Tom Mary'nin güzel göründüğünü düşündü.Tom thought Mary looked beautiful.
Tom Mary'nin onun niçin ondan hoşlanmadığını bildiğini düşündü.Tom thought Mary knew why he didn't like her.
Tom Mary'nin raporu kime teslim edeceğini bildiğini düşündü.Tom thought Mary knew who to turn the report in to.
Tom Mary'nin kara biberi nereden alacağını bildiğini düşündü.Tom thought Mary knew where to buy black pepper.
Tom Mary'nin saat kaçta gelmesi gerektiğini bildiğini düşündü.Tom thought Mary knew what time she was supposed to show up.
Tom Mary'nin Python, JavaScript ve Perl'de nasıl program yapılacağını bildiğini düşündü.Tom thought Mary knew how to program in Python, JavaScript and Perl.
Tom Mary'nin operadan ne kadar nefret ettiğini bildiğini düşündü.Tom thought Mary knew how much he hated opera.
Tom Mary'nin bir kertenkele IQ'süne sahip olduğunu düşündü.Tom thought Mary had the IQ of a lizard.
Tom Mary'nin kedilerden hoşlanmadığını düşündü.Tom thought Mary didn't like cats.
Tom Mary'nin yüzme yarışında muhtemelen onu yenebileceğini düşündü.Tom thought Mary could probably beat him in a swimming race.
Tom Mary'nin işi alabileceğini düşündü.Tom thought Mary could get a job.
Tom Mary'nin onun yapmasını istediği şeyi yaptığını düşündü.Tom thought he was doing what Mary wanted him to do.
Tom Mary'nin yaptığı yemeklerin genellikle çok baharatlı olduğunu düşünüyor.Tom thinks the food Mary makes is usually too spicy.
Tom Mary'nin doğru seçim yaptığını düşünüyor.Tom thinks Mary made the right choice.
Tom Mary'nin büyük bir hata yaptığını düşünüyor.Tom thinks Mary made a big mistake.
Tom Mary'nin maviler içerisinde muhteşem göründüğünü düşünüyor.Tom thinks Mary looks great in blue.
Tom Mary'nin sağduyudan yoksun olduğunu düşünüyor.Tom thinks Mary lacks common sense.
Tom Mary'nin gerçekten sıkışmış olduğunu düşünüyor.Tom thinks Mary is really stuck up.
Tom Mary'nin John'la ilgilendiğini düşünüyor.Tom thinks Mary is interested in John.
Tom Mary'nin biraz tombul olduğunu düşünüyor.Tom thinks Mary is a bit chubby.
Tom Mary'nin neler olduğu hakkında bir ipucu olmadığını düşünüyor.Tom thinks Mary doesn't have an inkling of what's going on.
Tom Mary'nin ölmesinin kendi hatası olduğunu düşünüyor.Tom thinks it's his fault that Mary died.
Tom Mary'nin niçin bir rahibe olmaya karar verdiğini bildiğini düşünüyor.Tom thinks he knows why Mary decided to become a nun.
Tom Mary'nin favori müzisyeninin kim olduğunu bildiğini düşünüyor.Tom thinks he knows who Mary's favorite musician is.
Tom Mary'nin nerede yaşadığını bildiğini düşünüyor.Tom thinks he knows where Mary lives.
Tom Mary'nin ne istediğini bildiğini düşünüyor.Tom thinks he knows what Mary wants.
Tom Mary'nin bir doktor görmesini önerdi.Tom suggested that Mary see a doctor.
Tom kapıyı Mary'nin yüzüne çarptı.Tom slammed the door in Mary's face.
Tom Mary'nin yaptığı her şey hakkında şikâyet ediyor gibi görünüyor.Tom seems to complain about everything Mary does.
Tom Mary'nin söylediği herhangi bir şeyi dinlemek için isteksiz görünüyor.Tom seems to be unwilling to listen to anything Mary says.
Tom Mary'nin ondan daha iyi bir yüzücü olduğunu onaylamak için isteksiz görünüyor.Tom seems to be unwilling to acknowledge that Mary is a better swimmer than he is.
