Havayı ve suyu nimetten saymıyoruz.We take air and water for granted.
İyi sağlık büyük bir nimettir.Good health is a great blessing.
İnsanlar iyi sağlığın nimetini onu kaybedinceye kadar bilmezler.People do not know the blessing of good health until they lose it.
Çocuklarım birer nimet.My children are a blessing.
Çocuklar bir nimettir.Children are a blessing.
Sağlık ve akıl, hayatın iki nimetidir.Health and intellect are the two blessings of life.
Sen benim nimetime sahipsin.You have my blessing.
Kendi kusurlarını değil, nimetlerini say.Count your blessings, not your flaws.
Bana nimetini ver.Give me your blessing.
Bu hem bir nimet hem de bir lanet.This is both a blessing and a curse.
O onun bir nimet olduğunu düşündüm.She considered him to be a blessing.
Biz onu bir nimet olarak kabul ediyoruz.We consider it a blessing.
Tom kendini fasulye gibi nimetten sayıyor.Tom is putting on airs.
Çocuk sahibi olmak büyük bir nimet.It's a big blessing to have a child.
Yüce Rabbinin rızasını istemekten başka onun nezdinde şükranla karşılanacak bir nimet yoktur.That one, in whose soul the One Lord dwells - the praises of his glory cannot be recounted.
ALİM — Rabbin nimetleri mübarek olsun.This is an alleviation from your Lord and a mercy.
Allah'ın verdiği az nîmetlere kanâat ve şükretti.The poem ends in a praise to God, and the poet awakes, reconciled.
O'nun eli, kudreti veya nimetidir denilemez.Forgiving is not the act of excusing or condoning.
Güneş, Dünya'nın nimetidir.We want the sun's immortality.
Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın.Joyfully submit yourselves to the will of God.
Nimet geldi ekine: Türkiye'nin ekmeklerinin öyküsü.You Really Got Me: The Story of the Kinks.
Oğulları: a) Bayan: Her zaman nimetle dolu yer anlamındadır.Alhaja Iyabo (edidi) is her nickname.
Bu, abdest veya gusül nimetine kavuşmanın bir şükür ifadesidir.The antonym of fasid is salih (wholesomeness) or salihat (wholesome deeds).
Şüphesiz O, beni nimetleriyle kuşatmıştır.Bless me with a (pious) companion."
O zamanki takım koçu; Chamberlain'in bütün nimetlerinden yararlanıyordu.By doing this, he won Chamberlain's respect.
Nimet sizin üzerinize ve yerde gökte bulunanların üzerine böylece tamam oldu.And may it be thy will that shall take place on earth as in the sky!
Allah bize bu nimeti ihsan eylediAlhamdulillah, Allah swt has granted us this ni'mat, this blessings to be together here.
Dördüncü olarak su her zaman bir nimet değildirFourth, water is not always a blessing.
İntehar saldırısı düzenleyince hangi nimetleri kazanacaksın?SOC: What blessing would you get from carrying out a suicide attack?
Biliyoruz ki sahneye çıkıp, müzik yapabilmek bir nimet.We know that to be able to come on the bandstand and play music is a blessing.
Zenginleşmemin nimetlerinden faydalanmak istiyorum.I would like to live like a rich person.
Sevgili Juliet elinde beyaz mucizesi, dudaklarını ölümsüz nimet çalmak;On the white wonder of dear Juliet's hand, And steal immortal blessing from her lips;
Senin sırtına nimetler ışıkları paketi; Mutluluk mahkemeler sana onu en iyi dizi;A pack of blessings lights upon thy back; Happiness courts thee in her best array;
Geçimlerini sağlamak için suyun nimetlerine nasıl bağlı olduklarını bilmek isterim.I want to know how they rely on the water's bounty for their living.
Doğa -- bir nimet.Nature is -- well, it's a godsend.
Hem nimet, hem de bela.Blessing and curse.
Şimdi, buradaki ihtişamı anlamak için, bu şehirde herkes için hangi nimetler yaratıldığına bakınız.Now, understand the grandness of this moment and the blessing which this city is for all.
Hizmet veren her türler, bir nimet oldular.All forms of serving are a blessing.
Ve bu nimetin biz gerçekten de... ...pek farkında değiliz.And that is a feat that we are not really conscious of that much.
"Sana sunulmuş nimetlerden faydalanırsan..." dedim ve salgıyı sıyırdım aldım.I thought, "If you take what you're given in this world ..." So I scraped it off.
Tanrı sözünde eğitilen, kendisini eğitenle bütün nimetleri paylaşsın.But let him who is taught in the word share all good things with him who teaches.
Öyleyse Allah'ın nimetlerini hatırlayın, ki kurtuluş bulasınız."So think of the favours of God; you may haply be blessed."
Şu halde Allah'ın nimetlerini hatırlayın, yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın."So think of the favours of God, and do not act with corruption in the land."
Üstünüze gökten sağanak (yağmurlar, bol nimetler) yağdırsın ve gücünüze güç katsın.He will send down rain in torrents for you from the shies, and give you added strength.
Eğer Allah'ın nimetini saymaya kalkışırsanız, onu sayıp-bitirmeye güç yetiremezsiniz.If you try to count the favours of God you will not be able to calculate.
Eğer Allah'ın nimetini saymaya kalkışacak olursanız, onu bir genelleme yaparak bile sayamazsınız.If you count the favours of God you will not be able to calculate.
Şimdi Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar?Do they then deny God's beneficence?
Şimdi onlar, batıla mı inanıyorlar ve Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar?Will they even then believe in the false and deny God's grace?
İşte O, üzerinizdeki nimetini böyle tamamlamaktadır, umulur ki teslim olursunuz.He thus bestows His favours on you so that you may be grateful to Him.
Onlar, Allah'ın nimetini biliyorlar, sonra da inkar ediyorlar; onların çoğu inkar edenlerdir.They do know the favours of God, and yet they deny them, for most of them are not grateful.
O'nun nimetlerine şükrediciydi. (Allah) Onu seçti ve doğru yola iletti.Grateful to Him for His favours; so He chose him and guided him to the path that is straight,
Artık iman edip salih amellerde bulunanlar; nimetlerle donatılmış cennetler içindedirler.Then those who had come to believe and done the right will be in gardens of delight.
İşte (yeryüzünün hakimiyetine ve ahiretin nimetlerine) varis olacak onlardır.These are the real gainers,
"Bana karşı lütuf-dediğin nimet de, İsrailoğulları'nı köle kılmandan dolayıdır."But the favour you oblige me with is that you have enslaved the children of Israel."
"Beni nimetlerle-donatılmış cennetin mirasçılarından kıl,"And put me among the inheritors of Paradise.
Dedi ki: "Rabbim, bana verdiğin nimetler adına, artık suçlu günahkarlara destekçi olmayacağım."(Moses) said: "O Lord, as You have been gracious to me I will never aid the guilty."
Kendilerine verdiğimiz (nimetler)e nankörlük etsinler ve yararlanıp-metalansınlar diye.And deny what We had given them, in order to go on enjoying themselves.
Yine de onlar, batıla inanıp Allah'ın nimetlerine nankörlük mü ediyorlar?Do they then believe what is false, and deny the bounty of God?
Kendilerine (nimet olarak) verdiklerimize nankörlük etsinler diye.So as to deny what We have given them.
Biz (nimete) nankörlük edenden başkasını cezalandırır mıyız?We only punish those who are ungrateful.