Hâlâ nadiren sorulanlardan biri.Und dennoch ist es eine, die selten gestellt wird.
Hâlâ nadiren sorulanlardan biri.Κι όμως δεν τη θέτουμε συχνά.
Hâlâ nadiren sorulanlardan biri.И все пак е рядко задаван.
Hâlâ nadiren sorulanlardan biri.Но его редко задают.
Hâlâ nadiren sorulanlardan biri.Проте, його рідко ставлять.
Hâlâ nadiren sorulanlardan biri.مع أنه نادراً ما يُسأل
Hâlâ nadiren sorulanlardan biri.お店やレストラン
Hatta, bir şirketin bilanço tablosunda nadiren böyle bir şeffaflık göreceksiniz. -Ve skutečnosti zřídka uvidíte takovou míru transparentnosti v rozvaze společnosti.
Hatta, bir şirketin bilanço tablosunda nadiren böyle bir şeffaflık göreceksiniz. -この会社の透明性のあるバランスシートを見る事が出来ます。 彼らはしばしば、ただの大きなバケツのように言います、
İnsanların nadiren gözden kaçırdığı bir bulu türü ise: kümülonimbuss fırtına bulutudur.Chmura, za którą rzadko się tęskni, to ta: cumulonimbus, chmura kłębiasta deszczowa.
İnsanların nadiren gözden kaçırdığı bir bulu türü ise: kümülonimbuss fırtına bulutudur.Eén wolk waar men zelden overheen kijkt, is deze: de cumulonimbus-stormwolk.
İnsanların nadiren gözden kaçırdığı bir bulu türü ise: kümülonimbuss fırtına bulutudur.Egy felhő, amit ritkán hagynak figyelmen kívül: a cumulonimbus viharfelhő.
İnsanların nadiren gözden kaçırdığı bir bulu türü ise: kümülonimbuss fırtına bulutudur.Eine Wolke, die selten jemand verpasst, ist diese: die Cumulonimbus-Sturmwolke.
İnsanların nadiren gözden kaçırdığı bir bulu türü ise: kümülonimbuss fırtına bulutudur.Ett moln som folk sällan missar är det här, åskmolnet cumulonimbus.
İnsanların nadiren gözden kaçırdığı bir bulu türü ise: kümülonimbuss fırtına bulutudur.사람들이 대부분 놓치지 않는 구름은 적란운입니다.
İnsanların nadiren gözden kaçırdığı bir bulu türü ise: kümülonimbuss fırtına bulutudur.Một đám mây mà người ta hiếm khi bỏ lỡ là đây: mây bão vũ tích.
İnsanların nadiren gözden kaçırdığı bir bulu türü ise: kümülonimbuss fırtına bulutudur.Raramente le persone non notano questa nuvola: il cumulonembo, la nuvola dei temporali.
İnsanların nadiren gözden kaçırdığı bir bulu türü ise: kümülonimbuss fırtına bulutudur.Sebuah awan yang jarang dilewakan semua orang adalah ini: awan badai cumulonimbus.
İnsanların nadiren gözden kaçırdığı bir bulu türü ise: kümülonimbuss fırtına bulutudur.Una nube que la gente rara vez echa de menos es esta: la nube de tormenta cumulonimbo.
İnsanların nadiren gözden kaçırdığı bir bulu türü ise: kümülonimbuss fırtına bulutudur.Un nor care nu-i ignorat de nimeni e acesta: norul de furtună cumulonimbus.
İnsanların nadiren gözden kaçırdığı bir bulu türü ise: kümülonimbuss fırtına bulutudur.Voici un nuage qui passe rarement inaperçu : le cumulonimbus, le nuage d'orage.
İnsanların nadiren gözden kaçırdığı bir bulu türü ise: kümülonimbuss fırtına bulutudur.Ένα σύννεφο που οι άνθρωποι σπάνια παραβλέπουν είναι αυτό εδώ: ο "σωρειτομελανίας", το σύννεφο της καταιγίδας.
İnsanların nadiren gözden kaçırdığı bir bulu türü ise: kümülonimbuss fırtına bulutudur.Един облак, който хората рядко игнорират е следният: кълбесто-дъждовен буреносен облак.
İnsanların nadiren gözden kaçırdığı bir bulu türü ise: kümülonimbuss fırtına bulutudur.Хмари, які аж ніяк не проґавиш, - це ось ці, купчасто-дощові хмари.
İnsanların nadiren gözden kaçırdığı bir bulu türü ise: kümülonimbuss fırtına bulutudur.כל כך משעמם, שכל אחד אחר מפספס את זה. ענן אחד שאנשים כמעט ולא מפספסים זה זה: ענן סופה מסוכ קומולונימבוס.
İnsanların nadiren gözden kaçırdığı bir bulu türü ise: kümülonimbuss fırtına bulutudur.إحدى السحب التي نادرًا ما تفوتنا هي السحابة الركامية المصحوبة بالعواصف.
İnsanların nadiren gözden kaçırdığı bir bulu türü ise: kümülonimbuss fırtına bulutudur.積乱雲です 雷鳴や稲光やひょうを生みだす雲です
İşçiler çok nadiren yaptıkları ürünler hakkında konuşurlardı.하지만 관둥의 노동자들은 그들이 만든 제품들에 대해서는 거의 아무언급도 하지않고, 그들 자신이 도대체 무얼 하는지
İşçiler çok nadiren yaptıkları ürünler hakkında konuşurlardı.הפועלות כמעט ולא דיברו על המוצרים שהן מייצרות, ולעתים קרובות התקשו להסביר
İşçiler çok nadiren yaptıkları ürünler hakkında konuşurlardı.العمال نادرا ما تحدثوا عن المنتجات التي صنعوها، وكان لديهم في كثير من الأحيان صعوبة كبيرة في شرح
İşçiler çok nadiren yaptıkları ürünler hakkında konuşurlardı.実際何をしているのか説明できる人も 滅多にいないのです
JA: Evet öyle. Çok nadiren belki ama neredeyse hiç.JA: 그렇죠. 저희가 아는 경우는 극히 드뭅니다.
JA: Evet öyle. Çok nadiren belki ama neredeyse hiç.ג'"א: זה נכון,כן. רק לעיתים נדירות מאוד נדע אי פעם.
JA: Evet öyle. Çok nadiren belki ama neredeyse hiç.جوليان : هكذا بالضبط , نعم . نادراً جداً نعرف .
JA: Evet öyle. Çok nadiren belki ama neredeyse hiç.たとえ分かったとしても
Jeeves hakkında tuhaf şeyler biri, bir şahin gibi izlemek sürece çok nadiren onu bir odaya girer.Az egyik Römi dolog Jeeves az, hogy ha nem néz, mint egy sólyom, akkor Nagyon ritkán látom jön egy szobába.
Jeeves hakkında tuhaf şeyler biri, bir şahin gibi izlemek sürece çok nadiren onu bir odaya girer.Ena od remi stvari o Jeeves je, da, razen če gledaš kot sokol, morate Zelo redko ga vidim pridejo v sobo.
Jeeves hakkında tuhaf şeyler biri, bir şahin gibi izlemek sürece çok nadiren onu bir odaya girer.Jeeves에 대한 러미의 것들 중 하나는, 당신은 철통 같은, 당신 조심하지 않으면 매우 드물게 그를 방에 볼 수 없습니다.
Jeeves hakkında tuhaf şeyler biri, bir şahin gibi izlemek sürece çok nadiren onu bir odaya girer.Един от руми неща за Jeeves е, че, освен да гледате като ястреб, много рядко дойде в една стая.
Jeeves hakkında tuhaf şeyler biri, bir şahin gibi izlemek sürece çok nadiren onu bir odaya girer.أحد الأشياء حول جيفيس رومي هو أنه ما لم تشاهد مثل الصقر ، فإنك نادرا جدا انظر له حيز الغرفة.
Jeeves hakkında tuhaf şeyler biri, bir şahin gibi izlemek sürece çok nadiren onu bir odaya girer.めったに彼が部屋に入って来て見ること。 彼は薄い空気の中に自分自身を溶かすインドにおけるそれらの奇妙なchappiesの一つのようなものだ
( maddeler ihtiva eden mantar türleri daha nadiren kullanılmaktadır.(125 (126 indeholder andre psykoaktive stoffer, anvendes sjældnere.
( maddeler ihtiva eden mantar türleri daha nadiren kullanılmaktadır.As espécies de fungos com outras substâncias psicoactivas são consumidas mais raramente.
( maddeler ihtiva eden mantar türleri daha nadiren kullanılmaktadır.Het gebruik van fungi die andere psychoactieve stoffen bevatten, is zeldzamer.
( maddeler ihtiva eden mantar türleri daha nadiren kullanılmaktadır.Las especies de hogos que contienen otras sustancias psicoactivas se consumen con menos frecuencia.
( maddeler ihtiva eden mantar türleri daha nadiren kullanılmaktadır.Les espèces de champignons contenant d’autres substances psychoactives sont utilisées plus rarement.
( maddeler ihtiva eden mantar türleri daha nadiren kullanılmaktadır.Le specie di funghi contenenti altre sostanze psicoattive sono usate più raramente.
( maddeler ihtiva eden mantar türleri daha nadiren kullanılmaktadır.Muita psykoaktiivisia aineita sisältävien sienilajien käyttö on harvinaisempaa.
( maddeler ihtiva eden mantar türleri daha nadiren kullanılmaktadır.Pilzarten, die andere psychoaktive Substanzen enthalten, werden seltener konsumiert.
( maddeler ihtiva eden mantar türleri daha nadiren kullanılmaktadır.( psihoaktivne snovi, se redkeje uporabljajo.
( maddeler ihtiva eden mantar türleri daha nadiren kullanılmaktadır.( psychoaktivní látky se užívají méně často.
( maddeler ihtiva eden mantar türleri daha nadiren kullanılmaktadır.Speciile de ciuperci care con†in alte substan†e psihoactive sunt mai rar folosite.
( maddeler ihtiva eden mantar türleri daha nadiren kullanılmaktadır.Zgony i nagłe przypadki medyczne związane z zażywaniem GHB i ketaminy są zgłaszane bardzo rzadko.
Mahalledeki çocuklar nadiren okula gidiyorlardı.A gyerekek alig jártak iskolába.
Mahalledeki çocuklar nadiren okula gidiyorlardı.Anak-anak disitu tidak bersekolah.
Mahalledeki çocuklar nadiren okula gidiyorlardı.As crianças quase não iam à escola.
Mahalledeki çocuklar nadiren okula gidiyorlardı.Barnen där gick knappt i skolan.
Mahalledeki çocuklar nadiren okula gidiyorlardı.Børnene gik knapt nok i skole.
Mahalledeki çocuklar nadiren okula gidiyorlardı.Copiii nu prea mergeau la școală.
Mahalledeki çocuklar nadiren okula gidiyorlardı.De kinderen gingen daar nauwelijks naar school.