1939'da yeniden nakışlar yapılmıştır.В 1939 году призван вновь.
Dehhani'nin sözcük anlamı nakışçıdır.وكلمة Vivendi تعني المعيشة.
Nakış çokça giysi için kullanıldı.تكون الإثارة عادةً بتأخير خلع الملابس.
Bazı bölgelerde yatak çarşafları ayrıca nakışlandı.كما تم العثور على أجزاء من السرير في الموقع.
1939'da yeniden nakışlar yapılmıştır.Novamente preso em 1939.
Nakış işleme mesleği tüm dünyada başlı başına bir endüstri halini almıştır.O mundo inteiro sentiu o gosto amargo do que o combate industrializado em escala mundial poderia fazer.
Yığılca’daki Halk Eğitim Merkezi’nde Makine Nakışı ve Giyim olmak üzere iki kurs bulunmaktadır.O edifício tinha à entrada três divisões para o segurança e os vestuários.
Bu figür orijinal nakıştan yoktur, çeşitli tartışmalardan sonra eklenmiştir.O texto original não sobreviveu e o conhecemos apenas por cópias posteriores.
Bazı bölgelerde yatak çarşafları ayrıca nakışlandı.Ook zij die sliepen werden verjongd in Noen.
Karelerin içlerinde, yıldız, biçiminde dört yapraklı bir çiçek nakışı görülür.De naam dankt de kansel aan de vorm van een op vier stelen staande bloeiende bloemenkelk.
Çin nakışı Neolitik çağdan beri uzun bir tarihe sahiptir.China heeft een ver teruggaande geschiedenis van windmolengebruik.
Ayrıca bir kaynağa göre de Bit Pazarında nakış işlemeleri satmıştır.Om iets bij te verdienen verkocht hij op duiven straat.
Bunların yüz tanesi 110 dirhem olup, kenarı zincirli ve dâiresinin etrafı nakışlı idi.Te znowu dzieliły się na setki, a setki na kurenie (kurzenie), czyli rzędy.
Bunların hepsi, altın bir nakış üzerinde durur.Wszystko inne zlewa się i rozpuszcza w złotej mgiełce.
Türkler eski nakışlı kumaşları el tezgahlarında dokurlardı.Zdarza się, że turyści mylą stare lipy z dębem.
Çin nakışı, modern Çin'i bir araya getiren kültürlerin yaratmış olduğu nakışa referans olur.Architektura obiektu jest połączeniem tradycyjnych chińskich motywów z nowoczesnością.
Nakış tasarımları, köy kadınlarının sosyal statüsünü belirlemektedir.Wino może być narzędziem manifestowania własnego statusu społecznego.
Nakış işleme mesleği tüm dünyada başlı başına bir endüstri halini almıştır.Hans strategier för företagsledning har rönt stort intresse runt om i världen.
Türkiye'de eskiden resme “nakış” ya da “tasvir” denirdi.I Ryssland betydde det ursprungliga ordet salt- eller ättiksinlägg.
Bunların hepsi, altın bir nakış üzerinde durur.Все інше розчиняється в золотавому мареві.
Bu elbiselerde nakış El Halil'dakiler kadar yoğun değildi.Проте до монастиря доля не була не настільки прихильною, як до костелу.
Bazı bölgelerde yatak çarşafları ayrıca nakışlandı.В деяких місцях вишивався також поділ сорочки.
Nakış çokça giysi için kullanıldı.Використовувалося для пошиття одягу.
Evlerinde nakış işlemekte ustadırlar.Svá obydlí staví na hojně se vyskytujících jehličnanech.
Bu nakışın karşı türü ise Serbest nakış dır.Příkladem takového pohybu je volný pád.
Çin nakışı Neolitik çağdan beri uzun bir tarihe sahiptir.Podle rakouského deníku Stunde přijela kvůli gynekologické operaci.
Nakış çokça giysi için kullanıldı.Naamiointiin kiinnitettiin paljon huomiota.
Bu elbiselerde nakış El Halil'dakiler kadar yoğun değildi.Haarniska ei kuitenkaan ollut läheskään yhtä hienostunut kuin mitä Starkin.
