Ana içeriğe geç
Sözlük

nüfus ile cümle

nüfus kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bizler 7 milyar nüfuslu, 5 milyar mobil aboneye sahip, bir dünyada yaşıyoruz.We are on a planet of seven billion people, five billion mobile subscriptions.
Bu, nüfus arttýkça giderek önem kazanan bir konu.This is an increasingly important issue as the population grows.
Pekala, apaçık belli ki biz sivrisinek nüfusunu azaltacak etkili bir şey istiyoruz.Well we clearly need something that is effective at reducing the mosquito population.
Nüfusun yüzde üçünün klasik müziği sevdiğini söylüyorlar.They say three percent of the population likes classical music.
Pekala, Amerikan nüfusu.OK, the American population.
Ve balıklar kestane nüfusunu kontrol altına alınca, okyanus doğal dengesine geri dönmüştü.So when the fish control the urchin population, the ocean was restored to its natural equilibrium.
Bizim nüfusumuzun ilk yüzde iki buçuğu... ...bizim mucitlerimizdir.The first 2.5% of our population are our innovators.
Nüfusumuzun öteki yüzde 13,5'u... ...bizim erken kullanıcılarımızdır.The next 13.5% of our population are our early adopters.
1800'lerdeki dünyayı düşünürsek Dünyayı düşünürsek dünya nüfusunun yarısından fazlasınınIf we looked at the world in 1800, you'd find that more than half of the world's people
Bu grafikte gördükleriniz sırasıyla: dünya nüfusu, bilgisayar kullanımı, tıp literatürü arşivleri,World population, PC placements, the archive of all of medical literature,
HaNi'yi nüfusumuza alıp almamayı.About putting her on our family register.
Ama uzun vadedeki sosyal çözümümüz nüfus artışının azaltılması.But the longer-term social impact is a reduction in population growth.
- kabaca bu odadaki nüfus kadar insan sadece öldü..People like -- it's roughly the population in this room has just died.
Size söylemedikleri Letonya'nın %10 nüfusunu kaybettiği.What they don't tell you, is that Latvia lost 10% of its population.
Dunya nufusunun bugun yuzde 19'unu olusturuyorlar.19 percent of the world's population today,
Ve bu kriz yapisal bir yuzde. Ulkenin nufus dagiliminin bir parcasi.And it's a crisis that has its structural facet -- it's partly to do with demographics.
Birincisi, fazla nüfus, yoksulluğun kalıcı sebeplerinden biri.For one, overpopulation is one of the persistent causes of poverty.
- Dünyada artan nüfusun ihtiyaçlarına yetecek kadar kaynak var mı?- Do we have enough resources to satisfy the growing population in the world?
Nüfus yoğunluğu bazında değerlendirildiğinde Haiti depreminin verdiği hasarın %1'i kadar bile değil.Adjusted for population density, that is less than one percent of the impact of the Haitian quake.
Nüfus arttığı için değildi.It wasn't because the population increased.
Nüfusumuzun yüzde biri, dünya üzerindeki tüm mal ve hizmetlerin yüzde kırkına sahip.One percent of us own 40 percent of all the goods and services.
1974'te, Hindistan'ın nüfusu 600 milyon oldu.In 1974, India had a population of 600 million.
Dünya nufusunun yüzde dördüyüz; dünya petrol üretiminin yüzde 25'ini kullanıyoruz.We're four percent of the world's population; we use 25 percent of the world's oil production.
Nüfusun üçte biri ile yarısı arasında insan içe dönük, üçte biri ile yarısı.A third to a half of the population are introverts -- a third to a half.
Fakat bunlar yalnızca insan nüfusuna rastgele yayılmaz.They actually diffuse through networks.
Nüfusun ne kadar yoğun olduğunu görebilirsiniz.And you can see how dense the population is.
Günümüzde nüfusun yarısı kirli, tehlikeli... ...ve enerji israfı olan şehirlerde yaşamaktadır.Today, more than half our population lives in cities that are polluted dangerous and waste energy.
Söylediğim gibi benim ülkem çok küçük, sadece 3.5 milyon nüfusu var.As I said, my country is tiny. Only 3.5 million people.
Nüfus bilimin incelediği konuların başında doğum, ölüm ve göç konusu bulunur.The classic topics in demography are uh, births, deaths and migration.
Japonya' nın ardından, nüfus tarafından en çok kullanılan ikinci ülkedir.Next to Japan, it's the second most represented by population.
Kendi yerel nüfuslarına baktılar.They looked at their local population.
Bu iki katı kadar zenci Amerikalı nüfus içinde temsil edilir.That's about twice as high as African-Americans are represented in the population.
Ekonomisini değiştirmedi, nüfus bileşenlerini değiştirmedi.It didn't change its economy. It didn't change the compositions of its population.
900 milyonluk nüfusuyla en kalabalık ikinci kıtadır aynı zamanda.It also is the second most populated continent, with 900 million people.
Nijerya, Afrika'da nüfusun en yoğun olduğu yerdir.The largest population in Africa is in Nigeria.
Nüfusun amacı kendi egonuzu inşaa etmek için değildir, veya kendi değerinizi.The purpose of influence is not to build your ego. Or your net worth.
Ve bu nedenle nüfusun amacı nüfus sahibi olmayanlar adına korkusuzca konuşmaktır.And so the purpose of influence is to speak up for those who have no influence. And I had to admit:
Ve üçüncü şey: nüfusunun bir sembolüdür.And the third thing: it's a symbol of his influence.
Bu dünyadaki en büyük ikinci nüfus.That's the second largest population in the world.
O nüfusun yarısının cinsiyeti yüzünden baskı altına alınması karşısında dehşete düşerdi.He'd be appalled at the repression of half the population because of their gender.
Benim okul çağımdan bu yana dünya nüfusu ikiye katlandı.The world population has doubled since I went to school.
Birçok şirket ekonomiyi büyüttü Batnın nüfusunu buraya taşıdılar.A lot of companies have happened to grow the economy, so the Western population moved over to here.
Ama en fakir ülkelerde nüfus artmaya devam ediyor.Here [among the poorest], population is growing.
Büyüklüğü de nüfusu.The size is population.
Büyüklüğü nüfusu.Size is population.
Ve bir nesildeki nüfus ikiye katlanacak.And the population will double in one generation.
Dünya nüfus artışını durdurabilecek tek şey çocukların sağ kalmasını sağlamak.It's only by child survival that we will stop population growth.
Yetişkin erkek nüfusunun sadece yüzde onu imzaladı.Only 10 percent of the adult male population signed.
Nüfusun yüzde 90'ından fazlası federal yoksulluk sınırının altında.More than 90 percent of the population lives below the federal poverty line.
40 yaş üstü nüfusun yüzde 50'si şeker hastalığından muzdarip.Fifty percent of the population over the age of 40 suffers from diabetes.
Dünyada yaşı ileri kadınlar en büyük nüfusa sahip.Older women are the largest demographic in the world.
Baloncuğun büyüklüğü ülkenin nüfusunu gösteriyor.The size of the bubble here is the population.
Nüfusları büyüyor ama başka bir şey yok.They have grown their population but not much more.
Kasabanın bu yıllardaki nüfusunu bulmuşlar. -And they just figure out the population of the town in each of those years.
Kasabanın 2016, 2018 ve 2020'deki nüfusunu tahmin etmek istiyorlar. -The town wants to estimate the population for 2015, 2018, and 2020.
Ancak bu yıllar için nüfusu tahmin ettiğimizde, bu yıllar gelecekte. -But when they estimate the population for these years, these years are in the future.
Bu yıllardaki nüfusun ne olacağını bilemezler. -They don't know what the population will be in those years.
Insanlığın nüfusu 9 milyara çıkacak.There are nine billion humans coming our way.
300 milyon nüfuslu bir ulusta, demokrasiyi sağlamak gürültülü,Democracy in a nation of 300 million can be noisy and
Bu enerjiyi kullanan insan nüfüsü katlanarak çoğaldı.And exploiting that energy, human populations multiplied.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod