Ayrıca eve gelen beklenmedik Stephen Farr da özel bir niyet peşindedir.Er blijkt ook een onverwachte gast te zijn: Stephen Farr.
Niye bu dikkatimi çekmelidir?Waarom is deze anamnese zo belangrijk?
İmzada kimlik ve niyet kanıtı vardır.Een bewijs van goedkeuring en tevredenheid.
Arthur ismini niye seçtiği ise belirsizdir.Waarom Jean Arthur uiteindelijk de rol kreeg, is niet bekend.
Sonra vitir namazının bir rekatına niyet edilir ve sonunda selam verilir.Hij beslist of hij de vereiste inzet (de big blind) inlegt (call) en gaat spelen.
Fakat Ebû Hanîfe, bu makamın ne niyetle verildiğini sezmiş ve bu görevi kabul etmemiştir.Van daaruit trachtte hij de stad te heroveren, hetgeen niet lukte.
Hov kızar niye ben onların lafıylamı ismail ağa yı hapse attım da onların lafıyla bırakacam.En Wij deden een regen op hen regenen, en vreselijk was de regen voor hen, die waren gewaarschuwd.
Meğerse bu iyi niyetli değilmiş.Dat was niet zonder reden.
Aslında bu gece buraya gelirken kalmaya niyetliydim.Haar plan was eigenlijk om daar te gaan wonen.
2010'da Birleşmiş Milletler Çevre Programı'na iyi niyet elçisi olarak atanmıştır.Sinds 2011 is zij goodwill ambassadeur van die ziektes namens de Wereldgezondheidsorganisatie.
Lindoro Elvira ile evlenme niyetinde olmadığını açıklar.Ze zegt tegen Lucas dat hij niet met Lindsey moet gaan trouwen.
Başkalarına karşı iyi niyetlidir.Geven graag uiting aan positieve gevoelens ten opzichte van anderen.
Mektuplarda yazması telkin edilir, ama o niyetlense de bir türlü başlayamaz.Zij schrijft hem diverse brieven, maar hij wil deze in eerste instantie niet lezen.
Böyle bir savda bulunmak bu kitabın niyetini yanlış anlamak demektir.Het bewijst dat de strekking van het boek juist is.
Ben bencil olmak niyetinde değilim.Het is niet mijn bedoeling om zelfzuchtig te zijn.
Sen niye Japonya'ya gittin?Waarom ben je naar Japan gegaan?
Yeni bir araba satın alma niyetindeyim.Ik ben van plan om een nieuwe auto te kopen.
Böyle pahalı bir sözlüğü niye satın aldın?Waarom kocht je zo'n duur woordenboek?
Ne yapmaya niyet ediyorsun?Wat ben je van plan om te doen?
Ozon tabakasına zarar veren kimyasal maddeleri yasaklama niyetinde değilmisiniz?Bent u niet van plan de chemische middelen die de ozonlaag aantasten te verbieden?
Niye Tom için endişe edecekmişim?Waarom zou ik me zorgen maken om Tom?
Niye Tom'a yardım etmiyorsun?Waarom help je Tom niet?
Niye Tom'dan yardım istemiyorsun?Waarom vraag je Tom niet om hulp?
Tom'a niye inanıyorsun?Waarom geloof je Tom?
Tam olarak ne yapma niyetindesin?Wat ben je precies van plan te doen?
Boston'a gitme niyetinde olduğunu neden bana anlatmadın?Waarom heb je me niet verteld dat je van plan was naar Boston te gaan?
Hava soğuk, niye bir kazak giymiyorsun?Het is koud, waarom doe je geen trui aan?
Niye bağırıyorsun?Waarom schreeuw je?
Onlar niye kızgın?Waarom zijn ze boos?
Burası niye bu kadar sıcak?Waarom is het hier zo warm?
Niye endişeleniyorsun ki?Vanwaar die bezorgdheid?
Bana ne, niye gidecekmişim?Wat gaat mij dat aan, waarom zou ik moeten gaan?
Niye dilini çıkartıyorsun?Waarvoor moet je je tong uitsteken?
Niye yemiyorsun?Waarom eet je niet?
Allah'tır; Samed'dir/tüm ihtiyaçların, niyetlerin, övgülerin, yakarışların yöneldiği tek kuvvettir!Albowiem Bóg jest tylko możną wolą, dzięki swemu natężeniu przenikającą wszechrzeczy.
Niye böyle diyorsun diye.Dlaczego go wspominasz?
Darılmak küsmek niye?Dlaczego należy się ochrzcić?.
UNICEF'in İyi Niyet Elçisi.Ambasador dobrej woli UNICEF.
Ama kim ve niye yapmıştır?Dlaczego i po co?.
Aslında Marcello'nun gerçek niyetini anlamıştır.Jako pierwszy poznał prawdziwe intencje Markusa.
Başkalarına karşı iyi niyetlidir.Jest uprzejmy wobec innych.
Nitekim John bu anlaşmaya uymak niyetinde değildi.John nie miał wyboru.
Welch, yanıldığını ve niyetinin emeğe saygı olduğunu söyleyerek durumu kabul etti.Welch zgodziła się, że popełniła błąd i stwierdziła, że jej zamiarem było oddać hołd.
Niye farkına varmamışım şiirinin peki?Dlaczego go nie zauważyliśmy?
Ancak, geçerli dosyanın yerine kötü niyetli yazılımlar konabilir.Gorzej mogło być co najwyżej z dokumentacją pisemną.
Ayrıca da orada uzun zaman kalmaya niyeti yoktu.Jednak i tam nie zagościła na długo.
Ama Ali öcünü almadan gitmek niyetinde değildir.Alicja nie chce odejść bez swojego pluszaka.
Niye Arsa için savaşmak zorunda olduğumuzu düşünüyordum.Dlaczego powinniśmy korzystać z zebrań?.
Bence, bunun yapılması tartışmaya açık bir şekilde kötü niyetli bir harekettir.Uważają konflikt za sam w sobie za coś złego.
Niyetle yüzlerinize ve ellerinize sürün.Przytupują i klaszczą w dłonie.
Biz niye yapamayalım?Czemuż nie wybieży?
Hitler, Polonya sorununu halletmişti ve şimdi Fransa’nın üzerine yürümek niyetindedir.My dalej walczyć będziemy za Polskę, wy walczycie za Ukrainę.
Ama Ordu onu bırakma niyetinde değildir.Jednak korporacja nie chce z niej zrezygnować.
Niçun kettiler? / Niye çekildiler, niye gittiler?Dlaczego Doda rozstała się z Mają? (pol.).
Belirli bir niyetleri var gibiydi."Było to w jakimś stopniu działanie zamierzone”.
Bu sırada Avusturya Silezya'yı geri alma niyetindeydi.Austria miała na powrót otrzymać Śląsk.
2010'da Birleşmiş Milletler Çevre Programı'na iyi niyet elçisi olarak atanmıştır.W 2001 roku została Ambasadorem Dobrej Woli ONZ.
Önemli olan kişinin niyetidir.Ważna jest intencja.
18 Mart 2008'de dört Afrika ülkesine bir iyi niyet gezisi başlattı.24 marca 2008 r. sentymentalną podróż odbyli nim miłośnicy ze Stanów Zjednoczonych.
Göndermeler yazarın niyetiyle doğrudan ilintilidir.Wydawcy przystali na pomysł pisarza.