Sith olmasının nedenlerinden biri de budur.Część z nich to także Hosting SEO.
Aslında 45 kiloya düşmesi planlanmış ama sağlık nedenleri ile buna izin verilmemiş.Podrzuciła 50 kilogramów, jednak nie została sklasyfikowana.
Siyasi nedenlerle çeşitli dönemlerde uzun süre hapis kaldı (toplam 17.5 yıl).Wszyscy skazani zostali na terminowe kary pozbawienia wolności (od 1,5 roku do 5 lat).
Ayrılma nedenleri ise, Carter'in Hilary'i Lindsay Lohan nedeniyle bırakmasıydı.Doniesiono, że Carter rzucił aktorkę Lindsay Lohan dla Duff.
Bunu yapmanın nedenlerinden biri, soğutma eksikliği idi.Powodem była awaria układu chłodzenia.
Bu gerginliğin en büyük nedenlerinden biri, İngiliz yönetiminin Yahudi göçmenlere olan tavrıydı.Zła sytuacja materialna była jedną z najważniejszych przyczyn migracji Żydów greckich do USA.
Ekonomik nedenlerle, köyün büyük kısmı büyük şehirlere göç etmek zorunda kalmıştır.Ze względu na potrzeby wojny znaczna ich część musiała pozostawać w swych osiedlach.
Renk körlüğü kalıtsal nedenlerden dolayı ortaya çıkmaktadır.Kolor żeliwa wynika z jego właściwości.
Bu ödülün kendisine politik nedenlerle verildiği iddia edildi.Niektórzy posądzali go o zrobienie tego zwrotu tylko ze względów politycznych.
Nedenleri çeşitlidir.Przyczyny były różne.
Bu arada Romana, bilinmeyen nedenlerden dolayı rejenerasyon geçirmiştir.Chorował na śródmiąższowe zapalenie nerek o nieznanej przyczynie.
Bunun nedenleri ormanların yok edilmesi ve avlanılmalarıdır.Uznaje się, że powodem były polowania i wycinka lasów.
Tedavi genelde kozmetik nedenlerle yapılır.Zabiegi usuwania są jednak przeprowadzane najczęściej z powodów kosmetycznych.
Bu nedenlerden ötürü 2017 yılında YouTube Rewind'a davet edilmedi.Pojawili się w każdym dotychczasowym YouTube Rewind, oprócz roku 2011.
Bu nedenlerle çok fazla kullanıcı tarafından tercih edilmemiştir.Nie miały wsparcia dla wielu użytkowników.
Seçimlerde bir parlamento koltuğu kazandı, ancak o yıl sağlık nedenleriyle istifa etti.Han vann en plats i parlamentet i valet, men avgick senare samma år av hälsoskäl.
Račan, 31 Ocak 2007'de sağlık nedenleriyle geçici olarak kamusal hayatı terk edeceğini açıkladı.Den 31 januari 2007 meddelade Račan att han temporärt skulle lämna politiken av hälsoskäl.
Pratik nedenlerden dolayı, bu özel bölümlerde 4. sezonun prodüksiyon kodları kullanılmaya devam etti.Av praktiska skäl fortsatte dessa specialer att använda sig av samma produktionskoder som serie 4.
Beldenin yaklaşık 80 hanesi Konya'ya ekonomi nedenler ve eğitim amaçlı göç etmişlerdir.Cirka 80 hushåll i Kelhasan flyttat till storstaden Konya av ekonomiska skäl och utbildning.
Anemi olması durumunda, diğer potansiyel nedenler üzerinde de durulmalıdır.Vid anemi bör andra tänkbara orsaker övervägas.
Bakteriyel menenjitin nedenlerinin lokal dağılımında kayda değer farklılıklar olabilir.Det finns betydande skillnader i den lokala fördelningen av fall av bakteriell meningit.
Ancak ekonomik sıkıntılar ve deprem felaketi nedenleriyle 6 şube kapanmak zorunda kaldı.Han fick dock mekaniska problem och tvingades bryta efter bara sex varv.
Birkaç sanatçı çeşitli nedenlerle gruptan ayrıldı ya da çıkarıldı.Flera artister har kommit och gått i gruppen, av olika anledningar.
ABD’de ölüm sırasındaki ölümlerin yaklaşık dörtte biri doğal nedenlerden kaynaklanmaktadır.Ungefär en tredjedel av alla dödsdomar som utdelas i USA leder slutligen till avrättning.
Bu nedenlerden dolayı, elçilik iyi sonuçlar getirememişti.Ambassaden lyckades inte uppnå några resultat.
Finansal ve yaratıcı nedenlerden dolayı dönemsel bir biçim ile kuruldu.Spelet utvecklades med ett episodiskt format i åtanke av både ekonomiska och kreativa skäl.
Gaia'yı yok etmek için özel nedenleri vardır.För andra betydelser, se Quebrada Guasa.
1953'te sağlık nedenleriyle serbest bırakıldı.Han avgick 1953 på grund av hälsoskäl.
Yaygın nedenleri böcek ısırmaları, gıdalar ve ilaçlardır.Vanliga utlösande orsaker inkluderar insektsbett, olika födoämnen eller läkemedel.
