Ne var ki, evine girenler ölüme gittiklerini, Ona konuk olanlar Ölüler diyarının dibine indiklerini bilmezler.Но той не знае, че мъртвите* са там, И че гостите й са в дълбочината на ада.
Ne var ki, evine girenler ölüme gittiklerini, Ona konuk olanlar Ölüler diyarının dibine indiklerini bilmezler.ולא ידע כי רפאים שם בעמקי שאול קראיה׃
Ne var ki, evine girenler ölüme gittiklerini, Ona konuk olanlar Ölüler diyarının dibine indiklerini bilmezler.ولا يعلم ان الاخيلة هناك وان في اعماق الهاوية ضيوفها
Ne var ki, evine girenler ölüme gittiklerini, Ona konuk olanlar Ölüler diyarının dibine indiklerini bilmezler.人 卻 不 知 有 陰 魂 在 他 那 裡 . 他 的 客 在 陰 間 的 深 處
Ne var ki, evine girenler ölüme gittiklerini, Ona konuk olanlar Ölüler diyarının dibine indiklerini bilmezler.人 卻 不知 有 陰魂 在 他 那 裡 . 他 的 客 在 陰間 的 深處
Ne var ki, firavunun koruması onlar için utanç, Mısırın gölgesine sığınmaları onlar için rezillik olacak.Ale vám bude sila faraonova na hanbu a útočište v tôni Egypta na posmech.
Ne var ki, firavunun koruması onlar için utanç, Mısırın gölgesine sığınmaları onlar için rezillik olacak.Bo moc Faraonowa będzie wam ku zawstydzeniu, a ucieczka do cieniu Egipskiego ku pohaóbieniu.
Ne var ki, firavunun koruması onlar için utanç, Mısırın gölgesine sığınmaları onlar için rezillik olacak.Dar, ocrotirea lui Faraon vă va da de ruşine, şi adăpostul supt umbra Egiptului vă va da de ocară.
Ne var ki, firavunun koruması onlar için utanç, Mısırın gölgesine sığınmaları onlar için rezillik olacak.Denn es soll euch die Stärke Pharaos zur Schande geraten und der Schutz unter dem Schatten Ägyptens zum Hohn.
Ne var ki, firavunun koruması onlar için utanç, Mısırın gölgesine sığınmaları onlar için rezillik olacak.És lesz néktek a Faraó oltalma szégyentekre, és az elrejtõzködés Égyiptom árnyékában gyalázatotokra.
Ne var ki, firavunun koruması onlar için utanç, Mısırın gölgesine sığınmaları onlar için rezillik olacak.Faraon turva koituu teille häpeäksi ja suojan etsiminen Egyptin varjosta häväistykseksi.
Ne var ki, firavunun koruması onlar için utanç, Mısırın gölgesine sığınmaları onlar için rezillik olacak.Faraos Værn skal blive jer til Skam og Lyet i Ægyptens Skygge til Skændsel.
Ne var ki, firavunun koruması onlar için utanç, Mısırın gölgesine sığınmaları onlar için rezillik olacak.그러므로 바로의 세력이 너희의 수치가 되며 애굽의 그늘에 피함이 너희의 수욕이 될 것이라
Ne var ki, firavunun koruması onlar için utanç, Mısırın gölgesine sığınmaları onlar için rezillik olacak.La protection de Pharaon sera pour vous une honte, Et l`abri sous l`ombre de l`Égypte une ignominie.
Ne var ki, firavunun koruması onlar için utanç, Mısırın gölgesine sığınmaları onlar için rezillik olacak.La protezione del faraone sarà la vostra vergogna e il riparo all'ombra dell'Egitto la vostra confusione
Ne var ki, firavunun koruması onlar için utanç, Mısırın gölgesine sığınmaları onlar için rezillik olacak.Men Faraos vern skal bli eder til skam, og det ly I søker i Egyptens skygge, til skjensel.
Ne var ki, firavunun koruması onlar için utanç, Mısırın gölgesine sığınmaları onlar için rezillik olacak.Nebo síla Faraonova bude vám k hanbě, a to odpočívání v stínu Egyptském k lehkosti,
Ne var ki, firavunun koruması onlar için utanç, Mısırın gölgesine sığınmaları onlar için rezillik olacak.Pero la protección del faraón se os convertirá en vergüenza; y el refugio de la sombra de Egipto, en afrenta
Ne var ki, firavunun koruması onlar için utanç, Mısırın gölgesine sığınmaları onlar için rezillik olacak.Portanto, a força de Faraó se vos tornará em vergonha, e a confiança na sombra do Egito em confusão.
