Ana içeriğe geç
Sözlük

nefesi ile cümle

nefesi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
'Benim nefesim', ben değil.'My breath', not me.
Nefesini kesicem ve seni bağırtacağım.I'll make you gasp and I'll make you scream
Nefesim kesilmişti.I was gasping for air.
Nefesini harcama! yakalayın! Oha...be çüş!Cut the bullshit! go ahead! oh...shit! wow! big bum.
Sonra dikkatinizi nefesinizdeki hislere çevirebilirsiniz.And then you can turn your attention to the sensation of your breathing.
An ve an nefesinizin hislerinin farkında kalınRemain mindful of the sensation of your breathing, moment by moment.
Zihniniz dinginleşinceye, nefesin yumuşak ritmiyle sakinleşinceye kadar bunu yapmaya devam edin.Continue to do this until your mind begins to settle or rest in a gentle rhythm of your breathing.
Dikkatiniz nefesin hislerinde kalın.And just for the last minute or so, remain mindful of the sensation of your breath.
Helyumun iç basıncı ya da balonun içindeki nefesinizdir.It's the internal air pressure of the helium, or your own exhales that you put into the balloon.
Nefesimiz tükeniyor, sonra duruyoruz. Sonra da başka bir şey söylüyoruz.Because we run out of air so we can [inspiration] and then we say something else, see?
Nefesini kesen ve kalbini çarptıran Bay P. olmaktan vazgeçemem.I can't give up being the Mr. P. that makes you catch your breath and your heart race.
Nefesini hissedeyim.Let me feel you breathing.
Ergenlik çağımda nefesimi 30 saniye tutabiliyordum.By the time I was a teenager, I was able to hold my breath for three minutes and 30 seconds.
Nefesimi ilk tutma denemem 1 dakika bile sürmedi.In my first attempt to hold my breath, I couldn't even last a minute.
"Çok uzun süre nefesimi tutmak istiyorum."I want to hold my breath for a really long time.
Doktorların beyin ölümü diyecekleri noktanın ötesinde kadar nefesimi tutabilirim.To actually try to hold my breath past the point that doctors would consider you brain dead.
Bu da bir yerde durup nefesinizi tutabildiğiniz kadar tutmak demek.That's holding your breath as long as you can in one place without moving.
Böylece nefesinizi tutmak çok daha kolay oluyor.So, when you hold your breath, it's infinitely easier.
Nefesimi 44 dakika tutuyordum. Yani arındırma yapıyordum,So, basically what that means is I would purge,
Ne kadar zayıflasam o kadar uzun süre nefesimi tutabilecektim.The thinner I was, the longer I was able to hold my breath.
4 aylık idman sonunda nefesimi yedi dakika üzerinde tutuyordum.In four months of training, I was able to hold my breath for over seven minutes.
Her yerde nefesimi tutmaya çalışıyordum.I wanted to try holding my breath everywhere.
Ben de nefesimi tutarken içlerinden çıkmam gereken kelepçeler eklemek zorunda kaldım.So, I had to add handcuffs, while holding my breath, to escape from.
Ona bahsi arttırdığımı ve yaşayan herhangi bir insandan daha uzun süre nefesimi tutacağımı söyledim.I told her that I wanted to up the ante and hold my breath longer than any human being ever had.
Ve bence sihir, nefesimi tutsam da, bir deste kağıt karıştırıyor olsam da gayet basittir.And I think magic, whether I'm holding my breath or shuffling a deck of cards, is pretty simple.
Nefesinizi kesen zarafet... ...üstelik tozlanması ya da ıslanması sorun yaratmıyor.Elegance that leaves you breathless and yet, it doesn't mind getting dusty - or wet.
Ses yaratabilmemiz için bu nefesi tutup kontrol etmemiz gerek.We need to be able to hold and manipulate that breath in order to form sounds.
Nefesini hissettim onu bıraktım !I felt the breath leave him!
Kralın habercisi son nefesini verirkenAs the king's herald drew one last breath
Bu bizim meydanımız, bu bizim devrimimiz ve son nefesimize kadar bu kavgayı vereceğiz.This is our square, this is our revolution, and we will fight this battle to the last breath.
