Hayattaki her şey de böyledir bir nevi..Все в жизни кажется таким же.
Hayattaki her şey de böyledir bir nevi...כל דבר בחיים בעצם נראה אותו דבר
Hayattaki her şey de böyledir bir nevi..كل شيء في الحياة يبدو كذلك
Hayattaki her şey de böyledir bir nevi..う~ん 可愛いわ
Hepimizin karşılaştığı akıl hocaları bir nevi insanlaştırıyor bizi sanırım.Azt hiszem, hogy a mentoraink -- akikkel mindannyian találkozunk -- tesznek emberré.
Hepimizin karşılaştığı akıl hocaları bir nevi insanlaştırıyor bizi sanırım.Cred că mentorii pe care-i cunoaștem ne umanizează cumva.
Hepimizin karşılaştığı akıl hocaları bir nevi insanlaştırıyor bizi sanırım.Credo che i mentori che incontriamo in qualche modo ci rendono umani.
Hepimizin karşılaştığı akıl hocaları bir nevi insanlaştırıyor bizi sanırım.Ich denke, die Mentoren, die wir treffen, machen uns menschlich.
Hepimizin karşılaştığı akıl hocaları bir nevi insanlaştırıyor bizi sanırım.Ik denk dat onze mentors ons menselijk maken.
Hepimizin karşılaştığı akıl hocaları bir nevi insanlaştırıyor bizi sanırım.Jeg mener at alle de mentorer vi møder på en måde menneskeliggør os.
Hepimizin karşılaştığı akıl hocaları bir nevi insanlaştırıyor bizi sanırım.Je pense que les mentors, nous en avons tous, nous humanisent en quelque sorte.
Hepimizin karşılaştığı akıl hocaları bir nevi insanlaştırıyor bizi sanırım.제 생각엔 우리가 만난 멘토들은 우리를 인간적으로 만듭니다.
Hepimizin karşılaştığı akıl hocaları bir nevi insanlaştırıyor bizi sanırım.Myślę, że mentorzy, których spotykamy w pewien sposób nas uczłowieczają.
Hepimizin karşılaştığı akıl hocaları bir nevi insanlaştırıyor bizi sanırım.Myslím, že mentoři, které potkáme, nás tak trochu zlidšťují.
Hepimizin karşılaştığı akıl hocaları bir nevi insanlaştırıyor bizi sanırım.Pienso que los mentores que conocemos nos humanizan.
Hepimizin karşılaştığı akıl hocaları bir nevi insanlaştırıyor bizi sanırım.Мисля, че менторите, които всички срещаме, някак ни очовечават.
Hepimizin karşılaştığı akıl hocaları bir nevi insanlaştırıyor bizi sanırım.Я думаю, что все наставники, которых мы встречаем, делают нас как бы более гуманными.
Hepimizin karşılaştığı akıl hocaları bir nevi insanlaştırıyor bizi sanırım.לדעתי, המורים שאנו פוגשים תורמים לאנושיות שלנו.
Hepimizin karşılaştığı akıl hocaları bir nevi insanlaştırıyor bizi sanırım.أنا أعتقد أن المرشدون الذين نلتقيهم في حياتنا يجعلوننا أناسا أفضل.
Hepimizin karşılaştığı akıl hocaları bir nevi insanlaştırıyor bizi sanırım.歳を取り、無茶な事をしでかそうとすると、
"Hiçbirşeyi tam olarak bilemeyiz, bilgi aslında bir nevi fikirdir."Nadie puede saber nada, El conocimiento no es más que meras opiniones"
"Hiçbirşeyi tam olarak bilemeyiz, bilgi aslında bir nevi fikirdir.""Wir wissen doch nichts, Erkenntnis ist nicht mehr als Meinung."
"Hiçbirşeyi tam olarak bilemeyiz, bilgi aslında bir nevi fikirdir."Δεν μπορείς να γνωρίζεις τίποτα
"Hiçbirşeyi tam olarak bilemeyiz, bilgi aslında bir nevi fikirdir.""אי אפשר לדעת כלום" "ידע זו רק הבעת דעה"
Hipoksi ya da düşük oksijen seviyesi. Böylece beyniniz bir nevi vücut dışına seyahat deneyimi yaşayabilir.Si tienen hipoxia o el oxígeno bajo, el cerebro siente que hay una experiencia extracorporal.
Hipoksi ya da düşük oksijen seviyesi. Böylece beyniniz bir nevi vücut dışına seyahat deneyimi yaşayabilir.Ti trovi in ipossia, o basso livello di ossigeno, ed il cervello registra un'esperienza fuori dal corpo.
Hipoksi ya da düşük oksijen seviyesi. Böylece beyniniz bir nevi vücut dışına seyahat deneyimi yaşayabilir.V mozku začne docházet kyslík, dojde k hypoxii, a vy pak zažijete mimotělní zkušenost.
İlk çorba --blup blup blup blup-- bir nevi kirli çamur, hayat yok, hiçbir şey.Aceasta primă supă -- blup blup blup -- un fel de nămol murdar, fără viaţă, nimic.
