Bayan Bennet’e ise üç kızını evlendirmiş olmanın mutluluğunu yaşamak düşer.Gospe Bennet je najpomembnejša stvar v življenju da poroči svojih pet hčera.
Ama genellikle duygusal varoluşun mutluluğu ile ilişkilidir.Pogosto je prisoten občutek čustvene povezanosti s skupino.
Mutluluğu başka yerlerde arar.Zloba si poišče zaveznike kjerkoli.
Ayrıca "Hekimoğlu", Lale Akad'ın "Elveda Mutluluğum Hoşgeldin Acılarım" şarkısı ile beraber yayınlandı.V pop kulturi tudi še vedno odmeva njena interpretacija rojstnodnevnevne pesmi »Vse najboljše, g. predsednik«.
Ama bu mutluluğu uzun sürmez.Njihova sreča ni trajala dolgo.
Buğday bereketin ve bolluğun. şeker ise tatlı bir ömrün ve mutluluğun simgesidir.Koruzna snet je gliva, ki je mlada užitna, njeno meso pa je sladkasto in aromatično.
Mutluluğu temsil eder.Apie gyvenimo džiaugsmus.
Mutluluğu başka yerlerde arar.Jautė, kad jo vieta yra kitur.
Mutluluğun subjektif ve ölçülmesi zor olması sebebiyle genellikle diğer verilere daha çok önem verilir.Kuid kuna õnn on subjektiivne ja seda on raske mõõta, eelistatakse üldiselt teisi meetmeid kasutada.
Ama genellikle duygusal varoluşun mutluluğu ile ilişkilidir.Enamasti on see seotud positiivsete emotsioonidega.
Bayan Bennet’e ise üç kızını evlendirmiş olmanın mutluluğunu yaşamak düşer.Eriti solvab tema käitumine Bennetite viiest abiellumiseas tütrest koosnevat perekonda.
20'li 30'lu yaşlara gelindiğinde ise mutluluğu zaptetmeyi öğreniyorsunuz.그래서 제 생각에는 20대 30대에 일어나는 일의 하나는 여러분들이 자신의 행복을 한정짓는 것을 배우기 시작한다는 것입니다.
20'li 30'lu yaşlara gelindiğinde ise mutluluğu zaptetmeyi öğreniyorsunuz.A čo sa nám stane, keď máme vyše 20, 30 rokov, je, že sa naučíme chrániť si svoje šťastie.
20'li 30'lu yaşlara gelindiğinde ise mutluluğu zaptetmeyi öğreniyorsunuz.A jedna z věcí, které se pak dějí, když je vám dvacet nebo třicet, je to, že se naučíte své štěstí chránit.
20'li 30'lu yaşlara gelindiğinde ise mutluluğu zaptetmeyi öğreniyorsunuz.És a körülményektől függően, úgy a 20-as 30-as éveinkben, megtanuljuk határok közé szorítani boldogságunkat.
20'li 30'lu yaşlara gelindiğinde ise mutluluğu zaptetmeyi öğreniyorsunuz.Mislim, da v dvajsetih in tridesetih letih ljudje pričnemo svojo srečo omejevati.
20'li 30'lu yaşlara gelindiğinde ise mutluluğu zaptetmeyi öğreniyorsunuz.Şi parte a ce se întâmplă, cred, când ai 20-30 de ani, este că începi să înveţi să-ţi îngrădeşti fericirea.
20'li 30'lu yaşlara gelindiğinde ise mutluluğu zaptetmeyi öğreniyorsunuz.Wat er gebeurt als je 20 of 30 bent, is dat je je geluk leert in te dekken.
20'li 30'lu yaşlara gelindiğinde ise mutluluğu zaptetmeyi öğreniyorsunuz.Y parte de lo que sucede, creo, a los 20 ó 30 años es que uno empieza a aprender a regular la felicidad.
20'li 30'lu yaşlara gelindiğinde ise mutluluğu zaptetmeyi öğreniyorsunuz.И, я думаю, отчасти, начиная с возраста 20 и 30 лет вы учитесь "хеджировать" ощущение счастья.
20'li 30'lu yaşlara gelindiğinde ise mutluluğu zaptetmeyi öğreniyorsunuz.Почасти саме у віці між 20 і 30 роками, я думаю, ви вчитеся ухилятися від відчуття щастя.
20'li 30'lu yaşlara gelindiğinde ise mutluluğu zaptetmeyi öğreniyorsunuz.וחלק ממה שקורה, אני חושב בשנות העשרים השלושים, הוא שאתה מתחיל ללמוד להגביל את האושר שלך.
20'li 30'lu yaşlara gelindiğinde ise mutluluğu zaptetmeyi öğreniyorsunuz.واعتقد ان ما يحدث في العشرينات والثلاثينات من العمر ان الانسان يتعلم كيف " يولف سعادته "
20'li 30'lu yaşlara gelindiğinde ise mutluluğu zaptetmeyi öğreniyorsunuz.幸福に保険をかけることを覚えることです 気づくのです
Acılarımız ve aynı zamanda mutluluğumuz da olamazdı.No tendríamos dolores, pero tampoco alegrías.
Acılarımız ve aynı zamanda mutluluğumuz da olamazdı.Chúng ta không biết thế nào là đau đớn, nhưng cũng không biết thế nào là vui vẻ.