Amnezinin nedenleri organik veya fonksiyonel olabilir.Orsakerna till dyspepsi är antingen organiska eller funktionella.
Diğerleri yangın ya da deprem gibi nedenlerle yok olmuşlardır.De andra förstördes i krig eller jordbävningar.
Bunlardan bazıları çeşitli nedenlerden dolayı tahrip olmuştur.Och människor har förstås varit rädda för olika saker.
Sigara ve alkol kullanımının artmasını boğaz kanseri nedenleri arasındadır.Bland annat är alkohol och rökning känt för att utlösa attacker.
Bu nedenler başlıca şunlardır: Alerjik reaksiyonlar (histamin), anaflaktik şok.Det allvarligaste är anafylaktiska reaktioner, det vill säga allergisk chockreaktion.
Yazar, yazmaya başlamasının nedenlerini çocukluğunda dinlediği hikâyelere bağlar.Enligt efterordet har författaren inspirerats av berättelser från kriget som hon fick höra under sin barndom.
Hadisenin nedenlerinin, sebeplerinin, sonuçlarının veya özelliklerinin açıklanması gerekir.Man diskuterade enstaka ords betydelse, uppenbarelsernas orsaker och konsekvenser.
Bu nedenle kısa çevrim evin yanıp kül olmasının INUS nedenlerini verir.Så, kortslutningen är ett INUS-villkor för att händelsen att huset brinner ner skall äga rum.
Baş dönmeleri çok çeşitli nedenlerle gerçekleşebilir.Korsägande kan uppstå av flera orsaker.
Bu nedenlerden ötürü türün korunma durumu "asgari endişe" olarak değerlendirilmiştir.Av dessa anledningar bedöms arten som livskraftig (Least Concern).
Truva savaşının nedenlerinden biri de zaten budur.Handlingen är baserat på trojanska kriget.
Sonuçların nedenlerle hiçbir ilişkisinin olmadığını belirtir.Pliktetikern skulle säga att konsekvenserna inte spelar någon roll.
Sith olmasının nedenlerinden biri de budur.För andra betydelser, se Sedua.
Saçma nedenlerle ayrılmıştır.För andra betydelser, se Palavas.
Tipik nedenler motorlu araç kazaları ve düşmelerdir.De vanligaste dödsorsakerna är ålderskrämpor och trafikolyckor.
İsimlendirilme pazarlama nedenlerinden dolayı gerçekleştirilmiştir.Att just det namnet valdes var av marknadsföringsskäl.
Muhtemelen ticari nedenler önemli bir faktör olmuştu.Sannolikt har bland annat fisket varit en bidragande orsak.
Nedenleri çeşitlidir.Orsakerna är olika.
Her ikisi de farklı nedenlerle onu geri çevirdi.De två vägrade av politiska skäl.
Bu nedenlerden dolayı insan ticareti ile insan kaçakçılığı birbirlerinden farklıdırlar.Det finns tidvis en viss förvirring kring skillnaden mellan människohandel och människosmuggling.
Anlaşılır nedenlerle...Nasala genomslag...
Karısı Ekaterine Svanidze'nin Kasım 1907'de doğal nedenlerden ölümünden sonra Stalin Tiflis'e nadiren uğradı.Efter rånet och sin frus död 1907 blev Stalins besök till Tiflis allt färre.
Melnik Bulgaristan'ın en küçük şehri olup bu statüsünü tarihi nedenlerden dolayı korumuştur.Staden är med 385 invånare Bulgariens minsta och har bibehållit sina stadsrättigheter av historiska skäl.
1" (N.W.A'ye atıf) olarak belirlendi, ancak yasal nedenlerden dolayı "The Documentary" olarak değiştirildi.1» (скорочено N.W.A vol.1), але згодом її було змінено на «The Documentary» через юридичні питання.
Burun kanaması nedenleri yerel ve sistemik nedenler olarak 2 kategoriye ayrılır.Причини носових кровотеч можна розділити на дві групи — локальних та системних факторів.
Düşmeler, inşaat işçileri arasında ölümcül ve ölümcül olmayan yaralanmaların en yaygın nedenlerinden biridir.Падіння, є однією з найпоширеніших причин смертельних та несмертельних травм серед будівельників.
Anemi olması durumunda, diğer potansiyel nedenler üzerinde de durulmalıdır.За наявності анемії необхідно також розглянути інші потенційні причини.
1994 yılında troleybüs deposu inşaatına karar verilmişti ama belirsiz nedenlerden dolayı yapılmadı.У 1994 році вирішено будувати тролейбусне депо, але воно не було побудовано з невідомих причин.
1972'nin sonunda, 1000'in üzerinde kişi siyasi nedenlerle tutuklanmıştı.До кінця 1972 року більше тисячі опозиціонерів було заарештовано.
Truva savaşının nedenlerinden biri de zaten budur.Це стало однією з причин фінансової кризи Troika Games.
Bunun yanında Izates, annesi Helena ile birlikte politik nedenlerden Yahudiliğe geçmişti.Це був той самий Ізат, який разом зі своєю матір'ю Єленою з політичних причин перейшов у юдаїзм.