İlk çorba --blup blup blup blup-- bir nevi kirli çamur, hayat yok, hiçbir şey.그 첫 수프는 --부글 부글 부글!!-- 더러운 진흙, 생명이 없는, 아무것도 없는.
İlk çorba --blup blup blup blup-- bir nevi kirli çamur, hayat yok, hiçbir şey.Така собі первинна юшка - хлюп-хлюп-хлюп - як брудне болото, без життя, без нічого.
İlk çorba --blup blup blup blup-- bir nevi kirli çamur, hayat yok, hiçbir şey.Этот первородный суп - буль-буль-буль - был типа противной грязи, никакой жизни, ничего.
İlk çorba --blup blup blup blup-- bir nevi kirli çamur, hayat yok, hiçbir şey.המרק הראשון הזה -- בלופ בלופ בלופ -- מעין בוץ מלוכלך, ללא חיים, כלום.
İlk çorba --blup blup blup blup-- bir nevi kirli çamur, hayat yok, hiçbir şey.أول حساء -- بلوب بلوب بلوب -- نوع من الطين القذر، لا حياة، لا شئ.
İlk çorba --blup blup blup blup-- bir nevi kirli çamur, hayat yok, hiçbir şey.なんていうか汚い泥で 生命も何もありません するとビカビカ!...雷が落ちて...ビカッ!...さあ来た...
Insanlar, onlarin bir nevi kultursuz kimseler olduklarini dusunurler.Die Leute denken, sie sind irgendwie niveaulos.
Insanlar, onlarin bir nevi kultursuz kimseler olduklarini dusunurler.사람들은 그들을 대개 좀 저속하다고 생각합니다.
Insanlar, onlarin bir nevi kultursuz kimseler olduklarini dusunurler.La gente cree que son algo ignorantes.
Insanlar, onlarin bir nevi kultursuz kimseler olduklarini dusunurler.Le persone pensano che siano un po' degli ignoranti.
Insanlar, onlarin bir nevi kultursuz kimseler olduklarini dusunurler.Les gens pensent qu'ils sont un peu limités.
Insanlar, onlarin bir nevi kultursuz kimseler olduklarini dusunurler.Mensen denken nogal eens dat ze niet bijster slim zijn.
Insanlar, onlarin bir nevi kultursuz kimseler olduklarini dusunurler.Oamenii cred că ei sunt oarecum primitivi.
Insanlar, onlarin bir nevi kultursuz kimseler olduklarini dusunurler.Uchodzą za nieco prymitywnych.
Insanlar, onlarin bir nevi kultursuz kimseler olduklarini dusunurler.Люди думают, они невежды.
Insanlar, onlarin bir nevi kultursuz kimseler olduklarini dusunurler.Хората ги мислят за неинтелектуални.
Insanlar, onlarin bir nevi kultursuz kimseler olduklarini dusunurler.אנשים חושבים שהם בורים גמורים.
Insanlar, onlarin bir nevi kultursuz kimseler olduklarini dusunurler.الناس يعتقدون أن ثقافتهم ضئيلة.
Insanlar, onlarin bir nevi kultursuz kimseler olduklarini dusunurler.ある日 誰かが本を薦めてくれました
İskoçya'nın en yüksek tepesi Ben Nevis'dir.스코틀랜드의 가장 높은 봉우리
İskoçya'nın en yüksek tepesi Ben Nevis'dir.Skócia legmagasabb pontja.
İskoçya'nın en yüksek tepesi Ben Nevis'dir.Най-високият връх в Шотландия
İskoçya'nın en yüksek tepesi Ben Nevis'dir.اعلى قمة في سكوتلاند
İyi o zaman. Çünkü şimdi ne tarafa gideceğim gibi bir durum olmuştu bir nevi, neyse işte.Когда я шёл сюда, я надеялся, что ты побудешь немного пассивным.
İyi o zaman. Çünkü şimdi ne tarafa gideceğim gibi bir durum olmuştu bir nevi, neyse işte.乳首を攻めたら悲鳴をあげるかって
Jakobenler Mars Alanı'nda, bir nevi halk parkındaAlors, les Jacobins ont fait circuler un pétition dans ce jardin public qui disait:
Jakobenler Mars Alanı'nda, bir nevi halk parkında그러니까 그들은 이 공원에서 서명을
Jakobenler Mars Alanı'nda, bir nevi halk parkındaو بدأوا بجمع الأصوات
Julian ve belki Anakata haricinde herkes WikiLeaks'i bırakıp gitmiş. Çünkü Julian'a aşık bir nevi.Всички изоставиха Уикилийкс освен Джулиан и може би Анаката... ...'щото се е влюбил в Джулиан.
Kafayı bir nevi çizim olarak görüyorum.[ALTMEDJ] Ik zie het hoofd als een soort tekening.
Kafayı bir nevi çizim olarak görüyorum.[ALTMEJD] Je vois la tête comme une sorte de dessin, tu vois.
Kafayı bir nevi çizim olarak görüyorum.[ALTMEJD] Vedo la testa come una sorta di disegno, vedi, alcuni scultori fanno disegni,