Ana içeriğe geç
Sözlük

nezaket ile cümle

nezaket kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Nezaket, hakkı verilmeyen bir erdem.Wyrozumiałość jest bardzo pomijaną wartością.
Nezaket, hakkı verilmeyen bir erdem.Zdvorilosť je podceňovaná dobrá vlastnosť.
Nezaket, hakkı verilmeyen bir erdem.Η ευγένεια είναι μια ξεχασμένη αρετή.
Nezaket, hakkı verilmeyen bir erdem.Ввічливість -- це чеснота, якій не приділяють належної уваги.
Nezaket, hakkı verilmeyen bir erdem.Нам не хватает вежливости.
Nezaket, hakkı verilmeyen bir erdem.Учтивостта е често пренебрегвана добродетел.
Nezaket, hakkı verilmeyen bir erdem.אדיבות היא תכונה שמתעלמים ממנה רבות.
Nezaket, hakkı verilmeyen bir erdem.التأدب يطغى على الفضيلة
Nezaket, hakkı verilmeyen bir erdem.偽善のように見えます
Nezaketiniz efendim, canımı ayrımcılığınızdan daha çok acıtıyor.Čirá náhoda mezi tolika podobnými náhodami.
Nezaketiniz efendim, canımı ayrımcılığınızdan daha çok acıtıyor.Le vostre buone maniere, signore, mi uccidono di più della discriminazione.
Nezaketiniz efendim, canımı ayrımcılığınızdan daha çok acıtıyor.Sua educação, senhor, me mata mais do que a sua discriminação.
Nezaketiniz efendim, canımı ayrımcılığınızdan daha çok acıtıyor.Su amabilidad, Sr., me mata más que su discriminación.
Nezaketiniz efendim, canımı ayrımcılığınızdan daha çok acıtıyor.Uw beleefdheid, geachte heer, treft mij dieper dan uw discriminatie.
Nezaketiniz efendim, canımı ayrımcılığınızdan daha çok acıtıyor.Votre politesse, Monsieur l'officier, me fait plus de mal que votre discrimination.
Nezaketiniz efendim, canımı ayrımcılığınızdan daha çok acıtıyor.Η ευγένεια σας, Κύριε, με σκοτώνει περισσότερο από τις διακρίσεις σας.
Nezaketiniz efendim, canımı ayrımcılığınızdan daha çok acıtıyor.Ваша вежливость, сэр, убивает меня больше, чем ваша дискриминация.
Nezâketinizi geri alın bayım.Ia-þi politeþea înapoi, domnule.
Nezâketinizi geri alın bayım.Ich gebe dir deine Höflichkeit zurück.
Nezâketinizi geri alın bayım.Reprenez votre politesse,
Nezâketinizi geri alın bayım.Weź swoją uprzejmość.
Nezâketinizi geri alın bayım.Πάρε την ευγένειά σου πίσω, κύριε.
Nezaketinizi hepsi hatırlar.De minns vad doktorn gjorde för dem. -Jag borde kanske ha stannat här.
Nezaketinizi hepsi hatırlar.Ils se souviennent tous de vous et de ce que vous avez fait pour eux.
Nezaketinizi hepsi hatırlar.Sie erinnern sich an Sie und was Sie für sie getan haben, Herr Doktor.
Nezaketinizi hepsi hatırlar.Sie erinnern sich an Sie und was Sie für sie getan haben, Herr Doktor.
Nezaketinizi hepsi hatırlar.Todos recuerdan su amabilidad.
Nezaketinizi hepsi hatırlar.Toþi îºi amintesc de bunãtatea dv.
Nezaketsizlik Bu parça Alice dayanamayacağını daha fazla oldu: o büyük bir tiksinti içinde ayağa kalktıDenna bit av råhet var mer än Alice kunde stå:
Nezaketsizlik Bu parça Alice dayanamayacağını daha fazla oldu: o büyük bir tiksinti içinde ayağa kalktı실례의이 조각은 앨리스가 견딜 수있는 이상 사람 : 그녀는 아주 불쾌에 있고,
Nezaketsizlik Bu parça Alice dayanamayacağını daha fazla oldu: o büyük bir tiksinti içinde ayağa kalktıTa kos nevljudnost je bila več kot Alice lahko nosi:
Nezaketsizlik Bu parça Alice dayanamayacağını daha fazla oldu: o büyük bir tiksinti içinde ayağa kalktıTento kus hrubosti bolo viac ako Alice mohla niesť:
Nezaketsizlik Bu parça Alice dayanamayacağını daha fazla oldu: o büyük bir tiksinti içinde ayağa kalktıTento kus hrubosti bylo více než Alice mohla nést:
Nezaketsizlik Bu parça Alice dayanamayacağını daha fazla oldu: o büyük bir tiksinti içinde ayağa kalktıזה חתיכת גסות היה יותר אליס יכלה לשאת: קמה בשאט נפש רבה,
Nezaketsizlik Bu parça Alice dayanamayacağını daha fazla oldu: o büyük bir tiksinti içinde ayağa kalktıوهذه القطعة من الوقاحة أكثر من يمكن أن يتحمل أليس : إنها استيقظت في اشمئزاز كبير ،
Nezaketsizlik Bu parça Alice dayanamayacağını daha fazla oldu: o büyük bir tiksinti içinde ayağa kalktıと立ち去った、ヤマネはすぐに眠ってしまった、などのいずれもかかった
O konuşan, her zaman göğe bakıyordu, ve bu Alice düşündüm kararlı nezaketsiz.Bil je videti v nebo ves čas je govoril, in to Alice misli nedvomno Necivilizovan.
