Nadiren o söylüyor hariç, diğer zamanlarda gider.Sällan går ut vid andra tillfällen, utom när hon sjunger.
Nadiren o söylüyor hariç, diğer zamanlarda gider.Selten geht zu anderen Zeiten, außer wenn sie singt.
Nadiren o söylüyor hariç, diğer zamanlarda gider.Sjældent går ud på andre tidspunkter, undtagen når hun synger.
Nadiren o söylüyor hariç, diğer zamanlarda gider.Zelden gaat uit op andere tijden, behalve wanneer ze zingt.
Nadiren o söylüyor hariç, diğer zamanlarda gider.Σπάνια βγαίνει σε άλλες εποχές, εκτός από όταν τραγουδά.
Nadiren o söylüyor hariç, diğer zamanlarda gider.Редко выходит в другое время, кроме случаев, когда она поет.
Nadiren o söylüyor hariç, diğer zamanlarda gider.Рідко виходить в інший час, крім випадків, коли вона співає.
Nadiren o söylüyor hariç, diğer zamanlarda gider.Рядко излиза по друго време, освен в случаите, когато тя пее.
Nadiren o söylüyor hariç, diğer zamanlarda gider.לעיתים רחוקות יוצא בזמנים אחרים, למעט כאשר היא שרה.
Nadiren o söylüyor hariç, diğer zamanlarda gider.نادرا ما يخرج في أوقات أخرى ، إلا عندما تغني.
Nadiren o söylüyor hariç, diğer zamanlarda gider.唯一の男性の訪問者が、彼の良い取引を持っています。
Nadiren siber hedonizmi duyuyoruz, mesela insanların nasıl pasifleştiği.Ale rzadko słychać na przykład o cyber-hedonizmie, czyli o tym, że ludzie stają się bierni.
Nadiren siber hedonizmi duyuyoruz, mesela insanların nasıl pasifleştiği.A "szájberhedonizmusról" például már ritkábban hallunk, arról, hogyan váltak az emberek passzívakká.
Nadiren siber hedonizmi duyuyoruz, mesela insanların nasıl pasifleştiği.Hiếm khi nghe về chủ nghĩa hưởng thụ không gian mạng, ví dụ, tại sao người ta trở nên thụ động.
Nadiren siber hedonizmi duyuyoruz, mesela insanların nasıl pasifleştiği.Jen výjimečně slyšíme o kybernetickém hedonismu, tedy, jak se lidé stávají pasivnějšími.
Nadiren siber hedonizmi duyuyoruz, mesela insanların nasıl pasifleştiği.Kita jarang mendengar tentang hedonisme cyber, misalnya, bagaimana orang menjadi pasif.
Nadiren siber hedonizmi duyuyoruz, mesela insanların nasıl pasifleştiği.사이버 향락주의, 즉 사람들이 더 수동적이 된다는 이야기는 듣기가 힘들어요.
Nadiren siber hedonizmi duyuyoruz, mesela insanların nasıl pasifleştiği.On entend rarement parler de cyber-hédonisme par exemple, comment les gens deviennent passifs.
Nadiren siber hedonizmi duyuyoruz, mesela insanların nasıl pasifleştiği.Raramente se ouve falar de hedonismo cibernético, como elas estão a ficar passivas.
Nadiren siber hedonizmi duyuyoruz, mesela insanların nasıl pasifleştiği.Rara vez oímos sobre el ciberhedonismo, por ejemplo, cómo la gente se está volviendo pasiva.
Nadiren siber hedonizmi duyuyoruz, mesela insanların nasıl pasifleştiği.Rareori auzim despre cyber-hedonism, de exemplu, despre cum oamenii devin pasivi.
Nadiren siber hedonizmi duyuyoruz, mesela insanların nasıl pasifleştiği.Sällan hör vi talas om cyberhedonism, till exempel, hur folk blir mer passiva.
Nadiren siber hedonizmi duyuyoruz, mesela insanların nasıl pasifleştiği.Si sente raramente parlare del cyber edonismo, per esempio, di come la gente sta diventando passiva.
Nadiren siber hedonizmi duyuyoruz, mesela insanların nasıl pasifleştiği.Wir hören nur selten beispielsweise vom Cyber-Hedonismus, wie die Menschen passiv werden.
Nadiren siber hedonizmi duyuyoruz, mesela insanların nasıl pasifleştiği.Zelden over cyberhedonisme gehoord, bijvoorbeeld, hoe mensen passiever worden.
Nadiren siber hedonizmi duyuyoruz, mesela insanların nasıl pasifleştiği.Σπάνια ακούμε για τον ηδονισμό του κυβερνοχώρου, για παράδειγμα, πως οι άνθρωποι γίνονται παθητικοί.
Nadiren siber hedonizmi duyuyoruz, mesela insanların nasıl pasifleştiği.Но редко слышно, например, о кибер-гедонизме, когда люди становятся пассивными.
Nadiren siber hedonizmi duyuyoruz, mesela insanların nasıl pasifleştiği.Рядко се чува за киберхедонизъм, например, как хората стават пасивни.
Nadiren siber hedonizmi duyuyoruz, mesela insanların nasıl pasifleştiği.אנו כמעט ולא שומעים על נהנתנות אינטרנטית, למשל, שאנשים נעשים פסיביים.
Nadiren siber hedonizmi duyuyoruz, mesela insanların nasıl pasifleştiği.نادراً ما نسمع بمذهب متعة الإنترنت، على سبيل المثال، كيف أن الناس يصبحون سلبيين.
Nadiren siber hedonizmi duyuyoruz, mesela insanların nasıl pasifleştiği.人が政治に消極的に なっているということです なぜでしょう? それはインターネットによって-
Nadiren vardı; ama memnun oldu, sanırım, içinDet sjældent var, men han var glad, jeg tror, at se mig.
Nadiren vardı; ama memnun oldu, sanırım, içinDet var sällan, men han var glad, tror jag, att se mig.
Nadiren vardı; ama memnun oldu, sanırım, içinEs war selten, aber er war froh, glaube ich, zu mich sehen.
Nadiren vardı; ama memnun oldu, sanırım, içinHet was maar zelden, maar hij was blij, denk ik, om mij zien.
Nadiren vardı; ama memnun oldu, sanırım, içinIl a été rarement, mais il était content, je pense, à me voir.
Nadiren vardı; ama memnun oldu, sanırım, içinIni jarang itu, tetapi ia senang, saya pikir, melihat saya.
Nadiren vardı; ama memnun oldu, sanırım, içinIt raramente era, ma lui era contento, credo, per vedermi.
Nadiren vardı; ama memnun oldu, sanırım, için그것은 드물게되었다;하지만 그는 기뻤습니다, 내 생각에
Nadiren vardı; ama memnun oldu, sanırım, içinNó ít khi được, nhưng ông rất vui, tôi suy nghĩ, nhìn thấy tôi.
Nadiren vardı; ama memnun oldu, sanırım, içinRedko je, vendar je bil vesel, mislim, da bi vidim.
Nadiren vardı; ama memnun oldu, sanırım, içinRitkán volt, de örült, azt hiszem, hogy
Nadiren vardı; ama memnun oldu, sanırım, içinSe harvoin on, mutta hän oli iloinen, mielestäni, että katso minua.
Nadiren vardı; ama memnun oldu, sanırım, içinTo bol len zriedka, ale on bol rád, myslím, na ma vidí.
Nadiren vardı; ama memnun oldu, sanırım, içinTo byl jen zřídka, ale on byl rád, myslím, na mě vidí.
Nadiren vardı; ama memnun oldu, sanırım, içinTo rzadko był, ale był zadowolony, myślę, mnie.
Nadiren vardı; ama memnun oldu, sanırım, içinΕίναι σπάνια ήταν? Αλλά ήταν ευτυχής, νομίζω, να δεις.
Nadiren vardı; ama memnun oldu, sanırım, içinВін рідко був, але він був радий, я думаю, мене бачити.
Nadiren vardı; ama memnun oldu, sanırım, içinОн редко был, но он был рад, я думаю, меня видеть.
Nadiren vardı; ama memnun oldu, sanırım, içinТя рядко е, но той се зарадва, според мен, за да да ме видиш.
Nadiren vardı; ama memnun oldu, sanırım, içinזה היה רק לעתים רחוקות, אבל הוא היה שמח, אני חושב, כדי
Nadiren vardı; ama memnun oldu, sanırım, içinكان نادرا ، لكنه كان سعيدا ، أعتقد ، ل
Nadiren vardı; ama memnun oldu, sanırım, için私を参照してください。
Neredeyse 12, nadiren ekstra nötronlara sahip olabilir C-13 veya C-14 yapmak içinМайже завжди - 12, рідко він має додаткові нейтрони, утворюючи С-13 чи С-14.
Ne var ki, pek nadiren bu soruları vurguluyor ve siyasetimizin bu büyük ahlaki sorunları üzerinde duruyoruz.Dar noi prea rar explicitam, aparam si dezbatem aceste importante chestiuni morale in politica noastra.
Ne var ki, pek nadiren bu soruları vurguluyor ve siyasetimizin bu büyük ahlaki sorunları üzerinde duruyoruz.그러나 우리는 거의 그 문제에 대해 거론하고 지지하거나 논쟁하지 않습니다.
Ne var ki, pek nadiren bu soruları vurguluyor ve siyasetimizin bu büyük ahlaki sorunları üzerinde duruyoruz.Mas muito raramente articulamos e defendemos e discutimos sobre grandes questões morais na nossa política.
Ne var ki, pek nadiren bu soruları vurguluyor ve siyasetimizin bu büyük ahlaki sorunları üzerinde duruyoruz.Men alt for sjældent taler vi om og forsvarer og diskuterer de store moralske spørgsmål i politik.
Ne var ki, pek nadiren bu soruları vurguluyor ve siyasetimizin bu büyük ahlaki sorunları üzerinde duruyoruz.Nhưng ta quá hiếm khi giãi bày và bảo vệ và tranh luận về những câu hỏi đạo đức lớn này trong chính trị.
Ne var ki, pek nadiren bu soruları vurguluyor ve siyasetimizin bu büyük ahlaki sorunları üzerinde duruyoruz.V politice je však jen málokdy vytáhneme na světlo a hájíme a rozebíráme.