Öğütlenmek üzere çağrıldıkları şeyden nasiplenmeyi unuttular.Together they formed a band called The Revelations feat.
Sonunda Allah duasını kabul etmiş ve ona bir çocuk nasip etmiştir.She then prayed for God to give her many children and that they would be consecrated to God.
Allah bu şehadeti kendisine nasip etti.Gott was then appointed features editor for The Guardian.
Allah sana ve bana kullarından hiç kimseye nasip olmayan lütuf ve ihsanda bulunmuştur.God, the protector and sustainer of all, has given thee to me.
Eğer Allah bir gün görmeyi nasip ederseIf God wills we'll meet one day
Gençlerine zafer nasip etsinMay God grant victory to her children
İnşallah, Allah nasip ederse, kardeşlik mesajını halkımıza duyuracağımInsha'Allah, God willing, I preach this message of brotherhood.
Yoksa mülkten/yönetimden bir nasipleri mi var?Have they a share in the kingdom?
Onlar da öğütlenmek üzere çağırıldıkları şeyden nasiplenmeyi unuttular.But they too forgot to take advantage of the warning they were given.
Bilgiden nasipli bir topluluk için ayetleri gerçekten ayrıntılı kılmışızdır.Distinct have We made Our signs for those who recognise.
Bilgiden nasipli bir topluluk için biz, ayetleri böyle ayrıntılı kılıyoruz.That is how We explain Our signs to those who know.
Ve yüreklerinin öfkesini gidersin. Allah dilediğine tövbe nasip eder.And remove the anger from their breasts; for God turns to whosoever desires.
Allah onlara ya azap edecektir ya tövbe nasip edecektir. Allah, Alîm'dir, Hakîm'dir.He may punish or pardon them, for God is all-knowing and all-wise.
Doğruluktan şaşmayın! İlimden nasipsizlerin yolunu izlemeyin!"Therefore persist and do not follow the path of those who are ignorant."
Biz onların da nasiplerini hiç eksiltmeden elbette vereceğiz.We shall verily give them their meed without diminution.
Rabbiniz odur ki, lütfundan nasip arayasınız diye sizin için denizde gemiler yürütüyor.It is your Lord who drives your ships across the seas that you may seek of His bounty.
"Babacığım, bana ilimden, sana ulaşmayan bir nasip geldi.O my father, to me has come such knowledge as never came to you.
Ama onların çokları ilimden nasipsizliği sürdürüyorlar.In reality most of them do not know.
Nasiplendirildiğiniz şeyler şu iğreti hayatın yararından ve süsünden ibarettir.Whatsoever has been given you is the stuff this life is made of, and only its embellishment.
Gerçekten o, çok nasipli bir adam!"He indeed possesses great good fortune."
Gece ve gündüz uyumanız, onun lütfundan nasip aramanız da O'nun ayetlerindendir.Another of His signs is the night, a time for you to sleep, and the day to seek His bounty.
İlimden nasipsizlerin kalpleri üzerine Allah işte böyle mühür basıyor.That is how God seals the hearts of those who do not know.
Belki de onlara tövbe nasip edecek. Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.God is surely forgiving and kind.
Şu bir gerçek ki, biz sana apaçık bir fetih nasip ettik.WE HAVE GIVEN you a splendent victory
Alacakları birçok ganimetler de nasip etmiştir.And the many spoils that they were to take.
Allah, sizin bilmediğinizi bildi de bundan önce size yakın bir fetih nasip etti.He knew what you did not know, and has vouchsafed you, apart from this, a victory near at hand.
Kim Allah'tan sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu nasip eder.God will furnish a way out for him who fears Him,
Kim Allah'tan sakınırsa, O ona işinde bir kolaylık nasip eder.God will make things easy for him who is mindful of God.
Erkeklerin de kazandıklarından nasipleri var, kadınların da kazandıklarından nasipleri var.Men have a share in what they earn, and women have theirs in what they earn.
Yoksa onların mülkten (hükümranlıktan) bir nasipleri mi var?Have they a share in the kingdom?
Biz onların (azaptan) nasiplerini mutlaka eksiksiz olarak vereceğiz.We shall verily give them their meed without diminution.
Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk; kendilerine haklı ve yüksek bir şöhret nasip ettik.And bestowed on them some of Our blessings, and gave them high renown.
Bana, sonra gelecekler içinde, iyilikle anılmak nasip eyle!And uphold my name with posterity,
Babamı da bağışla (ona tevbe ve iman nasip et). Çünkü o sapıklardandır.Forgive me and my father: He was surely among those who went astray.
Allah dilediği kullarına yağmuru nasip edince, onlar seviniverirler.When He sends it down to those of His creatures as He will, they are filled with joy,
Biz de kendilerine nasiplerini elbette eksiksiz olarak öderiz.We shall verily give them their meed without diminution.
Erkeklere çalışmalarından nasipleri olduğu gibi kadınlara da çalışmalarından nasipleri vardır.Men have a share in what they earn, and women have theirs in what they earn.
Yoksa onların mülk ve hâkimiyetten nasipleri mi var?Have they a share in the kingdom?
Allah böyle kuluna gerçekten pek güzel nasip ihsan eder. [15,9; 14,1; 2,257; 42,52]God has indeed sent down a Reminder for you,
Onların nasiplerini eksiksiz olarak kendilerine ödeyeceğiz.We shall verily give them their meed without diminution.
İşte böyle diyenlere kazandıklarından bir nasip vardır. Allah, hesabı çok çabuk görür.For such is a portion from what they have earned; and Allah is Swift At Taking Account.
Günahlarımızı bağışla bizim. Kötülüklerimizin üstünü ört ve bize iyilerle birlikte ölmek nasip et."Therefore forgive us our sins, and wipe out our evil deeds, and make us die among the virtuous.”
Alacakları birçok ganimetler de nasip etmiştir. Allah Azîz'dir, Hakîm'dir.And plenty of war booty, to take; and Allah is Most Honourable, Wise.
İşte onlar için, kazandıklarından büyük bir nasip vardır. (Şüphesiz) Allah'ın hesabı çok süratlidir.For such is a portion from what they have earned; and Allah is Swift At Taking Account.
Babamı da bağışla (ona tevbe ve iman nasip et).“And forgive my father* – he is indeed astray.”
Allah böyle kuluna gerçekten pek güzel nasip ihsan eder.Allah has sent down a Remembrance (or an honour) for you.
Kullarından dilediğini lütfuyla nasiplendirir. Gafûr'dur O, Rahîm'dir.He is the All-forgiving, the All-compassionate.'
Hayır! Ama onların çokları ilimden nasipsizliği sürdürüyorlar.Nay, but the most of them have no knowledge.
O, lütfunu dilediği kuluna nasip eder. Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.He is the All-forgiving, the All-compassionate.'
Biz rahmetimizi dilediğimize nasip ederiz. Ve iyilik edenlerin mükafatını zayi etmeyiz.We visit with Our mercy whomsoever We will, and We leave not to waste the wage of the good-doers.
Böylesi için âhirette bir nasip yoktur.And for such there shall be no portion in the Hereafter.
Size tövbe nasip ediyor. Allah her şeyi bilir, tüm hikmetlerin sahibidir.And Allah is Knowing, Wise.
Allah'tan size fetih nasip olursa, "sizinle birlikte değil miydik" diyecekler.If then there be victory for you from Allah, they say: were we not with you?
Allah dilediğine tövbe nasip eder. Allah Alîm'dir, Hakîm'dir.And Allah will relent toward whomsoever He liketh; and Allah is Knowing, Wise.
Sonra onlara tövbe nasip etti ki, eski hallerine dönsünler.Thereafter He relented toward them, so that they might repent.
Eğer Allah tarafından size bir zafer nasip olursa: "Biz sizinle beraber değil miydik?" derler.If then there be victory for you from Allah, they say: were we not with you?
Bunların âhirette nasipleri yoktur.And for such there shall be no portion in the Hereafter.
Onların, tarife hacet olmayan, her yönden mükemmel bir nasipleri vardır, onlara meyveler vardır.Fruits!
Allah onlara ahirette hiçbir nasip koymamak istiyor.It is Allah's Will to give them no portion in the Hereafter.
İşte böyle diyenlere kazandıklarından bir nasip vardır.For them there will be alloted a share for what they have earned.