Ne var ki, firavunun koruması onlar için utanç, Mısırın gölgesine sığınmaları onlar için rezillik olacak.Se, Faraos värn skall bliva eder till skam, och tillflykten under Egyptens skugga skall bliva eder till blygd.
Ne var ki, firavunun koruması onlar için utanç, Mısırın gölgesine sığınmaları onlar için rezillik olacak.Tetapi raja itu akan mengecewakan mereka, dan perlindungan yang diharapkan dari Mesir akan gagal
Ne var ki, firavunun koruması onlar için utanç, Mısırın gölgesine sığınmaları onlar için rezillik olacak.Zato vam bode moč Faraonova v sramoto in zavetje v senci Egipta v nečast.
Ne var ki, firavunun koruması onlar için utanç, Mısırın gölgesine sığınmaları onlar için rezillik olacak.Η δε δυναμις του Φαραω θελει εισθαι αισχυνη σας και η πεποιθησις επι την σκιαν της Αιγυπτου ονειδος.
Ne var ki, firavunun koruması onlar için utanç, Mısırın gölgesine sığınmaları onlar için rezillik olacak.Затова Фараоновата сило ще ви бъде за срам, И прибягването под египетската сянка за смущение.
Ne var ki, firavunun koruması onlar için utanç, Mısırın gölgesine sığınmaları onlar için rezillik olacak.Но сила фараона будет для вас стыдом, и убежище под тенью Египта – бесчестием;
Ne var ki, firavunun koruması onlar için utanç, Mısırın gölgesine sığınmaları onlar için rezillik olacak.והיה לכם מעוז פרעה לבשת והחסות בצל מצרים לכלמה׃
Ne var ki, firavunun koruması onlar için utanç, Mısırın gölgesine sığınmaları onlar için rezillik olacak.فيصير لكم حصن فرعون خجلا والاحتماء بظل مصر خزيا.
Ne var ki, firavunun koruması onlar için utanç, Mısırın gölgesine sığınmaları onlar için rezillik olacak.所 以 法 老 的 力 量 、 必 作 你 們 的 羞 辱 、 投 在 埃 及 的 蔭 下 、 要 為 你 們 的 慚 愧
Ne var ki, güneş doğunca kavruldular, kök salamadıkları için kuruyup gittiler.men när solen hade gått upp, förbrändes det, och eftersom det icke hade någon rot, torkade det bort.
Ne var ki, firavunun koruması onlar için utanç, Mısırın gölgesine sığınmaları onlar için rezillik olacak.所以 法老 的 力量 、 必 作 你 們 的 羞辱 、 投 在 埃及 的 蔭下 、 要為 你 們 的 慚愧
Ne var ki gerçek olup olmadığını bilmiyorsunuz. Dünyadaki en sahte şaraplardan biri olarak kabul ediliyor.Ami még maradt belőle, arról nem tudni, hogy valódi-e: ezt a világ leginkább hamisított borának tartják.
Ne var ki gerçek olup olmadığını bilmiyorsunuz. Dünyadaki en sahte şaraplardan biri olarak kabul ediliyor.Ce a mai rămas nu ştii dacă e real -- e considerat ca fiind cel mai plagiat vin din lume.
Ne var ki gerçek olup olmadığını bilmiyorsunuz. Dünyadaki en sahte şaraplardan biri olarak kabul ediliyor.O que ainda existe, nem se sabe se é verdadeiro é considerado o vinho mais falsificado do mundo.
Ne var ki gerçek olup olmadığını bilmiyorsunuz. Dünyadaki en sahte şaraplardan biri olarak kabul ediliyor.Pokud něco zbylo, nevíte, jestli je pravé - považuje se za nejčastěji padělávané víno na světě.
Ne var ki gerçek olup olmadığını bilmiyorsunuz. Dünyadaki en sahte şaraplardan biri olarak kabul ediliyor.Quel che è rimasto non si sa se sia autentico, perché è considerato il vino più imitato del mondo.
Ne var ki gerçek olup olmadığını bilmiyorsunuz. Dünyadaki en sahte şaraplardan biri olarak kabul ediliyor.Y lo que queda de él se desconoce si es real... ...pues es considerado el vino más falsificado del mundo.
