Moggach'ın Elizabeth için niyeti ''sırlarını kendinde tutmasıydı.莫盖茨则有意让伊丽莎白“把秘密都藏在心里。
Niyeti bellidir: Ağabeyiyle birlikte gitmek.齊襄公時,各公子 (主要是其兄弟) 各自流亡他國以避禍。
Lange aynı zamanda UNESCO'nun iyi niyet elçileri arasındadır.门楚是联合国教科文组织的亲善大使。
Ancak onlar da bir söz koparmadan ayrılmaya niyetli değillerdi.當時,他們並不需要任何傳譯。
2004 yılında UNICEF tarafından iyi niyet elçisi olarak atandı birçok hayır işini organize etti.2004年,她被任命為聯合國兒童基金會親善大使,自那時起舉行了多次的慈善活動。
Hz. Mevlânâ hıdmetine bağışladık, Hz. Mevlânâ'nın bendesi olsun, deyip niyet ederler.《輔臣贊》注『馬謖敗績,亮殺之』,《王平傳》『丞相亮誅馬謖』,《諸葛亮傳》『戮謖以謝眾』,謖之見殺,明矣。
Bense futbolcu olmak niyetindeydim.夢想成為足球選手。
"Kime niyet kime kısmet".谁坚持设谁去当!
Doğal, iyi niyetli, karizmatik ve çalışkan bir adam olan Galip, hep hayırlı bir evlat olmuştur.与一个如此有才华、有趣又善良的人一起,这是一个愉快的工作。
Tüm iyi niyeti ile insanlara yardımcı olmaya, onlarla sohbet edip onları dinlemeye çalışmaktadır.家境貧寒,然好助人,人稱“好施與”。
Fakat Napolyon’un niyeti hiç de böyle değildi.这些当然不是为了讨好拿破仑。
Nitekim John bu anlaşmaya uymak niyetinde değildi.可是,約翰對做生意實在沒有什麼興趣。
İtalya'ya kaçma niyetinde olan Servet, Calvin ve reformcularının suçlandığı Cenevre'de durmuştur.原本打算逃往意大利的塞爾韋特在日内瓦停留下来,于是加尔文及其新教改革追随者们就是在这里向当局举报了他。
Bruce, arabada niyetinin Chill'i öldürmek olduğunu söyler.因为他的朋友Carlitos告诉他要死在飞机上。
Başkalarına karşı iyi niyetlidir.擅長和其他人交涉。
5.000 tanesini tutturabilirse çok mutlu olup niyetini gerçekleştirmiş olacağını ifade etmektedir.遂与充率精骑五千,出其不意,掩击大破之。
Yetenekli hükümdarlar, niyetlerini gizleyip dışarıya doğru kayıtsız gibi dururlardı.大師宿儒,其立身行己,靡不措意於斯。
Dünyayı fethetmek gibi bir niyetleri yoktu.他们不再试图给世界以意义。
Göndermeler yazarın niyetiyle doğrudan ilintilidir.清晰要依靠书写者的技巧。
Kötü niyetli, dedikoducu, ikiyüzlü biri.他是个伪善的、失衡的、说谎的人。
Önceleri Selahaddin bir ilim adamı olmak istiyordu, yönetici olmak gibi bir niyeti yoktu.那年夏天,她首次立志成为政治家,而非曾经想要当的医生。
Kısa sürede Bartholomew'un gerçek kimliği ve niyeti anlaşılır.早期,白兰度的卓越见识和现实主义意识显而易见。
Ancak onlar da bir söz koparmadan ayrılmaya niyetli değillerdi.그러나 그들은 전란 이래 진주성만은 공략하지 못하였다.
"Ne Sazımın Yaşlanmaya Niyeti Var Ne de Benim".이에 알천은 "저는 늙고 이렇다 할 덕행이 없습니다.
Önemli olan kişinin niyetidir.중요한 것은 남자로서의 체면.
Anya, bankadan para çalmaya niyetlidir.듀드는 은행에 돈을 얻으러 간다.
NME, albüme karşı olan antipatisini şaka niyetli olarak albüme 10/10 vererek göstermiştir.앨범은 전반적으로 상당한 호평을 받았으며 믹스매그(Mixmag) 지는 이 앨범을 10/10점을 주며 "이번 달의 앨범"으로 선정했다.
Rabbenâ âtinâ, Allahümmağfir leh Duâ niyeti ile Besmelesiz Fâtiha-i şerife okumak da olur.주여, 침방(寢房)에서 사귀는 사랑의 사귐의 때를 허락하소서.
Sonra vitir namazının bir rekatına niyet edilir ve sonunda selam verilir.한일강제병합 이후에 일제가 내린 남작의 직위를 거부하였으며, 자결을 기도하기도 하였다.
Tercüme yapan cahiller veya kötü niyetlilerin uydurmasıdır.이 경우의 정견은 부정견(不正見) 또는 악견(惡見)의 반대이다.
Peres niyetinin Mart seçimlerinde yarışmak olmadığını belirtmişti.페레스는 이전에 3월 선거에 나가지 않을 자신의 의지를 공고하였다.
"Kime niyet kime kısmet"."뭇 신하들 가운데 재상을 시킬 만한 이는 누구인가?"
Rusya'dan ayrılma niyetini bildirince, Rusya Parlamentosu buna ret cevabı verdi.러시아 언론이 수출계약 보도를 하자, 러시아 정부는 부인했다.
Hedefi, niyeti ve çağrı yaptığı hassasiyetleri farklıdır.목적과 고의 및 동기와 엄밀히 구별된다.
Öğretmen olma niyetiyle, bir yılını Fransızca öğrenerek geçirdi.그 후, 프랑스어 공부에 매진하면서 1년 간 조각을 배웠다.
1.↑ Türkçe: Cehenneme giden yol iyi niyetlerle döşelidir.동부로 : 경상남도 진주시에 있는 도로이다.
Ancak bir hakka engel bir eksikliği bilmek kötü niyetliliktir.사실의 착오가 있을 때 고의를 찾아내는 것은 어려운 일이다.
"İyi niyetli olanlara huzurlu olsun".그는 참회자들에게 “안심하세요.
Einstein, İtalya'ya geldiğinde teknik olarak bir lise terk olsa da, eğitimini yarıda bırakma niyeti yoktu.만약, 그러한 생각이 이탈리아 내에만 머물러 있었다면, 교육 발전에 큰 영향을 주지도 못했을 것이다.
Niyet Mektubu Dilekçesi 8/2/1990.익산지방국토관리청공고 제1998-108호, 1998년 5월 2일.
Kent Oyuncuları ^ "İyi Niyet Elçilerimiz".“이색취미 '별난 의원들'”.
Ayrıca da orada uzun zaman kalmaya niyeti yoktu.הוא לא התכוון להישאר בה זמן רב.
Dawn da ona niyetini açıklar.גברת דשווד מבינה היטב את כוונתה.
2. Sahne: Manastırın önünde Di Luna ve etrafındakiler Leonara'yı kaçırma niyetiyle oraya gelmişlerdir.תמונה שנייה - לפני המנזר די-לונה ואנשיו מגיעים בניסיון לחטוף את לאונורה.
Onların en ufak bir hareketinin, onların en ufak bir niyetinin çok daha doğrusu alınıyor."התזוזה הקטנה ביותר שלהם, הכוונה הקטנה ביותר, נתפסו בצורה טובה יותר ומדויקת".
Niyetle yüzlerinize ve ellerinize sürün.פשטו את כפות הידיים שלכם מול עיניכם.
Kötü niyetle yapılırsa, günah olur.אם עשה את המלאכה בשוגג - חייב חטאת.
Başkalarına karşı iyi niyetlidir.מציק לאחרים באופן מכוון.
Dünyayı fethetmek gibi bir niyetleri yoktu.הוא לא מראה אמביציה לכבוש אדמות.
Donna Anna, Don Ottavio, Donna Elvira, Zerlina ve Masetto suçluyu yakalamak niyetiyle sahneye girerler.דונה אלווירה, דונה אנה, דון אוטאביו, צרלינה ומאזטו מגיעים ומחפשים את ג'ובאני.
Nitekim John bu anlaşmaya uymak niyetinde değildi.והוא (ג'ונסון) היה נחוש בדעתו למנוע זאת.
Bu kuramın oluşumu “iyi niyetli yorumlama” ilkesine dayanır.ברירה על ידי התוצאות זוהי צורה של 'הסבר סיבתי'.
Margo, Orlando'ya dönme niyeti olmadığını ve kendini bulmak için kaçtığı açıklar.מרגו אומרת לו שהיא לא מעוניינת לחזור לאורלנדו ושהיא לא ציפתה שקוונטין באמת יגיע אליה.
Niyet Mektubu Dilekçesi 8/2/1990.אתר מורשת, 02/08/2013.
"Kime niyet kime kısmet".מי אנו שנערער על שיפוטו?"
İzmirspor'un niyeti ise benden daha fazla para kazanmaktı.קנאותו למטרה של הגזע שלי, הייתה גדולה יותר משלי.
Onları bırakmak gibi bir niyetimiz de yok zaten...אינני יכולה להאמין שהם אפילו יצאו מפי ...
WWE'ye hiç dönme niyeti olmayan Goldberg'ün Ocak 2016'da WWE ile tekrar çalışma ilişkisi başladı.Голдбърг, който не смята да се завръща в WWE, започва приятелски взаимоотношения с WWE през януари 2016.
İncelikli, samimi, iyi niyetli.Тя е разумна, послушна, богобоязлива.
Ayrıca da orada uzun zaman kalmaya niyeti yoktu.Но и той не се задържа за дълго.