Onların nakışları genellikle belirli gizemli veya dini konuları anlatır.Mysteerillä tarkoitetaan yleensä jotain salaperäistä tai arvoituksellista asiaa.
Bu nakış güzel desenleri, şık renkleri ve mükemmel ince işiyle meşhurdur.Malerierne er kendt for deres elegance, smukke farver og sans for detaljer.
Bunların yüz tanesi 110 dirhem olup, kenarı zincirli ve dâiresinin etrafı nakışlı idi.De består av 10 (hos hunnene) eller 11 (hos hannene) ledd.
Nakış hakkından gelmeyen pek az kadın vardır.恵が心を開いた数少ない女性。
1939'da yeniden nakışlar yapılmıştır.1939年に修繕が行われている。
Çin nakış tarihinin bilinen en eski nakış stillerindendir.古代中国から伝えられた、現世からの唯一の救済法としている。
1939'da yeniden nakışlar yapılmıştır.1939年再次重修。
Günlük hayatta kullanılan tübeteyler nakışsızdır.一般日常生活的接觸是不具傳染性的。
Nakış çokça giysi için kullanıldı.自身會花不少時間來打扮。
Bunların hepsi, altın bir nakış üzerinde durur.皆隐起黄金佛像。
Nakış işleme mesleği tüm dünyada başlı başına bir endüstri halini almıştır.인물 사진은 세계적으로 인기 있는 상업적인 산업이 되었다.
Evlerinde nakış işlemekte ustadırlar.그들은 그들의 상동 염색체(homolog)의 재조합(recombination)을 억제한다.
Bunlar kolay dikilebilir ya da üzerlerine ince nakışlar işlenebilir.ניתן להכין פלטות לחות בקלות או לקנות אותן.
Karelerin içlerinde, yıldız, biçiminde dört yapraklı bir çiçek nakışı görülür.בראש הסמל מופיעים 4 כוכבים ונבט של פרח.
Nakış tasarımları, köy kadınlarının sosyal statüsünü belirlemektedir.Bogatstvo i varijacije izvezenih dizajna određuju društveni status seoskih žena.
Nakış çokça giysi için kullanıldı.Ide o dlho používanú súčasť odevu.
Okulda kızlara yönelik nakış kursu verilmektedir.Čo sa deti o sexe naozaj učia v školách?
Bunların hepsi, altın bir nakış üzerinde durur.Igaüks neist saab endale väärtuse tämbrite reas.
Bu, onların angora yününden nakişlarıdır.Aceasta e o broderie de angora tipică pentru ei.
Bu, onların angora yününden nakişlarıdır.Ceci est une broderie angora typique pour eux.
Bu, onların angora yününden nakişlarıdır.Das ist eine typische Angora Bestickung.
Bu, onların angora yününden nakişlarıdır.Đây là một mẫu thêu lông thỏ đặc trưng của họ.
Bu, onların angora yününden nakişlarıdır.Dit is een typisch angora borduurwerk.
Bu, onların angora yününden nakişlarıdır.Este es un típico bordado de angora para ellos.
Bu, onların angora yününden nakişlarıdır.Este é um típico bordado a angorá para eles.
Bu, onların angora yününden nakişlarıdır.Ez egy tipikus angora hímzés náluk.
Bu, onların angora yününden nakişlarıdır.이것은 그들의 전형적인 앙고라 자수고요,
Bu, onların angora yününden nakişlarıdır. Kurucularından biri Gert Schaeffer'dır.To typowa haftowana angora, jaką wytwarza się w tej kulturze, a to jedna z jej założycielek Gert Schaeffer.
Bu, onların angora yününden nakişlarıdır.Questo è un loro tipico ricamo d'angora.
Bu, onların angora yününden nakişlarıdır.Toto je ich typická výšivka z angory.
Bu, onların angora yününden nakişlarıdır.Toto je jejich klasická angorská výšivka.
Bu, onların angora yününden nakişlarıdır.Αυτό είναι ένα δικό τους τυπικό κέντημα σε ανκορά.