Tom nadiren konserlere gider.Tom seldom goes to concerts.
Sağduyu nadir ve önemli bir erdemdir.Discretion is a rare and important virtue.
O, nadiren babasına yazar.He rarely writes to his father.
Bir Nepalli çevirmen bulmak nadirdir.It is rare to find a Nepali translator.
Tom nadiren bizimle kahvaltı yapar.Tom rarely eats breakfast with us.
Nadiren sinemalara giderim.I seldom go to the movies.
Plastik torbaları nadiren kullanırım.I rarely use plastic bags.
Tom artık Mary ile nadiren konuşuyor.Tom seldom speaks to Mary anymore.
Artık nadiren et yiyorum.I seldom eat meat anymore.
Tom artık bizimle nadiren konuşuyor.Tom seldom speaks to us anymore.
Tom artık benimle nadiren konuşuyor.Tom seldom speaks to me anymore.
Bu bölgede büyük depremler çok nadirdir.Major earthquakes in this region are very rare.
Başkan Tom Jackson nadir olarak toplum içinde görünür.President Tom Jackson rarely appears in public.
Raydan çıkmalar bu ülkede çok nadirdir.Derailments are very rare in this country.
Tom nadiren tek başına yürüyüşe gider.Tom seldom goes hiking by himself.
Hayat nadiren adildir.Life is rarely fair.
Nadiren televizyon izlerim.I rarely watch television.
Nötrinolar nadiren madde ile etkileşir.Neutrinos rarely interact with matter.
Tom nadiren kravat takar.Tom rarely wears a tie.
Tom nadiren ebeveynlerine yazar.Tom seldom writes to his parents.
Tom nadiren eve bu kadar erken gelir.Tom rarely comes home so early.
Günümüzde, Japon halkı nadiren kimono giyerler.Nowadays, Japanese people rarely wear kimonos.
Ev sahibesi bugünlerde onu çok nadiren ziyaret ettiğimden şikayet etti.The hostess complained that I visit her so rarely these days.
O çok nadir.That one is very rare.
Ben sizin melodiyi nadiren duyuyorum.I seldom hear your tune.
Erken yağmur ve erken misafirler nadiren bir gece kalır.Early rain and early guests seldom stay the night.
Bu sığır o kadar nadir ki iyi bir veteriner ona bakabilir.This beef is so rare that a good vet could save it.
Tom nadiren İtalyan yemeği yer.Tom seldom eats Italian food.
Ülkemizde ismim çok nadirdir.My name is very rare in our country.
Kazalar nadirdi.Accidents have been rare.
Biz nadiren çorba içeriz.We rarely have soup.
Bu tür sorunlar nispeten nadirdir.These kinds of problems are relatively rare.
Ölümler son derece nadirdir.Fatalities are extremely rare.
Rehinin paraya çevrilmesi nadirdir.Foreclosures are rare.
Polis nadiren müdahale eder.The police rarely intervene.
Tom nadiren şikayet eder.Tom rarely complains.
Biz nadiren dışarıda yeriz.We rarely eat out.
Bu nadiren olur.This rarely happens.
Biftekten nadir olarak hoşlanıyorum, ama bu kadar nadir değil.I like steak rare, but not this rare.
Tom nadiren duygu gösterir.Tom rarely shows emotion.
Tom nadiren gülümser.Tom seldom smiles.
Tom nadiren gülümsedi.Tom rarely smiled.
Tom şimdiye kadar nadiren konuştu.Tom rarely ever spoke.
Tom nadiren konuştu.Tom rarely spoke.
Tom pazartesi günü nadiren evden ayrılır.Tom rarely leaves the house on Monday.
Tom ve Mary nadiren birlikte dışarı çıkar.Tom and Mary rarely go out together.
Tom artık Boston'u nadiren ziyaret ediyor.Tom seldom visits Boston anymore.
Ben nadiren alışveriş merkezine giderim ama dün gittim.I rarely go to the mall, but I went yesterday.
Bu örümcek insanları nadiren ısırır.This spider rarely bites humans.
Tom kendi hakkında nadir konuşur.Tom rarely talks about himself.
Kelimelerin nadiren sadece bir anlamı vardır.Words rarely have only one meaning.
Nadir bir isim.It's an unusual name.
Benim adım ülkemde çok nadirdir.My name is very rare in my country.
Tom işi hakkında nadiren konuşur.Tom rarely talks about his work.
Nadir paraları toplamak hoşuma gidiyor.I enjoy collecting rare coins.
Tom nadiren koyu renkler giyer.Tom rarely wears dark colors.
Tom evde nadiren müzik dinler.Tom seldom listens to music at home.
Ne yapacağımız konusunda nadiren aynı fikirde oluruz.We rarely agree on what to do.
Nadiren, belkide hiç, bir saatten daha uzun süre beklemek zorunda kalacaksın.You will rarely, if ever, have to wait longer than an hour.
O nadiren çok yetenekli bir çocuk görmüştü.He had seldom seen a child with so much talent.