Ana içeriğe geç
Sözlük

niyet ile cümle

niyet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ve niyetini öğrenir.Усилието да узнаваш.
İago Cassio'yu sarhoş yapıp bir kavga etmeye neden olma niyetlidir.В монолог Яго разкрива плана си да напие Касио и да го злепостави.
Şâyet, bizde bir kötü niyet görürseniz hemen bizi süngülerinizin ucuna takınız...”И ако след като разбереш грешките си, решиш да се поправиш, ще те упрекнат в скъперничество."
Kötü niyetle yapılırsa, günah olur.Поради греха си, той присвоява злото.
Bolesław, şehri teslim etmeye niyetli değildi.Но въпреки това Ленинград не се предава.
Başkalarına karşı iyi niyetlidir.Недоверчив е към други хора.
Arka plan bilgisi yazarın niyetini anlayabilmek için çok büyük bir öneme sahiptir.Останките все пак дават достатъчно информация, за да си представим плана на замъка.
Aslında bu aşamada, “tazminat yoluyla anlaşmak için gösterilen iyi niyettir.”По-скоро ги призовава да водят преговори „в дух на добра воля“."
Başlangıçta çabuk kızan ve biraz kötü niyetli biri olan Doktor hızla daha merhametli bir figüre dönüştü.Първоначално заплашителния на вид Доктор бързо се превръща в по-приятна личност.
Tatilinizi nerede geçirmek niyetindesiniz?Къде възнамерявате да прекарате почивката си?
Müfettiş Pine, o gece Stonewall Inn'i kapatıp demonte etmeye niyet etmişti.Istražitelj Pine imao je namjeru te noći zatvoriti i demontirati bar.
Pencere filmi gerçekleri gösterme niyetindedir.Film cilja promicati istinu.
"Kime niyet kime kısmet".Odgovaraju na pitanja čiji? čija? čije?
Bazı hayvanlar satılmak üzere çalındı, kimileri yiyecek niyetine öldürüldü.Mnogi su prodavali svoju djecu, ako bi ih netko htio kupiti.
O da Timon'dan para istemek niyetindedir.Anonimno donira novac za Timov lijek.
Gerçek niyetinin anlaşılması sonrası hemen sonra Polat Alemdar tarafından öldürülür.I koliko će se još smrti dogoditi prije nego što Poirot otkrije ubojicu?
Her zaman ideallerinin arkasında durmuştu ve onları terk etmek gibi bir niyeti yoktu.Picard se uvijek držao svojih ideala, i nikad ih nije zatajio.
Çünkü en iyi niyete sahip olabilirsiniz ama yeterli bilginiz olmayabilir ve çok büyük hatalar yapabilirsiniz."Možda ćete se radi toga osjećati bolje, ali vas ne čini ništa mudrijim."
Kral Aietes, Yunanlara gelme niyetlerini sorar.Ajant se odlučio osvetiti svim Grcima.
Niyet, namaz kılmaya niyet edilir.Čitava se vjera zasniva na molitvi.
Çvş. Abraham Ford (Michael Cudlitz), Eugene'i Washington'a götürmeye niyetlidir.Abraham Ford (Michael Cudlitz), seržant, ktorý má za úlohu doviesť Eugenea Portera do Washingtonu.
Hiçbir art niyet taşımadım, normal şiirimi yazdım.Nepoužíva sa interpunkcia, píšu veľké písmená, rytmus básne kolíše.
Böyle bir savda bulunmak bu kitabın niyetini yanlış anlamak demektir.Pri tejto poruche je zlé rozpoznávanie obsahu reči.
Bu sırada Avusturya Silezya'yı geri alma niyetindeydi.Rakúsko sa muselo definitívne vzdať Sliezska.
"Kime niyet kime kısmet".Komu chceš vzdávať úctu?
Asıl niyetleri birkaç yeni hafif tank imha edici üreterek bunların Jagdpanzer 38(t) ile yer değiştirmekti.Taktiež sa plánovalo vyrobiť nový ľahký stíhač tankov, ktoré mali nahradiť Jagdpanzer 38(t) Hetzer.
2000 ve 2001 yılında da UNESCO'un iyi niyet elçisi olarak görev yaptı.1996 sa stala veľvyslankyňou dobrej vôle UNESCO.
Halkı çalışkan, iyi niyetli, misafirperver, dürüst ve saygılıdır.Ľudia sú sympatickí, dobrí, pohostinní a otvorení.
Kararı temyize götürme niyetini dile getirmişti.Oznamuje jej svoje rozhodnutie opustiť ju v záujme pravdy.
Ancak, Batılı güçlerin desteği olmaksızın savaşa girmeye niyeti olmayan Beneš geri adım attı.Kljub temu je predsednik Beneš zavrnil vojno brez pomoči zahodnih sil.
