Çok nadir bazı durumlarda, bunun altı aya uzayabileceği belirtiliyor.Ez természetesen a lehető legrosszabbkor jött, hiszen hat hónapot kellett kihagynia.
Bu durum yetişkinlerde daha nadirdir.Felnőtteknél kevésbé gyakori.
Nadir durumlarda, 3 aylık ve 15 yaşındaki çocukların bu krupa yakalandığı gözlemlenmiştir.Ritka esetben előfordul, hogy még csak 3 hónapos vagy már 15 évesnél is idősebb gyermek szenved kruppban.
Ayrıca nadir bulunan bazı metal alaşımlar da ferromanyetik özellik gösterir.Egyes ritkaföldfémek szintén ferromágneses tulajdonsággal bírnak.
Nadiren rastlanır.Ritkán fordul elő.
Yağışlar gayet nadirdir ve yılda bir veya iki defa kuzey yarı-kürenin kış mevsiminde yağmur yağmaktadır.Hó csak ritkán esik, egy-két alkalommal a tél folyamán.
Bu da neden çok nadir bulunduklarının nedenini olabilir.Sok okra vezethető vissza, miért olyan ritkák az ilyen kitörések.
İyi tanımlanmış üç tane kola sahip galaksiler ise oldukça nadirdir.A három jól definiált spirálkar ritka.
Tanklar güçlü savaş makineleri olsalar da, nadiren tek başlarına hareket ederler.Bár az önjavító tankok nagyon erősek, csak ritkán telepítenek egy bolygóra többet.
Davranışları tutarsızdı ve düşünceleri ile motivasyonları nadiren belirtiliyordu.Mindenképpen távol akarta tartani őket a politikától és érzelmeit csak ritkán mutatta ki nekik.
Fakat yeryüzünde bu yeteneği ya da beceriyi elde edebilmiş insanlar çok nadirdir.Nagyon ritkák az olyan egyének, akik tökéletesen birtokolják e képességet.
Bu tür Batı Avrupa'da nadiren görülür.E fecskefaj igen ritkán bukkan fel Nyugat-Európában.
500 Avro banknotların sahteleri ise çok nadir görülüyordu.A 250 forintos bankjegyet ritkán használták.
Kabzası kare şeklinde, nadiren kabzasız olurdu.Kesztyűje, szokatlan módon, meglepően rövid szárú.
Çok nadiren sudan sıçrama hareketi yaparlar.Nappal ritkán merészkedik ki a mocsárból.
Birçok ünlü yazarın aksine Kafka, nadiren başkaları tarafından alıntılanmıştır.Sok más híres íróval ellentétben Kafkát ritkán idézik, inkább látomásait és perspektíváit jegyzik.
İlçede yerli nüfus nadiren bulunur.Bennszülött fajokat ritkán tartalmaz.
Nadir bir hastalıkta bekleneceği üzere, aHÜS görülme sıklığına ilişkin veriler sınırlıdır.Ahogy az egy ritka betegség esetében várható, az aHUS előfordulására vonatkozó adatok korlátozottak.
Nadiren de olsa, ukiyo-e hareketinden önce var olan erotik boyalı el kitapları da bulunmaktadır.Ritkán ugyan, de vannak fennmaradt erotikus festett tekercsek, amelyek megelőzik a Ukijo-e mozgalmat.
Nadiren boyları 10 metreyi aşar.Ritkán érik el az 1 métert.
Altın sikkeler Ortaçağ’da çok nadir dökülüyordu.A papíralapú források a középkor folyamán csak lassan terjednek.
Park, nadir hayvan ve bitki türleri bakımından da zengindir.Ritka növény- és állatfajokban gazdag.
Fakat çeşmeler ve ışıklandırmalar 1990'lı yılların başından bu yana nadiren çalıştırılır.A light novel elnevezést azonban csak későbbtől, az 1990-es évtől kezdve használják.
Genelde asosyaldir ve çok nadir konuşur.Csendes, ritkán és keveset beszél.
Pek nadir olarak serbest yüzenlerine de rastlanır.Nagyon ritkán feltűnnek fehér virágú egyedei is (Bokortanya).
Nadiren ünison ya da oktav akortlanır.Igen ritkán oktogonálisan illetve kockák formájában kristályosodik.
Kaşıntı deride bozulmaya neden olabilir ve nadiren bakteriyel bir enfeksiyona neden olabilir.A szülés megindítására adott gyógyszer, mely nagyon ritkán infarktust okozhat.
Açlık nadir değildi.Az emberáldozat nem volt ritka.
Dışarıdan kız alıpverme olayı pek nadirdir.Nők színpadra kerülése nagyon ritka volt.
Batı Avrupa'da nadir ama düzenli görülen rastlantısal konuklardır.Magyarországon ritka, alkalmi vendégként tartják nyilván.
50 yaşın altındaki kişilerde nadir olarak görülür.A 65 éven felüliek ritkák.
Azı-dişi-tipinde fazladan dişlerin görülmesi en nadir olan şeklidir.Az összes fogfájástípus közül a fogak érzékenysége a leggyakoribb forma.
Nadir durumlarda enfeksiyon, tedaviye gerek kalmadan temizlenir.Ritka eset, hogy a fertőzés kezelés nélkül is elmúlik.
Orta ve Güney Avrupa'da daha çok görülür, fakat neredeyse her yerde nadir görülen bir böcektir.Közép- és Dél-Európában széles körben elterjedt, de sehol sem gyakori.
Hava raporları nadiren gerçekleşir.Az időjárás-előrejelzés ritkán válik be.
İki dozdan fazlası nadiren gerekli olur.Kaksosraskaudet ovat äärimmäisen harvinaisia.
Yaz ve sonbahar aylarında nadiren de olsa 100 bireye varan büyük gruplar halinde rastlanmışlardır.Joskus harvoin kesällä ja syksyllä ne voivat uida suuremmissa, 100 yksilön ryhmissä.
Nadir olarak kuş da avlayabilirler.Lintuja se pyydystää harvoin.
Dalışlar nadiren 2 dakikadan fazla sürer.Vain harvoin sitä kesti kauemmin kuin kaksi tuntia.
Bu nadirdir, ama olanaksız değildir.Se on paikoin harvinainen, mutta ei uhanalainen.
Nadiren boyları 10 metreyi aşar.Sitä tavataan harvoin 30 metrin yläpuolella.
Dağlarda çok nadir ağaç bulunur.Vuoristossa tavataan myös harvinaisia kasvilajeja.
Herhangi bir ciddi alerjik reaksiyon nadir gelişir.Allergisia reaktioita on harvoin.
İnsana nadir saldırır.Se hyökkää erittäin harvoin ihmisen kimppuun.
Welcome To Wherever You Are 2005/2006 Have A Nice Day turnesinde nadiren çalınmıştır.Vuosien 2005–2006 kiertue Have a Nice Day Tour oli valtava menestys.
Bu tip bugün nadirdir.Se on nykyisin harvinainen.
Kimyasal denklemlerde plazma halindeki maddeler nadiren kullanılır.Kemiassa asioita ei juuri koskaan selitetä funktionaalisesti.
İyi oluşmuş kristaller nadirdir.Hyvin muodostuneet kiteet ovat harvinaisia.
Kuzey Amerika'da nadir bir göçmendirler.Pohjois-Amerikassa se on harvinainen tulokaslaji.
Yahudiler sadece nadiren eziyet gördüler.Ulkopuolista tukea juutalaiset saivat vain harvoin.
Tek, nadiren ikiz yavru yaparlar.Emo saa tavallisesti yhden, harvoin kaksi vasikkaa.
Ayrıca nadiren Meksika kıyılarında görülmektedir.Satunnaisesti niitä nähdään myös rannikoilla.
Bunlardan bazıları nadiren kullanılır.Muita käytetään harvoin.
Nadiren hastane koşullarında tedavi gerekebilir.Vain harva joutuu sairaalahoitoon.
Nadir Nadi beni Cumhuriyet'e görüşmek için çağırıyordu.Hän on ilmoittanut käyvänsä säännöllisesti kirkossa.
25 yaşın altındaki tüm sürücüler için yüksek bir ücret tarifesi olması nadir bir durum değildir.Näihin kuului lapsettomien yli 25-vuotiaiden korkea verotus.
Bu hastalığın ölüme yol açması çok nadirdir.Tauti johtaa harvoin kuolemaan.
Viral menenjit ise kendiliğinden iyileşme eğilimindedir ve nadiren ölümcüldür.Hepatiitti A johtaa harvoin kuolemaan ja paranee useimmiten itsestään.
Çok nadirdir.Jokseenkin harvinainen.
Kısa yüzgeçli pilot balinalar çok sosyal olup ve nadiren tek başına görülürler.Vortigauntit ovat hyvin sosiaalisia olentoja ja niitä harvoin näkee yksinään.