Saat 2.30'a kadar niçin işi bitirtmek zorunda olduğumuzu Tom gayet net açıkladı.Tom made it quite clear why we had to have the job finished by 2:30.
Tom, Mary'nin neredeyse her şeyi ile gitmesine izin veriyor.Tom lets Mary get away with almost anything.
Tom Mary'nin nerede kaldığını biliyor.Tom knows where Mary is staying.
Tom Mary'nin arabasının neye benzediğini biliyor.Tom knows what Mary's car looks like.
Tom bu tür bir şey hakkında Mary'nin bildiğinden daha çok şey bilir.Tom knows more about this kind of thing than Mary does.
Tom, Mary'nin John'a âşık olduğunu biliyor.Tom knows Mary's in love with John.
Tom Mary'nin böyle bir şeyi asla yapmayacağını bilir.Tom knows Mary would never do such a thing.
Tom Mary'nin yalan söylediğini biliyor.Tom knows Mary lied.
Tom, Mary'nin yalan söylediğini bilir.Tom knows Mary lied.
Tom Mary'nin çikolatalı dondurmaya dayanamadığını biliyor.Tom knows Mary can't resist chocolate ice cream.
Tom Mary'nin aklında bir şey olduğunu biliyordu.Tom knew that something was on Mary's mind.
Tom Mary'nin vazgeçmeyeceğini biliyordu.Tom knew that Mary wouldn't give up.
Tom Mary'nin samimi olmadığını biliyordu.Tom knew that Mary wasn't friendly.
Tom Mary'nin paspasın altında bir anahtar bıraktığını biliyordu.Tom knew that Mary kept a key under the doormat.
Tom Mary'nin çok iknaedici olabildiğini biliyordu.Tom knew that Mary could be very persuasive.
Tom Mary'nin onu aşağıya bırakmayacağını biliyordu.Tom knew Mary wouldn't let him down.
Tom Mary'nin mutlu olmadığını biliyordu.Tom knew Mary wasn't happy.
Tom Mary'nin araba süremeyecek kadar yaşlı olduğuna ikna etmenin zor olacağını biliyordu.Tom knew it was going to be tough to convince Mary that she was too old to drive.
Tom Mary'nin olduğunu düşündüğü kadar kötü değildir.Tom isn't as bad as Mary thinks he is.
Tom Mary'nin üvey oğlu.Tom is Mary's stepson.
Tom Mary'nin üvey babası.Tom is Mary's stepfather.
Tom üvey oğlunu Mary'nin üvey kızına tanıttı.Tom introduced his stepson to Mary's stepdaughter.
Tom kendini Mary'nin eski-kocası olarak tanıttı.Tom introduced himself as Mary's ex-husband.
Öyle ya da böyle, Tom'un gitmeye niyeti var.Tom intends to go, rain or shine.
Tom hava durumu ne olursa olsun gitmek niyetinde.Tom intends to go regardless of the weather.
Tom, ne olursa olsun gitmek niyetinde.Tom intends to go no matter what.
Tom Mary'nin söylediğinin gerçek olmasını umuyor.Tom hopes what Mary said is true.
Tom Mary'nin söylediğinin doğru olduğunu umuyor.Tom hopes what Mary said is true.
Tom Mary'nin polis tarafından tutuklanmamasını umuyor.Tom hopes Mary doesn't get arrested by the police.
Tom Mary'nin sonuna kadar hapiste kalmamasını umuyor.Tom hopes Mary doesn't end up in jail.
Tom Mary'nin bu öğleden sonra evine uğrayabileceğini umuyor.Tom hopes Mary can come over to his house this afternoon.
Tom Mary'nin çığlığını duydu.Tom heard Mary's scream.
Tom Mary'nin hastanede olduğunu duydu.Tom heard Mary was in the hospital.
Tom Mary'nin iyi bir öğretmen olduğunu duydu.Tom heard Mary was a good teacher.
Tom Mary'nin sadece bir kız bebeği olduğunu duydu.Tom heard Mary just had a baby girl.
Tom Mary'nin tutuklandığına dair bir söylenti duydu.Tom heard a rumor that Mary had been arrested.
Tom Mary'nin giydiği ayakkabılardan nefret etti.Tom hated the shoes that Mary was wearing.
Tom Mary'nin konserlerinden hiçbirini kaçırmadı.Tom hasn't missed any of Mary's concerts.
Tom başarılı olmak için gerekli niteliklere sahip.Tom has what it takes to succeed.
Tom başarılı olmak için gereken niteliklere sahip.Tom has what it takes to be successful.
Tom, iyi bir öğretmen olmak için gereken niteliklere sahip.Tom has what it takes to be a good teacher.
Tom Mary'nin düşündüğü hakkında fikri yok.Tom has no idea what Mary is thinking.
Tom'un Mary'nin düğününe gitmeye niyeti yok.Tom has no intention of going to Mary's wedding.
Tom Mary'nin ki gibi bir evde asla bulunmadı.Tom has never been in a house like Mary's.
Tom Mary'nin sahip olduğu araba gibi bir arabada asla bulunmadı.Tom has never been in a car like the one Mary owns.
Tom'un Mary'nin sahip olduğundan çok daha fazla deneyimi var.Tom has much more experience than Mary does.
Tom Mary'nin şikâyetlerinden bıktı.Tom has had enough of Mary's complaints.
Tom'un Mary'nin olduğu kadar çok burada olma hakkı var.Tom has as much right to be here as Mary does.
Tom paketi Mary'nin evine zaten teslim etti.Tom has already delivered the package to Mary's house.
Tom'un Mary'nin niçin şimdi burada olmadığına dair iyi bir fikri var.Tom has a pretty good idea why Mary isn't here now.
Tom'un Mary'nin şimdi nerede olabileceğine dair oldukça iyi bir fikri var.Tom has a pretty good idea where Mary might be now.
Tom cüzdanında Mary'nin bir resmine sahip.Tom has a picture of Mary in his wallet.
Tom Mary'nin söylediğine inanarak zor zaman geçiriyor.Tom has a hard time believing anything Mary says.
Tom Mary'nin sabah o kadar erken geleceğini ummamıştı.Tom hadn't expected Mary to come so early in the morning.
Tom Mary'nin nasıl biri olduğunu hatırlamada güçlük çekiyordu.Tom had trouble remembering what Mary looked like.
Tom Mary'nin haklı olduğunu kabul etmek zorunda kaldı.Tom had to admit that Mary was right.
Tom'un Mary'nin kovulmasıyla bir ilgisi yoktu.Tom had nothing to do with getting Mary fired.
Tom'un Mary'nin yalan söylediğinden şüphelenmek için bir nedeni yoktu.Tom had no reason to suspect that Mary was lying.
Tom'un vazgeçmeye niyeti yoktu.Tom had no intention of quitting.
Tom'un tek başına oraya gitmeye niyeti yoktu.Tom had no intention of going there by himself.