Burada olmamın nedeni budur.It's not why I'm here.
Ölüm nedeni bir kurşun yarası gibi görünüyor.The cause of death seems to be a gunshot wound.
Nedenini hayal bile edemiyorum.I can't imagine why.
Bunu sormanızın bir nedeni var mı?Is there a reason that you're asking?
Sana yalan söylemek için hiçbir nedenim yok.I have no reason to lie to you.
Sanırım Tom'un hiç arkadaşının olmamasının nedeni bu.I think that's the reason Tom doesn't have any friends.
Aslında burada olma nedenim bu.That's why I'm here, actually.
Bir erkek arkadaşımın olmamasının nedeni bu.This is why I don't have a boyfriend.
Tom'un bir kız arkadaşının olmamasının nedeni budur.That's why Tom doesn't have a girlfriend.
Nedenini bilmek istiyorum.I want to know why.
Nedenini bilmek istiyor musun?Do you want to know why?
Bilmek istediğim tek şey bunun nedeni.All I want to know is why.
Buraya gelmek istemememin nedeni bu.That's why I didn't want to come here.
Kalbin nedenin bilemeyeceği nedenleri vardır.The heart has reasons reason cannot know.
Tom'la çıkmak istemememin nedeni bu.That's why I didn't want to go out with Tom.
Gelmemi istememenin nedeni bu mu?Is this the reason you didn't want me to come?
Onu yapmak istememenin gerçek nedeni nedir?What's the real reason you don't want to do that?
Benimle gitmek istememenin gerçek nedeni nedir?What's the real reason you don't want to go with me?
Nedenini bilmek istemez misiniz?Don't you want to know why?
Nedenini bilmek istemez misin?Don't you want to know why?
Bana nedenini söyleyebilir misiniz?Could you please tell me why?
Kızların salatalık sevmesinin nedeni budur.This is why girls love cucumbers.
Mağazalar grev nedeniyle kapandı.The stores were closed due to the strike.
Dükkanlar grev nedeniyle kapandı.The stores were closed due to the strike.
Elektronik terazideki bir arıza nedeniyle yetkililer işyerine para cezası verdi.The authorities fined the shop because of a disorder in the electronic balance.
Kızgın olmak için iyi bir nedeniniz var.You have a good reason to be angry.
Onun geç kalmak için hiçbir nedeni yok.He has no reason to be late.
Yalnız gitmemen gerektiğini söylememin nedeni buydu.That's why I told you that you shouldn't go alone.
Eğer şu anda Madrid'te yaşıyorsam kesinlikle bir nedeni var!If I'm living in Madrid now, there's surely a reason!
Burada olmamızın gerçek nedenini unutmayalım.Let's not forget the real reason we're here.
Tom nedenini sordu.Tom asked why.
Nedenini biliyoruz.We know why.
Nedenini anlıyorum.I understand why.
Ağaçlar fırtına nedeniyle kökünden söküldü.The trees were torn up by the force of the storm.
Asfalt, ısı nedeniyle yumuşamıştı.The asphalt was softened by the heat.
Onun gecikmesinin nedeni neydi?What was the cause of his delay?
Bana anlatmak için bir nedenin olmalı.You must have a reason for telling me.
Pidginler kölelik nedeniyle yaratılmıştır.Pidgins were created because of slavery.
O gürültü nedeniyle huzursuz olmaya başladı.He began to get restless because of that noise.
Bunun nedenini araştırın.Investigate the cause of it.
O soğuk nedeniyle hastalığa yakalanır.It contracts with the cold.
Nedeni önemli değil.It doesn't matter why.
Nedenini bilmiyorum bile.I don't even know why.
Nedenini bile bilmiyorum.I don't even know why.
Ben gerçekten nedenini bilmiyorum.I don't really know why.
Tom nedeni dinlemeyecek.Tom won't listen to reason.
Sen nedenini biliyorsun, değil mi?You know why, don't you?
Ben zaten sana nedenini söyledim.I already told you why.
Beni arama nedeninin o olduğunu sandım.I assumed that was the reason you called me.
Sanırım Tom'un burada olmama nedeni bu.I assume that's the reason Tom isn't here.
Nedenini bilmiyorum ve umurumda da değil.I don't know why and I don't care.
Alarmım çalmadı. Geç kalmamın nedeni bu.My alarm didn't go off. That's why I was late.
Sanırım seni sevmemin nedeni bu.I guess that's why I love you.
Sanırım Tom'un çok geç kalmasının nedeni bu.I guess that's why Tom was so late.
Tom'un tutuklanması için haklı bir nedenim var.I have a warrant for Tom's arrest.
Endişelenmek için iyi bir nedenim var.I've got a good reason to be worried.
Sana yalan söylemek için nedenim yok.I've got no reason to lie to you.
Tom'un yapmamı istediği şeyi yapmamam için hiçbir nedenim yok.I have no reason not to do what Tom asked me to do.
Yalan söylediğine inanacak nedenim var.I have reason to believe that you're lying.
Kalmak için hiçbir nedenim yok.I've got no reason to stay.