Tom ve Mary numaraları değiş tokuş etti.Tom and Mary exchanged numbers.
Numaran bende var.I have your number.
Numarana sahibim.I have your number.
Tom kayıtsızlık numarası yapmaya çalıştı.Tom tried to feign indifference.
Bu kimin numarası?Whose number is this?
Fadıl, Leyla'yı aramak için başka bir numara kullandı.Fadil used another number to call Layla.
Fadıl numuneyi laboratuarına götürdü ve onu analiz etti.Fadil took the sample to his laboratory and analyzed it.
Hindistan kalabalık nüfuslu bir ülkedir.India is a populous country.
Fadıl, Leyla'nın dört numaralı kocasıydı.Fadil was Layla's husband number four.
Telefon numaramı kaybettim. Seninkini alabilir miyim?I lost my phone number. Can I have yours?
Sonuncu olmada bir numarayız!We're number one at being last!
Gençler yaşlanan nüfusun bedelini ödüyorlar.The young are paying the cost of an aging population.
Tom sadece numara yapıyor.Tom is just pretending.
Sihirbazlık numaraları sadece yanılsamadır.Magic tricks are merely illusions.
Sihirli numaralar yapabilirim.I can do magic tricks.
Sihirli bir numara görmek ister misin?Want to see a magic trick?
Japonya'nın nüfusu azalıyor.Japan's population is declining.
Lüksemburg Büyük Dükalığı 563.000 nüfusa sahiptir ve bunların %46'sı yabancıdır.The Grand-Duchy of Luxembourg has a population of 563,000 of which 46% are foreigners.
İşte benim kartım. E-posta adresimi ve telefon numaramı içeriyor.Here is my card. It contains my e-mail address and my phone number.
CEO'nun işbirliği yapma konusundaki isteksizliği bizi zor duruma soktu.The CEO's unwillingness to cooperate put us in a difficult position.
Tom bana telefon numarasını söylemezdi.Tom wouldn't tell me his phone number.
Tom'un telefon numarasını bile bilmiyorum.I don't even know Tom's phone number.
Yoksulluğun ortadan kaldırılması bir numaralı amacımız olmalıdır.Eradicating poverty must be our number one goal.
Hiç Uluslararası Uzay İstasyonu'nu gördün mü?Have you ever seen the International Space Station?
Tom'a senin telefon numaranı söylemedim.I didn't tell Tom your phone number.
1895'te Meksika nüfusunun yüzde 5'inden fazlası hala Nahuatl konuşuyordu.In 1895, more than 5 percent of the population of Mexico still spoke Nahuatl.
Leyla, Sami'nin numarasını sildi.Layla deleted Sami's number.
Tom eğleniyormuş numarası yaptı.Tom pretended that he was having a good time.
Tom Mary'nin telefon numarasını telefonundan sildi.Tom deleted Mary's number from his phone.
Tom ne yapacağını bilmiyormuş numarası yapıyordu.Tom pretended he didn't know what to do.
Tom, fizikte Nobel Ödülü'nü kazandıTom won a Nobel Prize in physics.
Tom beni görmemiş numarası yaptı.Tom pretended he didn't see me.
Tom mutlu numarası yaptı.Tom pretended to be happy.
Lütfen telefon numaranızı buraya yazın.Please write your telephone number here.
O sana telefon numarasını verdi mi?Did she give you her telephone number?
Leyla, Sami'nin üç numaralı karısıydı.Layla was Sami's wife number three.
Ouagadougou, Burkina Faso'nun başkentidir.Ouagadougou is the capital of Burkina Faso.
Herkes onun doğum gününü unutmuş numarası yapıyordu.Everyone pretended they forgot his birthday.
Tüm Sevgililer Günü'nü gerçekten Tom'la mı geçireceksin?Are you really going to spend all Valentine's Day with Tom?
Şükrangünü'nü Tom'la geçirmiyor musun?Aren't you spending Thanksgiving with Tom?
Tycho'nun evcil bir geyiği vardı.Tycho had a tame elk.
Tom'un telefon numarası nedir?What's Tom's phone number?
Picasso'nun sanat eserleri herhangi başka bir sanatçınınkinden daha sık çalınır.Picasso's art is stolen more frequently than that of any other artist.
Tom ve Mary, Sevgililer Günü'nü birlikte geçirdiler.Tom and Mary spent Valentine's Day together.
Tom, Mary ve John'un söylediklerini duymamış numarası yaptı.Tom pretended not to hear what Mary and John were saying.
37 numara giyerim.I wear a size 37.
Japon halkının nüfusu geçen yıla oranla en az 300.000 daha azdır.The population of Japanese people is at least 300,000 fewer than last year.
Lütfen bana bilet numaranızı söyleyin.Please tell me your ticket number.
Uzun bir kuyruk, bu yüzden bir numara almalısın.It's a long queue so you must take a number.
Mitzi, Bruno'nun onu sevdiğini düşündü, ama aslında sadece bunu onunla yapmak istedi.Mitzi thought Bruno loved her, but actually he just wanted to do it with her.
Bunun hakkında hiçbir şey bilmiyormuş numarası yaptım.I pretended I didn't know anything about that.
Keşke Tom'un telefon numarasını bilsem.I wish I knew Tom's telephone number.
Tom'un nüfuzlu biri olduğunu biliyorum.I know that Tom is influential.
Tom ve ben telefon numaralarını değiştirdik.Tom and I exchanged phone numbers.
Tom bize birkaç iskambil kâğıdı numarası gösterdi.Tom showed us a few card tricks.
Ben Bosto'nu da ziyaret ettim.I also visited Boston.
Tom'dan sana bir nüsha göndermesini rica edeceğim.I'll ask Tom to send you a copy.
Tom kasabanın en nüfuzlu kişisidir.Tom is the most influential person in town.
Fransızca konuşamıyormuş numarası yaptım.I pretended I couldn't speak French.
Tom ne numara peşinde?What's Tom trying to sell?