Ne var ki gerçek olup olmadığını bilmiyorsunuz. Dünyadaki en sahte şaraplardan biri olarak kabul ediliyor.А за онова, което е останало, не се знае дали е истинско - смята се за най-фалшифицираното вино в света.
Ne var ki gerçek olup olmadığını bilmiyorsunuz.I nie wiadomo, czy to, co zostało, to autentyk.
Ne var ki gerçek olup olmadığını bilmiyorsunuz.In še to, kar ga je ostalo, ne vemo, če je pristno.
Ne var ki gerçek olup olmadığını bilmiyorsunuz.남아있는 것이 진품인지도 알지 못합니다.
Ne var ki gerçek olup olmadığını bilmiyorsunuz.ומה שנשאר ממנו - לא ידוע אם הוא אמיתי -
Ne var ki gerçek olup olmadığını bilmiyorsunuz.وما تبقى منه ، لا تعلم ان كان حقيقيا
Ne var ki gerçek olup olmadığını bilmiyorsunuz.一番偽者が多いワインでもあります
Ne var ki, güneş doğunca kavruldular, kök salamadıkları için kuruyup gittiler.A gdy słońce weszło, wygorzało, a iż korzenia nie miało, uschło.
Ne var ki, güneş doğunca kavruldular, kök salamadıkları için kuruyup gittiler.A když vyšlo slunce, uvadlo, a protože nemělo kořene, uschlo.
Ne var ki, güneş doğunca kavruldular, kök salamadıkları için kuruyup gittiler.Ale gdy słońce weszło, wygorzało, a iż nie miało korzenia, uschło.
Ne var ki, güneş doğunca kavruldular, kök salamadıkları için kuruyup gittiler.Ale když slunce vzešlo, uvadla, a že neměla kořene, uschla.
Ne var ki, güneş doğunca kavruldular, kök salamadıkları için kuruyup gittiler.Ale keď vyšlo slnce, vyhorelo a preto, že nemalo koreňa, vyschlo.
Ne var ki, güneş doğunca kavruldular, kök salamadıkları için kuruyup gittiler.ale keď vyšlo slnce, vyhorely a preto, že nemaly koreňa, vyschly.
Ne var ki, güneş doğunca kavruldular, kök salamadıkları için kuruyup gittiler.Als aber die Sonne aufging, verwelkte es, und dieweil es nicht Wurzel hatte, ward es dürre.
Ne var ki, güneş doğunca kavruldular, kök salamadıkları için kuruyup gittiler.Da nun die Sonne aufging, verwelkte es, und dieweil es nicht Wurzel hatte verdorrte es.
Ne var ki, güneş doğunca kavruldular, kök salamadıkları için kuruyup gittiler.dar, cînd a răsărit soarele, s'a pălit; şi, pentrucă n'avea rădăcină, s'a uscat.
Ne var ki, güneş doğunca kavruldular, kök salamadıkları için kuruyup gittiler.Dar, cînd a răsărit soarele, s'a pălit; şi, pentrucă n'avea rădăcini, s'a uscat.
Ne var ki, güneş doğunca kavruldular, kök salamadıkları için kuruyup gittiler.De mikor a nap felkelt, elsüle; és mivelhogy gyökere nem vala, elszáradott.
Ne var ki, güneş doğunca kavruldular, kök salamadıkları için kuruyup gittiler.해가 돋은 후에 타져서 뿌리가 없으므로 말랐고
Ne var ki, güneş doğunca kavruldular, kök salamadıkları için kuruyup gittiler.Ko pa vzide solnce, uvene, in ker nima korenine, usahne.
Ne var ki, güneş doğunca kavruldular, kök salamadıkları için kuruyup gittiler.maar toen de felle zon ging schijnen, verschroeide het. Het ging dood, omdat het nauwelijks wortels had.
Ne var ki, güneş doğunca kavruldular, kök salamadıkları için kuruyup gittiler.Maar toen de zon erop ging schijnen, verschroeide het. Het ging dood, omdat het niet veel wortels had.
Ne var ki, güneş doğunca kavruldular, kök salamadıkları için kuruyup gittiler.mais, quand le soleil parut, elle fut brûlée et sécha, faute de racines.
Ne var ki, güneş doğunca kavruldular, kök salamadıkları için kuruyup gittiler.ma quando si levò il sole, restò bruciata e, non avendo radice, si seccò