Tom Mary'nin kesinlikle işi kabul etmeyeceğini söylüyor.Tom says that Mary definitely won't accept the job.
Tom Mary'nin kesinlikle evlenmek istemediğini söylüyor.Tom says that Mary definitely doesn't want to be married.
Tom Mary'nin filmden niçin hoşlanmadığını bilmediğini söylüyor.Tom says he doesn't know why Mary didn't enjoy the movie.
Tom Mary'nin baloyla kimle gitmeyi planladığını bilmediğini söylüyor.Tom says he doesn't know who Mary is planning on going to the prom with.
Tom Mary'nin inci kolyesini nereden satın aldığını bilmediğini söylüyor.Tom says he doesn't know where Mary bought her pearl necklace.
Tom Mary'nin ne zaman doğduğunu bilmediğini söylüyor.Tom says he doesn't know when Mary was born.
Tom Mary'nin ne yapmak istediğini bilmediğini söylüyor.Tom says he doesn't know what Mary wants to do.
Tom Mary'nin nasıl zayıf kaldığını bilmediğini söylüyor.Tom says he doesn't know how Mary stays so thin.
Tom, o zaman o ve Mary'nin ne hakkında konuştuklarını hatırlayamadığını söylüyor.Tom says he can't remember what he and Mary were talking about at that time.
Tom Mary'nin John'un parasını çaldığını gördü.Tom saw Mary steal John's money.
Tom Mary'nin yazılı bir özür sunmak zorunda olduğunu söyledi.Tom said that Mary had to submit a written apology.
Tom Mary'nin hâlâ ebeveynleriyle birlikte yaşadığını sandığını söyledi.Tom said that he thought Mary was still living with her parents.
Tom, John'un niçin bir polis olmak istediğini Mary'nin bildiğini düşündüğünü söyledi.Tom said that he thought Mary knew why John had become a policeman.
Tom, John'un seçimi kimin kazanacağını umduğunu Mary'nin bildiğini düşündüğünü söyledi.Tom said that he thought Mary knew who John hoped would win the election.
Tom, John'un Harvard'dan ne zaman mezun olduğunu Mary'nin bildiğini düşündüğünü söyledi.Tom said that he thought Mary knew when John had graduated from Harvard.
Tom Mary'nin nasıl kaynak yapacağını bildiğini sandığını söyledi.Tom said that he thought Mary knew how to weld.
Tom Mary'nin filmi sevmediğini sandığını söyledi.Tom said that he thought Mary didn't enjoy the movie.
Tom Mary'nin gözlüksüz okuyamadığını sandığını söyledi.Tom said that he thought Mary couldn't read without glasses.
Tom niyetinin kabalaşmak olmadığını söyledi.Tom said that he didn't mean to be rude.
Tom Mary'nin ne kadar aptal olduğunu söyleme dürtüsüne direndi.Tom resisted the impulse to tell Mary what an idiot she had been.
Tom Mary'nin cesaretine gerçekten hayran kaldı.Tom really admired Mary's courage.
Tom onun niçin orada olduğunu bilmiyormuş gibi davrandı.Tom pretended not to know why he was there.
Tom Mary'nin okuluna nasıl gidileceğini bilmiyormuş gibi davrandı.Tom pretended not to know how to get to Mary's school.
Tom Mary'nin okuluna nasıl gidileceğini bilmezlikten geldi.Tom pretended not to know how to get to Mary's school.
Tom Mary'nin ona verdiği parayı paketledi.Tom pocketed the money Mary gave him.
Tom Mary'nin arabasının arkasında parketti.Tom parked behind Mary's car.
Tom Mary'nin onun hakkında konuştuklarına kulak misafiri oldu.Tom overheard Mary talking about him.
Tom Mary'nin çatının kenarında durduğunu gördüğü zaman neredeyse kalp krizi geçirmişti.Tom nearly had a heart attack when he saw Mary standing on the edge of the roof.
Tom Mary'nin masum olduğunu ikna etme girişiminde bulunmadı.Tom made no attempt to convince Mary that he was innocent.