Niye yemiyorsun?De ce nu mănânci?
Niyetim hiçbir zaman ırkçılık olmadı.Niciodată intenția mea nu e rasismul.
Ama kim ve niye yapmıştır?De ki és miért?
11 Mart 2010 tarihinde Messi, UNICEF tarafından "iyi niyet elçisi" seçildi.2010. március 11-én Messi az UNICEF jószolgálati nagykövete lett.
Niye böyle diyorsun diye.Hát akkor miért nem azt mondja?
Donna Anna, Don Ottavio, Donna Elvira, Zerlina ve Masetto suçluyu yakalamak niyetiyle sahneye girerler.Megérkezik Donna Anna, Don Ottavio, Donna Elvira, Zerlina és Masetto, és keresik Don Giovannit.
Belirli bir niyetleri var gibiydi."Itt van némi szándékosság is.”
Niye buradalar?Miért vannak itt?
Genel olarak, etiyoloji şeylerin niye olduğunun, olan şeylerin arkasındaki nedenlerin incelenmesidir.Általában véve az etiológia a folyamatok, cselekmények mögötti okokkal foglalkozik.
Darılmak küsmek niye?Hogyan kell csókolózni?
Ama Ordu onu bırakma niyetinde değildir.A hadnagyot nem engedi távozni.
Fakat Napolyon’un niyeti hiç de böyle değildi.François Naville) közül senki sem tette meg ugyanezt.
"Hayrola, klibim niye çekilmiyor?".Majd „Most miért borotvál meg?”
Işığın önünü niye kapıyorsun?”Miért pattanik el a lámpaüveg?
Smith; her iki ülkede iyi niyet elçisi olarak tanındı.Mindketten énekesként tettek szert nagy hírnévre.
O zaman niye kaçıyorsun?Miért nem menekültek el?
Yörede yaşayan bir hoca günün birinde bu odaların kapısını açmaya niyetlenir.Arra kell fel, hogy valaki próbálja kinyitni szobája ajtaját.
Dünyayı fethetmek gibi bir niyetleri yoktu.Nem kisebb célt tűzött maga elé, mint a világ meghódítása.
Bu kuramın oluşumu “iyi niyetli yorumlama” ilkesine dayanır.Márpedig az „igazság” megfelelő meghatározásától elvárjuk ezt a követelményt.
Bir yardım merkezinde çalışan Grace son derece iyi niyetli ve yardımsever bir kızdır.Grace egy nagyon kedves és segítőkész lány.
Önemli olan kişinin niyetidir.Igen, az ember önmaga célja.
Niçun kettiler? / Niye çekildiler, niye gittiler?Példák: Elment, ugye?, Ugye elment?, Elmosogatsz, jó?.
Morrison, albüme başlarken niyetinin tamamen country tarzında bir albüm yapmak olduğunu açıkladı.Morrison eredetileg country albumnak szánta.
Karşıyakalılar vatandaki kötü gidişata sessiz kalmaya niyetli değildirler.Nem fogom az előttem szóló tisztelt képviselőtársamat arra a hálátlan térre követni...
Srebrenica'yı korumaya niyetli değiliz.Az ország védelmét Svájc biztosítja.
Çapkınlığı bir kenara bırakıldığında ise saf, düşünceli ve iyi niyetli biridir.Ha őszintén hisz valamiben, akkor komoly, állhatatos és készséges ember.
Müfettiş Pine, o gece Stonewall Inn'i kapatıp demonte etmeye niyet etmişti.Tarkastaja Pine oli tuona yönä aikonut sulkea Stonewall Innin ja hajottaa sen osiinsa.
O sefer on kişi Kameny ile yürümüştü ve basını niyetlerine dair hiç uyarmamıştı.Kymmenen henkeä marssi silloin Kamenyn kanssa, eivätkä he olleet kertoneet tiedotusvälineille aikeistaan.
Ama kim ve niye yapmıştır?Miksi, kenelle ja miten?
Welch, yanıldığını ve niyetinin emeğe saygı olduğunu söyleyerek durumu kabul etti.Welch myönsi erehtyneensä ja sanoi tarkoituksenaan olleen osoittaa kunniaa.
Daha sonra bu durumu Bu bütün çocukluk niyetlerimi değiştiren dönüm noktası oldu diyerek açıkladı.Voisinpa melkein sanoa, että siihen sisältyy koko nuoruuteni.
2010'da Birleşmiş Milletler Çevre Programı'na iyi niyet elçisi olarak atanmıştır.Vuonna 2010 hänet nimitettiin Yhdistyneiden kansakuntien ympäristöohjelman (UNEP) hyväntahdon lähettilääksi.
Belirli bir niyetleri var gibiydi.""Niillä on selkeä tarkoitus.
UNICEF'in İyi Niyet Elçisi.Hän on Unescon hyvän tahdon lähettiläs.
Fakat Napolyon’un niyeti hiç de böyle değildi.Juuri tätä Napoleon oli toivonut.
Niyetleri Kızıl Ordu'dan kaçıp Birleşik Devletler Ordusu'na teslim olmaktı.Hän antautui yhdysvaltalaisille joukkoineen välttääkseen joutumasta puna-armeijan vangiksi.
1994'ten bu yana UNESCO iyi niyet elçisidir.Hän on ollut Unescon hyvän tahdon lähettiläänä vuodesta 1996.
Uzak Düşman: Cihat niye küreselleşiyor?.Perttu Häkkinen: Aktivistit - miksi heitä vihataan?
Niyet Mektubu Dilekçesi 01/26/1998.Keisarillisen Majesteetin Armollinen Julistuskirja (26/1901).
Işığın önünü niye kapıyorsun?”Mikä sytyttää sinut?)
Smith; her iki ülkede iyi niyet elçisi olarak tanındı.Mason oli arvostettu taiteilija kummassakin maassa.
Kararı temyize götürme niyetini dile getirmişti.Yhtiö ilmoitti valittavansa päätöksestä.
Kimileri ise yaşlılıklarını İsveç'te geçirme niyetiyle geri dönmüşlerdir.Monet ahvenanmaalaiset haaveilivat pääsystä takaisin Ruotsin yhteyteen.
Ama Ordu onu bırakma niyetinde değildir.Parlamentti päätti kuitenkin olla erottamatta häntä.
O, niyetinde oldukça kararlıydı.Hän oli melko varma päätöksestään.
Üçüncü bir taraf olarak pozisyon almaya niyetliyim.Aion ryhtyä kolmanneksi osapuoleksi.
Başlangıçta çabuk kızan ve biraz kötü niyetli biri olan Doktor hızla daha merhametli bir figüre dönüştü.Ο αρχικά οξύθυμος και ελαφρώς απειλητικός Doctor γρήγορα ωρίμασε σε μια πιο συμπονετική φιγούρα.
Darılmak küsmek niye?Γιατί Ιερουσαλήμ?
Başkalarını niye düşündüğünü bile bilmiyorum!"Δεν καταλαβαίνω γιατί βλέπεις άλλους ηθοποιούς!»
Ayrıca Unicef'in ''En Genç İyi Niyet Elçisi'' seçilmiştir.Είναι επίσης η νεότερη Πρέσβειρα Καλής Θέλησης της UNICEF.
Welch, yanıldığını ve niyetinin emeğe saygı olduğunu söyleyerek durumu kabul etti.H Welch παραδέχτηκε πως έσφαλε και δήλωσε πως πρόθεσή της ήταν να αποτίσει φόρο τιμής.
Niyet Mektubu Dilekçesi 01/26/1998.Κατατέθηκε 01/12/1971.
Bu arada Marcian, tahta geçmeye niyetlendiği için imparatora şikayet edildi.Εν τω μεταξύ ο Μαρκιανός κατηγορήθηκε στον Αυτοκράτορα, ότι επιθυμεί τον θρόνο.
Bolesław, şehri teslim etmeye niyetli değildi.Ο Αβετίσοφ ζήτησε να παραδώσουν την πόλη.
Niyetle yüzlerinize ve ellerinize sürün.Μοχθήστε με τις καρδιές και τα χέρια και τις φωνές.
Aslında uzun zamandır niyetliydim ama… pekala daha yapılmamış şeylerden bahsetmenin anlamı yok.Για πολύ καιρό σκεφτόμουν 'Λοιπόν, απλά δεν πρόκειται να συμβεί'.
2007 yılının Kasım ayında UNICEF Türkiye İyi Niyet Elçisi oldu.Το Σεπτέμβριο του 2007 έγινε πρέσβειρα καλής θελήσεως για τη UNICEF.
Liderleri, onları kendi cesur niyeti ile bir uyumlu bedende birleştirdi.Ο αρχηγός τους τους ενέπνευσε με τη δική του αποφασιστικότητα και τους δέσμευσε σε ένα συνεκτικό σύνολο.
Ben niye buradayım?Γιατί είμαι εδώ;
Bu sırada Avusturya Silezya'yı geri alma niyetindeydi.Η Αυστρία για δεύτερη φορά επεδίωξε την ανάκτηση της Σιλεσίας.