Yine de, Sibirya'yı Bolşeviklerden geri alma niyetini taşıyordu.Il ne manquait plus que Bologne pour recréer les États pontificaux.
Meğerse bu iyi niyetli değilmiş.Ce n'était pas intentionnel.
Niyeti bu migfer yardimiyla Yuzugu eline gecirmektir.Pour ce faire, il joint les mains en gassho.
1994'ten bu yana UNESCO iyi niyet elçisidir.Depuis 1996, elle est ambassadrice de bonne volonté pour l'UNESCO.
Böyle bir savda bulunmak bu kitabın niyetini yanlış anlamak demektir.Le choix du sujet de ce livre est une erreur.
UNICEF'in İyi Niyet Elçisi.Il fut aussi ambassadeur de bonne volonté de l'UNICEF.
Aslında uzun zamandır niyetliydim ama… pekala daha yapılmamış şeylerden bahsetmenin anlamı yok.Il m'est arrivé quelque chose et je...je ne sais pas quoi faire maintenant.
"Ne Sazımın Yaşlanmaya Niyeti Var Ne de Benim".Mais le propre des chefs-d'œuvre est de ne pas vieillir ».
Başkalarına karşı iyi niyetlidir.Être bon avec autrui.
Tom sürekli olarak Japonya'da yaşamaya niyetleniyor.Tom tiene intención de vivir de modo permanente en Japón.
Tom'un bir yıldan daha fazla bir süre Boston'da yaşamaya niyeti var.Tom tiene intención de vivir en Boston durante más de un año.
Tom'un asla Mary'yi tekrar görmeye niyeti yoktu.Tom no tenía intención de volver a ver a Mary.
Tom'un tek başına oraya gitmeye niyeti yoktu.Tom no tenía intención de ir allí solo.
Tom'un Mary'ye para vermeye hiç niyeti yoktu.Tom no tenía intención de dar nada de dinero a Mary.
Tom'un niyeti Mary'yi kızdırmak değildi.Tom no pretendía hacer enfadar a Mary.
Tom'un niyeti Mary'yi öldürmek değildi.Tom no pretendía matar a Mary.
Niyetim sana zarar vermek değildi.No era mi intención hacerte daño.
Akşam yemeği niyetine salata yedim.Comí una ensalada como cena.
Müfettiş Pine, o gece Stonewall Inn'i kapatıp demonte etmeye niyet etmişti.El inspector Pine tenía la intención de cerrar y desmantelar el Stonewall Inn esa misma noche.
Ancak onlar da bir söz koparmadan ayrılmaya niyetli değillerdi.No tuvieron descendencia en común.
Robinson Fransa ve Monet'den son kez 1892 yılında ayrıldığında niyeti tekrar geri dönmekti.Robinson abandonó Francia y a Monet por última vez en 1892, aunque tenía intención de volver.
Bu nedenle yabancı misafirlerini ağırlayacağı gösterişli bir otel yaptırmak niyetindeydi.Quería un hotel extravagante que impresionara a los huéspedes.
Ancak, Batılı güçlerin desteği olmaksızın savaşa girmeye niyeti olmayan Beneš geri adım attı.Benes, sin embargo, se negó a ir a la guerra sin el apoyo de las potencias occidentales.
UNICEF'in İyi Niyet Elçisi.Es embajadora de buena voluntad de UNICEF.
Iku-Turso, kötü niyetli deniz canavarı; Tursas ile muhtemelen aynı.Iku-Turso, un monstruo marino malévolo, posiblemente sea otro nombre de Tursas.
Donna Anna, Don Ottavio, Donna Elvira, Zerlina ve Masetto suçluyu yakalamak niyetiyle sahneye girerler.Llegan doña Anna, don Ottavio, doña Elvira, Zerlina y Masetto, buscando al villano.
Leo Fokas, Moesia'yı işgal etmeye niyet etti ve Peçenekler ve Lekapenos'un birlikleri ile Dobruca'da buluştu.León Focas intentó invadir Moesia y encontrarse con los pechenegos y las tropas de Lecapeno en Dobrudzha.
Tercüme yapan cahiller veya kötü niyetlilerin uydurmasıdır.(A quien afecta y a quien beneficia) Beneficios o Maleficios.
Kararı temyize götürme niyetini dile getirmişti.Dijo que apelaría la decisión.
Bense futbolcu olmak niyetindeydim.Había planeado ser un jugador profesional de fútbol.
"İyi niyet yetmeyebiliyor".«Con las intenciones no alcanza».
Özellikle I. Aleksandr, Napolyon’un Moskova’ya girdiği gibi Paris’e girmek niyetindeydi.Justo como Napoleón había entrado a Moscú un año antes, Alejandro quería entrar a París.
Çok dürüst ve iyi niyetli biri.Es muy inocente y bien intencionado.
Nitekim John bu anlaşmaya uymak niyetinde değildi.No creo que John haya colaborado en ella.
Polonya'ya saldırma niyetindeki Hitler'in öncelikle Çekoslovakya'yı bertaraf etmesi gerekiyordu.Hitler, empeñado en la guerra contra Polonia, Checoslovaquia, necesarias para eliminar en primer lugar.
Niyetle yüzlerinize ve ellerinize sürün.Hoy, vosotros debéis tender vuestra mano.
"İyi niyetli olanlara huzurlu olsun"."Paz a los hombres de buena voluntad".
Ayrıca da orada uzun zaman kalmaya niyeti yoktu.Al fin y al cabo, no pensaba pasar tanto tiempo fuera.
Erişim tarihi: 19 Ocak 2018. ^ ""İyi niyetle" başladılar".Consultado el 27 de diciembre de 2018. «"İyi niyetle" başladılar».
Niyet Mektubu Dilekçesi 06/20/1989.Expedida Carta en 23/09/1982.
Anya, bankadan para çalmaya niyetlidir.El asalto, tuvo como objetivo robar el dinero del banco.
Niyet Mektubu Dilekçesi 01/26/1998.Consultado el 26/01/2008~.
Aynı zamanda UNICEF Türkiye İyi Niyet Elçisi'dir.Ronaldo es además embajador de Buena Voluntad de la ONU.
Ba-pef belirsiz bir kötü niyetli tanrı olarak bilinirdi.Crom Dubh era descrito como un Dios lisiado y oscuro.
Liderleri, onları kendi cesur niyeti ile bir uyumlu bedende birleştirdi.Los países aliados lo condecoraron por su honroso comportamiento.
11 Mart 2010 tarihinde Messi, UNICEF tarafından "iyi niyet elçisi" seçildi.Entre otros, destacan: 1999: Fue nombrado embajador de buena voluntad de UNICEF.
Aslında bu gece buraya gelirken kalmaya niyetliydim.Tenía que estar presente esa noche.
Çok iyi niyetli olmasına rağmen sürekli dalga geçilir ve aşağılanır.Aunque es valiente y siempre tiene buenas intenciones, es muy impulsiva e inocente.
Şu halde tüm iyi niyet ve düşüncelere rağmen, insanlar hatasız olamayacaktır.Después con el compromiso y la profesionalidad de todos no tendremos problemas.
Asıl niyetin aksine vade sonunda ek para sağlanmalıdır.Pese a todo, al final se impone la cordura.
Ben sonuna kadar mücadeleye niyet ediyorum.Ho intenzione di lottare fino alla fine.
Onun onu öpmesine izin vermeye niyeti yoktu.Non aveva intenzione di lasciare che la baciasse.
Wilt iki ay sonra görünüşe göre Shane'e intikam almak niyetinde döndü.Due mesi più tardi, Show tornò apparentemente per vendicarsi di Shane.
Yine de, Sibirya'yı Bolşeviklerden geri alma niyetini taşıyordu.Eppure, nutriva l'intenzione di strappare la Siberia ai bolscevichi.
Kötü niyetle yapılırsa, günah olur.Dove c'è menzogna, c'è il peccato.
Polonya'ya saldırma niyetindeki Hitler'in öncelikle Çekoslovakya'yı bertaraf etmesi gerekiyordu.Hitler, che puntava alla guerra con la Polonia, necessitava di eliminare prima la Cecoslovacchia.
Aslında bu gece buraya gelirken kalmaya niyetliydim.È perciò anche oggi ho desiderato venire qui.
UNICEF'in İyi Niyet Elçisi.Era un Ambasciatore di buona volontà dell'UNICEF.
Başkalarına karşı iyi niyetlidir.Sii gentile con gli altri.
2000 ve 2001 yılında da UNESCO'un iyi niyet elçisi olarak görev yaptı.Nel 2000 e nel 2001 è stato goodwill ambassador per l'UNESCO.