Allah, onlara âhirette bir nasip vermemeyi istemektedir.It is Allah's Will to give them no portion in the Hereafter.
Allah, müminler aleyhine kâfirlere bir yol asla nasip etmez.And never will Allah grant to the disbelievers a way (to triumph) over the believers.
Allah dilediğine tövbe nasip eder.Allah accepts the repentance of whom He wills.
"Rabbim, sen bana mülk ve saltanattan bir nasip verdin."My Lord!
İşte onlar için, kazandıklarından büyük bir nasip vardır.For them there will be alloted a share for what they have earned.
Allah onlara, ahiretten yana bir nasip vermemek istiyor.It is Allah's Will to give them no portion in the Hereafter.
Kendilerine Kitap'tan nasip verilenleri görmedin mi?Have you not seen those who were given a portion of the Scripture?
Allah böyle fasıklar topluluğuna hidayet nasip etmez.And Allah guides not the people who are Al-Fasiqun (the rebellious, disobedient to Allah).
Allah onlara âhirette nasip vermemek istiyor.It is Allah's Will to give them no portion in the Hereafter.
Baksana o kendilerine kitaptan bir nasip verilenlere!Have you not seen those who were given a portion of the Scripture?
Kendilerine Kitap'tan bir nasip verilenlere baksana!Have you not considered those who were given a share of the Book?
Kelimeleri yerlerinden kaydırıyorlar. Öğütlenmek üzere çağırıldıkları şeyden nasiplenmeyi unuttular.They twist the words out of their context, and they disregarded some of what they were reminded of.
Kullarından dilediğini lütfuyla nasiplendirir.He makes it reach whomever He wills of His servants.
Kendilerine Kitap'tan nasip verilenlere baksana!Have you not considered those who were given a share of the Book?
Onların kitaptaki nasipleri kendilerine erişecektir.These—their share of the decree will reach them.
Onlara Kitap'tan nasipleri erişir.These—their share of the decree will reach them.
O, lütfunu dilediği kuluna nasip eder.He makes it reach whomever He wills of His servants.
Baksanıza kendilerine kitaptan nasip verilenlerin yaptıklarına!Have you not considered those who were given a share of the Book?
Size tövbe nasip ediyor.He will turn graciously towards you.
Kendi nasipleriyle zevk sürdüler. Siz de kendi payınıza düşenle zevk sürdünüz.They were mightier than you in power, and more abundant in riches and children.
Allah onlara ahirette hiçbir nasip koymamak istiyor. Onlar için büyük bir azab vardır.It is Allah's Will to assign them no portion in the Hereafter, and theirs will be an awful doom.
Tıpkı sizden öncekilerin kendi nasipleriyle zevklendikleri gibi.And ye prate even as they prated.
Belki de onlara tövbe nasip edecek.Lo!
Biz rahmetimizi dilediğimize nasip ederiz.We reach with Our mercy whom We will.
Allah onlara âhirette nasip vermemek istiyor. Onlara büyük bir azap vardır.It is Allah's Will to assign them no portion in the Hereafter, and theirs will be an awful doom.
Allah onlara ya azap edecektir ya tövbe nasip edecektir.He will either punish or turn towards them.
Allah size, kendi benliklerinizden eşler nasip etti.God has created spouses for you from your own selves.
Çünkü yapmadınız. Allah size tövbe nasip etti.Since you did not offer such charity, God forgave you for this.
Böyle yapmıştır ki, O'nun kereminden nasip arayasınız ve şükredebilesiniz.All this, so that you may seek His bounty and feel grateful.
Allah'ım dostum da, düşmanıma da benim için ne istiyorsa benden önce onlara nasip et.Lieber Gott, erfülle meinen Freunden und auch meinen Feinden zuerst all das, was sie mir wünschen.
Öğütlenmek üzere çağrıldıkları şeyden nasiplenmeyi unuttular.Sie lehnten darin das Gnadengesuch ab.
Ermeniler de bu nitelemeden nasiplerini almışlardır.Ebenso sollen bereits die Milesier diesen Rohstoff verbaut haben.
Her kaleciye nasip olmaz.Nicht nur nach jedem Tor.
