10) Adaleti sevmek, zulümden nefret etmek.Любит — поддерживать справедливость, не любит — злодеев.
Fakat artık ondan nefret etmektedir, çok kötü ve acımasız biridir.Эвергет же, напротив, был деятелен, жесток и своенравен.
Eski karısı ve oğlu ise ondan nefret etmektedir.Его пережили бывшая жена и сын.
Teknedeki diğer yolcuların hepsinin ise Linnet'ten nefret etmek için bir sebebi vardır.Все водители для Марчелло неуловимо связаны с Лино.
Daha sonra nefret etmekte serbesttirler.مما أدة بعد ذلك لإنحيازهم.
Kendinden nefret etmek.كره الذات.
Kendinden nefret etmek.Enganar-se a si mesma.
Bana ayrıca silahlardan nefret etmektedir.Ela despreza armas.
Bu iki takımın taraftarları birbirlerinden nefret etmektedir.Os 8 Avançados das duas equipes formam uns contra os outros.
Daha sonra nefret etmekte serbesttirler.Livres para odiar.
Bana ayrıca silahlardan nefret etmektedir.Hij heeft zelfs toegegeven pistolen te haten.
Özellikle Coco'dan nefret etmektedir.Hij haat Coop.
Unnur’ün oğlu, Mörður Valgarðsson Gunnar'dan nefret etmekte ve onu son derece kıskanmaktadır.Syn Unnr, Mördr Valgardsson, bardzo nienawidzi Gunnarra i zazdrości mu jego reputacji.
Will Colbert (Brad Pitt): Lisede Ross'un sınıfından Monica'nın şişman arkadaşı, Rachel'dan nefret etmektedir.Brad Pitt (8.9) – Will Colbert: kolega ze szkoły Rossa i Moniki, który nienawidzi Rachel.
Bana ayrıca silahlardan nefret etmektedir.Lubił też strugać broń z drewna.
Tim büyükbabasından nefret etmektedir ve onu öldürmekten başka bir şey istememektedir.Niech dadzą jej dziecko żywe, abyście tylko go nie zabijali!»
Eski karısı ve oğlu ise ondan nefret etmektedir.Jednak jego nowa żona nienawidzi swoich przybranych dzieci.
Veronica: Trixie'nin arkadaşıdır, fakat ondan nefret etmektedir.Jest przyjaciółką Beatrice, mimo że Virgilia jej nienawidzi.
8) Doğruluğu ve doğruları sevmek, yalandan nefret etmek.Любить справедливість і ненавидить брехню.
Fakat prenses erkeklerden ölesiye nefret etmekte ve onlara çok acımasız davranmaktaymış.Королева ненавидить людей та намагаються зробити їм якомога більше зла.
Kadınlar ondan nefret etmektedir.Більшовиків ненавидять.
Fakat artık ondan nefret etmektedir, çok kötü ve acımasız biridir.Ненависть між близькими: Ненависник, Ненависний.
Kadınlar ondan nefret etmektedir.Lid ji nenávidí.
8) Doğruluğu ve doğruları sevmek, yalandan nefret etmek.Salme miluje pravdu a nesnáší lež.
Karısını hamile bırakan ağabeyi Euron'dan nefret etmektedir.Justýně, která s ním otěhotněla, dává peníze.
Daha sonra nefret etmekte serbesttirler.Za chvíli se začnou nesnášet.
Kadınlar ondan nefret etmektedir.Soția sa îl urăște pentru aceasta.
Bana ayrıca silahlardan nefret etmektedir.De asemenea, îi place să schieze.
Birisinden nefret etmek çok kolaydır.Este foarte ușor să urăști pe cineva.
Kameralarla bütün gün takip edilmekten nefret etmektedir.Hagytam, hogy a kamerák kövessenek mindenhova.
10) Adaleti sevmek, zulümden nefret etmek.Mindenkit szeretni erény, másokat gyűlölni bűn.
Michael, eşi Amanda'dan nefret etmektedir.A férfi eltűnt Amanda életéből.
Alexiel'i hem sevip hem de nefret etmekte olan Kira'nin bu yüzden davranışlarında tutarsızlık vardır.Kate és DiNozzo között amolyan szeretem/gyűlölöm viszony van.
Ajanların hayvan olmamasından nefret etmektedir.Huppuraitakaijaa ei pidetä lemmikkinä.
Eski karısı ve oğlu ise ondan nefret etmektedir.Sekä tyttö että poika vihaavat työtään.
Eski karısı ve oğlu ise ondan nefret etmektedir.Αργότερα παίρνει την κηδεμονία και του γιου της, ο οποίος τελικά τον μισεί κι αυτό.
Bana ayrıca silahlardan nefret etmektedir.Επίσης μπορεί να περιλαμβάνει και όπλα.
Red Kit’ten ve aptal köpek Rin Tin Tin’den nefret etmektedir.En frustreret Stan ævler om at han vil en en stærk hund, en Rin Tin Tin.
Unnur’ün oğlu, Mörður Valgarðsson Gunnar'dan nefret etmekte ve onu son derece kıskanmaktadır.Ved siden af disse hændelser er Unns søn, Mord Valdgardsson, som på grund af jalousi hader Gunnar.
Daha sonra nefret etmekte serbesttirler.De må lære å hate!
Spike, Harmony'den nefret etmektedir ama yine de onunla birlikte olurlar.Ida og Erik avskyr dette, men er allikevel nødt å være med.
Kadınlar ondan nefret etmektedir.Masyarakatnya membenci kami.
Fakat artık ondan nefret etmektedir, çok kötü ve acımasız biridir.Thuận nghi (順儀), Thục hoa (淑華), Thục nghi (淑儀).
Azula'dan nefret etmektedir.Cô ấy cũng thích Azumi.
Kadınlar ondan nefret etmektedir.Họ ghét cô ấy.
Bana ayrıca silahlardan nefret etmektedir.Ông ghét chiến tranh và vũ khí.
Özellikle Coco'dan nefret etmektedir.Rất thương yêu Cocoa.
Kendinden nefret etmek.Tự Thành không nghe.
Kendinden nefret etmek.自分を恨むしかない。
Bana ayrıca silahlardan nefret etmektedir.彼も銃器類を好まない。
Kadınlar ondan nefret etmektedir.女には嫌われる。
10) Adaleti sevmek, zulümden nefret etmek.平等を愛し、不平等を嫌う。
Fakat artık ondan nefret etmektedir, çok kötü ve acımasız biridir.そんな眞を加津は妬ましく思い、悩みを募らせる。
Hülya'dan ve Arda'dan nefret etmektedir.鷲と鷹(わしとたか)。
Ancak babasının ölümünün sorumluluğunu Ani'ye yükleyerek ondan nefret etmektedir.頭首だった父親を殺して、呪禁道宗家頭首の座に就いた。
Annesinden Zuko'yu kurtardığından beri nefret etmektedir.かつてオキカゼに救われて以来、彼の情婦をしている。
Buna bağlı olarak Paulina'dan nefret etmektedir.そのため、パフィンから変態と嫌われている。
Eski karısı ve oğlu ise ondan nefret etmektedir.若い後妻と義理の息子が憎しみから愛し合う様に。
Kameralarla bütün gün takip edilmekten nefret etmektedir.椿が夜毎尾行していた。
Kendinden nefret etmek.我厭惡我自己。