Acılarımız ve aynı zamanda mutluluğumuz da olamazdı.Kita tidak mengalami rasa sakit, tetapi tidak juga kegembiraan
Acılarımız ve aynı zamanda mutluluğumuz da olamazdı.고통도, 기쁨도,
Acılarımız ve aynı zamanda mutluluğumuz da olamazdı.N-am avea nici dureri, dar nici bucurii
Acılarımız ve aynı zamanda mutluluğumuz da olamazdı.Não teríamos dores, mas também não teríamos alegrias.
Acılarımız ve aynı zamanda mutluluğumuz da olamazdı.Nebyla by sice bolest, ale ani radost.
Acılarımız ve aynı zamanda mutluluğumuz da olamazdı.Nemali by sme bolesti, ale ani potešenia.
Acılarımız ve aynı zamanda mutluluğumuz da olamazdı.Nem lenne fájdalmunk, ám örömünk sem.
Acılarımız ve aynı zamanda mutluluğumuz da olamazdı.Nie mielibyśmy żadnych smutków, ani radości.
Acılarımız ve aynı zamanda mutluluğumuz da olamazdı.Non proveremmo dolore, ma nemmeno gioia.
Acılarımız ve aynı zamanda mutluluğumuz da olamazdı.Nous ne sentirions ni douleur, ni joie.
Acılarımız ve aynı zamanda mutluluğumuz da olamazdı.We zouden geen pijn, maar ook geen vreugde kennen.
Acılarımız ve aynı zamanda mutluluğumuz da olamazdı.Wir hätten keine Schmerzen, aber auch keine Freuden.
Acılarımız ve aynı zamanda mutluluğumuz da olamazdı.Δεν θα είχαμε κανένα πόνο αλλά και καμία χαρά.
Acılarımız ve aynı zamanda mutluluğumuz da olamazdı.Мы бы не испытывали боли, но и радости в жизни не было бы.
Acılarımız ve aynı zamanda mutluluğumuz da olamazdı.Не мали б ніякого болю, але й ніякої радості.
Acılarımız ve aynı zamanda mutluluğumuz da olamazdı.Нямаше да изпитваме болки, но също и радости.
Acılarımız ve aynı zamanda mutluluğumuz da olamazdı.לא היינו חווים שום סבל, אך גם שום שמחה.
Acılarımız ve aynı zamanda mutluluğumuz da olamazdı.لن يكون لدينا آلام, ولا افراح
Acılarımız ve aynı zamanda mutluluğumuz da olamazdı.愛を手に入れる術もなく
Ama anımsayan benliğin mutluluğu derseniz bu tamamen farklı bir şey.Ak sa opýtate na šťastie z pohľadu spomienkového JA, je to niečo úplne iné.
Ama anımsayan benliğin mutluluğu derseniz bu tamamen farklı bir şey.Als je vraagt naar het geluk van het herinnerende ik is dat een totaal andere zaak.
Ama anımsayan benliğin mutluluğu derseniz bu tamamen farklı bir şey.Bila kalian bertanya tentang kebahagiaan dalam sisi yang mengingat akan menjadi suatu hal yang sangat berbeda.
Ama anımsayan benliğin mutluluğu derseniz bu tamamen farklı bir şey.Ha az emlékező én boldogságát kérdezzük, az egy teljesen más dolog.
Ama anımsayan benliğin mutluluğu derseniz bu tamamen farklı bir şey.Hvis man spørger til det erindrende selvs lykke, er det en helt anderledes størrelse.
Ama anımsayan benliğin mutluluğu derseniz bu tamamen farklı bir şey.În schimb, fericirea sinelui memoriei, este un lucru complet diferit.
Ama anımsayan benliğin mutluluğu derseniz bu tamamen farklı bir şey.Jos kysyy muistavan minuuden onnellisuudesta, se on täysin eri asia.
Ama anımsayan benliğin mutluluğu derseniz bu tamamen farklı bir şey.Když se budete ptát na štěstí pamatujícího já, jde o naprosto odlišnou věc.
Ama anımsayan benliğin mutluluğu derseniz bu tamamen farklı bir şey.기억하는 주체의 행복에 대해 물으신다면, 이것은 전혀 다른 이야기 입니다.
Ama anımsayan benliğin mutluluğu derseniz bu tamamen farklı bir şey.Nếu bạn muốn nói đến sự hạnh phúc của ký ức, thì nó là một điều hoàn toàn khác.
Ama anımsayan benliğin mutluluğu derseniz bu tamamen farklı bir şey.Om ni undrar över lyckan hos självet som minns är det en helt annan sak.
Ama anımsayan benliğin mutluluğu derseniz bu tamamen farklı bir şey.Se domandate della felicità del sè che ricorda, è una cosa completamente diversa.
Ama anımsayan benliğin mutluluğu derseniz bu tamamen farklı bir şey.Se questionarem sobre a felicidade do eu que recorda, isso, é algo completamente diferente.
Ama anımsayan benliğin mutluluğu derseniz bu tamamen farklı bir şey.Si te preguntas por la felicidad del yo que recuerda, es una cosa totalmente diferente.
Ama anımsayan benliğin mutluluğu derseniz bu tamamen farklı bir şey.Si vous réfléchissez sur le bonheur du "moi des souvenirs", c'est une toute autre histoire.