O konuşan, her zaman göğe bakıyordu, ve bu Alice düşündüm kararlı nezaketsiz.Dia mendongak ke langit setiap saat ia berbicara, dan ini Alice berpikir jelas tidak sopan.
O konuşan, her zaman göğe bakıyordu, ve bu Alice düşündüm kararlı nezaketsiz.Díval sa hore na nebo celú dobu hovoril, a to Alice myšlienka rozhodne nezdvorilé.
O konuşan, her zaman göğe bakıyordu, ve bu Alice düşündüm kararlı nezaketsiz.Díval se nahoru na nebe celou dobu mluvil, a to Alice myšlenka rozhodně nezdvořilé.
O konuşan, her zaman göğe bakıyordu, ve bu Alice düşündüm kararlı nezaketsiz.Ele estava olhando para o céu o tempo todo que ele estava falando, e isso Alice achou decididamente incivil.
O konuşan, her zaman göğe bakıyordu, ve bu Alice düşündüm kararlı nezaketsiz.Er sah in den Himmel die ganze Zeit er sprach, und dieser dachte Alice ausgesprochen unhöflich.
O konuşan, her zaman göğe bakıyordu, ve bu Alice düşündüm kararlı nezaketsiz.Hän katseli ylös taivaalle koko ajan hän puhui, ja tämä Alice ajatteli ratkaisevasti epäkohtelias.
O konuşan, her zaman göğe bakıyordu, ve bu Alice düşündüm kararlı nezaketsiz.Han kiggede op i himlen hele tiden, han talte, og dette tænkte Alice decideret uncivil.
O konuşan, her zaman göğe bakıyordu, ve bu Alice düşündüm kararlı nezaketsiz.Han tittar upp mot himlen hela tiden han talade, och detta Alice tänkte avgjort ohövlig.
O konuşan, her zaman göğe bakıyordu, ve bu Alice düşündüm kararlı nezaketsiz.Hij keek omhoog naar de hemel de hele tijd dat hij sprak, en dat Alice gedachte beslist onbeleefd.
O konuşan, her zaman göğe bakıyordu, ve bu Alice düşündüm kararlı nezaketsiz.Il cherchait dans le ciel tout le temps qu'il parlait, et ce qu'Alice pensait décidément incivils.
O konuşan, her zaman göğe bakıyordu, ve bu Alice düşündüm kararlı nezaketsiz.그는 하늘로 그가 말할 모든 시간을 찾고 있었어요,이 앨리스는 생각 단호히 미개한.
O konuşan, her zaman göğe bakıyordu, ve bu Alice düşündüm kararlı nezaketsiz.Ő felnézett az égre, egész idő alatt beszélt, és ez a gondolat Alice határozottan barátságtalan.
O konuşan, her zaman göğe bakıyordu, ve bu Alice düşündüm kararlı nezaketsiz.Ông đã được tìm kiếm trên bầu trời tất cả các thời gian ông nói, và Alice này nghĩ decidedly vô lể.
O konuşan, her zaman göğe bakıyordu, ve bu Alice düşündüm kararlı nezaketsiz.Patrzył w niebo cały czas mówił, i to Alice myśli zdecydowanie grubiański.
O konuşan, her zaman göğe bakıyordu, ve bu Alice düşündüm kararlı nezaketsiz.Privea în sus, în cer tot timpul el vorbea, şi acest gând Alice hotărît răstit.
O konuşan, her zaman göğe bakıyordu, ve bu Alice düşündüm kararlı nezaketsiz.Ήταν κοιτώντας ψηλά στον ουρανό όλη την ώρα μιλούσε, και αυτή η Alice σκέψης αποφασιστικά αγενής.
O konuşan, her zaman göğe bakıyordu, ve bu Alice düşündüm kararlı nezaketsiz.Він дивився в небо, він весь час говорив, що Аліса подумала рішуче нецивілізованого.
O konuşan, her zaman göğe bakıyordu, ve bu Alice düşündüm kararlı nezaketsiz.Он смотрел в небо, он все время говорил, что Алиса подумала решительно нецивилизованного.
O konuşan, her zaman göğe bakıyordu, ve bu Alice düşündüm kararlı nezaketsiz.Той гледаше към небето през цялото време той говореше, и това Алис мисъл решително нецивилизован.
O konuşan, her zaman göğe bakıyordu, ve bu Alice düşündüm kararlı nezaketsiz.הוא הסתכל למעלה אל השמים כל הזמן הוא מדבר, ואליס המחשבה הזאת לא מנומס בעליל.
O konuşan, her zaman göğe bakıyordu, ve bu Alice düşündüm kararlı nezaketsiz.كان يبحث في السماء كل الوقت الذي كان يتحدث ، وهذا الفكر أليس بالتأكيد الهمجي.
O konuşan, her zaman göğe bakıyordu, ve bu Alice düşündüm kararlı nezaketsiz.明らかに無礼。 "しかし、おそらく彼はそれを助けることができない、"彼女はつぶやきました。"彼の目はそう非常にほぼ備えているから
Onu böylesine kolay bir nezaket olurdu gömmek için!At begrave ham, ville have været sådan en let venlighed!
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod