1967’de Altı Gün Savaşı nda Mısır’ın yenilgisi sonrasında Nasırcılık çöker.Efter Egyptens nederlag i sexdagarskriget avgick Amir.
Nasıra’da başlar.Бере початок у Мар'янівці.
Nasıriyeli İsa'nın doğumu.Подорож батьківщиною Ісуса Христа.
Nasır ağır bir sigara içicisiydi.Джеймс є великим прихильником сигар.
Arkadaşları ile birlikte 2005 yılında Nasır Sosyalist Hareketi 'ni kurdu.Strana zahájila své působení jako sociálně orientované hnutí občanských aktivistů v roce 2005.
Nasır ağır bir sigara içicisiydi.Havel a fost fumător înrăit.
1895 yılında İran'a taşındı ve İran Şahları Nasıreddin Şah ve Muzaffereddin Şah'ların özel doktoru oldu.În 1895 s-a mutat în Iran și a devenit doctorul șahului persan.
Devletin kurucusu Muhammed Nasır.Deputatul Sfatului Țării Andrei Găină.
Bağdad'da Halife Nasır tüm bu hazırlıklardan haberdar olmuştu.Toată presa din București a consemnat evenimentul.
Nasır Muhammed ve annesi önce Kahire Kalesindeki Sultanlık Sarayının bir ücra dairesine konuldular.Asmahan și familia sa au trăit mai întâi într-un cartier umil din Cairo.
Kimdi bu Nasıralı İsa!Cine este Iisus Hristos?
Nasır ağır bir sigara içicisiydi.Erős dohányos volt.
Nasıriyeli İsa'nın doğumu.Krisztus születése előtti történetek.
Sultan Nasır Mısır'a kaçtı.Kara Oszmán Egyiptomba menekült.
Kendi anlayışına göre dindar olan Nasırî dinsizlikle itham edilmiştir.Vaikka sitä ajattelee, että uskonto on korruptoitunut...
Hristiyanlıkta Nasıralı İsa olarak da bilinir.Jeesus Nasaretilaisen mahdollinen ristiinnaulitseminen.
Antipa her halûkarda, Yeni Ahitte Vaftizci Yahya ve Nasıralı İsa'nın ölümleriyle açıkça ilişkilendirilir.Jokainen uudestisyntynyt on yhtä paljon inkarnaatio kuin Jeesus Nasaretilainen.
Yenilginin ardından Nasır rejimi sallanmaya başlamıştı.Μετά τη νίκη τους άρχισαν να πολιορκούν την Αίγινα.
Nasır Davud'un ordusu bu muharebeyi kazandı.Danske Jakob Fuglsang vandt bjergtrøjen.
Bu durum ayakta nasırlaşmaya, ağrıya yol açabilir.Lykkeglimt kan direkte mindske smerter.
Bu durum ayakta nasırlaşmaya, ağrıya yol açabilir.Den kan være uvillig til å røre på seg, på grunn av smertene.
Nasır ağır bir sigara içicisiydi.Dia adalah seorang perokok berat.
1966 temmuz ayında Arif Abd ar-Razzaq dairesinde Nasırcılar yeniden hükümet darbesi yaptılar.Ngày 1 tháng 6 năm 1966, những người biểu tình đập phá Tòa lãnh sự Mỹ tại Huế một lần nữa.
Nasır ve Emîr-ül-Mü’minîn lakabını aldı.織田和也(おだ かずや) 『りぼん』連載時のみ登場。
Nasır ağır bir sigara içicisiydi.重度の酒飲みであり喫煙者であった。
Nasıriye kuruluşundan bu yana ulaşım için önemli bir merkez haline gelmiştir.その地理上の位置から、新大陸への重要な航海基地となった。
1967’de Altı Gün Savaşı nda Mısır’ın yenilgisi sonrasında Nasırcılık çöker.1967年の「六日間戦争」(第三次中東戦争)におけるエジプト軍の敗北にも失望した。
Dukak veya Ebu Nasır Şemsulmülk Dukak (ö.腹部の皮膚に丘疹や膿疱を形成する。
Nasıra’da başlar.長崎くんちの始まり。
Fakat Salih Eyyub ile Nasır Davud'un arası yine açıldı.鄧元謹在河靜時,與吳德繼等人認識了潘佩珠。
Tarihi kaynaklara göre, Nasıra kilisesi'nin yazıları 330-427 yıllarında yazılabilir.역사적 문서들의 출처에 의하여, 나사렛 성 수태 고지 성당 내부에 있는 조지아 문자는 330-427년경에 기록된 것임을 입증하였다.
