Yağmursuz bulut ve yel nasılsa, Vermediği armağanla övünen kişi de öyledir.Ο καυχωμενος εις δωρον ψευδες ομοιαζει συννεφα και ανεμον χωρις βροχης.
Yağmursuz bulut ve yel nasılsa, Vermediği armağanla övünen kişi de öyledir.Който лъжливо се хвали за подаръци що дава, Прилича на облаци и вятър без дъжд.
Yağmursuz bulut ve yel nasılsa, Vermediği armağanla övünen kişi de öyledir.Что тучи и ветры без дождя, то человек, хвастающий ложными подарками.
Yağmursuz bulut ve yel nasılsa, Vermediği armağanla övünen kişi de öyledir.נשיאים ורוח וגשם אין איש מתהלל במתת שקר׃
Yağmursuz bulut ve yel nasılsa, Vermediği armağanla övünen kişi de öyledir.سحاب وريح بلا مطر الرجل المفتخر بهدية كذب
Yağmursuz bulut ve yel nasılsa, Vermediği armağanla övünen kişi de öyledir.空 誇 贈 送 禮 物 的 、 好 像 無 雨 的 風 雲
Yağmursuz bulut ve yel nasılsa, Vermediği armağanla övünen kişi de öyledir.空誇贈 送 禮物 的 、 好像 無雨 的 風雲
Yiğidin elinde nasılsa oklar, Öyledir gençlikte doğan çocuklar.(126:4) Что стрелы в руке сильного, то сыновья молодые.
Yiğidin elinde nasılsa oklar, Öyledir gençlikte doğan çocuklar.Anak-anak lelaki yang diperoleh di masa muda seperti anak panah di tangan ksatria
Yiğidin elinde nasılsa oklar, Öyledir gençlikte doğan çocuklar.Ca săgeţile în mîna unui războinic, aşa sînt fiii făcuţi la tinereţă.
Yiğidin elinde nasılsa oklar, Öyledir gençlikte doğan çocuklar.Come frecce in mano a un eroe sono i figli della giovinezza
Yiğidin elinde nasılsa oklar, Öyledir gençlikte doğan çocuklar.Comme les flèches dans la main d`un guerrier, Ainsi sont les fils de la jeunesse.
Yiğidin elinde nasılsa oklar, Öyledir gençlikte doğan çocuklar.Como flechas en la mano del valiente, así son los hijos que se tienen en la juventud
Yiğidin elinde nasılsa oklar, Öyledir gençlikte doğan çocuklar.Como flechas na mão dum homem valente, assim os filhos da mocidade.
Yiğidin elinde nasılsa oklar, Öyledir gençlikte doğan çocuklar.Con trai sanh trong buổi đang thì, Khác nào mũi tên nơi tay dõng sĩ.
Yiğidin elinde nasılsa oklar, Öyledir gençlikte doğan çocuklar.Con_trai sanh trong buổi đang thì , Khác_nào mũi_tên nơi tay dõng sĩ .
Yiğidin elinde nasılsa oklar, Öyledir gençlikte doğan çocuklar.Jako střely v ruce udatného, tak jsou dítky zdárné.
Yiğidin elinde nasılsa oklar, Öyledir gençlikte doğan çocuklar.Jako strely v ruke hrdinu, tak synovia mladosti.
Yiğidin elinde nasılsa oklar, Öyledir gençlikte doğan çocuklar.Jako strzały w ręku mocarza, tak są dziatki, które się darzą.
Yiğidin elinde nasılsa oklar, Öyledir gençlikte doğan çocuklar.젊은 자의 자식은 장사의 수중의 화살 같으니
Yiğidin elinde nasılsa oklar, Öyledir gençlikte doğan çocuklar.Likasom pilar i en hjältes hand, så äro söner som man får vid unga år.
Yiğidin elinde nasılsa oklar, Öyledir gençlikte doğan çocuklar.Mint a nyilak a hõsnek kezében, olyanok a serdülõ fiak.
Yiğidin elinde nasılsa oklar, Öyledir gençlikte doğan çocuklar.Niinkuin nuolet sankarin kädessä, niin ovat nuoruudessa synnytetyt pojat.
Yiğidin elinde nasılsa oklar, Öyledir gençlikte doğan çocuklar.Som Pile i Krigerens Hånd er Sønner, man får i sin Ungdom.
Yiğidin elinde nasılsa oklar, Öyledir gençlikte doğan çocuklar.Som piler i den veldige kjempes hånd, således er ungdoms sønner.
Yiğidin elinde nasılsa oklar, Öyledir gençlikte doğan çocuklar.Wie die Pfeile in der Hand des Starken, also geraten die jungen Knaben.
Yiğidin elinde nasılsa oklar, Öyledir gençlikte doğan çocuklar.Zoals de pijl in zijn hand de soldaat zekerheid geeft, beloven ook uw kinderen veel voor de toekomst.
Yiğidin elinde nasılsa oklar, Öyledir gençlikte doğan çocuklar.Καθως ειναι τα βελη εν τη χειρι του δυνατου, ουτως οι υιοι της νεοτητος.
Yiğidin elinde nasılsa oklar, Öyledir gençlikte doğan çocuklar.Както са стрелите в ръката на силния, Така са чадата на младостта.
Yiğidin elinde nasılsa oklar, Öyledir gençlikte doğan çocuklar.כחצים ביד גבור כן בני הנעורים׃
Yiğidin elinde nasılsa oklar, Öyledir gençlikte doğan çocuklar.كسهام بيد جبار هكذا ابناء الشبيبة.