Ama İsa yüksek sesle bağırarak son nefesini verdi.Jesus cried out with a loud voice, and gave up the spirit.
Tiranlı bir futbolsever, "Maçın sonuna kadar nefesimi tuttum."I hold my breath until the end.
Nefesi izlemek, vücut taraması ve diğer tekniklerWatching the breath, body-scan and other techniques
Ölen kocasına sonsuz yaşamın nefesini verdi.She breathed the breath of eternal life to her dead husband.
Gertrude düşer ve son nefesinde zehirlendiğini duyurur.Gertrude falls and, in her dying breath, announces that she has been poisoned.
Nefesini yüzümde hissetmek her zaman benim için bir zevktir.' [1]It is ever my joy to feel thy breath upon my face.'[14]
Her şeyi yavaş yap, nefesini kontrol et.Mach alles langsam, kontrolliere deine Atmung.
Annesi Elizabeth, son nefesinde doktor Carlisle Cullen'a oğlunu yaşatması için yalvardı.Seine Mutter bat Carlisle Cullen ihren Sohn zu retten.
Şathiye: Nefesin bir türüdür.Der Mensch als Zeichen des Heils.
Manshoon'un nefesi her an için enselerindedir.Die Brahmana-Zeit ist mit der Sesshaftwerdung in der Gangesebene verbunden.
10-20 sn. kadar nefesi kesilir.Die Lichtpulse haben eine Dauer von 10 bis 20 ns.
Gilda bundan hemen sonra son nefesini verir.Jimbo rend peu après son dernier souffle.
Hemen oracıkta son nefesini verdi, şehid oldu.Elle rend son dernier souffle dans ses bras.
Bu sırada savaşın nefesi tüm Avrupa'da hissedilmektedir.La nouvelle de la catastrophe va émouvoir l'Europe entière.
Vyāna: Yaşam nefesi.Cube: environnement sonore.
Manshoon'un nefesi her an için enselerindedir.En effet, le personnage de Spyro est maintenant capable de voler à n'importe quel moment.
Annesi Elizabeth, son nefesinde doktor Carlisle Cullen'a oğlunu yaşatması için yalvardı.Le voyant agoniser, sa mère supplia Carlisle Cullen, médecin, de le sauver.
Aşkın ilk nefesi aklın son nefesidir.El primer aliento del amor es el último aliento de la razón.
İçinde hissettiği Tanrı'nın nefesi ona yavaş yavaş eleştirel bir bakış açısı kazandırmaya başladı.El sentido que Dios ha colocado bajo sus palabras necesita ser descubierto de una manera progresiva.
(Soba) Ağzı var dili yok, nefesi var canı yok, derisi var kanı yok.El que no tiene dientes, lengua ni garras.
İsolde yanına geldiğinde Tristan onun ismini söyleyerek son nefesini verir.Sul tema dello Sguardo, Tristano esala l'ultimo respiro.
Şathiye: Nefesin bir türüdür.Шайтан — род в составе башкир.
Orada gördüğü, kelimenin tam manasıyla nefesini kesti.Он же (Соломон) увидел, что прекрасна она лицом, тело же её (покрыто) волосами.
Poe hayat nefesi verene kadar dedektif öyküleri neredeydi?"Где вообще был детективный рассказ до тех пор, пока По не вдохнул в него жизнь?».
Hemen oracıkta son nefesini verdi, şehid oldu."Затем он испустил последний вздох и умер.
Orada gördüğü, kelimenin tam manasıyla nefesini kesti.كان إمام أهل الحديث ببلده وروى عنه أئمة عصره، وكان بإحدى عينيه بياض.
Büzük dudak nefesi egzersizleri yararlı olabilir.Os exercícios de respiração freno-labial podem ser benéficos.
Poe hayat nefesi verene kadar dedektif öyküleri neredeydi?"Onde estavam as estórias de detetives antes de Poe soprar o sopro da vida nelas?"
Vyāna: Yaşam nefesi.Èémí – A respiração.
Nefesi güçlükle çıkarak: “Allah sizleri affetsin… Ben affettim.(Prostração) Tu me criaste, Senhor, tem misericórdia. (Prostração) Pequei inúmeras vezes, Senhor, perdoa-me.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod