹‹Ey ikiyüzlüler!›› dedi. ‹‹Beni neden deniyorsunuz?А Исус разбра лукавството им, и рече: Защо Ме изпитвате, лицемери?
İsa onların kötü niyetlerini bildiğinden, ‹‹Ey ikiyüzlüler!›› dedi. ‹‹Beni neden deniyorsunuz?Но Иисус, видя лукавство их, сказал: что искушаете Меня, лицемеры?
İsa onların kötü niyetlerini bildiğinden, ‹‹Ey ikiyüzlüler!›› dedi. ‹‹Beni neden deniyorsunuz?Постеріг же Ісус лукавство їх, і рече: Що ви мене спокутуєте, лицеміри?
İsa onların kötü niyetlerini bildiğinden, ‹‹Ey ikiyüzlüler!›› dedi. ‹‹Beni neden deniyorsunuz?וישוע ידע את רשעתם ויאמר החנפים מה תנסוני׃
İsa onların kötü niyetlerini bildiğinden, ‹‹Ey ikiyüzlüler!›› dedi. ‹‹Beni neden deniyorsunuz?فعلم يسوع خبثهم وقال لماذا تجربونني يا مراؤون.
İsa onların kötü niyetlerini bildiğinden, ‹‹Ey ikiyüzlüler!›› dedi. ‹‹Beni neden deniyorsunuz?耶 穌 看 出 他 們 的 惡 意 、 就 說 、 假 冒 為 善 的 人 哪 、 為 甚 麼 試 探 我
İsa onların kötü niyetlerini bildiğinden, ‹‹Ey ikiyüzlüler!›› dedi. ‹‹Beni neden deniyorsunuz?耶穌 看出 他 們 的 惡意 、 就 說 、 假冒 為 善 的 人 哪 、 為甚麼試 探 我
İşte niyetlediğimiz şey de bu.Andate fuori e fatevi sentire!
İşte niyetlediğimiz şey de bu.A to je to, co chceme udělat.
İşte niyetlediğimiz şey de bu.Dan itulah yang akan kita perbuat.
İşte niyetlediğimiz şey de bu.Ga naar buiten en rock. En dat is net wat we willen doen.
İşte niyetlediğimiz şey de bu.Och det är precis vad vi tänker göra.
İşte niyetlediğimiz şey de bu.Og det er netop, hvad vi agter at gøre.
İşte niyetlediğimiz şey de bu.Pont ezt akarjuk tenni.
İşte niyetlediğimiz şey de bu.Porque ahora sabemos que hacer Aquí está, estas listo?
İşte niyetlediğimiz şey de bu.Şi asta e doar ceea ce am de gînd să faci.
İşte niyetlediğimiz şey de bu."Sortez et faites bouger les choses !" Et c'est exactement ce que nous allons faire.
İşte niyetlediğimiz şey de bu.To jest właśnie to, co zamierzamy zrobić.
İşte niyetlediğimiz şey de bu.Và đó là chỉ là những gì chúng tôi dự định sẽ làm.
İşte niyetlediğimiz şey de bu.Vamos botar p'ra quebrar. E é exatamente o queremos fazer
İşte niyetlediğimiz şey de bu.לצאת, ולכסח אותם וזה מה שאנחנו מתכוונים לעשות
İşte niyetlediğimiz şey de bu.لتخرج وتحقق أثراً وهذا هو فقط ما نريد أن نحققه
İşte niyetlediğimiz şey de bu.そして、これこそがまさに私たちがやろうとしている事。 私たちの文化のなかでの会話を変化させること。
İyiyim merak etmeyin, rahatsız olmayın -- bu çok kötü niyetli bir şey.Ça ira, restez assis -- le jeu que ces gens jouent.
İyiyim merak etmeyin, rahatsız olmayın -- bu çok kötü niyetli bir şey.Het gaat nog steeds goed, blijf rustig zitten -- spel dat deze mensen spelen.
İyiyim merak etmeyin, rahatsız olmayın -- bu çok kötü niyetli bir şey.Îmi revin, stați jos -- pe care îl joacă acești oameni.
İyiyim merak etmeyin, rahatsız olmayın -- bu çok kötü niyetli bir şey.Jag mår bra, sitt kvar -- spelet dessa personer spelar.
İyiyim merak etmeyin, rahatsız olmayın -- bu çok kötü niyetli bir şey.Jeg klarer den nok - bliv bare siddende - spil, som disse mennesker spiller.
İyi niyetinizi anlıyoruz, ama artık sizin yardımınıza ihtiyacımız yok.Aceptamos tus buenas intenciones, pero ya no necesitamos más tu ayuda.
İyi niyetinizi anlıyoruz, ama artık sizin yardımınıza ihtiyacımız yok.Agradecemos a intenção, mas não precisamos mais da tua ajuda.
İyi niyetinizi anlıyoruz, ama artık sizin yardımınıza ihtiyacımız yok.Apprezziamo le vostre gentili intenzioni, ma non ci serve più il vostro aiuto.
İyi niyetinizi anlıyoruz, ama artık sizin yardımınıza ihtiyacımız yok.Kiitämme, mutta emme tarvitse apuasi.
İyi niyetinizi anlıyoruz, ama artık sizin yardımınıza ihtiyacımız yok.Masz dobre intencje, ale nie potrzebujemy pomocy.
İyi niyetinizi anlıyoruz, ama artık sizin yardımınıza ihtiyacımız yok.Vi forstår jeres gode vilje, men vi har ikke brug for hjælp.
İyi niyetinizi anlıyoruz, ama artık sizin yardımınıza ihtiyacımız yok.Vi uppskattar era goda avsikter men vi behöver ingen hjälp.
İyi niyetinizi anlıyoruz, ama artık sizin yardımınıza ihtiyacımız yok.Σας ευχαριστούμε για τις καλές σας προθέσεις, αλλά δε χρειαζόμαστε άλλο τη βοήθειά σας.
İyi niyetinizi anlıyoruz, ama artık sizin yardımınıza ihtiyacımız yok.Мы принимаем твои добрые намерения, но больше не нуждаемся в твоей помощи.
İyi niyetlerimle beslediğim deneysel çalışmalarımdan bahsederim, ve orada bir çok detay vardır.Am citat experimentele pe care imi bazez optimismul asa ca veti gasi acolo multe detalii.
İyi niyetlerimle beslediğim deneysel çalışmalarımdan bahsederim, ve orada bir çok detay vardır.Cito el trabajo experimental en el cual se basa mi optimismo, y que contiene mucha información.
İyi niyetlerimle beslediğim deneysel çalışmalarımdan bahsederim, ve orada bir çok detay vardır.Cito o trabalho experimental em que se baseia o meu otimismo que tem bastantes pormenores.
İyi niyetlerimle beslediğim deneysel çalışmalarımdan bahsederim, ve orada bir çok detay vardır.Idézek kísérleti eredményeket, amire az optimizmusom alapul, rengeteg részletes ismeret van.
İyi niyetlerimle beslediğim deneysel çalışmalarımdan bahsederim, ve orada bir çok detay vardır.Ik citeer experimenteel werk waarop mijn optimisme is gebaseerd, en daar zult u veel details vinden.
İyi niyetlerimle beslediğim deneysel çalışmalarımdan bahsederim, ve orada bir çok detay vardır.저는 저의 낙관적인 시각을 바탕으로 현재 실험중인 것을 바탕으로 적었으며 책을 보시면 꽤 많은 양의 자세한 이야기들을 확인하실 수 있으십니다.
İyi niyetlerimle beslediğim deneysel çalışmalarımdan bahsederim, ve orada bir çok detay vardır.Przytaczam wiele eksperymentów, z których czerpię swój optymizm.
İyi niyetlerimle beslediğim deneysel çalışmalarımdan bahsederim, ve orada bir çok detay vardır.Saya mengacu pada penelitian saya yang menjadi dasar optimisme saya dan ada cukup banyak rincian di sana.
İyi niyetlerimle beslediğim deneysel çalışmalarımdan bahsederim, ve orada bir çok detay vardır.Tôi trích dẫn các thử nghiệm làm nền cho tính lạc quan của tôi. và có rất nhiều chi tiết trong đó.
İyi niyetlerimle beslediğim deneysel çalışmalarımdan bahsederim, ve orada bir çok detay vardır.אני מצטט את העבודה הניסיונית עליה האופטימיות שלי מבוססת, ויש די הרבה פרוט שם.
İyi niyetlerimle beslediğim deneysel çalışmalarımdan bahsederim, ve orada bir çok detay vardır.極めて些細なことまで含めて ここで得た結果により
İyi niyetli bir hareket değil.Đừng có hy vọng gì vào điều này.
İyi niyetli bir hareket değil.Ennek nincs jövője.
İyi niyetli bir hareket değil.Er ist nicht sehr sinnvoll.
İyi niyetli bir hareket değil.Fout.