Yiğidin elinde nasılsa oklar, Öyledir gençlikte doğan çocuklar.少 年 時 所 生 的 兒 女 、 好 像 勇 士 手 中 的 箭
Yiğidin elinde nasılsa oklar, Öyledir gençlikte doğan çocuklar.少年時 所 生 的 兒女 、 好像 勇士 手中 的 箭
Yine her zamanki esas halime geri döneceğim, bilirsin, buraya gelmeden önce nasılsam öyle.[M:]
Yuvasından uzak kalan kuş nasılsa, Yurdundan uzak kalan insan da öyledir.Ca pasărea plecată din cuibul ei, aşa este omul plecat din locul său.
Yuvasından uzak kalan kuş nasılsa, Yurdundan uzak kalan insan da öyledir.Come un uccello che vola lontano dal nido così è l'uomo che va errando lontano dalla dimora
Yuvasından uzak kalan kuş nasılsa, Yurdundan uzak kalan insan da öyledir.Comme l`oiseau qui erre loin de son nid, Ainsi est l`homme qui erre loin de son lieu.
Yuvasından uzak kalan kuş nasılsa, Yurdundan uzak kalan insan da öyledir.Como el ave que vaga lejos de su nido, así es el hombre que vaga lejos de su lugar
Yuvasından uzak kalan kuş nasılsa, Yurdundan uzak kalan insan da öyledir.Jako ptak odlatuje od gniazda swojego: tak człowiek odchodzi od miejsca swego.
Yuvasından uzak kalan kuş nasılsa, Yurdundan uzak kalan insan da öyledir.Jako pták zaletuje od hnízda svého, tak muž odchází od místa svého.
Yuvasından uzak kalan kuş nasılsa, Yurdundan uzak kalan insan da öyledir.Jako vták, ktorý vyletí zo svojho hniezda, tak i človek, ktorý vyletí zo svojho miesta.
Yuvasından uzak kalan kuş nasılsa, Yurdundan uzak kalan insan da öyledir.Kakršna je ptica, ki odleti iz svojega gnezda, tak je mož, ki uteče s svojega mesta.
Yuvasından uzak kalan kuş nasılsa, Yurdundan uzak kalan insan da öyledir.Kẻ lưu lạc xa cách nơi ở của mình, Giống như chim bay đây đó khỏi ổ nó vậy.
Yuvasından uzak kalan kuş nasılsa, Yurdundan uzak kalan insan da öyledir.Kẻ lưu_lạc xa_cách nơi ở của mình , Giống như chim bay đây_đó khỏi ổ nó vậy .
Yuvasından uzak kalan kuş nasılsa, Yurdundan uzak kalan insan da öyledir.본향을 떠나 유리하는 사람은 보금자리를 떠나 떠도는 새와 같으니라
Yuvasından uzak kalan kuş nasılsa, Yurdundan uzak kalan insan da öyledir.Kuin pesästään paennut lintu, on mies paossa kotipaikoiltaan.
Yuvasından uzak kalan kuş nasılsa, Yurdundan uzak kalan insan da öyledir.Lik en fågel som har måst fly ifrån sitt bo är en man som har måst fly ifrån sitt hem.
Yuvasından uzak kalan kuş nasılsa, Yurdundan uzak kalan insan da öyledir.Lik en spurv som flyver omkring borte fra sitt rede, er en mann som vanker om borte fra sitt hjem.
Yuvasından uzak kalan kuş nasılsa, Yurdundan uzak kalan insan da öyledir.Mint a madárka, ki elbujdosott fészkétõl, olyan az ember, a ki elbujdosott az õ lakóhelyétõl.
Yuvasından uzak kalan kuş nasılsa, Yurdundan uzak kalan insan da öyledir.Orang yang meninggalkan rumahnya, seperti burung yang meninggalkan sarangnya
Yuvasından uzak kalan kuş nasılsa, Yurdundan uzak kalan insan da öyledir.Qual a ave que vagueia longe do seu ninho, tal é o homem que anda vagueando longe do seu lugar.
Yuvasından uzak kalan kuş nasılsa, Yurdundan uzak kalan insan da öyledir.Som Fugl, der må fly fra sin Rede, er Mand, der må fly fra sit Hjem:
Yuvasından uzak kalan kuş nasılsa, Yurdundan uzak kalan insan da öyledir.Wie ein Vogel, der aus seinem Nest weicht, also ist, wer von seiner Stätte weicht.
Yuvasından uzak kalan kuş nasılsa, Yurdundan uzak kalan insan da öyledir.Zoals een uit het nest gevallen vogel rondzwerft, zo doolt een man rond, die zijn vaderstad verliet.
Yuvasından uzak kalan kuş nasılsa, Yurdundan uzak kalan insan da öyledir.Как птица, покинувшая гнездо свое, так человек, покинувший местосвое.
Yuvasından uzak kalan kuş nasılsa, Yurdundan uzak kalan insan da öyledir.Както птица, която е напуснала гнездото си, Така е човек, който е напуснал мястото си.
Yuvasından uzak kalan kuş nasılsa, Yurdundan uzak kalan insan da öyledir.כצפור נודדת מן קנה כן איש נודד ממקומו׃
Yuvasından uzak kalan kuş nasılsa, Yurdundan uzak kalan insan da öyledir.مثل العصفور التائه من عشه هكذا الرجل التائه من مكانه.
Yuvasından uzak kalan kuş nasılsa, Yurdundan uzak kalan insan da öyledir.人 離 本 處 飄 流 、 好 像 雀 鳥 離 窩 遊 飛
Yuvasından uzak kalan kuş nasılsa, Yurdundan uzak kalan insan da öyledir.人 離本處 飄流 、 好像 雀鳥離窩遊飛