Sigara içmek akciğer kanserinin en önemli nedenidir.Smoking is the major cause of lung cancer.
Büyük basınç nedeniyle boru patladı.The pipe burst due to great pressure.
Tom'un öfkelenmek için hiçbir nedeni yoktu.Tom had no reason to be angry.
Yol kaza nedeniyle kapandı.The road is blocked because of an accident.
İnsanlara sokaklardaki şiddet nedeniyle evde kalmaları söylendi.People were told to stay indoors because of the violence in the streets.
Uçağın pilot hatası nedeniyle düştüğü belirlendi.It was determined that the plane crashed due to pilot error.
Açıkçası, bu bir kişinin işi olamaz. Tatoeba'nın işbirlikçi olmasının nedeni budur.Obviously, this cannot be the work of one person. This is why Tatoeba is collaborative.
Komedi her zaman biraz trajedi içerir. Üzgün palyaçolar olmasının nedeni bu.Comedy always includes a little tragedy. That's why there are sad clowns.
O yorgun olduğunu söyledi ve eve erken gitmek istemesinin nedeni budur.He said that he was tired and that is why he'd like to go home earlier.
O sadece uyuyor gibi yapıyor.Horlamamasının nedeni o dur.She's just pretending to sleep; that's why she's not snoring.
O ağaçlar nedeniyle ormanı göremiyor.He can't see the forest for the trees.
Sel nedeniyle kötü bir pirinç hasadı oldu.Because of the flood, it was a bad rice-harvest.
Yangının nedeni bilinmiyordu.The cause of the fire was unknown.
Sadece nedenini bilmiyorum.I just don't know why.
Lütfen bana geç kalma nedenini söyle.Please tell me the reason that you were late.
Güney'in protesto etmek için iyi bir nedeni olduğunu söyledi.He said the South had good reason to protest.
Ayrıca başka bir nedeni vardı.There also was another reason.
Birisi nedenini merak ediyor.One wonders why.
Okullar sel nedeniyle tatil edildi.Classes have been suspended due to floods.
Mali sıkıntılar nedeniyle evlilikleri son zamanlarda gerildi.Their marriage has been strained lately because of financial problems.
Sağanak yağmur nedeniyle tamamen ıslandım. Arabanla gelip beni alır mısın?I'm completely wet because of the heavy rain. Will you come and pick me up with your car?
Bugün tuhaf hissediyorum ve nedenini anlamıyorum.I feel strange today and I don't understand why.
Su sıkıntısı nedeniyle, banyo yapamadım.Because of the water shortage, I couldn't take a bath.
Bu alanda yaşayan insanlar su yokluğu nedeniyle ölüyor.People living in this area are dying because of the lack of water.
Su yokluğu nedeniyle kötü hasat hasat yaptık.We had a poor harvest because of the lack of water.
Her yıl otomobil kazaları nedeniyle kaç tane insan ölüyor?How many people die from automobile accidents each year?
Fiyatların artacağına inanmak için hiçbir nedenimiz yok.We have no reason to believe that prices will be increased.
Bu virüs nedeniyle birçok fil hayatını kaybetti.Because of that virus, many elephants lost their lives.
Ben, bir trafik sıkışıklığı nedeniyle toplantıya geç kaldım.I was late for the meeting because of a traffic jam.
Tom geç kalma nedeninden bahsetmedi.Tom didn't mention why he was late.
Tom grip nedeniyle hastalandı.Tom came down with the flu.
Tom soğuk algınlığı nedeniyle hastalandı ve okula gidemedi.Tom came down with a cold and couldn't go to school.
Tom Mary'nin Boston'a gitme nedenini bilmiyor.Tom doesn't know the reason why Mary went to Boston.
Tom Mary'nin bulunmama nedenini bilmiyor.Tom doesn't know the reason why Mary is absent.
Tom Mary'nin bugün bulunmama nedeni bilmiyor.Tom doesn't know the reason Mary is absent today.
Tom Mary'nin onun davetini kabul etmeme nedenini bilmiyordu.Tom didn't know the reason why Mary wouldn't accept his invitation.
Tom Mary'nin ağlama nedenini bilmiyordu.Tom didn't know the reason why Mary was crying.
Tom Mary'nin yeni bir elbise isteme nedenini bilmiyordu.Tom didn't know the reason why Mary wanted a new dress.
Tom Mary'nin onu sevmemesinin nedenini bilmiyordu.Tom didn't know the reason why Mary didn't like him.
Tom Mary'nin bowlinge gidememe nedenini bilmiyordu.Tom didn't know the reason why Mary couldn't go bowling.
Tom erken ayrılması için gayet iyi bir nedeni vardı.Tom had a perfectly good reason for leaving early.
Tom'un orada olmamak için iyi bir nedeni vardı.Tom had a good reason for not being there.
O çok kibar, onunla çalışmayı sevmemin nedeni bu.He's very nice, which is why I like working with him.
İşim nedeniyle önümüzdeki haftada Tokyo'da olacağım.Because of my job, I will be in Tokyo next week.
Yalnız olmak istememenin nedeni budur.This is because you do not want to be alone.
Tom Mary'nin burada olmama nedenini bilmek istiyor.Tom would like to know the reason why Mary isn't here.
Tom'un Mary'ye güvenmemek için bir nedeni yok.Tom has no reason not to trust Mary.
Tom'un gitmemek için bir nedeni yok.Tom has no reason not to go.
Onun bilmek istediğini Tom'un Mary'ye söylememek için iyi bir nedeni var.Tom has a good reason for not telling Mary what she wants to know.
Tom'un bugün gelmemek için iyi bir nedeni var.Tom has a good reason for being absent today.
Tom'un Mary'den kaçınmak için iyi bir nedeni var.Tom has a good reason for avoiding Mary.
Tom'un Mary'nin yalan söylediğinden şüphelenmek için bir nedeni yoktu.Tom had no reason to suspect that Mary was lying.
Tom'un kızgın olmak için iyi bir nedeni vardı.Tom had good reason to be angry.
Tom'un gitmemek için iyi bir nedeni vardı.Tom had a good reason for not going.
Tom Mary'ye geç kalma nedeni açıkladı.Tom explained the reason he was late to Mary.
Tom niçin gitmek zorunda olduğunun nedenini anlamıyor.Tom doesn't see any reason why he has to go.
Tom niçin kendisinin de gidemediğinin nedenini anlamıyor.Tom doesn't see any reason why he can't go, too.
Tom kanser nedeniyle hayatını kaybetti.Tom died of cancer.
Tom'un niçin gidemiyeceğine dair bir nedeni yoktu.Tom didn't have any reason why he couldn't go.
Tom'un Mary'ye inanmamak için bir nedeni yoktu.Tom didn't have any reason not to believe Mary.