Maçın ilk yarısında gole çok yaklaştım ancak ikinci yarıda atmak nasip oldu.In der ersten Halbzeit haben wir etwas behäbig gespielt, aber in der zweiten Hälfte haben wir alles versucht.
Öğütlenmek üzere çağrıldıkları şeyden nasiplenmeyi unuttular.Ils sont capables d'invoquer tout ce qu'ils dessinent.
Bu sonuçları almak ancak Weierstrass'a nasip oldu.Cette notion est due à Weierstrass.
Her futbolcuya Fatih Hoca'yla çalışmak nasip olmaz.Cada jugador de fútbol Fatih Hoca'yla a menudo no funciona.
Basketbol şubesi de bu gidişattan nasiplendi.Este contrato tomó al mundo del béisbol por sorpresa.
Bu müzisyenleri sahip oldukları ün daha sonra çok az caz müziyenine nasip olmuştur.Poche notizie certe si hanno di questo musicista.
Öğütlenmek üzere çağrıldıkları şeyden nasiplenmeyi unuttular.Тогда они, совершивши пост и молитву возложивши на них руки, отпустили» (Деян.
Sonunda Allah duasını kabul etmiş ve ona bir çocuk nasip etmiştir.Аллах приказал ей молчать, когда её станут расспрашивать о рождении ребёнка.
Öğütlenmek üzere çağrıldıkları şeyden nasiplenmeyi unuttular.وقتال هؤلاء واجب ابتداء بعد بلوغ دعوة النبي صلى الله عليه وسلم إليهم بما يقاتلون عليه .
Öğütlenmek üzere çağrıldıkları şeyden nasiplenmeyi unuttular.Hij valt vervolgens de tegenstander van de gene die hem geroepen heeft aan.
Allah bu şehadeti kendisine nasip etti.Hij maakte zich voor de vermelding van God sterk.
Ermeniler de bu nitelemeden nasiplerini almışlardır.Ook de Ernestijnen sloten een dergelijk verbond.
Allah-ü Teala saltanatı fazl-ı kereminden bu aciz kuluna nasip eyledi.Był to bóg zsyłający zarazę, który władał światem podziemnym.
Öğütlenmek üzere çağrıldıkları şeyden nasiplenmeyi unuttular.Zaliczał się do tzw. nie wspominających.
Bu müzisyenleri sahip oldukları ün daha sonra çok az caz müziyenine nasip olmuştur.Młodzi muzycy już wtedy zwrócili na siebie sporą uwagę.
Öğütlenmek üzere çağrıldıkları şeyden nasiplenmeyi unuttular.De kallas därför uradel (ur- - som har funnits så länge man minns).
Sonunda Allah duasını kabul etmiş ve ona bir çocuk nasip etmiştir.Han talar med Mose och Elia och Gud kallar honom för son.
Her futbolcuya böyle büyük bir kulüpte forma giymek nasip olmaz.Acest mod de a pierde un meci este foarte neplăcut pentru orice club.
Sonunda Allah duasını kabul etmiş ve ona bir çocuk nasip etmiştir.Han ba dem vende seg til Gud, og når de fikk et barn, skulle de gi det til Gud.
Öğütlenmek üzere çağrıldıkları şeyden nasiplenmeyi unuttular.Amat berat bagi orang-orang musyrik dīn (agama) yang kamu seru mereka kepadanya.
Sonunda Allah duasını kabul etmiş ve ona bir çocuk nasip etmiştir.Ia membanggakan mempunyai pengetahuan tentang Allah, dan menyebut dirinya anak Tuhan.
Allah bu şehadeti kendisine nasip etti.Allah berjanji bahwa mereka yang sungguh-sungguh mencari Dia akan menemukan-Nya.
Bu sonuçları almak ancak Weierstrass'a nasip oldu.Hàm này do Weierstrass đưa ra.
Öğütlenmek üzere çağrıldıkları şeyden nasiplenmeyi unuttular.また読者からの情報提供を呼びかけ増補を期した。
Nasip İyem, Nuri İyem'in de eşiydi.ヤス子(ヤスこ) ノリ彦の妻。
Öğütlenmek üzere çağrıldıkları şeyden nasiplenmeyi unuttular.但人們卻稱之為奇蹟並且崇拜,所以這才麻煩呢。
Her kaleciye nasip olmaz.每鞫獄不叱詈。