Ana içeriğe geç
Sözlük

nü ile cümle

nü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Onun telefon numaramı nasıl aldığını bilmiyorum.I don't know how she got my phone number.
Sen Tom'a benim telefon numaramı verdin mi?Did you give Tom my phone number?
Missouri'nin nüfusu hakkında bana ne söyleyebilirsin?What can you tell me about the population of Missouri ?
Tüm elli eyaletin kombine nüfusu nedir?What is the combined population of all 50 states ?
Boston Massachusetts'in nüfusu nedir?What is the population of Boston Massachusetts ?
En küçük devletin nüfus yoğunluğu nedir?What is the population density of the smallest state?
"İyi" "kötü"'nün karşıt anlamlı sözcüğü ve "uzun" "kısa"'nın karşıt anlamlı sözcüğüdür."Good" is the antonym of "bad" and "tall" is the antonym of "short."
O, arkadaşlarının telefon numaralarını kaybetti.He lost his friends' phone numbers.
Dostluğumuzu kestikten sonra onun numarasını ayırdım.I removed her number after severing our friendship.
Şehrin nüfusu üçte bir oranında düştü.The population of the city dropped by a third.
Kasabanın nüfusu üçte bir oranında düştü.The population of the town dropped by a third.
Köyün nüfusu üçte bir oranında düştü.The population of the village dropped by a third.
Ülkenin nüfusu üçte bir oranında düştü.The population of the country dropped by a third.
Bölgenin nüfusu üçte bir oranında düştü.The population of the region dropped by a third.
O, onu görmezden gelmiş numarası yaptı.She pretended to ignore him.
Mary yüzünü yana çevirdi ve Kate görmezden gelmiş numarası yaptı.Mary looked away and pretended to ignore Kate.
Bu kimin telefon numarası?Whose phone number is this?
Tom, Mary'nin telefon numarasını biliyor olabilir.Tom may know Mary's telephone number.
Tom rehberde Mary'nin telefon numarasını buldu.Tom found Mary's phone number in the phone book.
Bizans İmparatorluğu'nun tarihi 1058 yılına kadar uzanır.The history of the Byzantine Empire spans 1058 years.
Senin için numaraya bakacağım.I'll look up the number for you.
Bu ülkenin yaşlanan bir nüfusu var.This country has an aging population.
Uyumlu davranıyor numarası yaptım.I pretended to play along.
İran'ın nükleer silahları yoktur.Iran doesn't have nuclear weapons.
Şehirlerin nüfus yoğunluğu kırsal kesimlerden daha fazla.Cities are more densely populated than rural areas.
Çok masummuşun numarası yapma.Don't pretend you're so innocent.
Onun numarasını istemek için cesaretim olup olmadığını bilmiyorum.I don't know if I have the courage to ask for her number.
Tom'un telefon numaramı nasıl aldığını bilmiyorum.I don't know how Tom got my phone number.
Tom her zaman 1 numara olmak istedi.Tom has always wanted to be No. 1.
Kanada'nın en soğuk yeri Nunavut'taki araştırma üssü Eureka'dır.The coldest place in Canada is the research base Eureka, in Nunavut.
Tom numarayı tanımadı.Tom didn't recognize the number.
Tom bana bir sihirbazlık numarası gösterdi.Tom showed me a magic trick.
Tom, kendisinin ve Mary'nin Noel Günü'nü birlikte geçireceğini söylüyor.Tom says that he and Mary will spend Christmas Day together.
Nüfusumuz katlanarak büyüyor.Our population is growing exponentially.
Sosyal güvenlik numaranız nedir?What's your social security number?
Nükleer silahlara karşıyız.We're against nuclear weapons.
Tom bir nükleer santralde çalışır.Tom works at a nuclear plant.
Tom'un numaraları yanlış.Tom's numbers are incorrect.
Yanlış numaraya sahip olmalısın.You must have the wrong number.
Numara şaşırtıcıydı.The number was staggering.
Tom uyuyormuş numarası yaptı.Tom appeared to be sleeping.
Tom nufuzlu arkadaşları olan biri.Tom is well connected.
Bu kapıyı plaja açmak için erişim numarası nedir?What is the access number to open this gate to the beach?
Mary kollarını Tom'nun boynuna attı.Mary threw her arms around Tom's neck.
Sipariş numaramı unuttum.I forgot my order number.
Hesap numaramı unuttum.I forgot my account number.
2015 numarası ikili olarak 11111011111 olarak gösterilir.The number 2015 is represented as 11111011111 in binary.
Mary telefon numarasını yazdı ve Tom'a verdi.Mary wrote down her phone number and gave it to Tom.
Tom telefon numarasını yazdı.Tom wrote down his phone number.
Bir acil telefon numarasına ihtiyacımız var.We need an emergency phone number.
Sihirbazlar hapishane nüfusundan ayrıldı ve şafak vaktinde vuruldu.The magicians were segregated from the prison population and shot promptly at dawn.
Bu otobüsteki numarayı sevmiyorum.I don't like the number on this bus.
Acil durum numarası nedir?What is the emergency number?
Tom'a Mary'nin telefon numarasını veren ben değildim.I wasn't the one who gave Tom Mary's phone number.
Bana bir sihir numarası daha gösterebilir misin?Can you show me another magic trick?
Işık kirliliği, dünyadaki insanların üçte birinin Samanyolu'nu görmelerini engeller.Light pollution prevents a third of the people on Earth from seeing the Milky Way.
Işık kirliliği, insanlığın üçte birinin Samanyolu'nu görmesini engeller.Light pollution prevents a third of humanity from seeing the Milky Way.
Onun numarasını sordun mu?Did you ask him his number?
17 numaralı odada acil bir durumumuz var.We have an emergency in room 17.
Fadil ve Dania o aynı gece numaralarını değiştirdiler.Fadil and Dania exchanged their numbers that same night.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod