Çünkü en iyi niyete sahip olabilirsiniz ama yeterli bilginiz olmayabilir ve çok büyük hatalar yapabilirsiniz."Porque você pode ter as melhores intenções, mas não ter informação suficiente e cometer grandes erros".
O sefer on kişi Kameny ile yürümüştü ve basını niyetlerine dair hiç uyarmamıştı.Dez pessoas marcharam com Kameny e não alertaram sobre suas intenções.
Aleksios reddetti ve kızlarından biriyle evlendirme niyetinde olduğunu iddia etti.Aleixo recusou, alegando que tencionava casar o garoto com uma de suas próprias filhas.
İyi niyetin bir nişanesi olarak, Nikiforos mektup ile beraber altın hacını yolladı.Como prova adicional de boa fé, Nicéforo enviou a sua cruz de ouro juntamente com a carta.
Matkap hedefe yaklaştıkça kötü niyetli bir varlık kendini duyurmaya başlar.À medida que a broca se aproxima de seu alvo, uma presença maligna começa a se revelar.
Ben niye mutsuzum diye bir soru sormaya başladım kendime.Não fico me perguntando por que tal fato aconteceu comigo.
Saglıkocagı var da biz niye bilmiyoruz.Excesso de cautela, quem sabe.
Wilt iki ay sonra görünüşe göre Shane'e intikam almak niyetinde döndü.Wight retornou dois meses depois, aparentemente querendo se vingar de Shane.
Komplocular ilk önce Germanus'un büyük oğlu Justinus'e niyetlerini anlattılar.Os conspiradores primeiro contaram suas intenções para Justino, filho mais velho de Germano.
Sizin bahçeniz niye bu kadar geniş?(Que Bonito É o Seu Jardim?)
Sonunda pes edip niye buraya geldiklerini ve ne yaparsa gideceklerini sorar.Ele pergunta o que vai fazer agora e se vai ficar.
Ama kim ve niye yapmıştır?E você sabe como ou por quê?
Komutanlar savaşma niyetinde olsa da her iki taraftaki baronlar artık savaşmak istememektedir.Nesse ponto da guerra, os barões de ambos os lados pareciam querer evitar batalhas.
UNICEF'in İyi Niyet Elçisi.É embaixador da UNICEF.
Bu eserin Eski Saray'ın Salone dei Cinquecento duvarı için fresk bir tablo olacağı niyet edilmişti.Inicialmente, a obra deveria ser um afresco pintado numa parede do Salone dei Cinquecento, no Palazzo Vecchio.
Konuşmacının esas niyeti başarısız olmuştur.O concílio falhou totalmente no seu objetivo principal.
Şirket daha önce Asha'yı Windows Phone platformunda bir "rampa" olarak kullanmaya niyetli olduğunu açıkladı.A Microsoft tem como objetivo usar a linha Asha como uma "rampa" para o Windows Phone.
İyi de bu çifte standart niye?Por que usar o padrão?
Leo Fokas, Moesia'yı işgal etmeye niyet etti ve Peçenekler ve Lekapenos'un birlikleri ile Dobruca'da buluştu.Leão Focas pretendia invadir a Mésia e se encontrar com os pechenegues e as tropas de Lecapeno em Dobrudzha.
"Kime niyet kime kısmet"."Quem é quem no Conama".
Bu kuralın bağlayıcı niteliği, iyi niyet ilkesine dayanmaktadır.Este tipo de dever é resultado do princípio da Boa-fé.
Kötü niyetle yapılırsa, günah olur.Isso é um pecado, sabemos com clareza.
Onları bırakmak gibi bir niyetimiz de yok zaten...Mesmo que não parece haver nenhum pedido para ele...
Ama Ordu onu bırakma niyetinde değildir.Seu desejo é que o oficial a esqueça.
Yazarının ve şerh edenlerin ard niyetliliği öne sürülmektedir.Uma cartar de agradecimento do imperador e outra do autor ainda existem.
Liderleri, onları kendi cesur niyeti ile bir uyumlu bedende birleştirdi.O líder deles inspirava-lhes com sua própria determinação e os juntou num corpo coerente.
Ama benim ölümüm niye sorun olsun ki, eğer insanlar bizim sayemizde uyanırlarsa ve harekete geçerlerse?Se você pensar sobre isso, porém, por que esperamos algum organismo se deitar e morrer por nosso jantar?
Ayrıca, YouTube'da Bülent Şakrak'la Art Niyet isimli program yapmaktadır.Há também no YouTube, um episódio produzido através de Animação em Flash.
İago Cassio'yu sarhoş yapıp bir kavga etmeye neden olma niyetlidir.Yago inicia um brinde e trata de embebedar Cassio, incitando-o para uma luta.
Ve niyetini öğrenir.A Vontade de Saber.
Belirli bir niyetleri var gibiydi.""Parecia que algo grande estava para acontecer".
Bir ifadeyi nasıl veya niye doğru veya yanlış olarak tanımlarız?Por que causa, motivo, razão ou circunstância?
Kötü niyetli, dedikoducu, ikiyüzlü biri.Vocês são mentirosos, açougueiros e hipócritas.
2012 yılında, The New York Times ona "Çin'in ilk iyi niyetli süpermodeli" demiştir.O New York Times chamou este evento como o "Grande Travamento de Tráfego Chinês de 2010."
Niye farkına varmamışım şiirinin peki?Sabe por que não nos deram o Nobel?
Fakat Napolyon’un niyeti hiç de böyle değildi.Mas esse não era o caso de Athena.
Aynı zamanda UNICEF Türkiye İyi Niyet Elçisi'dir.Ela é também uma embaixadora grega da boa vontade da UNICEF.
İstifa etme niyetim var.Eu tenho a intenção de renunciar.
Niye yemiyorsun?Por que não estás a comer?
Tercüme yapan cahiller veya kötü niyetlilerin uydurmasıdır.Fallible (Feilbaar) - In staat om een fout te maken of zich te vergissen.
Martin, Ethan'ın Debbie'yi öldürmesine engel olmak niyetindedir.Martin moet er vervolgens voor zorgen dat Ethan haar niet vermoordt.
"Kur'an üzerine yazılmış Kur'an - efor sarf etmek niye?Het hiernamaals is levendig beschreven in de Koran.
Kimileri ise yaşlılıklarını İsveç'te geçirme niyetiyle geri dönmüşlerdir.Sommigen ondernamen de reis met de bedoeling hun oude dag door te brengen in Zweden.
Niye böyle diyorsun diye.Waarom vraag je dat?
Bolesław, şehri teslim etmeye niyetli değildi.Bolesław moest zich overgeven.
Bense futbolcu olmak niyetindeydim.Daarop besloot hij voetballer te worden.
Niye farkına varmamışım şiirinin peki?Waarom kon hij de boodschap niet zelf doorgeven?
1.↑ Türkçe: Cehenneme giden yol iyi niyetlerle döşelidir.De weg naar de hel is geplaveid met goede voornemens.
En başta Batman'in kötü niyetli olduğunu varsaysa da, sonradan onunla işbirliğine gider.Maar als Batman zich ermee bemoeit is hij het volgende doel.
‘Mehmet Eymür beni aradı, niye arıyor ki beni?’ diye cevap verdi” demiştir.De gehypnotiseerde antwoordt dan (met glazige ogen): "Het Is Me Een Eer Om Zijn Uitnodiging Te Aanvaarden".
Ama kim ve niye yapmıştır?De vraag is wie en waarom?
Şimdi her şeye burnunu sokman niye?" diyerek çıkışmıştır.Dan vraag je je af waarom je het allemaal doet."
Ancak Philippe'in bu rahat ve sorumsuz yaşantıyı bırakıp ülkesine dönmeye hiç niyeti yoktur.Roger lijkt in elk geval totaal geen haast en/of zin te hebben om terug te keren naar zijn thuisplaneet.
Bu nedenle yabancı misafirlerini ağırlayacağı gösterişli bir otel yaptırmak niyetindeydi.Hier werd ook een hotel gesticht, dat diende om de buitenlandse gasten van het bedrijf in onder te brengen.
Saglıkocagı var da biz niye bilmiyoruz.Waarom hij schikte is onbekend.
İlk başlarda Leone filmin sadece prodüktörlüğünü yapmaya niyetliydi.Aanvankelijk zou Eagle-Lion de film produceren.
2000 ve 2001 yılında da UNESCO'un iyi niyet elçisi olarak görev yaptı.Van 1992 tot 1999 maakte hij zich voor de UNESCO dienstbaar als Goodwill Ambassador.
UNICEF'in İyi Niyet Elçisi.Hij is ambassadeur voor Unicef.
Bu durum art niyetli bazı kişiler tarafından suistimal edilmekte ve haksız kazanç elde edilmektedir.Anderzijds kan een ware uitspraak worden ingezet om iemand te bedriegen of oneerlijk voordeel te verwerven.
"Kime niyet kime kısmet".Wie zit er eigenlijk achter wie aan.