Bu kuramın oluşumu “iyi niyetli yorumlama” ilkesine dayanır.Ni usklajenega mnenja, kaj naj bi bil učinek te "optične izboljšave".
Keşiş olmaya niyet etmiştir, fakat alim ve devlet adamı olmayı seçmiştir.Namenjeno mu je bilo življenje meniha, vendar se je namesto tega odločil, da bo učenjak in državnik.
Bu durum art niyetli bazı kişiler tarafından suistimal edilmekte ve haksız kazanç elde edilmektedir.Po njenem mnenju bi se ta vojna borila zaradi nepravičnih razlogov in z nepravičnimi sredstvi.
Belirli bir niyetleri var gibiydi."Kakorkoli že, ima pa dober namen."
Hüsrev'in niyetine karşı önceden uyarılan Gubaz, tekrardan Bizans'a bağlandı.Vsaka duša je preko vdanega služenja (bhakti) večno povezana z Njim.
Josh ise iyi niyetli ve çalışkan bir gençtir.Skandan je bil priden in zelo delaven mladenič.
UNICEF'in İyi Niyet Elçisi.UNICEF geros valios ambasadorė.
Alexander imparator olduğunda, genç, sevimli, iyi niyetli ve tamamıyla annesinin yönetimi altındaydı.Kai Aleksandras tapo imperatoriumi, jis buvo jaunas, draugiškas, gerų norų ir visiškai po motinos padu.
68 baharında, Galba Nero'nun kendisini öldürtme niyetini ve Julius Vindex'in Galyadaki isyanını öğrendi.68 m. Galbai buvo pranešta, kad Neronas norėjo jį nužudyti, o Julijus Vindeksas sukėlė maištą Galijoje.
Niyet, namaz kılmaya niyet edilir.Bažnyčia turi būti grindžiama malda.
Aslında bu gece buraya gelirken kalmaya niyetliydim.Bet dabar aš trokštu pasilikti šioje vietoje.
II. Wilhelm ise, yönetimine bir iç savaşta kan dökerek başlamak niyetinde değildi.Vilhelmas II atsakė, kad nenori pradėti savo valdymo kruvina kampanija prieš pavaldinius.
Bu kuramın oluşumu “iyi niyetli yorumlama” ilkesine dayanır.Savęs stebėjimas yra paremtas proto „valymu“.
2000 ve 2001 yılında da UNESCO'un iyi niyet elçisi olarak görev yaptı.2013 m. Tan Dunui suteiktas UNESCO Geros valios ambasadoriaus vardas.
Bu durum art niyetli bazı kişiler tarafından suistimal edilmekte ve haksız kazanç elde edilmektedir.Buvo įtarti rezultatų įtakojimu ir nesąžiningu žaidimu.
"Kime niyet kime kısmet".Kieno interesais jis (ką nors) teigia?
Unicef iyi niyet elçiliği yapmıştır.UNICEF geros valios ambasadorė..
Kişi, sürekli kalmak niyetiyle bir yerde oturur, buna ikametgâh denir.Plotai, kur įšalas laikosi visus metus, vadinami amžinuoju įšalu.
Fakat Napolyon’un niyeti hiç de böyle değildi.Ometigi ei kammitsenud see Napoleoni idealismi.
Böylece Papa temsilcisi Adhemar Bizanslılarla iyi ilişkileri devam ettirmek niyetini göstermekte idi.Patriarh teatas paavstile siiski soovist saavutada soodsamaid suhted.
Kitap "Eğer bu kitabı okumaya niyetliyseniz vazgeçin."Lugege seda, kui kavatsete suitsetamist maha jätta!"
İago Cassio'yu sarhoş yapıp bir kavga etmeye neden olma niyetlidir.Jago julgustab Cassiot jooma ja ajab ta Roderigoga tülli.
Lange aynı zamanda UNESCO'nun iyi niyet elçileri arasındadır.Praegu on Finnbogadóttir UNESCO Hea Tahte Saadik.
1994'ten bu yana UNESCO iyi niyet elçisidir.1994 nimetati ta UNESCO Hea Tahte saadikuks.
En azından niyetli ve isteklidir.Või suudab ja tahab.
Ayrıca da orada uzun zaman kalmaya niyeti yoktu.Ka sellesse ametisse ei jäänud ta pikalt pidama.
"Kime niyet kime kısmet".Kellele õigustus on suunatud?
Bu kuramın oluşumu “iyi niyetli yorumlama” ilkesine dayanır.Sellised algelised kirjeldused on vastuolus soovitusega "Head kommentaarid ... selgitavad kavatsust".
11 Mart 2010 tarihinde Messi, UNICEF tarafından "iyi niyet elçisi" seçildi.12. märtsist 2010 on ta UNICEF-i hea tahte saadik.
Nitekim John bu anlaşmaya uymak niyetinde değildi.Helen ei olnud mingil juhul nõus tagasi minema.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod