Nadiren size saldırabilirler.Raramente possono essere prostrati.
Toplu halde yaşayan bir kuş değildirler ve nadiren büyük sürülerde görülürler.Ora non è bellissimo, ad eccezione dei grandi occhi scuri".
İyi tanımlanmış üç tane kola sahip galaksiler ise oldukça nadirdir.Galassie con 3 bracci ben definiti sono rare.
Ayrıca 202 tanesi de nadir görülür.Ulteriori 207 rimasero incompleti.
Çok nadiren görülmeyebilir.Viene avvistato raramente.
Bu özelliği ile fransiyum astatinden sonra yer kabuğunda en nadir bulunan elementtir.Con la possibile eccezione del francio, l'astato è il più raro elemento in natura.
20 yaşın altında görülmesi çok nadirdir.Tuttavia, si manifesta raramente prima dei 20 anni.
Nadiren kullanılır.Raramente usato.
Afganistan’da yanıkları TVYA’nın %60’ını geçen hastalar nadiren hayatta kalabilmektedir.In Afghanistan, le persone con più del 60% di superficie corporea ustionata raramente sopravvivono.
Teksas, nadir bulunan bir tür semender.Texas occidentale, molto raro.
Nadir de olsa, ölümle sonuçlanabilir.In rari casi può condurre alla morte.
Yaz ve sonbahar aylarında nadiren de olsa 100 bireye varan büyük gruplar halinde rastlanmışlardır.In rare occasioni in estate e autunno sono stati avvistati gruppi molto più grandi (100 individui).
Buna karşılık cinsel birleşme üç yaşından evvel nadiren gerçekleşir.Diventano sessualmente attivi poco prima dei tre anni di età.
Çok nadiren erkeklere de konulur.Raramente frequenta gli uomini.
Şah, at ve fil çok nadir durumların dışında (%0,5) yalnız kalan bir şahı mat edemez.Re, cavallo e alfiere non possono dare matto ad un re solo, eccettuate rarissime posizioni (0.5%).
Dünyadaki en nadir nişanlardan biriydi.È uno dei rapaci più rari del mondo.
Kar oldukça nadir görülür.La neve è molto rara.
Bu hastalık nadir de olsa günümüzde de görülmektedir.Al giorno d'oggi tale patologia è molto più rara.
Bu durum yetişkinlerde daha nadirdir.Ciò è più comune negli adulti.
Kan transfüzyonlarına nadiren ihtiyaç duyulmaktadır.In rari casi può rendersi necessaria una trasfusione di sangue.
Kendi başlarına nadiren saldırıda bulunuyorlardı.Di rado avrebbero condotto attacchi autonomi.
Nadiren de olsa bu taktik işe yaramaktadır.Questa tattica si è spesso dimostrata valida.
Yörede Dünya'nın başka hiçbir yerinde yetişmeyen nadir bitki türleri bulunmaktadır.Gli esseri umani stanno spostando le specie in tutto il mondo a un ritmo senza precedenti.
50 yaşın altındaki kişilerde nadir olarak görülür.Raramente colpisce soggetti con età inferiore ai 50 anni.
Nadiren, akciğerdeki bakteriler akciğer absesi denen enfeksiyonlu sıvı kesesi oluşturur.Inoltre raramente i batteri nei polmoni possono formare una raccolta di liquido infetto, l'ascesso polmonare.
1512 Oulu, nadir bir Hilda asteroitidir.1235 Schorria è un asteroide areosecante.
Zümrüt: Oyunun en nadir bulunan madenlerinden biridir.Quicksilver Slime - Una delle specie più rare del gioco.
Nadiren de olsa sonuç olarak çillerin olduğu kısmın daha açık kaldığı bir sonuç ortaya çıkabilir.Al massimo, in alcuni casi, la cera può apparire un po' più rigonfia.
Bugünlerde çok nadir olarak rastlanır.Molto rari al giorno d'oggi.
Nadir'in İran'da kalmaya karar vermesi, Simin'in boşanma davası açmasına sebep olur.Quando Nader decide fermamente di rimanere in Iran, Simin chiede la separazione.
Ama bunu nadiren yapar.Ciò accade raramente.
Tek kollu sarmal galaksiler de çok nadirdir.Le Pea Galaxy sono rare.
Süpermen nadirde olsa zarar görürse, sarı yıldız(güneş) ışınlarını görünce hemen iyileşir ve güçlenir.Vedendosi perduto, questi si alzò, pallido in viso ma degno, e fece un segno con la mano, volgendo lo sguardo.
Açık sularda nadiren dolaşırlar.Solo di rado si spinge in acque aperte.
El bombaları nadiren patlıyordu.Raramente ricorre a lanci lunghi.
Nadir durumlarda, anafilaksinin tek belirtisi çok düşük kan basıncı olabilir.Raramente l'abbassamento della pressione arteriosa può essere l'unico segno di anafilassi.
Tane boyutu nadiren iridir.Non compare pressoché mai ad alti livelli.
Nadir durumlarda fenitoin metabolizmasını inhibe ederek etkisini artırabilir.Più raramente, può dare metastasi extracraniche.
Nadiren rastlanır.Appare raramente.
Dişi sadece tek bir yavru doğurur (çok nadir 2).Le infiorescenze sono composte da un unico grande capolino (raramente 2).
Bayanlarla çok nadiren çıkan, flört eden kişidir.Lo si vede raramente prepararsi per appuntamenti con delle signore.
Nadirde olsa tam otomatik ve manuel şanzımanın yanında genellikle i-shift şanzıman kullanılıyordu.Per il resto, dove è possibile, si possono utilizzare spesso le regolazioni meccaniche, manualmente.
Psikoz seri katiller arasında nadiren görülür.Raramente sono stati riportati episodi psicotici.
Diğer adalara nadiren kar yağar.Di rado possono verificarsi delle nevicate.
Daha sonra da okul etkinliklerine çok nadir olarak katıldı.Ovviamente mi presentavo di rado a lezione.
Yüksek ekonomik değere sahip nadir rastlanan metalik kimyasal elementlere kıymetli metal adı verilir.Un metallo prezioso è un elemento chimico metallico raro e di elevato valore economico.
Son derece sessiz bir kuştur, yuvalama dönemlerinde ise nadiren bölgelerinden uzaklaşırlar.In rare occasioni l'uccello può spingersi molto lontano dal suo areale abituale.
Yara enfeksiyonu nadiren görülür.Più raramente si possono avere lesioni viscerali.
Çok nadir bulunur ve hatta yalnızca bir adada kalmış olabilir.È un non-migratore, piuttosto raro, forse limitato ad un'unica isola.
Grup içerisinde anlaşmazlık çok nadir görülür.Disturbi del movimento sono rari.
Nadiren embriyo karaciğer veya dalağa tutunur.Raramente si riscontra diffusione alle ossa o al cervello.
Başka ırklarla çok nadiren temas kurarlar.Solo raramente si incontrano nei fiumi.
Nadiren anterior vertebralardaki kitlelere ulaşmak amacıyla da kullanılabilir.È anche piuttosto raro trovarle nelle praterie erbose.
Son derece nadirdir, özellikle bebeklerde ve çocuklarda görülür.È maggiormente frequente soprattutto nei bambini e negli abitanti dei paesi in via di sviluppo.
İki dozdan fazlası nadiren gerekli olur.Molto raramente è superiore alle due ore.
Doktor, nadiren yalnız ve genelde bir veya daha fazla yol arkadaşıyla yolculuk yapmaktadır.Tradizionalmente, il Dottore viaggia e condivide le sue avventure con uno o più compagni di viaggio.
Ancak Nadir aynı fikirde değildir.Raramente si trova in posizioni diverse.
Yine de, ameliyat planlanmadığı sürece bu durum yönetim konusunda nadiren katkı sağlar.Tuttavia, se non è previsto l'intervento chirurgico, tale segno raramente può influenzare il trattamento.
Nadir olarak şehir içi kısa mesafelerde (20 kilometreye kadar) kullanır.Il Regno Unito usa raramente le tonnellate corte.
Günümüzde isim olarak tek başına çok nadir kullanılmakdadır.Ad oggi, il nome è assai raro in tutte le sue forme.