Nasır ağır bir sigara içicisiydi.הוא נודע כמעשן כבד.
Nasıra’da başlar.הנהר מתחיל באנגולה.
Nasır Davud'un ordusu bu muharebeyi kazandı.אוספיו של משה בר-דוד אכן זכו לכך.
Nasıriye kuruluşundan bu yana ulaşım için önemli bir merkez haline gelmiştir.עבר זמן עד שהפכה לדמות מרכזית בתנועה.
Sultan Nasır Mısır'a kaçtı.Клеомен бяга в Египет.
Hristiyanlıkta Nasıralı İsa olarak da bilinir.U kršćanstvu je najpoznatije ime Isusa iz Nazareta.
Süveyş Krizi'nden Nasır, Arap dünyasının en güçlü lideri olarak çıktı.Pobjednik G. A. Naser postao je tako vođom čitavog arapskog svijeta.
Sultan Nasır Mısır'a kaçtı.Albanski kralj Zog pobjegao je u London.
Nasır ağır bir sigara içicisiydi.Je silnou fajčiarkou.
Nasıra,İsrail’in Arap başkenti olarak bilinir.Nazaretas taip pat yra laikomas Izraelio arabų sostine.
Bu durum ayakta nasırlaşmaya, ağrıya yol açabilir.Tokiu atveju moteriai sueitis gali sukelti skausmą.
Sultan Nasır Mısır'a kaçtı.Faraonas Taharka pabėgo iš Egipto.
Aynı zamanda Nasır Mahallesi'nde ikinci bir hastanenin yapılmasını emretti.Tame pačiame nutarime buvo nuspręsta Vinendene pastatyti naują ligoninės pastatą.
Nasıriyeli İsa'nın doğumu.Jeesuse Kristuse võimalik sünniaeg ...
Nasır Davud'un ordusu bu muharebeyi kazandı.Dmitri Donskoi väed võitsid selle lahingu.
Nasır ağır bir sigara içicisiydi.Seda soodustas asjaolu, et ta oli kõva joodik ja suitsetaja.
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.Ainsi, il fait miséricorde à qui il veut, et il endurcit qui il veut.
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.Alltså är han barmhärtig mot vem han vill, och vem han vill förhärdar han.
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.Altså: hvem han vil, den miskunner han sig over; og hvem han vil, den forherder han.
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.Annakokáért a kin akar könyörül, a kit pedig akar, megkeményít.
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.Astfel, El are milă de cine vrea şi împietreşte pe cine vrea.
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.A tak nad kim chce, zmiłowywa się, a kogo chce, zatwardza.
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.A tak tedy nad kýmž chce, smilovává se, a koho chce, zatvrzuje.
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.De manera que de quien quiere, tiene misericordia; pero a quien quiere, endurece
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.Dio quindi usa misericordia con chi vuole e indurisce chi vuol
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.그런즉 하나님께서 하고자 하시는 자를 긍휼히 여기시고 하고자 하시는 자를 강퍅케 하시느니라
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.Như vậy, Ngài muốn thương xót ai thì thương xót, và muốn làm cứng lòng ai thì làm.
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.Như_vậy , Ngài muốn thương_xót ai thì thương_xót , và muốn làm cứng lòng ai thì làm .
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.Niin hän siis on armollinen, kenelle tahtoo, ja paaduttaa, kenen tahtoo.